Çocuk 18 Yaşını Doldurdu Ama Üniversite Okuyor. Yardım Nafakası Şartları Nelerdir?

Çocuk 18 Yaşını Doldurdu Ama Üniversite Okuyor. Yardım Nafakası Şartları Nelerdir?

Boşanma sürecinde veya sonrasında çocukların geleceği, eğitim hayatları ve ekonomik güvenceleri anne ve babaların en büyük endişe kaynağıdır. Hukuk sistemimizde, velayeti kendisine verilmeyen eşin, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine katılması amacıyla ödediği “İştirak Nafakası”, çocuğun 18 yaşını doldurarak ergin (reşit) olmasıyla birlikte yasa gereği kendiliğinden sona erer. Ancak günümüzün zorlu ekonomik koşullarında, 18 yaşını doldurmuş olsa bile üniversiteye veya liseye devam eden bir gencin kendi hayatını tek başına idame ettirmesi ve eğitim masraflarını karşılaması neredeyse imkânsızdır. Tam bu noktada, çocuğuna tek başına bakmak zorunda kalan ebeveynlerin ve eğitim hayatı yarıda kalma tehlikesi yaşayan gençlerin zihninde o kritik soru yankılanır: “Çocuğum 18 yaşını doldurdu ama okumaya devam ediyor, babasından/annesinden nafaka almaya devam edebilir mi?”

Türk Hukuk sistemi, 18 yaşını dolduran ancak eğitimine devam eden gençleri ekonomik zorluklar karşısında sahipsiz bırakmaz. Çocuğun 18 yaşına girmesiyle kesilen iştirak nafakasının yerini, kanunun özel olarak düzenlediği ve gence eğitim hayatı boyunca ekonomik bir kalkan sağlayan “Yardım Nafakası” alır. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, aile mahkemelerinde edindiğimiz derin tecrübeler ışığında; çocuğun 18 yaşını geçmesine rağmen nafaka alabilmesinin hukuki yollarını, yardım nafakasının kanuni şartlarını, açıköğretim veya işsizlik durumlarındaki istisnaları ve bu davanın nasıl açılacağını 2026 güncel mevzuatı ve Yargıtay kararlarıyla tüm detaylarıyla inceliyoruz.

18 Yaşın Doldurulmasıyla Nafaka Kesilir mi? (İştirak Nafakasının Sona Ermesi)

Boşanma kararıyla birlikte velayeti alan eşe, çocuğun bakımı ve eğitimi için diğer eş tarafından ödenmesine karar verilen nafakaya “İştirak Nafakası” denir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 328. maddesinin birinci fıkrası son derece nettir: “Ana ve babanın bakım borcu, çocuğun ergin olmasına kadar devam eder.”

Hukukumuzda erginlik (reşitlik), kural olarak 18 yaşının doldurulmasıyla başlar (TMK m. 11). Mahkeme kararında aksi yönde özel bir hüküm bulunmadıkça, çocuk 18 yaşını doldurduğu gün, o güne kadar ödenmekte olan iştirak nafakası hiçbir mahkeme kararına veya işleme gerek kalmaksızın “kendiliğinden” sona erer,. Nafaka ödeyen taraf (genellikle baba), icra dairesine başvurarak veya doğrudan ödemeyi keserek bu yükümlülükten kurtulur.

Ancak iştirak nafakasının kesilmesi, çocuğun ebeveyninden maddi destek alma hakkının tamamen bittiği anlamına gelmez. Sadece nafakanın hukuki niteliği ve talep edilme şekli değişir. İşte bu noktada devreye TMK’nın 328/2. ve 364. maddelerinde düzenlenen “Yardım Nafakası” kurumu girmektedir.

Üniversite Okuyan Çocuğun Nafaka Hakkı: Yardım Nafakası Nedir?

İştirak nafakası 18 yaşla birlikte kesilse de, eğitim hayatı devam eden gencin barınma, beslenme, okul harçları, ulaşım ve kitap gibi masrafları artarak devam etmektedir. Kanun koyucu bu gerçeği göz ardı etmeyerek TMK’nın 328. maddesinin ikinci fıkrasına şu hayati kuralı eklemiştir: “Çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlüdürler.”,.

Aynı zamanda TMK’nın 364. maddesi gereğince, “Herkes, yardım etmediği takdirde yoksulluğa düşecek olan altsoyuna (çocuğuna) nafaka vermekle yükümlüdür” kuralı işletilir. Akrabalar arası dayanışma esasından kaynaklanan bu nafaka türüne Yardım Nafakası adı verilir. Çocuğun 18 yaşını doldurmasıyla biten iştirak nafakası, çocuğun talebi üzerine ve gerekli şartların varlığı hâlinde yardım nafakasına dönüştürülür,.

Yardım Nafakası Almanın Kanuni Şartları Nelerdir?

Bir gencin 18 yaşını doldurduktan sonra ebeveyninden yardım nafakası talep edebilmesi için mahkemelerin aradığı belirli hukuki şartlar bulunmaktadır:

  • Ergin (Reşit) Olmak: Yardım nafakası talebinin temel şartı, çocuğun 18 yaşını doldurmuş olması (veya mahkeme kararıyla ergin kılınmış olması) durumudur.
  • Eğitim Hayatının Devam Ediyor Olması: Çocuğun lise, üniversite, yüksek lisans veya doktora fark etmeksizin aktif bir eğitim hayatının içinde bulunması gerekir,. Eğitim hayatı boyunca ebeveynin bakım yükümlülüğü yasa gereği devam eder.
  • Yoksulluğa Düşme Tehlikesi: Çocuğun kendi geçimini sağlayacak düzenli ve yeterli bir gelirinin bulunmaması, ebeveyninin yardımı olmazsa eğitimine devam edemeyecek ve yoksulluğa düşecek olması şarttır.
  • Nafaka Yükümlüsünün Ödeme Gücü: Kendisinden nafaka talep edilen anne veya babanın, kendi asgari geçimini sağladıktan sonra çocuğuna da nafaka ödeyebilecek mali güce (maaş, kira geliri, ticari kazanç vb.) sahip olması gerekir. Hâkim, tarafların sosyal ve ekonomik durumlarını (SED araştırması) titizlikle inceler.

Açıköğretim veya Açık Lise Okuyan Çocuk Yardım Nafakası Alabilir mi?

Müvekkillerimizin en sık sorduğu ve toplumda yanlış bilinen konulardan biri de eğitim türünün niteliğidir. “Çocuğum üniversiteyi kazanamadı ama açık lisede veya açıköğretim fakültesinde okuyor, nafaka alabilir mi?” sorusunun cevabı Türk hukukunda kesin bir “Evet”tir.

Yargıtay uygulamalarına göre; çocuğun örgün eğitime gitmemesi, eğitimine uzaktan veya dışarıdan devam etmesi onun nafaka hakkını elinden almaz. Açık öğretim fakültesinde, açık lisede veya benzeri kurumlarda öğrenci olunması, yasanın aradığı “eğitimi devam ediyorsa” şartını karşıladığı için yardım nafakası istenmesine kesinlikle engel değildir,.

Üniversite Okumayan Bekâr Kız Çocuklarının Nafaka Hakkı (Özel İstisna)

Hukukumuz, sadece eğitimine devam edenleri değil, toplumsal dezavantajları nedeniyle yoksulluğa düşme tehlikesi yaşayan kız çocuklarını da özel bir koruma kalkanı altına almıştır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına göre; ergin (18 yaşını geçmiş) olan, üniversite eğitim hayatı bulunmayan, eğitim veya ekonomik nedenlerle iş bulamamış, çalışamayan ve henüz bekâr olan kız çocukları, sırf yoksulluğa düşmemek adına, nafakayı ödeyecek mali güce sahip olan anne babasından her zaman yardım nafakası talebinde bulunabilirler. Asgari ücret ve altında geliri bulunanlar hukuken yoksul sayıldığından, kendi geçimini asgari düzeyde dahi sağlayamayan kız çocuklarının açacağı yardım nafakası davası büyük ölçüde kabul görmektedir.

Yardım Nafakası Davasını Kim, Nerede ve Nasıl Açmalıdır?

İştirak nafakası ile yardım nafakası arasındaki en keskin hukuki ayrım, davanın tarafları noktasında ortaya çıkar. Bu ayrım, usuli bir hata yapıldığında davanın doğrudan reddedilmesine yol açtığı için büyük bir hassasiyet gerektirir.

Davayı Kim Açmalıdır? (Sıfat Yokluğu Tehlikesi) Çocuk 18 yaşından küçükken ödenen “iştirak nafakası”, velayet hakkını elinde bulunduran ebeveyn (örneğin anne) tarafından kendi adına veya çocuğa velayeten açılıp yürütülür. Ancak çocuk 18 yaşını doldurduğu gün ergin olur ve anne-babanın çocuk üzerindeki velayet hakkı kesin olarak sona erer. Bu nedenle, 18 yaşını geçen üniversite öğrencisi bir çocuk için anne veya baba kendi adına yardım nafakası davası açamaz.

Yardım nafakası davasını, 18 yaşını doldurmuş olan çocuğun bizzat kendisi (veya avukatına vereceği kendi vekâletnamesi ile) açmak zorundadır,. Eğer anne, 18 yaşını geçen çocuğu için kendi adına dava açarsa, bu dava “aktif husumet (sıfat) yokluğu” sebebiyle esasa dahi girilmeden anında reddedilir.

Görevli ve Yetkili Mahkeme Neresidir? Yardım nafakası davalarında Görevli Mahkeme Aile Mahkemesidir. Aile mahkemesi bulunmayan ilçelerde ise bu davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri “Aile Mahkemesi sıfatıyla” bakar. TMK’nın 365/son maddesi uyarınca yetkili mahkeme ise; taraflardan birinin (nafaka talep eden çocuğun veya nafaka ödeyecek ebeveynin) yerleşim yeri mahkemesidir,. Üniversite okumak için başka bir şehre giden çocuk, ikametgâhını oraya aldırdıysa davasını bulunduğu şehirdeki aile mahkemesinde de rahatlıkla açabilir.

Dava, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 316. ve devamı maddelerine göre “Basit Yargılama Usulü”ne tabidir. Sürecin en hızlı şekilde, genellikle iki veya üç celsede bitirilmesi kanunun temel amacıdır,.

Yargıtay’ın Üniversite Okuyan Çocuğun Nafakasına Yaklaşımı

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ve ilgili daireleri, eğitim hayatı devam eden ergin çocukların desteklenmesi konusunda son derece net, koruyucu ve emsal teşkil eden kararlara imza atmıştır.

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (2022/2-657 Esas, 2023/672 Karar) sayılı çok güncel ilamında yardım nafakasının hukuki temeli şu şekilde özetlenmiştir: “Yardım nafakası ise, çocuk ergin olduğu hâlde eğitimi devam ediyorsa, ana ve baba durum ve koşullara göre kendilerinden beklenebilecek ölçüde olmak üzere, eğitimi sona erinceye kadar çocuğa bakmakla yükümlü olmasından kaynaklanmaktadır. Ergin çocuğa yardım nafakası, boşanma veya ayrılık davası açılınca davanın devamı süresince eş ve çocuklara ilişkin alınması gereken geçici önlemler dışında bağımsız olarak alınabilecek olan genel önlemler arasındadır. Ergin olmayan çocuğa ödenen iştirak nafakası, istem hâlinde çocuk ergin olduktan sonra yardım nafakasına dönüştürülmektedir…”,.

Bu emsal karar da göstermektedir ki, Yargıtay, çocuğun eğitimini sürdürmesini “yardım nafakası” almak için en haklı gerekçe saymaktadır. Ayrıca Yargıtay uygulamalarına göre; yardım nafakası miktarı belirlenirken, sadece babanın değil, annenin de gelir durumu dikkate alınmalı ve eğitim giderleri ebeveynler arasında “mali güçleri oranında” hakkaniyetle paylaştırılmalıdır,.

Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç

Çocuğun 18 yaşına girmesi, onun bir gecede tüm ekonomik bağımsızlığını kazandığı, üniversite harçlarını, kira veya yurt bedellerini tek başına ödeyebilecek bir konuma eriştiği anlamına gelmez. Türk Medeni Kanunu’nun 328. maddesinde yer alan hüküm, gençlerin eğitimlerini yarıda bırakmamaları ve sağlıklı bireyler olarak topluma kazandırılmaları için düzenlenmiş en hayati koruma mekanizmalarından biridir. İştirak nafakasının kesilmesiyle ortaya çıkan büyük ekonomik boşluk, ancak usulüne uygun şekilde açılacak bir “Yardım Nafakası” davası ile doldurulabilir.

Ancak bu sürecin başarıya ulaşması; davayı annenin değil doğrudan ergin çocuğun açması gerektiği gibi usul kurallarına, öğrenci belgesi ve harcama dökümlerinin mahkemeye HMK kurallarına uygun olarak sunulmasına ve ebeveynin gizlenen mali gücünün mahkeme kanalıyla (SED araştırmaları, banka/tapu sorguları) ortaya çıkarılmasına bağlıdır. Yanlış mahkemede veya yanlış sıfatla açılan davalar, reddedilme riski taşıdığı gibi karşı tarafa vekâlet ücreti ödenmesine ve çocuğun aylar süren bir mağduriyet yaşamasına sebep olur.

Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, sadece boşanma süreçlerinde değil, evlilik birliğinin sona ermesinin ardından ortaya çıkan Aile Hukuku uyuşmazlıklarında, çocukların eğitim haklarının güvence altına alınması için de tüm hukuki birikimimizle yanınızdayız. Üniversite eğitiminiz veya çocuğunuzun eğitimi devam ediyorsa, kesilen nafakanın yeniden bağlanması ve geleceğin güvence altına alınması için alanında uzman avukat kadromuzla sürecinizi profesyonelce yönetiyoruz.

Hak kayıpları yaşamadan, eğitim hayatınızın ekonomik sıkıntılar yüzünden sekteye uğramasını engellemek ve yardım nafakası davasını en doğru stratejiyle başlatmak için vakit kaybetmeden bizimle iletişime geçin. Detaylı danışmanlık almak ve hukuki yol haritanızı belirlemek için hemen İletişim sayfamız üzerinden uzman ekibimizden randevu oluşturabilirsiniz.

DİĞER YAZILAR