Yargıtay’dan Banka Sorumluluğu ve Vekalet Yetkisi Üzerine Önemli Karar
Giriş ve Olayın Özeti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin yakın tarihli ve önemli kararı (2023/4134 E., 2024/2655 K.), banka hesaplarındaki usulsüz işlemler, vekalet yetkisinin kapsamı ve bankaların sorumluluğu konularında dikkat çekici tespitler içermektedir. Söz konusu dava, davacı tarafından bankada açılan vadesiz mevduat hesabında gerçekleşen ve davacının kızına sadece para çekme ve yatırma konusunda yetki vermesine rağmen, hesabında izinsiz menkul kıymet alım satım işlemleri yapılması sonucu uğradığı zararın tazmini talebiyle açılmıştır.
Davacı, müvekkili banka hesabından kızı aracılığıyla para çekilebilmesine rağmen, borsada işlem yapma konusunda herhangi bir yetki veya vekalet vermediğini iddia etmiştir. Hesabında 219.065,00 TL bulunması gerekirken, usulsüz işlemler sonucunda borçlu duruma düşürüldüğünü belirterek, bu zararın davalı bankadan ticari temerrüt faiziyle birlikte tahsilini talep etmiştir. Davalı banka ise, davacının hesabını menkul kıymet aracılık sözleşmesiyle ilişkilendirdiğini, kızının talimatıyla işlemler yapıldığını ve kızının bu işlemleri müfettişe verdiği yazılı beyanla kabul ettiğini savunmuştur. Banka, davacının kızının işlemlerden haberdar olmamasının hayatın doğal akışına aykırı olduğunu öne sürmüştür.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yerel mahkeme, bozma kararına uyarak yaptığı yargılamada, davacının yatırım hesabı açtırmamasına rağmen adına sahte imza ile yatırım hesabı açılıp borsada işlem yapıldığını banka kayıtları ve bilirkişi raporuyla tespit etmiştir. Davacının kızına yalnızca para yatırma ve çekme talimatı verdiği, hisse senedi alım satımı konusunda bir vekaletinin bulunmadığı belirlenmiştir. Mahkeme, bankaların güvenilirlik esasına göre çalışan işletmeler olduğu ve basiretli bir tacir gibi davranarak hesap sahiplerinin talimatları gereği işlem yapmakla yükümlü oldukları prensibini vurgulamıştır. Dolayısıyla, davacının sınırlı yetki verdiği kızının bilgisiyle dahi olsa sahte imza ile yapılan işlemlerden ve bu yolla paranın yok edilmesinden bankanın sorumlu olduğuna hükmetmiştir.
Ancak, davacının uzun süre hesabını kontrol etmemesi ve bankayla iletişime geçmemesi nedeniyle %20 oranında müterafik kusurlu olduğu kabul edilerek, belirlenen alacak miktarından indirim yapılmıştır. Mahkeme, 160.360,15 TL asıl alacağa bu indirimi uygulayarak 128.288,12 TL asıl alacak ile ticari temerrüt faizinin davalıdan tahsiline karar vermiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, tarafların temyiz itirazlarını değerlendirmiştir. Davacının ve davalının asıl alacak, sorumluluk ve müterafik kusur indirimiyle ilgili itirazlarını yerinde bulmamış, yerel mahkemenin delil takdirinde isabetsizlik olmadığını belirtmiştir. Ancak, vekalet ücreti hesaplaması konusunda yerel mahkemenin hatasını tespit etmiştir. Yargıtay’a göre, müterafik kusur indirimi bir “hakkaniyet indirimi” olmayıp, davanın kısmen kabul ve kısmen reddedilen miktarları üzerinden vekalet ücreti hesaplanması gerekmektedir. Mahkeme, indirimsiz asıl alacak miktarı üzerinden vekalet ücretine hükmetmekle hata yapmıştır.
Bu yanlışlığın yeniden yargılama gerektirmemesi nedeniyle, Yargıtay, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun ilgili hükümleri uyarınca mahkeme kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Karar düzeltme kapsamında, davacı vekili lehine hükmedilen vekalet ücreti 25.054,02 TL’den 20.243,22 TL’ye, davalı vekili lehine hükmedilen vekalet ücreti ise 9.392,88 TL’den 14.524,30 TL’ye düşürülerek düzeltilmiştir.
Yorum
Yargıtay’ın bu kararı, bankacılık işlemlerinde vekalet yetkisinin sınırları, bankaların özen yükümlülüğü ve müterafik kusur kavramının vekalet ücreti hesaplamalarına etkisi açısından önemli emsal niteliğindedir. Karar, bankaların müşterilerine karşı “basiretli bir tacir” gibi davranma sorumluluğunu bir kez daha teyit etmiş, özellikle de müşterinin açık ve yazılı talimatı dışında yapılan işlemlerden doğacak zararlardan sorumlu tutulacağını vurgulamıştır. Sahte imzalarla veya yetki kapsamı dışında gerçekleştirilen işlemlerin hukuki sonuç doğurmayacağı ilkesi pekiştirilmiştir.
Öte yandan, davacının hesabını uzun süre kontrol etmemesi nedeniyle uğradığı zararın bir kısmından kendisinin de sorumlu tutulması (müterafik kusur), hesap sahiplerinin bankacılık işlemlerini düzenli olarak takip etmelerinin önemini ortaya koymaktadır. Bu durum, banka müşterilerine hesap ekstrelerini düzenli inceleme, şüpheli işlemlerde derhal bankayla iletişime geçme ve vekalet yetkisi verirken sınırları net bir şekilde belirleme yükümlülüğü getirmektedir.
Vekalet ücreti hesaplamasındaki düzeltme ise, hukuki uyuşmazlıklarda müterafik kusur indirimi uygulandığında, avukatlık ücretinin indirimli miktar üzerinden kabul ve reddedilen kısımlar dikkate alınarak hesaplanması gerektiği yönündeki prensibi netleştirmiştir. Bu, özellikle alacak davalarında vekalet ücreti hesaplamalarına dair uygulamada yeknesaklığı sağlaması açısından önem taşımaktadır.
Karar Künyesi
- T.C. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2023/4134
- Karar No: 2024/2655
- Karar Tarihi: 02.04.2024
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
