Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklı Davalar
Günümüzde bireylerin ve kurumların günlük yaşamlarını, sosyal ihtiyaçlarını ve ticari faaliyetlerini sürdürebilmeleri için elektrik, su, doğalgaz, telefon, internet ve GSM gibi hizmetlere kesintisiz bir biçimde ulaşmaları hayati bir önem taşımaktadır. Bu hizmetlerin sürekli veya belirli ve düzenli aralıklarla edinilmesini sağlayan sözleşmeler, hukuki niteliği itibarıyla “abonelik sözleşmesi” olarak adlandırılmaktadır. Abonelik sözleşmeleri, yapıları gereği özel hukuk alanına giren ve imzalanması ile birlikte taraflar için doğurduğu tüm hukuki sonuçlarını bu alanda gösteren sözleşme türleridir. Ancak, sözleşmenin ilk defa kurulması, ifa aşaması, haksız faturalandırmalar, kaçak veya usulsüz kullanım iddiaları ve sözleşmenin haksız yollarla feshi gibi çeşitli aşamalarda taraflar arasında sıklıkla ciddi hukuki uyuşmazlıklar yaşanmaktadır. Hukuk büromuz, abonelik sözleşmesinden kaynaklı davalar konusunda sahip olduğu derin uzmanlığı ve bu alandaki mağduriyetleri önlemek ve hak arama süreçlerinde en üst düzeyde başarı sağlamayı hedefleyen profesyonel bir avukatlık hizmeti sunmaktadır.
Abonelik Sözleşmesi Nedir ve Hukuki Kapsamı Nelerdir?
İlgili yönetmelik ve kanunlara göre abonelik sözleşmesi, tüketicinin belirli bir mal veya hizmeti sürekli veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan, hizmet sağlayıcısı (satıcı veya sağlayıcı) ile tüketici arasında kurulan hukuki bir taahhüt bağıdır. Elektrik, su, doğalgaz, telefon, internet, süreli yayın abonelikleri ile spor veya sağlık kulübü üyelikleri bu yasal kapsama giren temel ve en yaygın sözleşme örnekleridir. Kanun koyucu, satıcı veya sağlayıcının, sunduğu mal veya hizmete ilişkin olarak tüketici ile bir abonelik sözleşmesi kurmasını kesin olarak zorunlu kılmıştır. Yazılı veya mesafeli (internet veya telefon üzerinden) olarak kurulan bu sözleşmelerin kâğıt üzerinde basılı veya kalıcı veri saklayıcısı (e-posta, sms vb.) ile tüketiciye gecikmeksizin verilmesi mecburidir. Bu sözleşmelerin en az on iki punto büyüklüğünde, açık, sade, anlaşılabilir ve rahatlıkla okunabilir bir dilde düzenlenmesi yasal bir emredici kuraldır. Abonelik sözleşmelerinden doğan her türlü ihtilaf, imzadan sonraki tüm süreçlerde özel hukuk kuralları ve tüketici mevzuatı çerçevesinde değerlendirilmektedir. Ayrıca, bu sözleşmeler içerisinde tüketici ile doğrudan müzakere edilmeden sözleşmeye dâhil edilen ve dürüstlük kuralına aykırı düşecek biçimde tüketici aleyhine dengesizliğe neden olan standart haksız şartlar kanunen kesin olarak hükümsüz kabul edilmektedir.
Görevli ve Yetkili Mahkemelerin Doğru Belirlenmesi
Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın nerede ve görev alanı bakımından hangi mahkemede açılacağı, tarafların sıfatına ve işlemin temel hukuki niteliğine göre büyük bir değişiklik göstermektedir. Şayet uyuşmazlığa konu dava ticari bir dava niteliği taşıyorsa, yani her iki taraf da tacirse ve iş ticari işletmeleriyle ilgiliyse, görevli mahkeme ticaret mahkemeleridir. Uyuşmazlık, 6502 sayılı Kanun kapsamında tüketici işlemi veya tüketiciye yönelik uygulamalardan doğuyorsa bu durumda görevli mahkeme tüketici mahkemesidir. Bu iki durumun dışında kalan spesifik hallerde ise yargılama genel hükümlere göre asliye hukuk mahkemelerinde görülür.
Bununla birlikte, uygulamada sıklıkla karşılaşılan çok önemli bir mağduriyet durumu olan; hizmetten yararlanan masum bir kişinin kimlik bilgilerinin üçüncü şahıslar (dolandırıcılar) tarafından hukuka aykırı şekilde kullanılarak abonelik sözleşmesi akdedildiği iddialarında görevli mahkeme farklılık gösterir. Bu tür bir olayda uyuşmazlığı doğuran asıl hukuki ilişki haksız fiil temeline dayanmakta olup, taraflar arasında rızaya dayalı geçerli bir sözleşme ilişkisinden söz edilemeyeceğinden, davaya genel hükümler çerçevesinde Asliye Hukuk Mahkemesinde bakılması gerekmektedir. Diğer yandan, abonelik sözleşmesi kâğıt üzerinde bulunmasa da, sağlayıcının sunduğu hizmeti (örneğin suyu veya elektriği) fiilen satın alan, kullanan ve bedelini ödeyen kişi “tüketici” sıfatını, hizmeti sunan ise “satıcı” sıfatını taşıdığından, taraflar arasındaki uyuşmazlığın yine tüketici mahkemesinde görülmesi icap eder.
Yetkili mahkeme hususunda ise genel usul kurallarına göre davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri (ikametgah) mahkemesi genel yetkili mahkemedir. Ancak abonelik sözleşmeleri borçlar hukukuna tabi karşılıklı edimler içerdiğinden, sözleşmenin ifa edileceği yer mahkemesi de kanun tarafından özel olarak yetkili kılınmıştır. Tüketici davalarında ise tüketiciye dava açma kolaylığı sağlanarak, bizzat tüketicinin yerleşim yerinin bulunduğu yerdeki mahkemeler de yetkili kabul edilmiştir. Bu sayede tüketici, kendisine en yakın adliyede hakkını arayabilmektedir.
Tüketici Hakem Heyetleri ve Kararlara Karşı itiraz Süreçleri
Tüketici mevzuatımıza göre belirli bir parasal sınırın altında kalan uyuşmazlıklarda mahkemelere gidilmeden önce hakem heyetlerinin işletilmesi zorunludur. Değeri otuz bin Türk Lirasının altında bulunan tüketici uyuşmazlıklarında il veya ilçe tüketici hakem heyetlerine başvuru yapılması dava şartı niteliğinde zorunludur. Bu değerin üzerindeki parasal uyuşmazlıklar için ise hakem heyetlerine değil doğrudan tüketici mahkemelerine başvurulması şarttır. Tüketici hakem heyetine intikal eden uyuşmazlığın türü ne olursa olsun, bu mercinin vereceği bütün nihai kararlara karşı itiraz mercii münhasıran tüketici mahkemeleridir. Taraflar, tüketici hakem heyetinin verdiği kararlara karşı, kararın kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren iki hafta içerisinde itiraz edebilirler. Yapılan itiraz, kural olarak heyet kararının icrasını (uygulanmasını) durdurmaz; ancak talep edilmesi halinde ve haklı gerekçeler sunulduğunda hâkim, tedbir yoluyla kararın icrasını durdurabilmektedir. Tüketici hukuku kapsamında olmamasına rağmen, usuli bir hata ile genel hükümler çerçevesinde çözümlenmesi gereken bir uyuşmazlık hakkında sehven tüketici sorunları hakem heyetine başvurulmuş ve buradan işin esası hakkında bir karar alınmış olsa dahi, bu haksız karara karşı itiraz mercii yasal olarak yine tüketici mahkemesi olarak tespit edilmiştir.
Sık Karşılaşılan Uyuşmazlıklar: Kaçak ve Usulsüz Kullanım Davaları
Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan davalar arasında adliyelerde en büyük hacmi, elektrik, su ve doğalgaz aboneliklerinde haksız yere veya kasıtlı olarak yapılan kaçak ya da usulsüz kullanım iddiaları oluşturmaktadır. Kurum ile abonelik tesis ettirilmeden veya mevcut bir sözleşme olmasına rağmen sayaca müdahale edilerek hizmetin kaçak kullanılması, ciddi hukuki, cezai ve mali yaptırımları beraberinde getirir. Ancak hizmet sağlayıcısı kurum veya şirketlerin, bu kaçak kullanım tespitini mutlak suretle doğru bulgu, usulüne uygun prosedür ve somut belgelere dayandırması gerekmektedir. Bir özel hukuk tüzel kişisi olduğu tartışmasız olan dağıtım ve hizmet sağlayıcı şirketlerin kendi bünyesinde hizmet akdiyle çalışan görevliler tarafından eksik veya hatalı şekilde düzenlenmiş kaçak tespit tutanakları, aksi sabit oluncaya kadar geçerli olan kesin resmî belgelerden sayılmaz ve ispat gücü hâkim tarafından detaylı bilirkişi incelemesi yapılarak değerlendirilmelidir.
Bu konuda bilinmesi gereken çok önemli bir Yargıtay uygulaması mevcuttur: Kaçak kullanım fiilinde, hizmeti sahada fiilen kaçak kullanan kişi (kiracı veya işgalci) ile resmi evraklarda abone olarak görünen kişi, doğan bedellerden kuruma karşı müteselsilen (birlikte) sorumludur. Alacaklı olan hizmet sağlayıcı kurum, devasa boyutlara ulaşabilen alacağının tamamını isterse doğrudan aboneden, isterse fiili kullanıcıdan, isterse her ikisine birden dava açarak talep edebilir. Hukuken abonenin, taşınmazı kiraya vermesi veya satması gibi nedenlerle hizmet alma ihtiyacı ortadan kalktığında basit bir bildirim veya başvuru ile aboneliğini iptal ettirmesi mümkün iken, bunu yapmayarak tembellik veya ihmal göstermesi ve üçüncü kişilerin kendi aboneliği üzerinden kaçak veya usulsüz elektrik, su, gaz kullanımına olanak tanıması, ağır sonuçlarına katlanması gereken, sözleşme hukukundan doğan yükümlülüklerine aykırı kusurlu bir davranış niteliği taşımaktadır. Tesis edilmeden kullanılan hizmetlerde de taraflar arasında sözleşme benzeri zımni bir ilişki kurulmuş kabul edildiğinden, yasal mevzuat uyarınca kaçak kullanım bedeline zorunlu olarak Katma Değer Vergisi (KDV) de eklenerek borçluya yansıtılır. Diğer bir kritik husus ise şudur; abone uzunca bir süre tahakkuk eden faturalarını ödemese dahi, hizmet sağlayıcı kurumun mevzuatın kendisine verdiği yetkiyi kullanıp hizmeti kesmemesi kurum açısından müterafik (birlikte) kusur teşkil eder. Ancak bu kusur, abonenin ana bedeli ödeme sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz; yalnızca ilgili mevzuat hükümlerine göre aboneye verilen hizmetin kesilmesi gerekli olan tarih belirlenip, bu tarihten sonraki gecikme zamları veya işletilecek afaki faizler yönünden mahkemece tenkis (indirim) yoluna gidilebilir.
İmar Barışı (Yapı Kayıt Belgesi Kapsamında Geçici Abonelik Tesis Davaları
Uygulamada mülkiyet ve idare hukuku ile kesişen diğer bir yaygın abonelik davası türü ise, belediyelerce yapı kullanma izni (iskân) verilmeyen binalara elektrik, su ve doğalgaz aboneliği bağlanması yönündeki tüketici taleplerinin kurumlarca haksız olarak reddedilmesi üzerine açılan geçici abonelik tesisi davalarıdır. Kural olarak İmar Kanunu gereği, yapı ruhsatı ve kullanma izni (iskânı) olmayan kaçak nitelikteki yapılar kamuya ait altyapı hizmetlerinden yararlanamazlar. Ancak ülkemizdeki yapı stokunun gerçekleri göz önüne alınarak kanun koyucu tarafından İmar Kanunu’na eklenen Geçici 11. ve Geçici 16. maddeler (kamuoyunda bilinen adıyla İmar Barışı) ile bu duruma geniş istisnalar getirilmiştir. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na başvuru yapılarak kayıt bedelinin ödenmesi ve “Yapı Kayıt Belgesi” alınması koşuluyla; afet risklerine hazırlık kapsamında kayıt altına alınan bu binalara, yetkili makamların yıkım veya kentsel dönüşüm uygulamasına kadar kalmak şartıyla geçici olarak su, elektrik ve doğalgaz abonelikleri bağlanabilmektedir. Kurumların bu yasal hakka rağmen abonelik bağlamayı reddettiği işlemlerde, açılacak davalarla yapının inşa tarihi (özellikle 12/10/2004 öncesi olup olmadığı) ve mevcut belgeleri titizlikle incelenerek mahkeme kanalıyla abonelik tesisi sağlanmaktadır.
Sözleşmenin Feshi, Tüketicinin Cayma Hakkı ve Taahhütlü Abonelik (Taahhüt Bozma) Sorunları
Tüketiciler, internet, uydu yayını, spor salonu gibi belirsiz süreli veya süresi tam bir yıl ve daha uzun olan belirli süreli tüm abonelik sözleşmelerini, akdi kurduktan sonra herhangi bir yasal gerekçe göstermeksizin ve hiçbir cezai şart (cayma bedeli) ödemeksizin istedikleri her an tek taraflı olarak feshetme hakkına yasal olarak sahiptirler. Süresi bir yıldan kısa olarak düzenlenmiş olan abonelik sözleşmelerinde dahi tüketici, ancak satıcı veya sağlayıcının sözleşme koşullarında tek taraflı fiyat veya şart değişikliği yapması yahut hizmetten sağlıklı şekilde yararlanmaya engel geçerli bir sebebin varlığı durumunda yine cezasız sözleşmeyi feshedebilir.
Kurumlar, tüketicinin usulüne uygun fesih talebini (bildirimin firmaya ulaştığı andan itibaren) en geç yedi gün içerisinde hiçbir pürüz çıkarmadan yerine getirmekle yükümlüdür. Aboneliğin yasal belirlenen süreler içinde sistem üzerinden iptal edilmediği durumlarda, bu sürelerin bitiminden sonra tüketici söz konusu mal veya hizmetten yararlanmış veya kullanmış olsa bile, kendisinden bu kullanımlar için hiçbir bedel talep edilemez. Ayrıca fesih bildiriminin hüküm ifade etmesinden itibaren on beş gün içinde, abonelik başlarken tüketiciden güvence, depozito veya teminat adı altında tahsil edilen ücretlerin, güncel değerleri üzerinden hiçbir kesinti yapılmaksızın tüketiciye aynen iade edilmesi yasal bir yükümlülüktür. Aboneliği feshetmek isteyen tüketici, bu bildirimini dilerse kâğıt üzerinde yazılı dilekçeyle, dilerse kalıcı veri saklayıcısı (güvenli e-posta, kurumun kendi onaylı internet sistemi vb.) aracılığıyla da yapabilmektedir; firmalar fesih sürecini başlatma yönteminden daha ağır fesih zorlukları icat edemezler.
Taahhütlü abonelikler söz konusu olduğunda ise, pazarın dinamikleri gereği süreç daha kompleks ilerler. GSM operatörleri ve internet sağlayıcıları genellikle belli bir süre (örneğin 12 veya 24 ay) sistemde kalma taahhüdü karşılığında cihaza özel taksitler, indirimli modemler veya kullanım fiyatında büyük indirim avantajları sunarlar. Tüketici çeşitli nedenlerle bu taahhüdü süresinden önce sonlandırmak veya başka firmaya geçmek isterse, hizmet sağlayıcının yasal olarak talep edebileceği “cayma bedeli” rastgele veya fahiş belirlenemez. Bu tutar, tüketicinin taahhüdüne son verdiği (fesih) tarihe kadar bizzat kendisine yansıtılan aylık indirimlerin, sağlanan bedelsiz cihazların veya diğer maddi faydaların tahsil edilmemiş kısımlarının toplamı ile kesin olarak sınırlandırılmıştır. Üstelik çok kritik bir tüketici hakkı olarak; eğer tüketiciden taahhüt süresinin bitimine kadar tahsil edilecek olan geri kalan ayların normal fatura toplamı, bu hesaplanan geçmiş cayma indirim bedelinden daha düşük bir meblağ ise, mevzuat gereği sınır değeri olarak daima tüketici lehine olan bu düşük tutar faturaya esas alınmalıdır. Bunun dışında, tüketicinin görev veya iş gereği yerleşim yeri değişir ve firmanın taahhüt ettiği hizmet yeni adreste altyapı eksikliği vb. nedenlerle aynı nitelikte sunulamazsa, tüketici hiçbir taahhüt iptal bedeli ödemeksizin ve cayma bedeli yansıtılmaksızın taahhütlü sözleşmesini feshetme hakkını kazanır. Unutulmamalıdır ki, taahhüt süresi boyunca sözleşme ve taahhütname koşullarında hiçbir şekilde tüketici aleyhine fiyat veya kota değişikliği yapılamaz. Taahhüt veya abonelik süresi sonlandığında ise tüketiciden açık bir ek talep veya uzatma onayı almadan kendi inisiyatifiyle mal veya hizmet sunmaya devam eden firmalar, bu kaçak uzatma dönemleri için hiçbir bedel talep edemezler.
İlamsız İcra Takiplerinde Merkezî Takip Sistemi (MTS) Kullanım Zorunluluğu
Türk Hukuk sistemimize 7155 sayılı Kanun ile modern bir altyapı getiren Merkezî Takip Sistemi (MTS), doğrudan abonelik sözleşmelerinden kaynaklanan seri para alacaklarının icra daireleri yoluyla tahsilinde yepyeni ve zorunlu bir usul getirmiştir. Kanunun emredici lafzına göre, Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’da ve diğer özel mevzuatlarda düzenlenen abonelik sözleşmeleri ile bu sözleşmelerin ifası amacıyla (GSM, elektrik, su faturaları vb.) tüketiciye sunulup bedeli ödenmeyen faturalardan kaynaklanan ve kurum avukatları vasıtasıyla takip edilen para alacaklarına ilişkin ilamsız icra takipleri mecburi olarak UYAP bünyesinde kurulan Merkezî Takip Sistemi üzerinden başlatılmak zorundadır. Bu nitelikteki bir icra takibinin, yasanın öngördüğü sistem yerine klasik yollarla icra dairesine gidilerek fiziken başlatılmaya çalışılması halinde, icra müdürü takip talebini usulden anında reddetmek zorundadır.
Süreç teknik olarak, alacaklı kurumu temsil eden avukatın MTS ara yüzü üzerinden borçlunun tüm detaylı bilgilerini, borcun faiz ve ferilerini içeren takip talebini doldurup, e-imza ile sisteme entegre etmesiyle yasal olarak başlar. İlginç bir yenilik olarak bu aşamada sistem, dava açılışında alınan klasik icraya başvurma harcı ile tahsil harcını almaz, yalnızca düşük oranlı bir Merkezî Takip Sistemi harcı tahsil eder. Sistem tarafından saniyeler içinde otomatik olarak bir ödeme emri dokümanı oluşturulur ve borçluya PTT ağı aracılığıyla kapalı zarfta veya e-Tebligat yükümlüsü ise zorunlu elektronik yolla tebliğ edilir.
Borçlu vatandaş, gönderilen bu ödeme emrinin tarafına tebliğinden itibaren yedi günlük hak düşürücü süre içerisinde herhangi bir icra dairesine şahsen giderek veya evinden sisteme e-imza ile giriş yaparak icra dosyasına, faize ya da dairesinin yetkisine resmi itirazda bulunabilir. Kanunda öngörülen yedi günlük süre içerisinde borca haklı bir itiraz edilmesi halinde, İcra ve İflas Kanunu genel hükümleri gereği takip otomatik olarak durur. Şayet borçlu bu süre içinde borca itiraz etmezse, veya yapmış olduğu itiraz daha sonradan itirazın iptali davalarıyla mahkemece hükümden düşürülürse, dosya kesinleşir ve alacaklının talebi üzerine asıl haciz ve cebrî icra işlemlerine yetkili icra dairesi aracılığıyla geçilir. Sistemin en büyük kolaylıklarından biri de, yetkili icra dairesine geçilerek cebrî icra aşamasına gelinmesi mümkün olduğunda, kurum avukatının dilerse aktif haciz talebinde bulunmaksızın bile doğrudan UYAP platformu üzerinden borçluya ait banka hesabı, tapu veya araç kaydı gibi mal varlıklarını anlık sorgulayabilmesidir. Bu durum, borçlular açısından alacağın çok hızlı tahsil edilebileceği ve varlıklara kısa sürede bloke konulabileceği anlamına gelmektedir.
Neden Profesyonel Bir Avukatla ve Bir Hukuk Bürosuyla Çalışmalısınız?
Abonelik sözleşmesinden kaynaklanan davalar; sıradan bir tüketici ihtilafının ötesinde fatura iptal davaları, bedel iadesini amaçlayan istirdat davaları, borçlu olunmadığını kanıtlayan menfi tespit davaları, tüketici hakem heyeti kararlarına karşı açılan itiraz davaları, İmar Barışına dayalı geçici abonelik tesis işlemleri ve MTS üzerinden aleyhe başlatılan ilamsız icra takiplerini kapsayan son derece geniş, dinamik ve teknik bir hukuk alanıdır. Davaya konu uyuşmazlığın tacirler arası ticari bir iş sayılarak ticaret mahkemesinde mi yoksa 6502 sayılı Kanun korumasında tüketici mahkemesinde mi çözüleceği, haksız tahsil edilen kaçak elektrik kullanım bedeline itiraz edilecekse eylem tarihindeki hangi EPDK mevzuatının veya yönetmeliğinin baz alınarak bilirkişi raporu tanzim edileceği ve özellikle aleyhinize başlatılan MTS üzerinden yürütülen icra takiplerinde usulüne uygun borca veya yetkiye itirazların kanuni hak düşürücü süre olan 7 gün içerisinde yapılıp yapılmadığı gibi kilit hususlar, davanın ve malvarlığınızın kaderini doğrudan belirlemektedir.
Mevzuat açıkça göstermektedir ki, abonelik işlemlerinin tasarlanmasında ve önünüze sunulan haksız şart içeren standart taahhütnamelerin değerlendirilmesinde, tüketici ile önceden şeffafça müzakere edilmeden matbu olarak dayatılan ve dürüstlük kuralına aykırı olan tüm maddeler yargılamada kesin olarak hükümsüz kabul edilmektedir. Bu bağlamda yüksek standartlara sahip, alanında emsal kararlara hâkim uzman bir avukat desteği almak, hem bireysel tüketicilerimizin evsel abonelikleri hem de kurumsal ticari işletmelerin yüksek bütçeli sınai abonelikleri için olası hak kayıplarının ve fahiş ödemelerin önüne geçilmesi adına kritik önem taşır.
Büromuz, arama motorlarında yüksek görünürlüğe sahip modern vizyonuyla, abonelik sözleşmelerinden kaynaklı uyuşmazlıklarınızın çözümünde en güncel Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararları ve modern Tüketici Hukuku doktrinleri ışığında profesyonel, şeffaf ve kesin sonuç odaklı avukatlık hizmetleri sunmaktadır. Haksız cayma bedellerinden kurtulmak, kaçak kullanım iddialarını çürütmek veya icra takiplerini lehinize çevirmek ve davalarınızın en verimli, hızlı ve lehinize sonuçlanması için hukuk büromuzla iletişime geçebilir, hukuki haklarınızı güvence altına alabilirsiniz.
Abonelik HUKUKU İle İlgili Yazılarımız
No posts
