yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

AYM’den MEB Burs Borçları ve Yargılama Giderleri Kararı

Giriş ve Olayın Özeti

Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye’nin hukuki gündemini yakından ilgilendiren önemli bir karara imza attı. 2025/208 Esas ve 2026/69 Karar sayılı bu karar, 7440 sayılı Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun’un 10. maddesinin (28) numaralı fıkrasının Anayasa’ya uygunluğunu ele almıştır. Kararın temelinde, Millî Eğitim Bakanlığı (MEB) tarafından verilen bursların geri ödenmesi talebiyle açılan davalar ve bu davalarda ortaya çıkan yargılama giderleri sorunu yer almaktadır.

Olay, Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin, 1416 sayılı Ecnebi Memleketlere Gönderilecek Talebe Hakkında Kanun kapsamında yurt dışına gönderilen öğrencilerin burs borçlarının yapılandırılmasına ilişkin 7440 sayılı Kanun’daki düzenlemenin Anayasa’nın 2. maddesine (Hukuk Devleti İlkesi) aykırı olduğu iddiasıyla AYM’ye başvurmasıyla başlamıştır. Özellikle, yapılandırma sonucunda vazgeçilen borç tutarına isabet eden vekâlet ücreti de dâhil yargılama giderlerinin tahsil edilmemesi hükmü, itirazın odak noktasını oluşturmuştur.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Anayasa Mahkemesi, ilk incelemede başvurunun “uygulanacak kural” şartını değerlendirmiş ve 7440 sayılı Kanun’un 10. maddesinin (28) numaralı fıkrasının birinci, ikinci, üçüncü, beşinci, altıncı ve yedinci cümlelerinin, itiraz başvurusunu yapan Mahkeme’nin baktığı davada uygulama imkânı bulunmadığına hükmederek bu cümlelere yönelik başvuruyu yetkisizlik nedeniyle reddetmiştir. Ancak fıkranın dördüncü cümlesi olan “Bu fıkra uyarınca vazgeçilen borç tutarına isabet eden vekâlet ücreti de dâhil yargılama giderleri tahsil edilmez.” hükmünün esasının incelenmesine karar vermiştir.

Esas incelemesinde AYM, itiraz konusu kuralı Anayasa’nın 36. maddesinde düzenlenen “Hak arama hürriyeti” ve “Adil yargılanma hakkı” ile 2. maddesinde belirtilen “Hukuk devleti” ilkesi açısından değerlendirmiştir.

  • Borçlular Yönünden Değerlendirme (Anayasa m. 36): Mahkeme, borçluların yapılandırma imkânından yararlanmak üzere başvuru yapmasının “serbest iradeyle yapılan bir tercih” ve “feragat” niteliğinde olduğunu belirtmiştir. Borçlunun, yargılamaya devam etmek yerine yapılandırmayı tercih etmesi durumunda, kanunda bu tercihe bağlanan sonuçlara maruz kalacağı ifade edilmiştir. Feragatin geçerliliği için aranan “kesin olarak ortaya konulması”, “makul ve öngörülebilir olması” ve “asgari usul güvencelerinin sağlanması” şartlarının bu durumda mevcut olduğu sonucuna varılmıştır. Ayrıca, adil yargılanma hakkından feragat edilmesini meşru olmaktan çıkaran üstün bir kamu yararı bulunmadığına dikkat çekilmiştir. Bu nedenle kuralın, borçluların hak arama hürriyeti ve adil yargılanma hakkıyla çelişen bir yönü bulunmadığına karar verilmiştir.
  • İdare Yönünden Değerlendirme (Anayasa m. 2): Kuralın, idarenin haklı olduğu davalar yönünden incelenmesinde ise, vazgeçilen borç tutarı dikkate alınmadan yargılama giderlerine hükmedilmesinin, idare lehine daha az vekâlet ücreti takdir edilmesi sonucunu doğuracağı değerlendirilmiştir. AYM, Anayasa’nın 141. maddesinde belirtilen “davaların en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılması” ilkesini ve kanun koyucunun bu doğrultuda, kamu yararını gözeterek uyuşmazlıkları ortadan kaldırmaya yönelik düzenlemeler yapma konusundaki takdir yetkisini vurgulamıştır. Devletin bir kısım alacağından veya yapmış olduğu yargılama giderlerinin bir kısmından vazgeçmesinin kanun koyucunun takdirinde olduğu belirtilerek, kuralın hukuk devleti ilkesiyle çelişmediği sonucuna ulaşılmıştır.

Bu kapsamda Anayasa Mahkemesi, 7440 sayılı Kanun’un 10. maddesinin (28) numaralı fıkrasının dördüncü cümlesinin Anayasa’ya aykırı olmadığına ve itirazın oybirliğiyle reddine karar vermiştir.

Yorum

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, kamu alacaklarının yapılandırılması süreçlerinde yargılama giderlerinin akıbeti konusunda önemli bir emsal teşkil etmektedir. Karar, devletin alacaklarını yeniden yapılandırma ve böylece hem bireyler üzerindeki yükü hafifletme hem de yargının iş yükünü azaltma amacı güden düzenlemelerinin, Anayasal sınırlar içinde kaldığını teyit etmektedir. Borçlular açısından, yapılandırma imkânından faydalanmanın getirdiği bazı feragatleri (yargılama giderleri konusundaki haklarından kısmen vazgeçme gibi) kabul etmeleri gerektiği netleşmiştir. Ancak bu feragatin, borçluların “bilinçli ve özgür iradesiyle” gerçekleştiği vurgusu, hukuki güvenlik ilkesi açısından önem arz etmektedir. İdare açısından ise, kamu yararı ve davaların hızlı sonuçlandırılması hedefi doğrultusunda, kanun koyucunun belirli durumlarda yargılama giderlerinden vazgeçme yetkisinin Anayasal güvenceye sahip olduğu kabul edilmiştir. Bu karar, benzer nitelikteki diğer yapılandırma kanunlarındaki yargılama giderleri hükümlerine yönelik potansiyel itirazlar için de bir yol gösterici niteliğindedir.

Karar Künyesi

  • Esas Sayısı: 2025/208
  • Karar Sayısı: 2026/69
  • Karar Tarihi: 26/3/2026
  • R.G. Tarih – Sayı: 2/6/2026 – 33268

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR