Uyuşturucu Ticaretinde Gizli Soruşturmacı ve Delil Hukukiliği
Giriş ve Olayın Özeti
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, 2018/328 Esas ve 2021/312 Karar sayılı emsal nitelikteki kararında, uyuşturucu madde ticareti suçunda “gizli soruşturmacı” görevlendirilmesi ve elde edilen delillerin hukuka uygunluğu konusunu detaylıca ele almıştır. Karar, Adana Ağır Ceza Mahkemesi”nce sanık hakkında verilen mahkûmiyet hükmünün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 20. Ceza Dairesi”nin onama kararına Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı”nın itirazı ile gündeme gelmiştir. Başlangıçta sanığın eylemlerinin zincirleme suç mu, yoksa iki ayrı suç mu olduğu tartışılırken, Ceza Genel Kurulu müzakere sırasında usulden önemli bir ön sorun üzerinde durmuştur: suç tarihi itibarıyla, örgüt faaliyeti kapsamında işlenmeyen uyuşturucu madde ticareti suçunda gizli soruşturmacı görevlendirilmesinin hukuka uygun olup olmadığı ve bu bağlamda elde edilen delillerin geçerliliği.
Olayın özeti, sanığın iki ayrı tarihte gerçekleştirdiği iddia edilen uyuşturucu madde satış eylemlerine dayanmaktadır. İlk olay, 17.03.2015 tarihinde gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kolluk görevlisine esrar satışı iddiasıdır. İkinci olay ise 30.07.2015 tarihinde başka bir sanıkla birlikte eroin ve MDMA içeren hap satışı iddiasıdır. Özellikle 17.03.2015 tarihli eylem, suç tarihinde yürürlükte olan Ceza Muhakemesi Kanunu”nun (CMK) 139. maddesindeki “gizli soruşturmacı” görevlendirme şartları açısından kritik öneme sahiptir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, öncelikle CMK”nın “Gizli soruşturmacı görevlendirilmesi” başlıklı 139. maddesinin suç tarihinde (17.03.2015) yürürlükteki hâlini değerlendirmiştir. Bu tarihte, CMK m.139 uyarınca uyuşturucu madde imal ve ticareti suçlarında gizli soruşturmacı görevlendirilebilmesi için suçun örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenmiş olması şartı aranmaktaydı. CMK m.139″da 02.12.2016 tarihinde yürürlüğe giren 6763 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, uyuşturucu suçları için “Örgüt faaliyeti çerçevesinde işlenip işlenmediğine bakılmaksızın” gizli soruşturmacı görevlendirme imkânı getirilmiştir. Ancak bu değişiklik, sanığın 17.03.2015 tarihli eyleminden sonra yürürlüğe girdiğinden, somut olayda uygulanamaz durumdadır.
Kararda, sanığa isnat edilen uyuşturucu madde ticareti suçunun bir örgüt faaliyeti çerçevesinde işlendiğine dair somut bir tespit olmaması nedeniyle, mahkemece CMK m.139 uyarınca “gizli soruşturmacı” görevlendirilmesinin hukuka uygun olmadığı belirtilmiştir. Bu durumda, alıcı rolüne girerek sanıktan uyuşturucu madde satın alan kamu görevlilerinin “gizli soruşturmacı” değil, “gizli soruşturma yapan adli kolluk görevlisi” olarak kabul edilmesi gerektiği vurgulanmıştır. Bu görevlilerin elde ettiği delillerin hukuka uygun kabul edilebilmesi için ise suça azmettirme veya teşvik etme eylemleri bulunmaması şarttır.
Ayrıca, sanık hakkında CMK”nın 140. maddesi gereğince teknik araçla izlenmesine dair ayrı bir karar bulunmadığı hâlde, gizli soruşturmacı görevlendirilmesine ilişkin karara dayanılarak teknik araçla izleme ve kayıt altına alma işlemi yapılması da hukuka aykırı bulunmuştur. Hukuka uygun olmayan teknik araçla izleme sonucu elde edilen delillere dayanılarak suçun sübutuna gidilemeyeceği ifade edilmiştir.
Ceza Genel Kurulu, tüm bu tespitler ışığında, Yerel Mahkeme”nin “eksik araştırma” ile hüküm kurduğunu kabul etmiştir. Buna göre, gizli soruşturmacı olarak görevlendirilen kamu görevlilerinin adli kolluk görevlisi olup olmadıklarının araştırılması, adli kolluk görevlisi olduklarının tespiti hâlinde olayın nasıl gerçekleştiğine dair tanık olarak dinlenmeleri, sanık ve müdafisine tanıklara soru sorma olanağının tanınması ve sonucuna göre sanığın hukuki durumunun yeniden belirlenmesi gerektiğine hükmetmiştir.
Yorum
Yargıtay Ceza Genel Kurulu”nun bu kararı, ceza muhakemesi hukukunda delillerin hukuka uygunluğunun ve yargılama usullerinin önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle gizli soruşturmacı ve benzeri özel soruşturma yöntemlerinin kullanımında kanunla belirlenen sınırlara titizlikle uyulmasının gerekliliği vurgulanmıştır. Suçla mücadelede etkinliği sağlamak kadar, bireysel hak ve özgürlüklerin korunması ve adil yargılanma hakkının güvence altına alınması da hukukun temel prensiplerindendir. Hukuka aykırı yollarla elde edilen delillerin hükme esas alınamaması, hukukun üstünlüğü ilkesinin bir gereğidir. Bu karar, kolluk kuvvetlerinin yürüttüğü soruşturmalarda yasal yetki ve sınırların doğru anlaşılması ve uygulanması açısından önemli bir rehber niteliğindedir. Ayrıca, savunma hakkının temel bir unsuru olan tanıklara soru sorma hakkının da eksiksiz yerine getirilmesi gerektiği açıkça belirtilmiştir.
Karar Künyesi
T.C. Yargıtay Ceza Genel Kurulu
- Esas No: 2018/328
- Karar No: 2021/312
- Karar Tarihi: 24.06.2021
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
