Danıştay’dan Emsal: Sözleşmeli Personel Feshi ve Yargı Uygulaması
Giriş ve Olayın Özeti
Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, idare hukukunun önemli konularından biri olan sözleşmeli personel istihdamı ve yargı kararlarının uygulanması prensibini pekiştiren güncel bir Danıştay kararını sizler için inceledik. Danıştay Onikinci Dairesi’nin 2025/3548 Esas, 2025/4691 Karar sayılı kararı, belediyelerde görev yapan sözleşmeli personelin sözleşme feshi ve yargı kararlarının idarece uygulanması süreçlerine ışık tutmaktadır.
Olayda, bir belediyede 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 49. maddesine istinaden sözleşmeli personel olarak görev yapan davacının sözleşmesi sonlandırılmıştır. Bu işleme karşı açılan iptal davası sonucunda ilk derece mahkemesi işlemi iptal etmiş ve davacının işe iadesine karar vermiştir. Ancak idare, yargı kararının uygulanması kapsamında davacıya bir önceki sözleşme ücretinden daha düşük bir ücret teklif ederek yeni bir hizmet sözleşmesi imzalamaya davet etmiştir. Davacının bu düşük ücret teklifi nedeniyle sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesi üzerine, idare tarafından davacının işinin sonlandırılması yönünde yeni bir işlem tesis edilmiştir. Bu yeni işlemin iptali ve parasal hakların iadesi talebiyle tekrar yargıya başvurulmuştur.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
İlk derece mahkemesi, davacının sözleşme imzalamaktan imtina ettiğini ve sözleşmesiz personel çalıştırılamayacağını belirterek davanın reddine karar vermiştir. Ancak Bölge İdare Mahkemesi, Danıştay’ın bozma kararına uyarak farklı bir değerlendirme yapmıştır. Bölge İdare Mahkemesi, idarenin hizmetin gerektirdiği pozisyona ihtiyacın kalmadığını somut olarak ortaya koyamadığını, davacıya siyasi nedenlerle baskı yapıldığına dair tanık beyanları ve tutanaklardaki imza eksiklikleri gibi hususları dikkate almıştır. Özellikle, davacının sözleşme feshedilmeden önce aldığı ücretin yüksek olduğu (4.000 TL civarı) ve yargı kararından sonra daha düşük ücret (3.000 TL) teklif edildiği göz önüne alınarak, davalı idarenin bu eyleminin yargı kararının uygulanmasından kaçınmak amacı taşıdığı sonucuna varmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi, sözleşmesinin sonlandırılması işleminin yargı kararıyla iptali üzerine idarenin, yargı kararını uygulamakla yükümlü olduğunu ve düşük ücret belirleyerek davacının işe başlatılmamasını sağlayan işlemin hukuka aykırı olduğunu belirtmiştir. Bu doğrultuda, dava konusu işlemin iptaline, davacının yoksun kaldığı parasal ve özlük haklarının tahakkuk tarihlerinden itibaren yasal faiziyle birlikte ödenmesine karar vermiştir. Manevi tazminat talebini ise, idarenin ağır hizmet kusuru bulunmadığı gerekçesiyle reddetmiştir.
Davalı idarenin temyiz başvurusu üzerine dosyayı inceleyen Danıştay Onikinci Dairesi, Bölge İdare Mahkemesi’nin dava konusu işlemin iptaline ilişkin kısmını ve manevi tazminat talebinin reddine ilişkin kısmını usul ve hukuka uygun bulmuştur. Ancak, parasal ve özlük haklarına uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi konusunda bir düzeltme yapmıştır. Danıştay, idari işlem veya eylem nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemiyle açılan davalarda, yasal faizin başlangıç tarihi olarak, idareye başvuru varsa başvuru tarihinin, başvuru yoksa davanın açıldığı tarihin esas alınması gerektiği yönündeki istikrar kazanmış içtihadını hatırlatmıştır. Bu nedenle, Bölge İdare Mahkemesi kararında yer alan “tahakkuk tarihlerinden itibaren işletilecek yasal faiziyle” ibaresini, “dava açma tarihi olan 25/01/2021 tarihinden itibaren işletilecek yasal faiziyle” şeklinde düzelterek kararı düzeltilerek onama
yönünde kesinleştirmiştir. Bu düzeltme, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 49. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi uyarınca, yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmayan bir eksiklik veya yanlışlık kapsamında değerlendirilmiştir.
Karara ilişkin karşı oyda ise, belediyelerin sözleşme yenileme konusunda takdir yetkisi olduğu, davacının düşük ücret gerekçesiyle sözleşmeyi imzalamaktan imtina etmesinin yargı kararının uygulanmadığı anlamına gelmeyeceği ve düşük ücret hususunun ayrı bir dava konusu edilebileceği belirtilmiştir. Ancak çoğunluk kararı, idarenin yargı kararını fiilen etkisiz hale getirme girişimini hukuka aykırı bulmuştur.
Yorum
Danıştay’ın bu kararı, idarenin yargı kararlarını tam ve eksiksiz olarak uygulama yükümlülüğünü bir kez daha vurgulaması açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle sözleşmeli personel statüsünde çalışan bireyler için, sözleşmelerinin sonlandırılmasına dair yargısal iptal kararlarının ardından idarenin bu kararları dolaylı yollarla etkisiz kılma girişimlerine karşı önemli bir güvence sağlamaktadır. İdarenin, yargı kararıyla işe iade edilen bir personele düşük ücret teklif ederek sözleşme imzalamaktan kaçınması, hukuka karşı hile olarak kabul edilmiş ve yargı kararının fiilen uygulanmaması olarak değerlendirilmiştir.
Karar ayrıca, parasal haklara uygulanacak yasal faizin başlangıç tarihi konusunda yerleşik Danıştay içtihadını bir kez daha hatırlatarak, idare hukuku alanındaki uygulamalara netlik kazandırmıştır. Bu durum, benzer uyuşmazlıklarda tazminat hesaplamaları ve faiz başlangıç tarihleri açısından hukuki öngörülebilirliği artırmaktadır.
Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, müvekkillerimizin idare hukuku kaynaklı hak kayıplarının önüne geçilmesi ve yargı kararlarının tam ve eksiksiz uygulanması süreçlerinde titizlikle hukuki destek sağlamaktayız.
Karar Künyesi
- T.C. Danıştay Onikinci Daire
- Esas No: 2025/3548
- Karar No: 2025/4691
- Karar Tarihi: 23/10/2025
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
