yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Yargıtay HGK: Boşanmada Kusur, Maddi Tazminat ve Nafaka Değerlendirmesi

Türk Medeni Kanunu’nda düzenlenen evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayalı boşanma davaları, eşlerin kusur oranlarının tespiti ve bu kusur oranlarına bağlı olarak maddi-manevi tazminat ile yoksulluk nafakası gibi fer’i nitelikteki taleplerin değerlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) 17.06.2020 tarihli ve 2017/2295 E., 2020/436 K. sayılı kararı, bu alandaki yargı pratiğine ışık tutan emsal nitelikte bir değerlendirme sunmaktadır. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, bu önemli kararı sizler için detaylı bir şekilde inceledik.

Giriş ve Olayın Özeti

Dava, davacı kadın tarafından evlilik birliğinin temelden sarsılması sebebiyle açılan boşanma, tedbir-yoksulluk nafakası ile maddi ve manevi tazminat taleplerini içermektedir. Davacı vekili, davalı kocanın sürekli alkollü gelerek hakaret ettiğini, onur kırıcı sözler sarf ettiğini, eziyet ettiğini ve tehdit ettiğini iddia etmiştir.

Davalı erkek vekili ise bu iddiaları reddetmiş, davacının maddiyat için evlendiğini, ailesini ortak konuta çağırarak maddi sıkıntılara yol açtığını, kendisini ihmal ettiğini ve ziynet eşyaları ile evdeki eşyaları alarak evi terk ettiğini ileri sürmüştür. Karşılık dava ile kendisi de boşanma, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur.

İlk derece mahkemesi (Marmaris 2. Asliye Hukuk Mahkemesi), davalının alkol alması, kıskançlık ve tehdit eylemlerinin yanı sıra, davacının da aile mahremiyetini ihlal ettiğini, davalının imkanlarını kendi ailesi için kullandığını ve ekonomik rahatlık için evlendiğini beyan ettiğini kabul ederek, tarafları eşit kusurlu bulmuştur. Bu kusur belirlemesine bağlı olarak maddi ve manevi tazminat taleplerini reddetmiş, davacı lehine düşük miktarda yoksulluk nafakasına hükmetmiştir.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesi kararını kısmen bozmuştur. Bozma kararında, yapılan soruşturma ve toplanan delillerden davalı kocanın aşırı kıskanç olduğu ve eşine baskı yaptığı, dolayısıyla boşanmaya neden olan olaylarda tamamen kusurlu olduğu belirtilmiştir. Davacı kadına atfedilen kusurlu bir davranışın kanıtlanamadığı vurgulanmıştır. Bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının maddi tazminat talebinin reddedilmesi ve hükmedilen yoksulluk nafakasının az olması bozma gerekçeleri arasında yer almıştır.

İlk derece mahkemesi, Özel Daire’nin bozma kararına karşı direnerek, davacının yaş farkı nedeniyle davalının kendisini kıskanabileceğini öngörerek evlendiği, ekonomik rahatlık için evlenen bir kadının kusursuz kabul edilmesinin yanlış olacağı ve nafaka miktarının yeterli olduğu gerekçeleriyle önceki kararında ısrar etmiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; boşanmaya sebep olan olaylarda tarafların eşit kusurlu olup olmadıkları, buna göre davacı lehine Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 174/1. maddesi gereğince maddi tazminat koşullarının oluşup oluşmadığı ve takdir edilen yoksulluk nafakası miktarının az olup olmadığı noktalarında toplanmıştır.

HGK, öncelikle TMK’nin 166. maddesinde yer alan evlilik birliğinin temelden sarsılmasına dayalı boşanma hükümleri ile 174. maddesinde düzenlenen maddi ve manevi tazminat koşullarını ve 175. maddesinde yer alan yoksulluk nafakasına ilişkin esasları detaylı bir şekilde incelemiştir.

Yapılan değerlendirme sonucunda:

  • İlk derece mahkemesince davacı kadına yüklenen “aile fertlerini ve arkadaşlarını sürekli ortak konuta çağırma, aile mahremiyetini ihlal etme, davalının imkânlarını kendi ailesi için kullanma ve ekonomik yönden rahat bir yaşam için evlilik yapma” gibi vakıalara yönelik tanık beyanlarının soyut ve duyuma dayalı olduğu, bu iddiaları destekler başkaca bir delilin bulunmadığı tespit edilmiştir.
  • Öte yandan, dinlenen tanık beyanlarına göre davalı kocanın aşırı kıskanç olması ve bu vakıaya bağlı olarak davacıya baskı yapması sebebiyle evlilik birliğinin temelden sarsıldığı açıkça belirlenmiştir.
  • Bu durum karşısında, boşanmaya sebep olan olaylarda davalı kocanın tamamen kusurlu olduğu, davacıdan kaynaklı bir kusurun ise bulunmadığı aşikârdır.
  • HGK, ilk derece mahkemesinin tarafları eşit kusurlu kabul etmesinin ve bu hatalı kusur belirlemesine bağlı olarak davacı kadının maddi tazminat talebini reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir.
  • Yoksulluk nafakası yönünden yapılan değerlendirmede ise, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, nafakanın niteliği, günün ekonomik koşulları ve hakkaniyet ilkesi gözetildiğinde, davacı kadın lehine hükmedilen yoksulluk nafakası miktarının az olduğu sonucuna varılmıştır. Davacının sezonluk kat görevlisi olarak çalıştığı, davalının ise emekli olduğu, kira ödediği, hisseli arsaları, intifa hakkına sahip olduğu tarla ve dükkanının bulunduğu hususları dikkate alınmıştır.

Sonuç olarak, Hukuk Genel Kurulu, ilk derece mahkemesinin direnme kararını hem kusur belirlemesi ve maddi tazminat yönünden hem de yoksulluk nafakasının miktarı yönünden bozmuştur.

Yorum

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, boşanma davalarında kusur belirlemesinin ne denli hassas ve somut delillere dayanması gerektiğini açıkça ortaya koymaktadır. Soyut iddialar ve duyuma dayalı beyanlarla eşlere kusur yüklenemeyeceği, kişilik haklarına yönelik saldırı niteliğindeki davranışların ise boşanmada ağır kusur teşkil edeceği bir kez daha vurgulanmıştır. Özellikle davalı kocanın aşırı kıskançlık ve baskıcı tutumlarının evlilik birliğini temelden sarstığı ve davacının kusursuz olduğu tespiti, kadının haklarının korunması açısından önemli bir adımdır.

Karar ayrıca, maddi tazminat hakkının oluşumu için “kusursuz veya daha az kusurlu olma” şartının titizlikle incelenmesi gerektiğini ve yoksulluk nafakasının günün ekonomik koşulları ve tarafların gerçek sosyal ve ekonomik durumları dikkate alınarak hakkaniyete uygun bir şekilde belirlenmesi gerektiğini göstermektedir. Bu karar, boşanma davalarında adil bir yargılama ve hakkaniyetli sonuçlar elde etme hedefimize ışık tutmaktadır.

Karar Künyesi

  • Mahkeme: T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
  • Esas No: 2017/2295
  • Karar No: 2020/436
  • Karar Tarihi: 17.06.2020

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR