Asliye Ticaret Mahkemesi Davaları

Günümüzün karmaşık ve dinamik ticari hayatında, işletmelerin ve bireylerin karşılaştığı hukuki sorunların hızlı, etkin ve profesyonel bir şekilde çözümlenmesi hayati önem taşır. Ticaret hukuku, üretim, değişim ve tüketim aşamalarındaki ticari faaliyetleri düzenleyen, kendine has katı şekil kuralları ve uzmanlık gerektiren bir hukuk dalıdır. Bu noktada, ticari uyuşmazlıkların çözüm merkezi olan Asliye Ticaret Mahkemeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 5. maddesi uyarınca ticari davalar ve ticari nitelikteki çekişmesiz yargı işlerine bakmakla görevli ihtisas (uzmanlık) mahkemeleridir.

Uzman hukuk kadromuzla, ticari itibarınızı korumak, finansal risklerinizi minimize etmek ve şirketinizin hukuki altyapısını güvence altına almak amacıyla Asliye Ticaret Mahkemesi davalarında üst düzey temsil hizmeti sunmaktayız. Bu sayfamızda, ticari dava kavramının ne anlama geldiğini, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev ve yetki alanlarını, zorunlu arabuluculuk süreçlerini ve bu mahkemelerde görülen başlıca dava türlerini derinlemesine inceleyeceğiz.

Ticari Dava Nedir? (Mutlak ve Nispi Ticari Davalar)

Bir davanın “ticari dava” olarak nitelendirilmesinin en önemli sonucu, o davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi ve ticaret hukukuna özgü usul kurallarına tabi olmasıdır. Türk Ticaret Kanunu, ticari davaları temel olarak iki kategoriye ayırır: Mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar.

1. Mutlak Ticari Davalar

Tarafların tacir olup olmadığına veya uyuşmazlığın bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın, kanun gereği doğrudan ticari dava sayılan uyuşmazlıklardır. TTK’nın 4. maddesinin 1. fıkrasında sınırlı olarak sayılan bu davalar şunlardır:

  • Türk Ticaret Kanunu’nda düzenlenen tüm hususlar (Şirketler hukuku, kıymetli evrak, taşıma hukuku, deniz ticareti ve sigorta hukuku).
  • Türk Borçlar Kanunu’nda (TBK) yer alan malvarlığının veya işletmenin devralınması, işletmelerin birleşmesi, rekabet yasağı, yayın sözleşmesi, kredi mektubu, komisyon sözleşmesi, ticari temsilciler ve ticari vekiller ile saklama sözleşmelerinden doğan davalar.
  • Fikri mülkiyet hukukuna dair mevzuattan kaynaklanan davalar.
  • Bankalar, diğer kredi kuruluşları, finansal kurumlar ve ödünç para verme işlerine ilişkin düzenlemelerden doğan davalar.
  • Kooperatifler Kanunu, İcra ve İflas Kanunu (Örn: İflas davası), Finansal Kiralama Kanunu gibi özel kanunlarda açıkça ticari dava olduğu belirtilen uyuşmazlıklar.

2. Nispi Ticari Davalar

Kanunda mutlak ticari dava olarak sayılmayan ancak her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve her iki tarafın da tacir olduğu hukuk davaları nispi ticari davadır. Bir davanın nispi ticari dava sayılabilmesi için bu iki şartın (her iki tarafın tacir olması ve işin her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması) birlikte gerçekleşmesi zorunludur. Sadece bir taraf için ticari iş niteliğinde olan bir uyuşmazlık, doğrudan o davayı ticari dava yapmaz. Ancak havale, vedia (saklama) ve fikir ve sanat eserlerine ilişkin haklardan doğan davalar, taraflardan yalnızca birinin ticari işletmesini ilgilendirse dahi ticari dava kabul edilir.

Ticari Davalarda Dava Şartı “Zorunlu Arabuluculuk”

7155 sayılı Kanun ile Türk Ticaret Kanunu’na eklenen 5/A maddesi uyarınca; konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı hâline getirilmiştir.

İtirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları gibi paranın ödenmesi veya borcun tespiti konulu uyuşmazlıklarda da arabuluculuk zorunludur. Davacı, arabuluculuk süreci sonunda anlaşmaya varılamadığına dair “son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini” dava dilekçesine eklemek zorundadır. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açılması hâlinde mahkeme, herhangi bir usuli işlem yapmaksızın davayı dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddedecektir.

Asliye Ticaret Mahkemesinin Görev Alanına Giren Başlıca Dava Türleri

Hukuk büromuz, Asliye Ticaret Mahkemelerinin görev alanına giren ve aşağıda detaylandırılan tüm ticari uyuşmazlıklarda stratejik hukuki danışmanlık ve dava takip hizmeti sağlamaktadır.

1. İcra ve İflas Hukuku Kaynaklı Ticari Davalar

İtirazın İptali Davası

Geçerli bir ilamsız icra takibine karşı borçlunun yasal süresi (7 gün) içinde itiraz ederek takibi durdurması üzerine, alacaklının duran takibi devam ettirmek amacıyla açtığı eda davasıdır. Bu davanın, borçlunun itirazının alacaklıya tebliğinden itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması zorunludur. Ticari nitelikteki itirazın iptali davalarında görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemeleridir. Davanın alacaklı lehine sonuçlanması durumunda, borçlu itirazında haksız ve alacak “likit” (belirlenebilir) ise, talep üzerine borçlu aleyhine alacağın %20’sinden aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilir.

Menfi Tespit Davası

Gerçekte var olmayan bir borç, geçersiz bir hukuki ilişki veya ödenmiş bir borç nedeniyle icra tehdidi altında olan borçlunun, “borçlu olmadığının tespiti” amacıyla açtığı davadır. İcra takibinden önce veya takip sırasında açılabilir. Menfi tespit davası açmak doğrudan icra takibini durdurmaz; ancak mahkemeden alınacak bir ihtiyati tedbir kararı ile icra veznesine yatırılacak paranın alacaklıya ödenmesi (genellikle %15 teminat karşılığında) durdurulabilir. Dava borçlu lehine sonuçlanırsa ve alacaklının kötü niyetli olduğu ispatlanırsa, alacaklı aleyhine %20 oranında kötü niyet tazminatına hükmedilir.

İstirdat (Geri Alım) Davası

İcra takibine süresinde itiraz etmeyen veya itirazı kaldırılan borçlunun, aslında borçlu olmadığı bir parayı haciz tehdidi altında icra dosyasına ödemek zorunda kalması hâlinde, ödediği bu parayı geri almak için açtığı davadır. Bu davanın, paranın icra dosyasına tamamen ödendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre içinde açılması şarttır. Menfi tespit davası devam ederken borcun ödenmesi durumunda, dava kendiliğinden istirdat davasına dönüşür. İstirdat davasında İİK m. 72 uyarınca ayrıca bir tazminata (kötüniyet tazminatı vb.) hükmedilmez.

Borçtan Kurtulma Davası

Kambiyo senetlerine (çek, senet, poliçe) veya belgelere dayalı takiplerde, borçlunun itirazının İcra Mahkemesince “geçici olarak kaldırılmasına” karar verilmesi üzerine, borçlunun açtığı acil durum davasıdır. İcra mahkemesinin kararının tefhim veya tebliğinden itibaren 7 gün içinde açılması gerekir. Bu davanın dinlenebilmesi için borçlunun, dava konusu alacağın %15’i oranında teminatı ilk duruşma gününe kadar mahkeme veznesine depo etmesi zorunludur; aksi takdirde dava dava şartı yokluğundan reddedilir.

2. Şirketler Hukuku Davaları

Asliye Ticaret Mahkemeleri, ticaret şirketlerinin (Anonim, Limited, Kollektif, Komandit, Kooperatif) iç işleyişine ve ortaklar arası uyuşmazlıklara bakmakla kesin yetkilidir. Bu uyuşmazlıklar şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesinde görülür.

  • Genel Kurul Kararlarının İptali Davası: Anonim ve limited şirketlerde, kanuna, esas sözleşmeye veya dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararlarının iptali için, kararın alındığı tarihten itibaren 3 ay içinde şirket merkezinin bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde açılan davalardır. Bu davalarda basit yargılama usulü uygulanır.
  • Yönetim Kurulu Üyelerinin Sorumluluğu Davası: Kurucuların, yönetim kurulu üyelerinin ve yöneticilerin kanundan veya esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal etmeleri sonucu şirketi, ortakları veya alacaklıları zarara uğratmaları hâlinde açılan tazminat davalarıdır. Sorumluluk davası, zararın ve sorumlunun öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıl ve her hâlde fiilin meydana geldiği tarihten itibaren 5 yıllık zamanaşımı süresine tabidir. Bu davanın açılabilmesi için kural olarak şirket genel kurulunda karar alınması (dava şartı) gereklidir.
  • Limited Şirketlerde Çıkma ve Çıkarılma Davaları: Limited şirketlerde bir ortağın haklı nedenlere dayanarak şirketten çıkmak istemesi veya şirketin haklı nedenlerle bir ortağı şirketten çıkarmak (ihraç etmek) istemesi üzerine açılan davalardır. Çıkan veya çıkarılan ortağa, ayrıldığı tarih itibarıyla şirket özvarlığının gerçek rayiç değeri üzerinden hesaplanacak “ayrılma payı” ödenmek zorundadır.

3. Ticari Sözleşmelerden Kaynaklanan Davalar

  • Ticari Satış ve Alacak Davaları: Tacirler arası her türlü yurt içi veya yurt dışı mal ve hizmet alım-satım sözleşmelerinden, fatura ve cari hesap ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar Asliye Ticaret Mahkemelerinde çözümlenir. Malın teslim edildiğinin ispatı fatura, sevk irsaliyesi, teslim belgeleri veya ticari defter kayıtları ile sağlanır.
  • Banka Kredi Sözleşmeleri: Genel kredi sözleşmeleri, nakdi ve gayrinakdi kredilerin tahsili, kredi kartı sözleşmeleri (tacirler için), kefaletin geçerliliği ve temerrüt faizi oranlarının belirlenmesi konularındaki menfi tespit, istirdat ve itirazın iptali davalarıdır.
  • Finansal Kiralama (Leasing) ve Faktoring Davaları: Finansal kiralama sözleşmesinde malın mülkiyeti kiralayanda (finansör) kalmak üzere kullanım hakkının kiracıya devredilmesinden doğan fesih, malın iadesi ve kira bedeli alacağı davaları. Faktoring sözleşmelerinde ise faturalı ve vadeli alacakların temlikinden doğan uyuşmazlıklar ticari davadır.

4. Taşıma Hukuku (Zıya, Hasar ve Gecikme) Davaları

Yurt içi ve yurt dışı eşya veya yolcu taşımalarından (CMR Konvansiyonu, TTK Taşıma Hukuku) kaynaklanan uyuşmazlıklar Asliye Ticaret Mahkemesinin görev alanındadır. Taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde eşyanın zıyaından (kaybolmasından), hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan kural olarak sorumludur. Ödenecek tazminat, eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanır. Taşıma hukukunda taşıyıcının sınırlı sorumluluk (Özel Çekme Hakkı – SDR) kuralı geçerlidir; ancak taşıyıcının kasten veya pervasızca hareketi (ağır kusuru) ispatlanırsa bu sınırlamalar ortadan kalkar.

5. Fikri ve Sınai Haklar (Marka Hükümsüzlüğü) Davaları

Markaların Korunması Hakkında KHK ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu uyarınca; tescil edilmiş bir markanın, daha önceden tescilli bir marka ile aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması, karıştırılma (iltibas) ihtimali bulunması veya kötü niyetle tescil edilmesi hâllerinde “Markanın Hükümsüzlüğü ve Sicilden Terkini” davası açılır. Görevli mahkeme Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemeleridir; ancak bu mahkemelerin bulunmadığı yerlerde davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri, bu sıfatla bakar. Ancak marka haklarına tecavüz ve haksız rekabet ticari nitelikteki uyuşmazlıklarla çok sıkı bir ilişki içindedir.

6. İflas ve Konkordato Davaları

  • İflas Davaları: İflasa tabi olan tacirler ve sermaye şirketleri hakkında açılacak iflas davası, mutlaka borçlunun muamele merkezinin (şirket merkezinin) bulunduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde açılır. İflas davası mutlak ticari davadır ve yetki sözleşmesi ile yetki değiştirilemez. İflas talebi mahkemece ilan edilir ve diğer alacaklıların müdahalesine olanak tanınır.
  • Konkordato ve İflasın Ertelenmesi: Vadesi geldiği hâlde borçlarını ödeyemeyen veya ödeyememe tehlikesi altında bulunan şirketlerin, iflastan kurtulmak ve mali durumlarını düzeltmek amacıyla Asliye Ticaret Mahkemesinden “konkordato mühleti” (geçici ve kesin mühlet) talep ettiği süreçlerdir. Geçici mühlet kararı en fazla 5 ay, kesin mühlet ise kural olarak 1 yıl (gerekirse 6 ay uzatmalı) olarak verilir. Bu süreçte borçlu aleyhine hiçbir icra takibi yapılamaz, yapılmış takipler durur ve rehinli malların satışı engellenir.

7. Kıymetli Evrakın Ziyaı Nedeniyle İptali Davası

Çek, poliçe ve bono (emre yazılı senet) gibi kambiyo senetlerinin çalınması, kaybolması veya yanma/yırtılma gibi nedenlerle zayi olması hâlinde, senet üzerindeki hakkın korunması için açılan davadır. Bu bir ticari çekişmesiz yargı işi olup görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. Mahkeme, senedin vadesi gelmişse bedelinin mahkeme veznesine depo edilmesine, ayrıca senedin ödenmesinin yasaklanmasına (ödeme yasağı kararı) karar verir. Ticaret Sicili Gazetesinde yapılacak ilanlarla (6 aydan az olmamak üzere süre verilerek) senedin ibrazı istenir, ibraz edilmezse mahkemece kıymetli evrakın iptaline karar verilir ve hak sahibi hakkını senetsiz olarak da talep edebilir hâle gelir.

Asliye Ticaret Mahkemelerinde Yargılama Usulü, Yetki ve Heyet Yapısı

Yargılama Usulü

Asliye Ticaret Mahkemelerinde kural olarak “yazılı yargılama usulü” uygulanır. Ancak; miktar veya değeri 1.000.000 TL’yi (güncel yasal sınırlara göre artırılan tutarları) geçmeyen ticari davalarda, şirketler hukukundan kaynaklanan genel kurul iptali, yönetici sorumluluğu, şirketin feshi gibi davalarda ve kıymetli evrak iptali gibi çekişmesiz yargı işlerinde basit yargılama usulü tatbik edilmektedir. Basit yargılama usulünde dilekçe aşaması (dava ve cevap dilekçesi) daha kısadır, cevaba cevap ve ikinci cevap dilekçesi verilmez; süreç daha hızlı sonuçlandırılır.

Heyet Hâlinde Yargılama

5235 sayılı Kanun uyarınca, Asliye Ticaret Mahkemelerinde konusu parayla ölçülebilen ve dava değeri 500.000 TL’nin üzerinde olan davalar ile iflas, konkordato, genel kurul kararının iptali, yönetim kurulu sorumluluk davaları ve tahkim itirazları gibi önemli ticari davalara bir başkan ve iki üyeden oluşan mahkeme heyeti bakar. Diğer uyuşmazlıklar ise tek hâkim tarafından karara bağlanır.

Yetkili Mahkeme (Nerede Dava Açılır?)

Ticari davalarda kural olarak genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri (merkezi) mahkemesidir. Sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de yetkilidir. Şirket ortaklarının birbirlerine veya şirkete karşı açtığı şirketler hukuku davalarında şirket merkezinin bulunduğu yer mahkemesi “kesin yetkilidir”. Tacirler, aralarında yapacakları bir “Yetki Sözleşmesi” ile doğmuş veya doğacak uyuşmazlıklar için belirli bir yer mahkemesini (Örneğin: İstanbul Çağlayan Mahkemeleri) münhasıran yetkili kılabilirler.

Neden Uzman Bir Ticaret Avukatıyla Çalışmalısınız?

Ticaret Hukuku ve Asliye Ticaret Mahkemesi prosedürleri; hak düşürücü sürelerin kısalığı (örneğin itirazın iptalinde 1 yıl, borçtan kurtulmada 7 gün gibi), ispat yükünün karmaşıklığı (ticari defterlerin kesin delil niteliği) ve usul ekonomisinin katılığı sebepleriyle sıfır hata toleransı gerektirir. Senedin şekil şartlarındaki ufak bir eksiklik, ticaret siciline tescil ve ilan yükümlülüklerinin atlanması veya arabuluculuk dava şartının yerine getirilmemesi, telafisi imkânsız maddi kayıplara yol açar.

Hukuk büromuz; sözleşmelerin hazırlanmasından, şirket kuruluş ve tasfiyelerine, kambiyo senetleri icrasından, iflas ve konkordato gibi en ağır ticari krizlerin yönetilmesine kadar her aşamada şirketinizin hukuki departmanı gibi çalışır. Davalarınızı stratejik bir mühendislik ve yüksek hukuk bilgisiyle analiz ederek, menfaatlerinizi en üst düzeyde korumayı taahhüt ediyoruz. Ticari uyuşmazlıklarınızda güvende olmak ve hızlı çözüme ulaşmak için uzman ticaret avukatı kadromuzla iletişime geçebilirsiniz.

TİCARET HUKUKU İle İlgili Yazılarımız

No posts