yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Yargıtay’dan Bilişim Dolandırıcılığı Davasında Çift Yorum

Giriş ve Olayın Özeti

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, bilişim sistemleri veya banka/kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenen dolandırıcılık suçlarına ilişkin önemli bir karara imza atmıştır. 2024/2576 E., 2024/7696 K. sayılı bu karar, dijital platformlarda gerçekleşen dolandırıcılık eylemlerinde delil değerlendirmesinin ve sanıkların rollerinin belirlenmesinin kritik önemini ortaya koymaktadır.

Olayda, mağdur 20.07.2022 tarihinde Instagram’da “canerden48” adlı kullanıcı hesabının paylaşımları üzerine bahis yoluyla kolay para kazanma vaadine kapılarak sanık … ile iletişime geçmiştir. Mağdur, kazanma umuduyla sanık … ve sanık …’in banka hesaplarına toplamda 76.500,00 TL göndermiştir. Ancak mağdurun hesabına herhangi bir ödeme yapılmamış, paranın geldiği bahane edilerek veya yanlış kod girildiği iddia edilerek sürekli yeni para talepleriyle karşılaşmıştır.

Hesap hareketlerinin incelenmesi, gönderilen paraların farklı sanıklar arasında nasıl dolaştığını gözler önüne sermiştir. Ana sanık …’in hesabına gelen paranın bir kısmı diğer sanıkların hesaplarına aktarılmış, bir kısmı kredi kartı borcu ödemek veya alışveriş yapmak için kullanılmış, bir kısmı da kripto para borsasına gönderilmiştir.

Sanıkların savunmalarında farklı iddialar öne sürülmüştür:

  • Sanık …: Instagram sayfasının kendisine ait olduğunu, mağdurla kendisinin iletişime geçtiğini ancak dolandırıcılık kastının olmadığını, babasının hesabını banka hesapları bloke olduğu için kullandığını, diğer sanıklara harçlık/borç gönderdiğini beyan etmiştir.
  • Sanık … (…’in babası): Banka kartlarının oğlunda olduğunu, olayla ilgisinin bulunmadığını ifade etmiştir.
  • Sanık … (…’in nişanlısı): Nişanlısının kendisine çeyiz hazırlığı için para gönderdiğini, dolandırıcılık olayıyla ilgisi olmadığını savunmuştur.
  • Sanık …: Ticari ilişkiler ve bahis bonusları nedeniyle sanık …’ten para aldığını ve ona para gönderdiğini, dolandırıcılık kastının olmadığını ileri sürmüştür.
  • Sanık …: Maddi imkansızlıklar nedeniyle hesap kartını tanımadığı bir kişiye kiraladığını ve gelen paraları o kişiye teslim ettiğini iddia etmiştir.

Soruşturma aşamasında sanıklar …, … ve …’in cep telefonlarında, mağdurların güvenini kazanmak amacıyla paylaşılan para içerikli çok sayıda fotoğraf ve video tespit edilmiştir. Ayrıca sanık …’in banka hesaplarının daha önce dolandırıcılık suçunda kullanıldığını bilmesine rağmen bu duruma engel olmadığı anlaşılmıştır.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Denizli 6. Ağır Ceza Mahkemesi, sanıkların üzerlerine atılı suçu işledikleri kabul ederek hepsini “bilişim sistemleri banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık” suçundan 11 yıl 3 ay hapis ve 300.000,00 TL adli para cezasına çarptırmıştır. Mahkeme, suçun işleniş biçimi, meydana gelen zarar, elde edilen maddi menfaat, sanıkların suç işleme kastındaki yoğunluk, önceki suç dosyaları ve pişmanlık göstermemeleri gibi gerekçelerle alt sınırdan uzaklaşarak ceza tayin etmiş ve TCK’nın 62. maddesindeki iyi hal indirimini uygulamamıştır.

Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 9. Ceza Dairesi, sanıkların istinaf başvurularını esastan reddetmiş, ancak mağdurun istinaf aşamasında şikayetinden vazgeçmesi nedeniyle vekalet ücretine ilişkin bölümü hükümden çıkarmıştır. Bölge Adliye Mahkemesi, mağdur zararının ilk derece mahkemesi kararından sonra giderilmiş olması nedeniyle TCK’nın 168. maddesindeki etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmamasını yasaya aykırı bulmamıştır.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, dosyayı temyiz incelemesine alarak şu kararı vermiştir:

  1. Sanık …, … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden: Yargıtay, bu sanıklar hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerinde ve Antalya Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararında herhangi bir hukuka aykırılık görmemiştir. Sanıkların savunmaları, mağdur beyanı, HTS kayıtları, telefon dinlemeleri, banka hesap hareketleri ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, alt sınırdan uzaklaşılarak ceza tayin edilmesi ve TCK’nın 62. ile 168. maddelerinin uygulanmamasına ilişkin gerekçelerin yeterli ve hukuka uygun olduğu tespit edilmiştir. Bu bağlamda, sanıkların ve müdafilerinin temyiz istemleri oy birliğiyle esastan reddedilerek hükümler ONANMIŞTIR.
  2. Sanıklar … ve … Hakkında Kurulan Hükümler Yönünden: Yargıtay, sanıklar … ve … hakkında kurulan mahkumiyet hükümlerini hukuka aykırı bulmuştur. Gerekçe olarak, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2023/5302 esas sayılı iddianamesine konu toplam 17 dolandırıcılık olayının hiçbir mağdurunun bu sanıkların hesaplarına doğrudan para göndermemesi, telefon dinlemelerinde mağdurlarla hiçbir iletişimlerinin bulunmaması, cep telefonlarının incelenmesinde herhangi bir suç unsuruna rastlanılmaması ve sanık …’ın ana sanıklara para gönderdiğine ilişkin dekontların varlığı gösterilmiştir. Bu deliller ışığında, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna varılarak Bölge Adliye Mahkemesi kararı oy birliğiyle BOZULMUŞ, sanıklar hakkında infazların durdurulmasına ve başka bir suçtan tutuklu veya hükümlü değillerse derhal TAHLİYELERİNE karar verilmiştir.

Yorum

Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin bu kararı, bilişim sistemleri aracılığıyla işlenen dolandırıcılık suçlarında delillerin titizlikle incelenmesi ve sanıkların eylemleri ile suç kastı arasındaki bağın şüpheye yer bırakmayacak şekilde ortaya konulmasının hayati önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Özellikle dijital platformlarda gerçekleşen ve çok sayıda failin dahil olabildiği karmaşık suçlarda, zincirleme hesap hareketleri ve aracılık ilişkileri, hukuki değerlendirmeyi zorlaştırabilmektedir.

Karar, ceza yargılamasının temel prensiplerinden olan “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin bilişim suçlarında da geçerliliğini koruduğunu açıkça göstermektedir. Sanık … ve … hakkındaki bozma kararı, sadece dolaylı hesap hareketleri veya genel iddiaların mahkumiyet için yeterli olmadığını, her sanığın kendi eylemi, kastı ve suçtaki rolüne ilişkin somut, doğrudan ve şüpheye mahal vermeyen delillerin bulunması gerektiğini belirtir. Mağdurlarla doğrudan temasın olmaması, telefon incelemelerinde suç unsuruna rastlanmaması gibi eksiklikler, mahkumiyet için aranan kesinliği ortadan kaldırmıştır.

Buna karşılık, sanık …, … ve … hakkındaki hükümlerin onanması, bu sanıkların suç örgütünün çekirdek üyeleri veya aktif katılımcıları olduklarına dair yeterli delillerin (Instagram hesabı sahipliği, mağdurla iletişim, telefonlarında dolandırıcılık materyalleri, önceki olaylardan haberdar olup eylemi sürdürme gibi) mahkemece doğru bir şekilde değerlendirildiğini göstermektedir. Bu, bilişim dolandırıcılığı suçlarında iştirakin ve rollerin somut delillerle ispatlandığı durumlarda ağır cezaların kaçınılmaz olduğunu teyit eder.

Yargıtay’ın bu kararı, ceza yargılamasında maddi gerçeğe ulaşmada somut delillerin ne denli vazgeçilmez olduğunu, özellikle birden fazla kişinin dahil olduğu karmaşık suçlarda her failin rolünün net bir şekilde belirlenmesinin ve bu rolün kesin delillerle desteklenmesinin önemini gözler önüne sermektedir. Dijital suçların artışıyla birlikte, bu türden kararlar hem hukuk uygulayıcıları hem de potansiyel mağdurlar için yol gösterici niteliktedir.

Karar Künyesi

  • Mahkeme: T.C. Yargıtay 11. Ceza Dairesi
  • Esas No: 2024/2576
  • Karar No: 2024/7696
  • Tarih: 05.06.2024

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR