yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

AYM, E-Ticarette Aracı Hizmet Sağlayıcı Sorumluluğunu Genişletti

Giriş ve Olayın Özeti

Günümüz dünyasında dijitalleşme ve e-ticaretin yükselişi, günlük hayatımızın ve ticari ilişkilerimizin ayrılmaz bir parçası haline gelmiştir. İnternet üzerinden yapılan alışverişlerin yaygınlaşmasıyla birlikte, tüketicilerin hakları ve bu hakların korunması giderek daha kritik bir öneme sahip olmaktadır. Anayasa Mahkemesi (AYM), bu alanda önemli bir emsal teşkil eden 2024/187 Esas, 2026/42 Karar sayılı kararıyla, aracı hizmet sağlayıcılarının e-ticaretteki sorumluluklarına dair yasal düzenlemeleri yeniden şekillendirmiştir.

Karara konu olay, ayıplı mal nedeniyle manevi tazminat talebiyle açılan bir davada ilk derece mahkemesinin reddine dair kararın istinaf incelemesi sırasında ortaya çıkmıştır. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, 7/11/2013 tarihli ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendinde yer alan "…ile 11 inci ve 15 inci maddelerde yer alan hakların kullanımı…" ibaresi ile 23/10/2014 tarihli ve 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrasının Anayasa’ya aykırı olduğu kanaatine varmış ve iptalleri için Anayasa Mahkemesi’ne başvurmuştur. AYM, ayıplı mala ilişkin olan davada 15. maddeye (ayıplı hizmet) yönelik itirazı yetkisizlik nedeniyle reddetmiş, ancak 11. maddeye (ayıplı mal) ve 6563 sayılı Kanun’un 9. maddesine ilişkin itirazları esas yönünden incelemeye almıştır.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Anayasa’nın 5. (Devletin temel amaç ve görevleri), 35. (Mülkiyet hakkı) ve 172. (Tüketicinin korunması) maddeleri kapsamında değerlendirmiştir. AYM, mülkiyet hakkının korunmasının sadece devletin bu hakka müdahaleden kaçınmasıyla değil, aynı zamanda bu hakkın etkili bir şekilde kullanılabilmesi için yasal, idari ve yargısal önlemler alması gerektiği yönündeki pozitif yükümlülüğüyle de ilişkili olduğunu vurgulamıştır.

İptali istenen kurallar, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un 48. maddesinin (6) numaralı fıkrasının (d) bendinde, aracı hizmet sağlayıcıların satıcı veya sağlayıcı adına bedel tahsil etmesi durumunda dahi ayıplı maldan kaynaklanan tüketici haklarından (Kanun’un 11. maddesi) müteselsilen sorumlu tutulmamasını öngörüyordu. Benzer şekilde, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun’un 9. maddesinin (1) numaralı fıkrası da, diğer kanunlarda aksine hüküm bulunmadıkça, aracı hizmet sağlayıcılarının hizmet sağlayıcı tarafından sunulan içerik ve içeriğe konu mal veya hizmetle ilgili hukuka aykırı hususlardan sorumlu olmadığını belirtiyordu. AYM, bu fıkranın incelemesini "tüketici sözleşmeleri" yönünden sınırlamıştır.

Mahkeme, elektronik ticaret platformlarının günümüzde pasif aracılık rolünün ötesine geçerek, ticarete konu mal veya hizmetler hakkında bilgi sahibi olabildiği veya kontrol sahibi olabildiği "aktif aracı hizmet sağlayıcı" konumuna gelebildiğini belirtmiştir. Karşılaştırmalı hukukta da "güvenli liman" ilkesinin genellikle sadece teknik ve otomatik hizmet sunan tarafsız aracıları kapsadığına dikkat çekilmiştir. İptali istenen kuralların, aktif aracı hizmet sağlayıcılar dahi bu sorumluluğun dışında tutulmasıyla, tüketicilerin bazı durumlarda (özellikle satıcı veya sağlayıcıya ulaşılamadığında) tamamen korumasız kalmasına yol açtığı tespit edilmiştir.

AYM, bu durumun tüketicilere "aşırı bir külfet yüklediğini" ve aracı hizmet sağlayıcılar ile tüketicilerin mülkiyet hakkı arasında "adil dengeyi tüketiciler aleyhine bozduğunu" hükme bağlamıştır. Bu nedenlerle, söz konusu kurallar Anayasa’nın 5., 35. ve 172. maddelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir. İptal hükümlerinin doğuracağı hukuki boşluğu engellemek amacıyla, kararın Resmî Gazete’de yayımlanmasından itibaren dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.

Yorum

Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, Türkiye’deki e-ticaret sektörü ve tüketici hukuku açısından dönüm noktası niteliğindedir. Karar, özellikle büyük e-ticaret platformlarının, sundukları pazar yerlerindeki ürün veya hizmetlerin hukuka uygunluğundan ve ayıpsız niteliğinden daha fazla sorumlu tutulmalarının önünü açmaktadır. Daha önce genellikle "sadece bir platform sağlayıcı” oldukları argümanıyla sorumluluktan kaçınma eğiliminde olan aracı hizmet sağlayıcılar için artık aktif rolleri oranında artan bir sorumluluk doğacaktır.

Bu karar, tüketicilerin elektronik ortamda yaptıkları alışverişlerdeki güvenini artıracak, mağduriyetlerin önüne geçilmesinde önemli bir güvence sağlayacaktır. Özellikle satıcı veya sağlayıcıya ulaşımın zorlaştığı durumlarda aracı hizmet sağlayıcının sorumluluğu, tüketicilerin hak arama süreçlerini kolaylaştıracaktır. Ömer Çınar’ın karşıoy yazısında belirtilen, aracı hizmet sağlayıcıları üzerindeki maliyet artışının tüketici fiyatlarına yansıyabileceği ve rekabeti etkileyebileceği endişeleri mevcut olsa da, Anayasa Mahkemesi’nin önceliği, Anayasa’nın devlete yüklediği tüketiciyi koruma pozitif yükümlülüğünü yerine getirmek olmuştur.

Önümüzdeki dokuz aylık geçiş süresi, e-ticaret platformları ve ilgili yasa koyucular için bu yeni duruma uyum sağlama fırsatı sunmaktadır. Platformların, satıcı ve sağlayıcıların ürün bilgilerini daha sıkı denetlemesi, ayıplı mallara ilişkin şikayet mekanizmalarını güçlendirmesi ve ödeme tahsilatı yaptıkları durumlarda tüketicilerin ayıptan doğan haklarına yönelik daha etkin çözümler üretmesi beklenmelidir. Bu karar, Türkiye’nin dijital hizmetler pazarında daha güvenli ve adil bir ticaret ortamının tesis edilmesi yolunda atılmış kritik bir adımdır.

Karar Künyesi

  • Esas Sayısı: 2024/187
  • Karar Sayısı: 2026/42
  • Karar Tarihi: 12/2/2026
  • R.G. Tarih – Sayı: 2/6/2026 – 33268

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR