Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ndan Cinsel Saldırı Davasında Usul Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Türk hukuk sisteminde Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, içtihat birliği sağlaması ve hukuki uyuşmazlıklara kesin çözümler getirmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yakın zamanda verilen 2023/104 Esas, 2026/63 Karar sayılı karar da, cinsel saldırı suçu ve temyiz süreçlerindeki usul eksiklikleri bağlamında dikkate değer bir örnek teşkil etmektedir.
İlgili dava sürecinde, Bakırköy 10. Ağır Ceza Mahkemesi, sanığın teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı suçundan beraatine karar vermiştir. Ancak, katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin istinaf başvurusu üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 20. Ceza Dairesi, ilk derece mahkemesi hükmünü kaldırarak sanığı nitelikli cinsel saldırıya teşebbüs suçundan 5 yıl 3 ay hapis cezasına mahkûm etmiştir. Bu hüküm hem sanık müdafii hem de katılan Bakanlık vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Yargıtay 9. Ceza Dairesi, ilk temyiz incelemesinde sanık müdafiinin itirazlarını haklı bularak hükmü bozmuş, eylemin basit cinsel saldırı suçunu oluşturduğu kanaatine varmıştır. Ancak, bu bozma kararında katılan Bakanlık vekilinin temyiz talebi incelenmemiştir. Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay’ın bozma kararına direnerek önceki hükmünde ısrar etmiş ve sanığın mahkûmiyetine yeniden karar vermiştir. Direnme üzerine dosya Yargıtay Ceza Genel Kurulu önüne gelmiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Ceza Genel Kurulu’nun önüne gelen uyuşmazlık, esasen sanığın eyleminin basit cinsel saldırı mı yoksa teşebbüs aşamasında kalan nitelikli cinsel saldırı mı olduğu sorunu olsa da, Kurul öncelikle Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 27. maddesi uyarınca bir ön sorun tespit etmiştir: Katılan Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı vekilinin temyiz taleplerinin Özel Dairece incelenmemesi.
Genel Kurul, bu ön soruna ilişkin yaptığı değerlendirmede, temyiz yargılamasının usulüne uygun olarak açılmış bir temyiz davası üzerine yapılması ve hukuki sorunun tüm taraflar hakkında, bir seferde ve nihai olarak çözülmesi gerektiğini vurgulamıştır. 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK)’nun 35/2. maddesine göre kanun yoluna başvurulabilecek kararların ilgilisine tebliğ edilmesi, 260/1. maddesine göre ise katılan sıfatını almış olanların da kanun yollarına başvurma hakkının bulunması zorunludur. Ayrıca, CMK’nın 234. maddesi mağdur ve şikâyetçinin kovuşturma evresindeki haklarını düzenlerken, Yargıtay Kanunu’nun 28. ve Yargıtay İç Yönetmeliği’nin 37. maddeleri, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığınca tüm temyiz edenlere ve temyiz edilen tüm hükümlere yönelik hukuki görüşün açıklandığı bir tebliğname düzenlenmesinin zorunluluğunu ortaya koymaktadır.
Dosya kapsamından, katılan Bakanlık vekilinin temyiz dilekçeleri bulunmasına rağmen, Yargıtay 9. Ceza Dairesinin ilk bozma kararında ve direnme sonrası tevdi kararında bu temyiz taleplerine ilişkin herhangi bir değerlendirme yapmadığı tespit edilmiştir. Ceza Genel Kurulu, temyiz istemlerinin birlikte ve tek seferde incelenerek temyiz davasının sonuçlandırılması gerektiğini belirterek, usul ekonomisi de dikkate alındığında, Özel Dairece daha önce karara bağlanmamış bir hususun doğrudan Ceza Genel Kurulunca ele alınmasının mümkün olmadığını vurgulamıştır.
Sonuç olarak, Yargıtay Ceza Genel Kurulu, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin 01.12.2022 tarihli ve 11619-10878 sayılı tevdi kararının kaldırılmasına ve dosyanın, katılan Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın temyiz talebinin de değerlendirilmesi için Yargıtay 9. Ceza Dairesine gönderilmesine oy birliğiyle karar vermiştir.
Yorum
Bu karar, ceza yargılamasında usul hükümlerine riayetin ve kanun yollarının tüm taraflar için eşit ve eksiksiz işletilmesinin hayati önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Temyiz sürecinde taraflardan birinin hak arama yolunun göz ardı edilmesi, yargılamanın sağlıklı bir şekilde ilerlemesini engeller ve adil yargılanma hakkının ihlali anlamına gelebilir. Ceza Genel Kurulu’nun, uyuşmazlığın esasını incelemeye geçmeden önce usul eksikliğini gidermeyi tercih etmesi, Türk yargı sisteminde şekli ve maddi hukukun bir bütün olarak ele alınması gerektiğinin güçlü bir göstergesidir.
Karar, özellikle cinsel saldırı gibi hassas suç tiplerinde mağdur haklarının korunması ve kovuşturmanın tüm aşamalarında etkin bir şekilde temsil edilmesinin önemini pekiştirmektedir. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı gibi kamuyu temsilen davaya katılan kurumların temyiz haklarının da titizlikle ele alınması, yargılama sürecinin şeffaflığı ve güvenilirliği açısından kritik rol oynamaktadır. Bu tür kararlar, hukuk büromuzun müvekkillerine sunduğu ceza hukuku hizmetlerinde, sürecin her aşamasında usul kurallarına uygun hareket etmenin ve tüm hukuki hakları eksiksiz kullanmanın ne denli önemli olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır.
Karar Künyesi
- Yargıtay Makamı: Yargıtay Ceza Genel Kurulu
- Esas No: 2023/104
- Karar No: 2026/63
- Karar Tarihi: 04.02.2026
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
