yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

AYM’den Rekabet ve Ticaret Kanununda Kısmi İptal Kararları

Giriş ve Olayın Özeti

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye hukuk gündemine oturan önemli bir karar daha imza attı. 2024/146 Esas ve 2026/50 Karar sayılı bu kararla, 23/5/2024 tarihli ve 7511 sayılı Türk Ticaret Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un çeşitli maddelerine ilişkin Anayasa’ya aykırılık iddiaları değerlendirildi. Özellikle Rekabetin Korunması Hakkında Kanun, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu ve Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da yapılan değişiklikleri mercek altına alan AYM, bazı hükümleri iptal ederken, bazılarına yönelik iptal taleplerini ise reddetti. Bu karar, idarenin kanuniliği, yasama yetkisinin devredilmezliği ve temel hak ve özgürlüklerin sınırlandırılması ilkeleri açısından kritik değerlendirmeler içermektedir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Rekabet Kurumu Personel Kadroları Hakkında Yetki Devri (4054 SK m.34)

7511 sayılı Kanun’un 3. maddesiyle 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkında Kanun’un 34. maddesinin yeniden düzenlenen üçüncü fıkrasında yer alan "…Kurul kararıyla yapılır." ibaresi Anayasa Mahkemesi tarafından Anayasa’ya aykırı bulundu ve iptal edildi. Karara göre, Rekabet Kurumu’ndaki dolu kadrolarda derece değişikliği ile boş kadrolarda sınıf, unvan ve derece değişikliklerinin Kurul kararıyla yapılmasına imkan tanıyan bu düzenleme, yasama yetkisinin devredilmezliği (Anayasa m.7) ve idarenin kanuniliği (Anayasa m.123) ilkeleriyle bağdaşmamaktadır. AYM, daha önceki bir iptal kararının ardından yapılan bu düzenlemenin de Kurumun hizmet birimleri ve görevleri ile kadro düzenlemelerine ilişkin temel ilkeleri kanunla belirleme gerekliliğini karşılamadığına hükmetti. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.

Rekabet Soruşturmalarında Taraflara Bildirim Usulü (4054 SK m.43)

AYM, 7511 sayılı Kanun’un 4. maddesiyle 4054 sayılı Kanun’un 43. maddesinin değiştirilen ikinci fıkrasının iptali talebini oybirliğiyle reddetti. Bu düzenleme, Rekabet Kurulunun başlattığı soruşturmaları 15 gün içinde ilgili taraflara bildirmesini ve iddiaların türü ve niteliği hakkında yeterli bilgiyi göndermesini öngörmekteydi. Mahkeme, bu kuralın hukuki belirlilik ilkesine aykırı olmadığını, soruşturma sürecinde taraflara savunma hakkı ve delil sunma imkanı tanındığını, dolayısıyla kanun koyucunun takdir yetkisi kapsamında kamu yararı amacı taşıdığını ve Anayasa’nın 2. maddesine aykırı olmadığını belirtti.

Ürün İhtisas Borsaları Garanti Fonu Düzenlemesi (5174 SK m.53)

7511 sayılı Kanun’un 6. maddesiyle 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 53. maddesinin değiştirilen altıncı fıkrasının üçüncü cümlesinde yer alan "…Bakanlık tarafından çıkarılacak yönetmelikle belirlenir." ibaresi Anayasa’ya aykırı bulunarak iptal edildi. Bu düzenleme, ürün ihtisas borsalarında gerçekleştirilen işlemlerden doğan yükümlülüklerin yerine getirilmesini ve zararların tazminini sağlamak için alınacak teminatların ve oluşturulacak garanti fonunun kuruluş, işletim, kullanım ve katılımcılarına ilişkin usul ve esasların Bakanlık yönetmeliğiyle belirlenmesini öngörüyordu. AYM, bu hususlara ilişkin temel ilke ve esasların kanunda düzenlenmemesi nedeniyle, yürütme organına sınırları ve kapsamı belirsiz bir yetki tanınmasının yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesine (Anayasa m.7) aykırı olduğuna karar verdi. İptal hükmü, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girecektir.

Tüketici Reklamlarında İçeriğin Çıkarılması ve/veya Erişimin Engellenmesi (6502 SK m.63 ve m.77)

Anayasa Mahkemesi, 7511 sayılı Kanun’un 18. maddesiyle 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 63. maddesinin (1) numaralı fıkrasına eklenen "…ya da içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı…" ibaresi ile 19. maddesiyle anılan Kanun’un 77. maddesinin (12) numaralı fıkrasının değiştirilen beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci ve dokuzuncu cümlelerinin iptali taleplerini oybirliğiyle reddetti. Bu düzenlemeler, Reklam Kurulu’na internet ortamındaki ticari reklamlarda tespit edilen aykırılıklar için içeriğin çıkarılması ve/veya erişimin engellenmesi kararı verme yetkisi tanımaktaydı. AYM, önceki bir iptal kararının gerekçelerini dikkate alarak yapılan bu yeni düzenlemelerin, ifade özgürlüğü (Anayasa m.26) ve teşebbüs özgürlüğüne (Anayasa m.48) getirilen sınırlamanın kanunilik, meşru amaç, demokratik toplum düzeninin gerekleri ve ölçülülük ilkelerine (Anayasa m.13) uygun olduğunu tespit etti. Özellikle, erişimin engellenmesinden önce içeriğin çıkarılmasına yönelik bildirim ve süre tanınması gibi aşamalı bir sürecin öngörülmesi, sınırlamanın orantılılığını sağlamıştır.

Yorum

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, Türkiye’deki yasal düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğu ve temel hak-özgürlükler dengesi açısından önemli mesajlar vermektedir. Rekabet Kurumu personelinin kadro değişiklikleri ile ürün ihtisas borsalarındaki garanti fonu düzenlemelerinde yasama yetkisinin devredilmezliği ilkesinin vurgulanması, idareye tanınan düzenleme yetkilerinin kanunla net bir çerçeveye oturtulması gerekliliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Bu iptal kararları, ilgili kamu kurumları için yeni yasal düzenlemeler yapma ihtiyacını doğuracaktır. Özellikle mali sorumluluk ve güvence fonları gibi kritik konularda kanun koyucunun temel esasları bizzat belirlemesi, hukuki güvenlik ve istikrar açısından elzemdir.

Öte yandan, Rekabet Kurumu’nun soruşturma süreçlerindeki bildirim usulünün ve Tüketicinin Korunması Kanunu’ndaki online reklam denetimi yetkilerinin Anayasa’ya uygun bulunması, devletin piyasaları düzenleme ve tüketiciyi koruma görevini çağın gereklerine uygun olarak yerine getirme çabasını desteklemektedir. Reklam Kurulu’na verilen internet içeriği kaldırma ve erişim engelleme yetkisinin, aşamalı ve orantılı bir yaklaşımla düzenlenmesi, ifade ve teşebbüs özgürlükleri ile tüketici hakları arasındaki hassas dengeyi koruma adına atılmış önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir. Bu, dijitalleşen dünyada hukuki denetimin nasıl adapte edilmesi gerektiği konusunda AYM’nin yol gösterici bir rol üstlendiğini göstermektedir.

Karar Künyesi

  • Esas Sayısı: 2024/146
  • Karar Sayısı: 2026/50
  • Karar Tarihi: 26/2/2026
  • R.G.Tarih-Sayı: 14/5/2026-33253

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR