yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Nitelikli Dolandırıcılık: Yargıtay’dan Delil Yetersizliğiyle Bozma

Giriş ve Olayın Özeti

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, nitelikli dolandırıcılık suçuna ilişkin önemli bir karara imza atmıştır. Yerel mahkemenin mahkûmiyet hükmünü, sanığın suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmaması gerekçesiyle oy birliğiyle bozmuştur. Bu karar, ceza yargılamasında “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin ve delil yetersizliğinin mahkûmiyet için ne denli hayati bir engel teşkil ettiğini bir kez daha gözler önüne sermektedir.

Karara konu olan olayda, katılan, internet üzerinde verilen satılık araç ilanına istinaden ilanda belirtilen telefon numarasını aramıştır. Telefondaki kişiyle pazarlık yaparak 13.000 TL karşılığında araç satışında anlaşan katılan, 26/09/2012 tarihinde sanığa ait bir hesaba 110 TL ön ödeme göndermiştir. Ancak araba kendisine teslim edilmemiş ve bu durum üzerine sanığın nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddiasıyla dava açılmıştır.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yerel ağır ceza mahkemesi, sanık hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan mahkûmiyet hükmü kurmuş; Tebliğname’de ise bu hükmün onanması yönünde görüş bildirilmiştir. Ancak Yargıtay 11. Ceza Dairesi, dosyadaki mevcut delilleri titizlikle incelemiş ve farklı bir değerlendirmede bulunmuştur.

Yargıtay’ın değerlendirmesine göre; katılanın aradığı telefon numarasının başkası adına kayıtlı olduğu ve sanık tarafından kullanıldığına dair herhangi bir delil bulunmamaktadır. Her ne kadar katılanın para gönderdiği hesabın sanığa ait olduğu tespit edilmişse de, sanık aşama beyanlarında ve benzer suçlardan yargılandığı diğer dosyalardaki ifadelerinde, kartlarını “…” adlı bir şahsa verdiğini ve bu tarihten sonra hakkında çok sayıda dolandırıcılık davası açıldığını, ancak olaylara ilişkin bilgisinin olmadığını savunmuştur.

Yargıtay, UYAP üzerinden yaptığı incelemede, Ankara Batı 3. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 21/02/2019 tarihli bir kararında sanık ve “…” adlı şahsın başka müştekilere karşı benzer eylemleri gerçekleştirmelerinden dolayı birlikte yargılandığını tespit etmiştir. O dosyada, sanıklardan “…” internete ilanları kendisinin verdiğini, telefon görüşmelerini kendisinin ve bir arkadaşının yaptığını, paraları genelde kendisinin çekerek daha önceden sanığa verdiği TC numaralarına gönderdiğini beyan etmiştir. “…” hakkında bu davada mahkûmiyet kararı verilirken, sanık hakkında ise yüklenen suçun unsurları itibarıyla oluşmadığından bahisle beraat kararı verilmiştir.

Tüm bu deliller ışığında Yargıtay, sanığın savunmasının aksine, mahkûmiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği sonucuna varmıştır. Bu nedenle, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-e maddesi gereğince “yüklenen suçun sanığın işlediğinin sabit olmaması” sebebiyle beraati gerekirken, yerel mahkemenin hatalı gerekçeyle mahkûmiyet kararı vermesini yasaya aykırı bulmuş ve hükmü bozmuştur.

Yorum

Yargıtay’ın bu kararı, Türk ceza yargılamasındaki en temel ilkelerden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” prensibinin ve delillerin hukuki niteliğinin önemini vurgulamaktadır. Bir sanığın mahkûm edilebilmesi için, suçun o kişi tarafından işlendiğine dair somut, kesin ve her türlü makul şüpheyi ortadan kaldıracak nitelikte delillerin bulunması zorunludur. Sadece banka hesabının sanığa ait olması gibi tekil bir delil, sanığın makul ve somut bir savunmasıyla çürütüldüğünde veya başka delillerle çeliştiğinde mahkûmiyet için yeterli kabul edilemez.

Kararda, sanığın “kartlarını başkasına verdiğini” savunmasının, başka bir yargılamada aynı eylemlerden yargılanan diğer şahsın beyanları ve o dosyadaki beraat kararı ile desteklenmesi, delil değerlendirmesinde belirleyici olmuştur. Bu durum, hukuki süreçlerdeki bütüncül yaklaşımın, yani bir kişinin geçmişteki benzer yargılamalarının ve bu yargılamalardaki delillerin mevcut dosyaya etkisinin ne kadar önemli olduğunu göstermektedir.

Ayrıca, bu karar, özellikle internet dolandırıcılığı gibi dijital ortamda işlenen suçlarda, banka hesaplarının kötüye kullanımı ve kimlik hırsızlığı risklerine karşı bireylerin daha dikkatli olmaları gerektiğini de hatırlatmaktadır. Şüpheli durumlarda veya kişisel finansal bilgilerinizin başkaları tarafından kullanılması ihtimalinde hızlıca hukuki destek almak, mağduriyetlerin önüne geçmek veya mevcut durumu açıklığa kavuşturmak adına büyük önem taşımaktadır.

Karar Künyesi

  • Mahkemesi: Yargıtay 11. Ceza Dairesi
  • Esas No: 2025/2693
  • Karar No: 2025/13366
  • Karar Tarihi: 21.10.2025
  • Suç: Nitelikli Dolandırıcılık
  • İlgili Kanun Maddeleri: 5271 sayılı CMK’nin 223/2-e, 5237 sayılı TCK’nin 158/1-f (ilgili şahıs için), 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi
  • Karar Türü: Bozma

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR