yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Boşanmada Hukuka Aykırı Delil Kabul Edilemez

Giriş ve Olayın Özeti

Boşanma davalarında eşler arasındaki kusur tespiti, davanın seyri ve sonuçları açısından kritik bir öneme sahiptir. Bu tespit sürecinde delillerin hukuka uygun yollarla elde edilmiş olması, Türk Medeni Kanunu ve ilgili yargı içtihatları çerçevesinde titizlikle incelenmektedir. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin 2021/7539 E., 2021/9869 K. sayılı son kararı, boşanma davalarında “hukuka aykırı delil” kavramının sınırlarını bir kez daha çizerek önemli bir emsal teşkil etmiştir.

Söz konusu davada, bir erkek eş, evlilik birliğinin temelinden sarsılması hukuki sebebine dayanarak boşanma davası açmıştır. İlk derece mahkemesi davayı reddetmiş, ancak davacı erkek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. Bölge Adliye Mahkemesi ise, kadının cep telefonu ile başka erkeklerle görüştüğü gerekçesiyle davalı kadını tamamen kusurlu bularak erkeğin boşanma davasını kabul etmiştir. Davalı kadın bu kararı temyiz etmiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararını incelerken delillerin elde ediliş biçimi ve ispat gücü üzerinde durmuştur. Yargıtay, davacı erkeğin duruşmadaki beyanında, eşinin telefonuna “disk digger” isimli bir program kurarak silinen kayıtları geri getirdiğini itiraf etmesi üzerine, bu şekilde elde edilen görüşme kayıtlarının “hukuka aykırı olarak elde edilen delil” niteliğinde olduğunu açıkça belirtmiştir. Hukuka aykırı elde edilen bu delillerin, kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağına ve bu yolla kanıtlanmak istenen vakıanın kadına kusur olarak yüklenemeyeceğine hükmetmiştir.

Kararda ayrıca, davacı erkek tarafından dosyaya sunulan ve davalı kadına ait olduğu iddia edilen yazışmaların, davalı kadın tarafından kabul edilmemesi ve yazıldığı iddiasının soyut kalması nedeniyle kusur belirlemesinde dikkate alınamayacağı vurgulanmıştır. Dinlenen tanıkların anlatımlarının ise davacıdan edindikleri duyuma dayalı olduğu ve bu tür duyuma dayalı anlatımların, davalı kadına yüklenen “güven sarsıcı davranış” vakıasını ispata yeterli olmadığı ifade edilmiştir.

Tüm bu değerlendirmeler sonucunda Yargıtay, davacı erkeğin davasının reddine karar verilmesi gerekirken, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından davanın kabul edilmesinin hatalı olduğuna kanaat getirmiş ve Bölge Adliye Mahkemesi kararını BOZMUŞTUR.

Yorum

Bu Yargıtay kararı, boşanma davalarında delil toplama yöntemlerinin hukuka uygunluğunun ne denli önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne sermektedir. Özellikle dijital delillerin (cep telefonu kayıtları, yazışmalar vb.) ispat gücü, elde ediliş biçiminden bağımsız düşünülemez. Eşlerden birinin diğerinin özel hayatına müdahale ederek (telefonuna program kurma, izinsiz verileri geri getirme gibi) elde ettiği deliller, Yargıtay tarafından hukuka aykırı kabul edilmekte ve yargılamada kullanılamamaktadır. Bu durum, kişisel verilerin korunması ve özel hayatın gizliliği haklarının evlilik birliği içinde dahi mutlak olduğunu ortaya koymaktadır.

Karar, aynı zamanda, tanık beyanlarının da somut olgulara dayanması gerektiğini ve duyuma dayalı, varsayımlar içeren anlatımların tek başına ispat için yeterli olmadığını hatırlatmaktadır. Boşanma davalarında kusur isnadında bulunan tarafın, iddialarını hukuka uygun, somut ve ikna edici delillerle ispat etme yükümlülüğü bulunmaktadır. Bu içtihat, hem avukatlar hem de boşanma sürecindeki taraflar için önemli bir rehber niteliğindedir.

Karar Künyesi

T.C. Yargıtay 2. Hukuk Dairesi

  • Esas No: 2021/7539 E.
  • Karar No: 2021/9869 K.
  • Karar Tarihi: 21.12.2021
  • Dava Türü: Boşanma

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR