AYM”den Gözaltında Tedavi Engeli ve Cezasızlık: İhlal Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Anayasa Mahkemesi (AYM), Kemal Şengül başvurusu (2021/27249) ile ilgili verdiği önemli bir kararla, gözaltı süreçlerinde bireylerin tıbbi tedaviye erişim hakkının ve kamu görevlileri hakkındaki yargılamaların etkinliğinin ne denli kritik olduğunu bir kez daha gözler önüne sermiştir. Bu karar, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının hem maddi hem de usul boyutunda ihlal edildiğini tespit etmesiyle hukuk dünyasında önemli bir yer edinmiştir.
Olay, başvurucu Kemal Şengül”ün 6 Şubat 2006 tarihinde bir makam aracını çalma girişimi sırasında çıkan çatışmada yaralanmasıyla başlamıştır. Yaralı olmasına rağmen ilk etapta yakalanamayan Şengül, ertesi gün evine yapılan operasyonla gözaltına alınmıştır. Yapılan adli muayene raporlarında, başvurucunun ateşli silah yaralanmaları olduğu ve acil ileri tedaviye ihtiyacı bulunduğu açıkça belirtilmiştir. Ancak bu tıbbi uyarılara rağmen, gerekli sevk işlemleri yapılmayarak başvurucu nezarethanede tutulmaya devam etmiştir.
Başvurucunun yaralı olmasına rağmen tedavi edilmemesi üzerine başlatılan suç duyurusu ve soruşturma sonucunda, dört polis memuru hakkında “görevi kötüye kullanma” suçundan kamu davası açılmıştır. Küçükçekmece 21. Asliye Ceza Mahkemesi, 2014 yılında sanık polis memurlarının başvurucunun tedavisini geciktirdiğini ve sağ dirseğindeki hareket kısıtlılığının bu gecikme nedeniyle daha yüksek oranda ortaya çıktığını kabul etmiştir. Mahkeme, bir sanığa adli para cezası verirken, diğer üç sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına (HAGB) karar vermiştir. Başvurucunun karara itirazı reddedilmiş, temyiz süreci ise Yargıtay”da yaklaşık altı yıl sürmüştür. Bu uzun gecikme sonucunda, sanık R.C.D. hakkındaki kamu davası, 2020 yılında dava zamanaşımına uğrayarak düşmüştür.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlal edildiği iddiasını titizlikle incelemiştir. AYM, başvurucunun iddialarını değerlendirirken, yargısal süreçteki aşamaların farklı zamanlarda farklı kararlarla neticelenmesi durumunda dahi, insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının ihlali iddialarının bir bütün olarak ele alınabileceği prensibini hatırlatmıştır.
Mahkeme, sanık R.C.D. hakkındaki yargılamanın Yargıtay nezdindeki yaklaşık altı yıl süren temyiz incelemesi nedeniyle dava zamanaşımına uğramasını “aşırı gecikme” olarak nitelendirmiş ve bu durumun, yargılama makamlarının makul bir özen ve süratle hareket etme yükümlülüğünü ihlal ettiğini tespit etmiştir. Yargılama makamlarının, kötü muamele yasağına yönelik ihlallerin önlenmesindeki rollerine aykırı davrandığı ve sanığın mahkûm edilmesine rağmen mutlak bir cezasızlık nedeni olan dava zamanaşımından yararlandığı vurgulanmıştır. Ayrıca, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarının içeriği de dikkate alınarak, başvurucunun gözaltında kaldığı süreçte acil cerrahi konsültasyonu gerektiren sağlık durumuna rağmen tedaviden mahrum bırakılmasının bir ihlal teşkil ettiği belirtilmiştir.
AYM, bireylerin cezai sorumluluğuna ilişkin vasıflandırma yapmanın kendi görevi olmadığını, ancak devletin Anayasa”nın 17. maddesi kapsamındaki pozitif yükümlülüğünü yerine getirip getirmediğini değerlendirdiğini ifade etmiştir. Bu kapsamda, kişilerin fiziksel ve ruhsal bütünlüklerini korumak için oluşturulan mevzuatın etkili bir şekilde uygulanmadığı ve devletin bu konudaki pozitif yükümlülüğünü ihlal ettiği sonucuna varılmıştır.
Başvurucunun, kamu davasının uzun sürmesi nedeniyle tazminat davası açamadığına ilişkin “etkili başvuru hakkının ihlal edildiği” iddiası ise, idari yargıda tam yargı davası açma imkânının mevcut olduğu ve bu yolun etkisizliğinin iddia edilmediği gerekçesiyle açıkça dayanaktan yoksun bulunarak kabul edilemez bulunmuştur.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa”nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağının hem maddi hem de usul boyutunun ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. İhlal nedeniyle başvurucuya net 225.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmedilmiş, maddi tazminat talebi ise reddedilmiştir.
Yorum
Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, Anayasa Mahkemesi”nin bu kararı, kolluk kuvvetlerinin gözetimi altındaki bireylerin sağlık haklarının korunması ve kamu görevlilerinin sorumluluklarına ilişkin yargı süreçlerinin etkinliği açısından büyük önem taşımaktadır. Karar, devletin bireylerin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü koruma konusundaki mutlak pozitif yükümlülüğünü bir kez daha teyit etmiştir. Özellikle gözaltında bulunan yaralı bir kişinin acil tıbbi müdahaleye erişiminin engellenmesi, insan haysiyetiyle bağdaşmayan bir muamele olarak kabul edilmiştir.
Yargı süreçlerindeki aşırı gecikmelerin, faillerin cezasız kalmasına yol açarak adalet duygusunu zedelediği ve devletin temel hak ve özgürlükleri koruma görevini ihmal ettiği bu kararla açıkça ortaya konulmuştur. Zamanaşımı nedeniyle davanın düşmesi, mağduriyetin giderilmesi ve sorumluların hesap vermesi açısından ciddi bir engel teşkil etmektedir. Bu durum, hukukun üstünlüğü ilkesinin tam olarak uygulanabilmesi için yargı makamlarının her aşamada makul özen ve süratle hareket etmesinin ne kadar hayati olduğunu göstermektedir.
AYM”nin hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kararlarıyla ilgili yaklaşım değişikliği de dikkat çekicidir. Artık, HAGB kararlarının da bireysel başvuruya konu edilebileceği ve yargısal sürecin tamamen sona ermesinin beklenmemesi gerektiği yönündeki yeni içtihat, mağdurların hak arama süreçlerini hızlandırarak etkin hukuki korumayı güçlendirme potansiyeli taşımaktadır. Bu karar, Türkiye”deki insan hakları ihlallerine karşı mücadelede önemli bir adım teşkil etmekte ve benzer durumlarla karşılaşan bireyler için emsal niteliği taşımaktadır.
Karar Künyesi
- Mahkeme: Anayasa Mahkemesi Genel Kurulu
- Başvuru Numarası: 2021/27249
- Başvurucu: Kemal ŞENGÜL
- Karar Tarihi: 20/11/2025
- Resmi Gazete Tarih ve Sayısı: 22/5/2026 – 33261
- İhlal Edilen Hak: Anayasa”nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan insan haysiyetiyle bağdaşmayan muamele yasağı (maddi ve usul boyutu)
- Sonuç: İhlal tespiti ve 225.000 TL manevi tazminat
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
