AYM: Afet Sonrası Defter Zayii Belgesi İdari Kurullarca da Verilebilir
Giriş ve Olayın Özeti
Türkiye, 6 Şubat 2023 tarihinde Kahramanmaraş merkezli meydana gelen depremlerle sarsılmış, bu büyük afetin ekonomik ve hukuki sonuçları geniş bir alanda hissedilmiştir. Depremlerden etkilenen mükelleflerin ticari defter ve belgelerinin zayi olması, ticari hayatın devamlılığı ve hukuki yükümlülüklerin yerine getirilmesi açısından ciddi bir sorun teşkil etmiştir. Bu kapsamda, 9/3/2023 tarihli ve 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 10. maddesinin (22) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesi, zayi olan defter ve belgeler için idari kurullarca belge verilmesine imkan tanımıştır. Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi, bu kuralın Anayasa”nın 2., 9. ve 36. maddelerine (hukuk devleti, yargı yetkisi ve hak arama hürriyeti) aykırı olduğu gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi”ne başvurmuştur. Anayasa Mahkemesi (AYM), 26/2/2026 tarihinde aldığı 2026/54 K. sayılı kararı ile söz konusu hükmün Anayasa”ya aykırı olmadığına oybirliğiyle karar vermiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Anayasa Mahkemesi, itiraz konusu kuralı Anayasa”nın hukuk devleti, kuvvetler ayrılığı ve hak arama hürriyeti ilkeleri çerçevesinde detaylı bir incelemeye tabi tutmuştur. Mahkeme, öncelikle Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Vergi Usul Kanunu (VUK) uyarınca ticari defter tutma ve belge saklama yükümlülüğünü ve bu defterlerin zayi olması halinde belge verilmesinin Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca bir “çekişmesiz yargı” işi olduğunu hatırlatmıştır. Geleneksel olarak bu tür belgelerin mahkemeler tarafından düzenlendiği belirtilmiştir.
Başvuran mahkeme, defter ve belgelerin zayi olduğuna dair belge verme yetkisinin mahkemelerden idari bir mercie devredilmesinin kuvvetler ayrılığına ve hukuk devleti ilkesine aykırı olduğunu, ayrıca bireylerin mahkeme önünde doğrudan dinlenilme hakkından mahrum bırakıldığını ileri sürmüştür.
AYM, bu iddiaları değerlendirirken çekişmesiz yargı işlerinin hukuki niteliğinin karmaşık olduğunu, hem yargısal hem de idari yönlerinin bulunduğunu vurgulamıştır. Mahkeme, idari nitelikte kabul edilebilecek bir faaliyetin kamu yararı gözetilerek yargı mercilerine gördürülmesinin kanun koyucunun takdirinde olduğu gibi, belirli koşullarda idari mercilere yetki verilmesinin de yargı yetkisinin devri anlamına gelmeyeceğini belirtmiştir. Daha önceki kararlarında (örneğin mirasçılık belgesinin noterler tarafından da düzenlenebilmesi) benzer değerlendirmeler yaptığını hatırlatmıştır.
Kararda, il veya ilçe idare kurullarınca düzenlenecek zayi belgesinin bir “tespit niteliği” taşıdığı ve kesin hüküm oluşturmadığı ifade edilmiştir. Bu belgenin iptalinin, geri alınmasının veya değiştirilmesinin mümkün olması, idari kurullara tanınan yetkinin hukuki bir uyuşmazlığı nihai olarak sona erdirme amacını taşımadığını göstermektedir. Ayrıca, Anayasa Mahkemesi, kanun koyucunun bu düzenlemeyle mahkemelerin bu konudaki yetkisini ortadan kaldırmadığını, yani mükelleflerin doğrudan mahkemelere başvurma imkanının devam ettiğini belirtmiştir.
Sonuç olarak, AYM, kuralın yargı yetkisinin devri anlamına gelmediği, kuvvetler ayrılığı ve hukuk devleti ilkesiyle çelişmediği, ayrıca mahkemelere doğrudan başvuru imkanının devam etmesi ve idari işlemin yargı denetimine açık olması nedeniyle adil yargılanma hakkını da ihlal etmediği sonucuna varmış ve itirazın reddine oybirliğiyle karar vermiştir.
Yorum
Anayasa Mahkemesi”nin bu kararı, özellikle doğal afetler gibi olağanüstü durumlarda idari mekanizmaların esneklik kazanmasına ve bürokratik süreçlerin hızlanmasına yönelik adımları destekler niteliktedir. Deprem gibi büyük felaketlerde, binlerce mükellefin aynı anda defter ve belgelerinin zayi olduğunu ispatlamak zorunda kalması, mahkemeler üzerinde aşırı bir yük oluşturabilecek ve yargılamaların uzamasına neden olabilecekti. İdari kurullara tanınan bu yetki, mükelleflerin mağduriyetlerini daha hızlı gidermelerine olanak tanıyarak ticari hayatın aksamadan devam etmesine katkı sağlamaktadır.
Karar, idari mercilerin yaptığı tespitlerin nihai yargı denetimine tabi olduğu ve mükelleflerin doğrudan mahkeme yolunu seçme hakkının saklı tutulduğu güvencesini de beraberinde getirmiştir. Bu, hız ve pratiklik ile hukuki güvence arasında bir denge kurulduğunu göstermektedir. İşletmeler için önemli olan, bu belgeyi hangi merciiden alırlarsa alsınlar, hukuki süreçlerin doğru ve eksiksiz yürütülmesidir.
Karar Künyesi
- Esas Sayısı: 2025/264
- Karar Sayısı: 2026/54
- Karar Tarihi: 26/2/2026
- R.G. Tarih-Sayı: 21/5/2026-33260
- İtiraz Yoluyla Başvuran: Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi 4. İdari Dava Dairesi
- İtirazın Konusu: 9/3/2023 tarihli ve 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun”un 10. maddesinin (22) numaralı fıkrasının üçüncü cümlesinin Anayasa”nın 2., 9. ve 36. maddelerine aykırılığı ileri sürülerek iptaline karar verilmesi talebi.
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
