yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Yargıtay’dan Fazla Çalışma ve Tatil Ücreti İspatına Yönelik Emsal Karar

Giriş ve Olayın Özeti

Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, iş hukuku alanındaki güncel gelişmeleri ve emsal nitelikteki Yargıtay kararlarını müvekkillerimizle paylaşmaya devam ediyoruz. Bu makalemizde, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin, özellikle üst düzey yöneticilerin fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil (UBGT) ücreti alacaklarının ispatı konusunda önemli içtihatlar içeren 2025/9177 E., 2026/33 K. sayılı kararı mercek altına alınmıştır.

Davacı, davalı şirketlerde uzun yıllar mühendis ve genel müdür yardımcısı olarak görev yaptığını, yoğun bir tempoda çalıştığını, yıllık izinlerinde dahi uzaktan çalışmaya devam ettiğini, hafta tatilleri ile bayram tatillerinde de çalıştığını iddia etmiştir. Çalışma koşullarının değiştirilmesi ve bilgisayarına el konulması gibi gelişmelerin ardından, ücret, kıdem ve ihbar tazminatı, fazla çalışma, gece çalışması, hafta tatili, genel tatil, bayram tatili ve yıllık ücretli izin alacakları gibi çeşitli taleplerle dava açmıştır. Davalı şirket ise, davacının önceki dönem alacaklarının arabuluculuk yoluyla ödendiğini, sonrasında istifa ettiğini veya işe devamsızlık nedeniyle sözleşmesinin feshedildiğini, çalışma saatlerini davacının kendisinin belirlediğini ve herhangi bir fazla çalışma ya da tatil çalışması bulunmadığını savunmuştur.

İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi, davacının fazla çalışma ve ulusal bayram ve genel tatil ücreti alacaklarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. Özellikle, davacının giriş-çıkış kayıtlarını sunamadığı ve tanık beyanlarıyla iddiasını kanıtlayamadığı vurgulanmıştır.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını iki temel noktada hatalı bularak bozmuştur:

  1. Somutlaştırma Yükümlülüğü Eksikliği: Yargıtay, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 194/1 maddesi uyarınca tarafların dayandıkları vakıaları ispata elverişli şekilde somutlaştırma yükümlülüğü bulunduğunu hatırlatmıştır. Davacının, fazla çalışma ve UBGT alacaklarına ilişkin olarak hangi tarihlerde, ne kadar süreyle çalıştığını ve ne miktarda alacak talep ettiğini açıkça belirtmemesi, mahkemece HMK 31. maddesi (hakimin davayı aydınlatma ödevi) çerçevesinde giderilmesi gereken bir eksiklik olarak değerlendirilmiştir. Yargıtay, bu eksiklik giderilmeden hüküm kurulmasının hatalı olduğuna hükmetmiştir.
  2. Dijital Delillerin Değerlendirilmemesi ve Bilirkişi İncelemesi Zorunluluğu: Yargıtay, davacının delil dilekçesinde "8 yıllık bilgisayar arşivi, 8 yıllık harddisk arşivi, 8 yıllık e-posta arşivi ile 8 yıllık 053*******9 numaralı Telefon/WhatsApp geçmişi" gibi dijital delillere dayandığını tespit etmiştir. Mahkemelerin, HMK’nın 266. maddesinde yer alan "bilirkişiye başvurulmasını gerektiren haller" düzenlemesini göz ardı ederek, bu dijital deliller üzerinde herhangi bir inceleme yapmaksızın davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar vermesini hatalı bulmuştur. Hukuk dışında özel veya teknik bilgiyi gerektiren bu tür durumlarda, mahkemenin kendiliğinden bilirkişi görüşüne başvurması gerektiği, tüm dosya kapsamı ve belirtilen dijital delillerin bir bütün halinde değerlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Eksik inceleme ile verilen kararın bozmayı gerektirdiği belirtilmiştir.

Bu nedenlerle Yargıtay, Bölge Adliye Mahkemesi kararını bozmuş ve dosyanın yeniden incelenmek üzere geri gönderilmesine karar vermiştir.

Yorum

Yargıtay’ın bu kararı, iş hukukundaki ispat yükü ve delillerin değerlendirilmesi açısından kritik önem taşımaktadır. Öncelikle, davacı tarafın iddialarını somutlaştırma yükümlülüğünün titizlikle yerine getirilmesi gerektiği ve bu konuda mahkemenin davayı aydınlatma ödevinin bulunduğu bir kez daha hatırlatılmıştır. Bu durum, dava dilekçelerinin hazırlanmasında özenin ve detaylandırmanın önemini ortaya koymaktadır.

Daha da önemlisi, karar, dijital çağda delil toplama ve değerlendirme pratiklerine ışık tutmaktadır. Çalışma saatlerinin tespiti, özellikle üst düzey yöneticiler veya esnek çalışma saatlerine sahip çalışanlar için geleneksel giriş-çıkış kayıtlarıyla mümkün olmayabilir. Bu gibi durumlarda, e-posta yazışmaları, dijital belge arşivleri, mesajlaşma uygulamaları ve telefon kayıtları gibi dijital verilerin, çalışma olgusunun ve süresinin ispatında önemli bir rol oynayabileceği kabul edilmiştir. Yargıtay, mahkemelerin bu tür özel veya teknik bilgiyi gerektiren delillerin değerlendirilmesi için resen (kendiliğinden) bilirkişiye başvurması gerektiğini vurgulayarak, yargılamada maddi gerçeğe ulaşma ilkesinin altını çizmiştir. Bu karar, iş hukukunda dijital delillerin gücünü ve bunların hukuki süreçlerde etkin bir şekilde kullanılması gerekliliğini pekiştirmektedir.

Karar Künyesi

  • Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2025/9177
  • Karar No: 2026/33
  • Karar Tarihi: 12.01.2026

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR