yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Yargıtay 11. CD: Dolandırıcılıkta İştirak ve Delil Yetersizliği

Giriş ve Olayın Özeti

Türk Ceza Hukuku’nda dolandırıcılık suçları, mağdurların malvarlığına yönelik ciddi tehditler oluştururken, suçun işlenişindeki karmaşık yapılar ve iştirak ilişkileri, yargılamanın hassasiyetini artırmaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2021/27007 E., 2025/7124 K. sayılı kararı, özellikle dolandırıcılık suçunda iştirakin tespiti ve delil yetersizliği prensibi açısından önemli bir içtihadı ortaya koymaktadır.

Ele alınan davada, iki farklı sanık hakkında dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet hükümleri temyize konu olmuştur. Sanıklardan biri hakkında kurulan mahkumiyet hükmü Yargıtay tarafından onanırken, diğer sanık hakkında delil yetersizliği gerekçesiyle mahkumiyet hükmü bozulmuştur.

Olayın özeti şöyledir: Kimliği belirsiz bir şahıs, kendisini Cumhuriyet Savcısı olarak tanıtarak katılanı telefonla aramış ve dolandırıcıları yakalamak için operasyon yürütüldüğünü, bu operasyona yardımcı olması gerektiğini belirtmiştir. Katılandan, operasyon gereği 8000 TL’yi sanık … adına göndermesi istenmiştir. Katılanın parayı sanık …’nın hesabına göndermesi üzerine, sanık … bu parayı çekerek diğer sanık …’a teslim etmiştir. Yerel mahkeme, sanık …’nın bu olayda fikir ve eylem birliği içinde hareket ettiğini kabul ederek mahkumiyetine karar vermiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, temyiz incelemesinde sanıklar hakkındaki kararları ayrı ayrı değerlendirmiştir.

Sanık … Hakkındaki Hüküm

Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü incelenmiştir. Yargıtay, suçun uzlaşma kapsamında olması nedeniyle dosyanın uzlaştırma bürosuna gönderildiğini ancak uzlaşmanın sağlanamadığını tespit etmiştir. 5271 sayılı CMK’nın 217. maddesi uyarınca duruşmadan edindiği kanaate göre delilleri değerlendirip vicdani kanıya ulaşan Mahkemenin takdir ve uygulamasında bir isabetsizlik görülmediği belirtilmiştir. Ayrıca, adli para cezasının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilerek, hükümde yer alan “hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması”nın infaz aşamasında gözetilmesi olanaklı görüldüğünden bozma nedeni yapılmamıştır. Bu bağlamda, sanık müdafiinin temyiz nedenleri yerinde görülmeyerek hüküm oy birliğiyle ONANMIŞTIR.

Sanık … Hakkındaki Hüküm

Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmü ise farklı bir değerlendirmeye tabi tutulmuştur. Yargıtay, sanık …’nın aşamalarda istikrarlı bir şekilde suçu işlemediğini, yalnızca akrabası olan diğer sanık …’ın istemesi üzerine banka kartını olaydan habersiz şekilde kullandırdığına ilişkin savunmasını dikkate almıştır. Diğer sanık … da kendi beyanlarında, sanık …’nın savunmasını doğrular nitelikte açıklamalarda bulunmuş, dava dışı bir şahsın yönlendirmesiyle sanık …’nın sadece banka kartını kullandıklarını ve sanık …’nın olayda payının ve haberinin olmadığını belirtmiştir. Ayrıca, dava dışı yönlendirici şahıs ile diğer sanık … hakkında başka benzer bir dolandırıcılık suçundan kesinleşen mahkumiyet kararı da mevcuttur.

Tüm dosya kapsamı değerlendirildiğinde Yargıtay, sanık …’nın üzerine atılı dolandırıcılık suçunu işlediğine dair “mahkumiyetine yeterli, kesin delil olmadığı” kanaatine varmıştır. Bu durum gözetilmeksizin sanığın beraati yerine, diğer sanığın suçuna iştirak ettiği gerekçesiyle mahkumiyetine karar verilmesi hukuka aykırı bulunmuştur.

Kabule göre de; adli para cezalarının ödenmemesi halinde kamuya yararlı bir işte çalışma tedbirine de karar verilebileceği gözetilmeden, hükümde infaz yetkisini de kısıtlar şekilde adli para cezasının ödenmemesi halinde hapse çevrileceğinin ihtar edilmiş olması da yasaya aykırı bulunmuştur. Bu nedenlerle, sanık … hakkındaki hüküm oy birliğiyle BOZULMASINA karar verilmiştir.

Yorum

Yargıtay’ın bu kararı, ceza yargılamasında “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin ve ‘suçun sübutu için yeterli ve kesin delil’ şartının önemini bir kez daha vurgulamaktadır. Özellikle dolandırıcılık gibi karmaşık ve çok failli suçlarda, her bir sanığın fiile katılım derecesi, kastı ve eyleminin ne ölçüde suça iştirak teşkil ettiği titizlikle incelenmelidir. Bir kişinin banka hesabının veya kartının başkası tarafından kullanılması durumunda, hesap sahibinin suçun işlendiğinden haberdar olup olmadığı, suç kastıyla hareket edip etmediği hususları, somut delillerle desteklenmelidir. Yalnızca kartını kullandıran kişinin suçu işleyen diğer kişilerle akrabalık veya güven ilişkisi içinde olması, tek başına iştirak kastının varlığını ispata yetmeyebilir. Bu karar, dolandırıcılık suçlarında iştirakin tespiti için sanığın aktif rolünün ve suç kastının kesin delillerle ortaya konulması gerektiğini göstermektedir. Ayrıca, infaz rejimine ilişkin yasal düzenlemelerin de kararlarda doğru ve eksiksiz bir şekilde uygulanmasının adil yargılanma hakkı açısından kritik olduğu hatırlatılmıştır.

Karar Künyesi

T.C. Yargıtay 11. Ceza Dairesi

  • Esas Numarası: 2021/27007
  • Karar Numarası: 2025/7124
  • Karar Tarihi: 12.06.2025
  • Mahkemesi: Ağır Ceza Mahkemesi
  • Suç: Dolandırıcılık
  • Hükümler: Mahkûmiyet
  • Tebliğname Görüşü: Bozma

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR