Aile Hukuku Davaları ve Boşanma

Aile hukuku, bireylerin en hassas, en mahrem ve hayatlarını doğrudan etkileyen hukuki süreçleri barındıran; uzmanlık, empati ve stratejik planlama gerektiren çok özel bir hukuk dalıdır. Kurumumuz, aile hukuku ve boşanma davaları alanında yıllara yayılan tecrübesi, emsal niteliğindeki Yargıtay kararlarına hâkimiyeti ve müvekkil odaklı profesyonel yaklaşımı ile yanınızdadır.

Bu sayfada, aile hukuku alanındaki tüm haklarınızı, boşanma sebeplerini, nafaka, tazminat, mal paylaşımı ve velayet gibi belirleyici konuları en ince ayrıntısına kadar kapsamlı ve rehber niteliğinde bir içerik olarak bulacaksınız. Amacımız, hukuki sürecinizin her aşamasında hak kaybına uğramanızı engellemek ve en doğru adımları atmanızı sağlamaktır.

AİLE HUKUKU NEDİR VE HANGİ DAVALARLA İLGİLENİR?

Aile hukuku, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu‘nun ikinci kitabında düzenlenmiş olup, nişanlanma, evlenme, boşanma, mal rejimleri, soybağı, velayet ve vesayet gibi ailenin temel yapı taşlarını ilgilendiren hukuki ilişkileri inceler. Aile mahkemeleri, bu kanun kapsamındaki tüm uyuşmazlıkları çözmekle görevlidir. Bir aile hukuku davası, sadece hukuki bir prosedür değil, aynı zamanda kişilerin geleceğini, ekonomik bağımsızlıklarını ve çocukların psikolojik gelişimini belirleyen kritik bir dönemeçtir.

Çalışma alanlarımız içerisinde yer alan başlıca konular şunlardır:

Evlat edinme de bu alanın davalarındandır ve kendi şartları vardır. Bekar bir kişinin evlat edinip edinemeyeceği kanunda ayrıca düzenlenmiştir.

1. Nişanlanma ve Nişanın Bozulmasından Kaynaklı Davalar

Nişanlanma, evlenme vaadiyle gerçekleşen hukuki bir durumdur. Nişanlılık, taraflara evlenmeye zorlamak için bir dava hakkı vermez. Ancak, nişanlılardan birinin haklı bir sebep olmaksızın nişanı bozması veya nişanın taraflardan birine yükletilebilen bir sebeple bozulması hâlinde, kusurlu olan taraf, diğerine dürüstlük kuralları çerçevesinde evlenme amacıyla yaptığı harcamalar karşılığında uygun bir maddi tazminat vermekle yükümlüdür.

Aynı zamanda, nişanın bozulması yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevi tazminat da isteyebilir. Nişanlılığın evlenme dışındaki bir sebeple sona ermesi halinde, alışılmışın dışındaki hediyeler verenler tarafından geri istenebilir. Bu dava hakları, nişanın sona ermesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar.

2. Evlenme Ehliyeti, Engelleri ve Evlenmenin İptali (Butlan) Davaları

Evlenebilmek için belirli bir yaşa ve ayırt etme gücüne sahip olmak şarttır. Türk Medeni Kanunu’na göre erkek veya kadın onyedi yaşını doldurmadıkça evlenemez. Ancak, hâkim olağanüstü durumlarda ve pek önemli bir sebeple on altı yaşını doldurmuş olan kişinin evlenmesine izin verebilir. Ayırt etme gücüne sahip olmayanlar ise evlenemez.

Kanun tarafından aranan geçerlilik koşullarını taşımayan bir evliliğin mahkeme kararıyla sona erdirilmesine “evlenmenin butlanı” denir. Butlan davaları ikiye ayrılır:

Mutlak Butlan (TMK 145)Eşlerden birinin evlenme sırasında zaten evli bulunması, sürekli bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olması, evlenmeye engel derecede akıl hastalığı bulunması veya eşler arasında yasak derecede hısımlık bulunması hallerinde evlenme mutlak butlanla batıldır. Bu dava Cumhuriyet savcısı veya ilgisi olan herkes tarafından açılabilir.
Nisbi Butlan (TMK 148-151)Evlenme sırasında geçici bir sebeple ayırt etme gücünden yoksun olma, yanılma (evlenmeyi hiç istemediği veya o kişiyle evlenmeyi düşünmediği halde yanılarak razı olma), aldatma (namus/onur konusunda veya ağır bir hastalığın gizlenmesiyle aldatılma) ve korkutma hallerinde nisbi butlan davası açılabilir. Bu dava hakkı, iptal sebebinin öğrenildiği veya korkunun etkisinin geçtiği tarihten itibaren 6 ay ve her halde evlenmenin üzerinden 5 yıl geçmekle düşer.

Ehliyetin istisnası yaş küçüklüğünde ortaya çıkar ve mahkeme kararı gerektirir. On altı ve on yedi yaşında evlenme izninin hangi şartlarla verildiği ayrı bir usule bağlıdır.

BOŞANMA DAVALARI VE SEBEPLERİ

Boşanma, geçerli olarak kurulmuş bir evlilik birliğinin, kanunda öngörülen sebeplerden birinin gerçekleşmesi üzerine mahkeme kararıyla sona erdirilmesidir. Boşanma sebepleri genel ve özel sebepler ile mutlak ve nisbi sebepler olarak sınıflandırılır. Profesyonel bir boşanma avukatı olarak, davanızın hangi hukuki sebebe dayandırılması gerektiği konusunda stratejik bir yol haritası çiziyoruz.

A. Anlaşmalı Boşanma Davası

Evlilik birliğinin en az bir yıl sürmüş olması şartıyla, eşlerin mahkemeye birlikte başvurması veya bir eşin diğerinin açtığı davayı kabul etmesi halinde evlilik birliği temelinden sarsılmış sayılır. Anlaşmalı boşanma kararı verilebilmesi için, hâkimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerinin serbestçe açıklandığına kanaat getirmesi zorunludur.

Ayrıca boşanmanın mali sonuçları (nafaka, tazminat) ile çocukların durumu (velayet, iştirak nafakası) hususunda taraflarca kabul edilecek düzenlemenin hâkim tarafından uygun bulunması şarttır. Hâkim, tarafların ve çocukların menfaatlerini göz önünde tutarak bu anlaşmada gerekli gördüğü değişiklikleri yapabilir; taraflar bunu kabul ederse boşanmaya hükmolunur.

B. Çekişmeli Boşanma Davaları ve Özel Boşanma Sebepleri

Tarafların boşanma veya boşanmanın ferileri konusunda anlaşamaması halinde çekişmeli boşanma davası açılır. Kanunda sınırlı sayıda sayılan özel boşanma sebepleri şunlardır:

Zina (Aldatma) (TMK 161)Eşlerden biri zina ederse, diğer eş boşanma davası açabilir. Zina; mutlak, kusura dayalı ve özel bir boşanma sebebidir. Zina eyleminin gerçekleştiğinin kanıtlanması durumunda evliliğin çekilmez hale gelip gelmediği araştırılmaz. Dava hakkı, zinanın öğrenilmesinden itibaren altı ay ve her halde eylemin üzerinden beş yıl geçmekle düşer. Affeden tarafın dava hakkı yoktur.
Hayata Kast, Pek Kötü veya Onur Kırıcı Davranış (TMK 162)Eşlerden birinin diğerinin hayatına kastetmesi, ona pek kötü davranması (işkence, eziyet, ağır darp) veya ağır derecede onur kırıcı bir davranışta bulunması (hakaret, küçük düşürme) sebepleriyle açılır. Bu da mutlak bir boşanma sebebidir ve 6 ay / 5 yıllık hak düşürücü süreye tabidir.
Suç İşleme ve Haysiyetsiz Hayat Sürme (TMK 163)Eşlerden birinin küçük düşürücü bir suç işlemesi (hırsızlık, dolandırıcılık, cinsel suçlar vb.) veya haysiyetsiz bir hayat sürmesi (kumarbazlık, ayyaşlık vb.) durumunda, bu sebeplerden ötürü onunla birlikte yaşamak diğer eşten beklenemez hale gelmişse dava her zaman açılabilir.
Terk (TMK 164)Eşlerden birinin, evlilik birliğinden doğan yükümlülüklerini yerine getirmemek maksadıyla diğerini terk etmesi veya haklı bir sebep olmadan ortak konuta dönmemesi durumudur. Terke dayalı dava açılabilmesi için ayrılığın en az altı ay sürmesi ve dördüncü ayın sonunda hâkim veya noter kanalıyla yapılan ihtarın (eve dön çağrısı) sonuçsuz kalması gerekir. Diğerini evden kovan veya eve almayan eş de terk etmiş sayılır.
Akıl Hastalığı (TMK 165)Eşlerden biri akıl hastası olup da bu yüzden ortak hayat diğer eş için çekilmez hâle gelirse, hastalığın geçmesine olanak bulunmadığı resmî sağlık kurulu raporuyla tespit edilmek koşuluyla boşanma davası açılabilir.
Kendi Dosyanız İçin

Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.

C. Genel Boşanma Sebebi: Evlilik Birliğinin Temelinden Sarsılması

TMK Madde 166/1’e göre; evlilik birliği, ortak hayatı sürdürmeleri kendilerinden beklenmeyecek derecede temelinden sarsılmış olursa, eşlerden her biri boşanma davası açabilir. Şiddetli geçimsizlik olarak da bilinen bu durumda, fiziksel, duygusal, ekonomik, sosyal veya cinsel şiddet vakaları değerlendirilir. Ancak davacının kusuru daha ağır ise, davalının açılan davaya itiraz hakkı vardır. Buna rağmen itiraz hakkın kötüye kullanılması niteliğinde ise ve evliliğin devamında korunmaya değer bir yarar kalmamışsa boşanmaya karar verilir.

Ayrıca, reddedilen bir boşanma davası kararının kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmesine rağmen ortak hayat yeniden kurulamamışsa (Eylemli Ayrılık), eşlerden birinin istemi üzerine evlilik birliği temelden sarsılmış sayılarak boşanmaya karar verilir.

BOŞANMANIN MALİ SONUÇLARI NAFAKA VE TAZMİNAT HAKLARI

Boşanma süreci sadece evlilik bağının sonlandırılması değil, aynı zamanda tarafların ekonomik geleceklerinin de yeniden şekillendirildiği kritik bir aşamadır. Nafaka ve tazminat talepleri, dava dilekçesinde açıkça ileri sürülmediğinde sonradan istenmesi güçleşir.

Nafaka Türleri Nelerdir?

Tedbir Nafakası (TMK 169)Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen alır. Bu nafaka türünde tarafların kusuru dikkate alınmaz; ekonomik olarak zor duruma düşecek eş ve çocuklar lehine hükmedilir.
Yoksulluk Nafakası (TMK 175)Boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yoksulluk nafakası için talepte bulunulması şarttır ve nafaka yükümlüsünün kusuru aranmaz.
İştirak Nafakası (TMK 182/3-4)Velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır. Miktar, çocuğun ihtiyaçları ile ana babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.
Yardım Nafakası (TMK 328)Çocuk ergin olduğu halde (18 yaşını doldurmuş) eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.

Maddi ve Manevi Tazminat

Maddi Tazminat (TMK 174/1)Mevcut veya beklenen menfaatleri boşanma yüzünden zedelenen kusursuz veya daha az kusurlu taraf, kusurlu taraftan uygun bir maddî tazminat isteyebilir. Evliliğin sona ermesiyle eşin maddi desteğini yitirmek bu kapsamdadır.
Manevi Tazminat (TMK 174/2)Boşanmaya sebep olan olaylar yüzünden kişilik hakkı saldırıya uğrayan taraf, kusurlu olan diğer taraftan manevî tazminat olarak uygun miktarda bir para ödenmesini isteyebilir. Şiddet, hakaret veya aldatma (zina) durumlarında zarar gören eşin yaşadığı acı ve ızdırabın telafisi amaçlanır.

Her iki tazminat türü de boşanmanın fer’isi (eki) niteliğindedir. Boşanma davasında talep edilmeyen tazminat ve nafaka hakları, boşanma hükmünün kesinleşmesinin üzerinden bir yıl geçmekle zamanaşımına uğrar (TMK 178).

MAL REJİMİNİN TASFİYESİ VE AİLE KONUTU

Türk Medeni Kanunu’na göre eşler arasında yasal mal rejimi, 01.01.2002 tarihinden itibaren Edinilmiş Mallara Katılma Rejimi’dir. Edinilmiş mal, her eşin bu mal rejiminin devamı süresince karşılığını vererek elde ettiği malvarlığı değerleridir; örneğin çalışmanın karşılığı olan maaşlar, SGK ödemeleri ve edinilmiş malların yerine geçen değerler bu kapsamdadır.

Eşlerden birinin miras yoluyla veya karşılıksız kazanma (bağış) yoluyla elde ettiği mallar ile kişisel kullanıma yarayan eşyalar ise “Kişisel Mal” sayılır ve tasfiyeye tabi tutulmaz. Boşanma halinde, her eş diğerinin evlilik süresince edindiği malların (artık değerin) yarısı üzerinde hak sahibi olur.

Tasfiyeye konu malların dava açılmadan önce elden çıkarılması ihtimali de bu başlığın parçasıdır. Boşanma davasından önce eşin mal kaçırmasının nasıl engellenebileceği tedbir talepleriyle yakından ilgilidir.

Aile Konutu Koruması (TMK 194)

Eşlerin bütün yaşam faaliyetlerini gerçekleştirdiği alan aile konutudur. Kanuna göre; eşlerden biri, diğer eşin açık rızası bulunmadıkça, aile konutu ile ilgili kira sözleşmesini feshedemez, aile konutunu devredemez veya aile konutu üzerindeki hakları sınırlayamaz (örneğin ipotek tesis edemez). Malik olmayan eş, tapu müdürlüğüne başvurarak taşınmazın tapu kütüğüne aile konutu şerhi verilmesini isteyebilir. Açık rıza alınmadan konut üzerinde yapılan ipotek veya satış işlemleri geçersiz kabul edilir ve mahkeme yoluyla iptal edilebilir.

ÇOCUKLARIN DURUMU – VELAYET VE KİŞİSEL İLİŞKİ TESİSİ

Boşanma sürecinde en hassas konu hiç şüphesiz müşterek çocukların durumudur. Hukuk sistemimiz, velayet kararlarında her zaman “Çocuğun Üstün Yararı” ilkesini temel alır.

VelayetÇocuğun bedensel, zihinsel, ruhsal, ahlaki ve toplumsal gelişimini en iyi şekilde hangi ebeveyn sağlayabilecekse velayet ona verilir. Anne ve babanın kusurları, çocuğun menfaatini etkilemediği sürece ikinci planda kalır. Yeterli idrak çağına gelmiş (genellikle 8 yaş ve üzeri) çocukların velayet konusunda görüşlerinin alınması uluslararası sözleşmelerin ve iç hukukun bir gereğidir.
Kişisel İlişki TesisiVelayeti alamayan ebeveynin çocukla düzenli, uygun süreli ve babalık/analık duygusunu tatmin edecek şekilde görüşme hakkı vardır. Mahkeme, kişisel ilişki düzenlemesinin gereklerinin yerine getirilmemesi halinde, çocuğun menfaatine aykırı olmamak kaydıyla velayetin değiştirilebileceğini ihtar eder.
Soybağının Kurulması ve ReddiEvlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak üçyüz gün içinde doğan çocuğun babası kocadır (Babalık Karinesi). Koca, soybağının reddi davası açarak bu karineyi çürütebilir. Bu dava, doğumu ve eşinin başka bir erkekle ilişkisi olduğunu öğrendiği tarihten itibaren bir yıl içinde açılmalıdır.

Velayet kendisine bırakılan tarafın hareket alanı sınırsız değildir. Kişisel ilişki günlerinin nasıl belirlendiği ile çocukla birlikte başka bir şehre veya yurt dışına taşınmanın mümkün olup olmadığı mahkeme kararının kapsamına göre değişir.

YABANCI MAHKEME KARARLARININ TANINMASI VE TENFİZİ

Yurt dışında yaşayan veya yabancı mahkemelerde boşanmış vatandaşlarımızın, aldıkları boşanma kararlarının Türkiye’de hukuki sonuç doğurabilmesi (kesin hüküm ve kesin delil olabilmesi) için bu kararların Türk mahkemelerince tanınması ve tenfiz edilmesi şarttır.

TanımaYabancı mahkemenin verdiği inşai (kurucu) nitelikteki boşanma, evliliğin butlanı veya iptali kararlarının Türkiye’de nüfus kütüğüne işlenmesi için açılır.
TenfizBoşanma kararında yer alan velayet, iştirak nafakası, yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat gibi icra edilebilir nitelikteki fer’i sonuçların Türkiye’de uygulanabilmesi için tenfiz davası açılması zorunludur.

AİLE DOSYALARINDA DELİL VE SÜRE YÖNETİMİ

Aile hukuku davaları, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) kurallarına sıkı sıkıya bağlı yürütülmesi gereken, dilekçeler aşamasının, delillerin bildirilmesinin ve sürelerin sonucu doğrudan belirlediği davalardır. Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır ve tarafların getirmediği bir vakıayı veya delili kendiliğinden dikkate alamaz (Taraflarca Getirilme İlkesi ve Taleple Bağlılık İlkesi). Süresi içinde sunulmayan deliller ve eksik bırakılan hukuki argümanlar, haklı olsanız dahi davanızı kaybetmenize yol açabilir.

Biz, yüksek hukuki donanımımız, güncel Yargıtay içtihatlarına olan tam hâkimiyetimiz ve çözüm odaklı yaklaşımımızla boşanma, nafaka, velayet, mal paylaşımı ve diğer tüm aile hukuku süreçlerinizi titizlikle yönetiyoruz. Geleceğinizi güvence altına almak, çocuklarınızın üstün yararını korumak ve maddi-manevi haklarınıza eksiksiz kavuşmak için uzman ekibimizle iletişime geçebilirsiniz. Haklarınız değerlidir; onları korumak ise bizim uzmanlığımızdır.

Nafaka Hesaplama

Ödenecek nafakanın ne kadar olabileceğini öğrenmek istiyorsanız hesaplama aracımızı kullanabilirsiniz.

Hesaplama aracını aç

Bize Ulaşın

Aile Hukuku ve Boşanma alanındaki deneyimimizle dosyanızı değerlendirmemizi isterseniz iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz. Durumunuzu kısaca aktarmanız, hangi adımların sizin için gerçekten gerekli olduğunu birlikte belirlememiz için yeterli.

Sıkça Sorulan Sorular

TMK m.166/3 uyarınca evliliğin en az bir yıl sürmüş olması, eşlerin birlikte başvurması veya birinin diğerinin davasını kabul etmesi ve hakimin tarafları bizzat dinleyerek iradelerini serbestçe açıkladığına kanaat getirmesi gerekir. Mali sonuçlar ve çocukların durumu konusunda düzenlenen protokolü hakim uygun bulmalıdır.

Tanık sayısına, bilirkişi incelemesine ve mahkemenin iş yüküne göre değişir; uygulamada çoğunlukla bir ila iki yıl arasında sonuçlanır. İstinaf ve temyiz aşamaları bu süreye eklenir.

TMK m.175 uyarınca boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla süresiz olarak nafaka ödenir. Ancak nafaka alan tarafın yeniden evlenmesi, evlenme olmaksızın fiilen birlikte yaşaması veya yoksulluğunun ortadan kalkması halinde nafaka kaldırılır.

Belirleyici ölçüt çocuğun üstün yararıdır. Kural olarak küçük yaştaki çocuklarda anne bakımına öncelik verilir, ancak mahkeme sosyal inceleme raporu, çocuğun idrak çağındaysa görüşü ve tarafların yaşam koşullarını birlikte değerlendirir.

1 Ocak 2002 sonrası edinilmiş mallara katılma rejimi geçerlidir. Evlilik içinde edinilen malların değeri kural olarak yarı yarıya paylaşılır. Miras ve bağış yoluyla gelen mallar ile evlilik öncesi mallar kişisel mal sayılır ve paylaşıma girmez.

Boşanma davaları Aile Mahkemesinde açılır. Yetkili mahkeme, eşlerden birinin yerleşim yeri veya davadan önce eşlerin son defa altı aydan beri birlikte oturdukları yerdeki Aile Mahkemesidir. Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde Asliye Hukuk Mahkemesi bu görevi yerine getirir.

Nüfus kayıt örneği, evlilik cüzdanı, varsa çocukların bilgileri, gelir durumunu gösteren belgeler ve iddialarınızı destekleyen delilleri hazırlamak gerekir. Mesajlar, tanık bilgileri ve sağlık raporları gibi deliller kusur iddialarınızı desteklemek için önemlidir. Belgeleri baştan düzenli tutmak sürecin hızını artırır.

Aile Hukuku Davaları ve Boşanma İle İlgili Yazılarımız