yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Tapu Kaydı Düzeltme Davalarında Görevli Mahkeme: HGK’dan Kesin Karar

Giriş ve Olayın Özeti

Tapu kayıtlarındaki hatalar veya kimlik bilgilerindeki eksiklikler, mirasçılık ve mülkiyet haklarını doğrudan etkileyen önemli hukuki sorunlara yol açabilmektedir. Bu tür durumlar, taşınmaz maliki ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespiti gibi davaları gündeme getirmektedir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu (HGK), bu alanda önemli bir içtihada imza atarak, söz konusu davaların hangi mahkemede görülmesi gerektiği konusunda netlik sağlamıştır.

Dava konusu olayda, davacı müvekkili, Kadıköy’deki bir taşınmaza ilişkin kayyımlık kararının kaldırılması ve idaresinin kendisine verilmesi talebiyle harekete geçmiştir. Ancak, tapu kaydındaki mirasbırakan isimlerinin (örneğin Mehmet Hamdi oğlu Mehmet Hakkı) yanlışlıkla eksik veya hatalı yazıldığı tespit edilmiştir. Mahkeme, bu yanlışlığın düzeltilmesi için davacıya süre vermiştir. Davacı vekili, tapu kaydında yanlış yazılan malik isimlerinin, müvekkilinin mirasbırakanları olduğunun tespiti ve buna uygun düzeltme talep etmiştir. Daha sonra istemini kayıtlardaki “Mehmet” isimli malikin müvekkilinin murisi olduğunun tespiti yönünde sınırlandırmıştır.

İlk derece mahkemesi olan İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesi, davanın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 382/ç-1 bendinde belirtilen “çekişmesiz yargı” kapsamına girmediğini, taraf oluşturulması ve hak ihlaline sebebiyet verebilecek nitelikte olduğunu belirterek görevsizlik kararı vermiştir. Davanın asliye hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiğini belirtmiştir. Davacının temyizi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesi, davanın çekişmesiz yargı işi olduğu gerekçesiyle yerel mahkemenin kararını bozmuştur. Ancak yerel mahkeme, ilk kararında direniş göstermiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Direnme kararının ardından dosya, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelmiştir. HGK, uyuşmazlığın, taşınmaz üzerinde taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek bir düzeltmeye ilişkin olup olmadığı ve buna bağlı olarak çekişmesiz yargı işi olarak sulh hukuk mahkemesinde görülmesinin gerekip gerekmediği noktasında toplandığını belirtmiştir.

Kurul, öncelikle tapu kaydında kimlik bilgilerinin düzeltilmesi davalarının amacının tapu kayıtlarını nüfus kayıtlarına uygun hale getirmek olduğunu ve bu istemlerin, tapu kayıt maliki ile davacı veya murisinin aynı kişi olduğunun tespiti talebini de içerdiğini vurgulamıştır. Dava konusu taşınmazın daha önce satılmış olsa bile, kayıt maliki ile davacı murisinin aynı kişi olduğunun tespitinde davacının hukuki yararının bulunduğunu kabul etmiştir.

4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 1027. maddesine göre, basit yazı yanlışlıkları dışında, tapu sicilindeki yanlışlıkların ancak mahkeme kararı ile düzeltilebileceği hatırlatılmıştır.

HGK, HMK’nın 382. maddesindeki çekişmesiz yargı ölçütlerini (ilgililer arasında uyuşmazlık olmayan haller, ilgililerin ileri sürebileceği herhangi bir hakkın bulunmadığı haller ve hakimin re’sen harekete geçtiği haller) detaylı bir şekilde incelemiştir. Çekişmeli yargının aksine çekişmesiz yargıda kural olarak uyuşmazlık olmadığını, sübjektif hak iddiasının bulunmadığını, kendiliğinden araştırma ilkesinin geçerli olduğunu ve görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunu belirtmiştir. Ayrıca çekişmesiz yargı kararlarının maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediği, yani yeni delillerle yeniden talepte bulunmanın mümkün olduğu ifade edilmiştir.

Tapu müdürlüğüne husumet yöneltilerek açılan kayıt düzeltme davalarında, tapu müdürlüğünün sadece yasal hasım sıfatıyla yer aldığını, gerçekte bir taraf olmadığını ve davacı ile tapu müdürlüğü arasında gerçek bir uyuşmazlığın bulunmadığını vurgulamıştır. Bu nedenle, kayıt düzeltme istemlerinin çekişmesiz yargı işi niteliğinde olduğu ve sulh hukuk mahkemesinin görevli olduğu sonucuna varmıştır.

Önemli bir diğer nokta ise, kimlik bilgilerinin düzeltilmesi sırasında mülkiyet aktarımına neden olunmaması gerektiği, zira HMK 382/ç-1 maddesinin sadece taraf oluşturulmasına ve hak ihlaline sebebiyet vermeyecek düzeltmeleri çekişmesiz yargı işi olarak saydığıdır. Davacı ile tapu müdürlüğü arasındaki davada, başka kişilerin kayıt malikinin kendi murisleri olduğunu ileri sürerek çekişme yaratması durumunun dahi, davanın çekişmesiz yargı kapsamından çıkarmayacağı; bu durumun sadece davanın reddi sebebi olabileceği belirtilmiştir. Görevsizlik kararı verilerek davaya asliye hukuk mahkemesinde devam etme olanağının bulunmadığı, zira ihtilafın tarafının tapu müdürlüğü olmadığı, dolayısıyla ona karşı ihtilafın çözülemeyeceği de vurgulanmıştır.

Netice olarak, Hukuk Genel Kurulu, Özel Daire bozma kararını benimseyerek, yerel mahkemenin görevsizlik gerekçesiyle önceki kararında direnmesinin usul ve yasaya aykırı olduğuna hükmetmiştir. Bu tür davaların sulh hukuk mahkemesinde görülmesi gerektiği yönünde oy çokluğu ile karar vermiştir.

Yorum

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, tapu kayıtlarındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi ve taşınmaz maliki ile mirasbırakanın aynı kişi olduğunun tespiti gibi davalarda uzun süredir tartışma konusu olan görevli mahkeme sorununa kesin bir çözüm getirmiştir. Karar, HMK’nın çekişmesiz yargı müessesesini, yargılamanın hızlı ve etkin işlemesi ilkesi doğrultusunda yorumlamış ve uygulamanın önünü açmıştır.

Bu karar ile netleşen başlıca hususlar şunlardır:

  • Tapu kayıtlarındaki kimlik bilgilerinin düzeltilmesi veya tapu maliki ile murisin aynı kişi olduğunun tespiti davaları, kural olarak çekişmesiz yargı işidir.
  • Bu tür davalarda görevli mahkeme, Sulh Hukuk Mahkemeleridir.
  • Tapu Müdürlüğü, davada sadece yasal hasım konumundadır ve onunla davacı arasında gerçek bir uyuşmazlık söz konusu değildir.
  • Dava sürecinde mülkiyetin nakline yol açacak veya taraf oluşturacak bir durum ortaya çıkarsa, bu, davanın çekişmesiz yargı kapsamından çıkmasına değil, davanın reddine neden olabilir. Görevsizlik kararı verilerek asliye hukuk mahkemesine yönlendirilme söz konusu değildir.
  • Çekişmesiz yargı kararları maddi anlamda kesin hüküm teşkil etmediğinden, ileri sürülecek yeni delillere göre tekrar talepte bulunulabilir.

Bu karar, tapu sicilinin güvenilirliği ve doğruluğu prensibi açısından da büyük önem taşımaktadır. Devletin, doğru sicil oluşturma yükümlülüğü çerçevesinde, re’sen araştırma ilkesiyle bu tür davalarda sağlıklı bir inceleme yapılması gerekliliği pekiştirilmiştir. Hukuk Genel Kurulu’nun bu emsal kararı, benzer uyuşmazlıklarda yaşanacak görev uyuşmazlıklarını sonlandıracak ve yargı pratiğinde istikrar sağlayacaktır.

Karar Künyesi

  • T.C. Yargıtay: Hukuk Genel Kurulu
  • Esas No: 2017/1210
  • Karar No: 2020/548
  • Karar Tarihi: 08.07.2020
  • Mahkemesi: İstanbul Anadolu 16. Sulh Hukuk Mahkemesi

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR