yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Ceza Genel Kurulu: Zorunlu Müdafi, Mutlak Aykırılık ve İstinaf Yetkisi

Giriş ve Olayın Özeti

Hukuk devletinde adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden biri olan müdafi yardımı, özellikle cezai yargılamalarda büyük önem taşımaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu”nun yakın tarihli 2025/607 E., 2026/159 K. sayılı kararı, zorunlu müdafi atanmasının önemi ve bu yükümlülüğe uyulmamasının hukuki sonuçları konusunda önemli bir içtihadı ortaya koymuştur. Bu karar, Bölge Adliye Mahkemelerinin (BAM) bozma yetkisinin sınırlarını ve mutlak hukuka aykırılık kavramını bir kez daha tartışmaya açmıştır.

Olay, Gaziantep 5. Asliye Ceza Mahkemesi”nde “nitelikli hırsızlık” suçundan yargılanan bir sanık hakkında verilen 7 yıl 6 ay hapis cezası ile başlamıştır. Sanığın istinaf başvurusu üzerine Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi, Türk Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) 150/3 ve 196/2 maddeleri uyarınca zorunlu müdafi atanması gerektiği halde yargılamaya devam edilmesi nedeniyle ilk derece mahkemesi kararını bozmuştur. Ancak, bozma sonrası aynı ilk derece mahkemesi yine benzer şekilde hüküm kurmuş ve bu karar tekrar istinaf edilerek esastan reddedilmiştir. Sanık müdafiinin temyizi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesinin bozma kararının CMK”nın 280/1-e-f maddesinde sayılan sınırlı bozma nedenleri arasında yer almadığı gerekçesiyle kendi bozma kararını vermiştir. İşte bu aşamada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, özel dairenin bu bozma kararına itiraz ederek uyuşmazlığı Yargıtay Ceza Genel Kurulu önüne taşımıştır.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Ceza Genel Kurulu”nun önündeki temel uyuşmazlık, ilk derece mahkemesince sanığa müdafi atanmadan ve zorunlu müdafi hazır edilmeden duruşmaya devamla hüküm verilmesinin, CMK 289/1-e bendi kapsamında mutlak hukuka aykırılık teşkil edip etmediği ve bu durumun Bölge Adliye Mahkemesine CMK 280/1-e bendi uyarınca bozma yetkisi verip vermeyeceği noktasında toplanmıştır.

Mevzuatımızda, CMK”nın 150/3 maddesi uyarınca alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda, şüpheli veya sanığa istemi aranmaksızın müdafi atanması zorunludur. CMK 188/1 maddesi ise, zorunlu müdafiliği kabul eden hallerde müdafiin duruşmada hazır bulunmasını şart koşmaktadır. Bu iki madde birlikte değerlendirildiğinde, zorunlu müdafiin yokluğunda duruşma yapılması, CMK 289/1-e bendinde belirtilen “Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması” hali olarak kabul edilmektedir ki, bu durum mutlak hukuka aykırılık teşkil eder.

Yargıtay 2. Ceza Dairesi, ilk etapta, Bölge Adliye Mahkemesinin (17.03.2021 tarihli kararıyla) bozma yetkisinin CMK 280/1-e-f bentlerinde sınırlı olarak sayıldığı, dolayısıyla müdafi eksikliğinin bu bentlerde açıkça yer almadığı argümanını benimsemişti. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, CMK 280/1-e bendinin CMK 289/1-e bendine atıfta bulunduğunu ve zorunlu müdafi yokluğunun 289/1-e kapsamında mutlak bir hukuka aykırılık olduğunu ileri sürmüştür.

Ceza Genel Kurulu, yaptığı değerlendirmede, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı”nın itirazını haklı bulmuştur. Kurul, sanığa isnat edilen nitelikli hırsızlık suçunun alt sınırı itibarıyla müdafi atanmasının zorunlu olduğunu ve müdafi olmaksızın yargılamaya devam edilmesinin CMK 188/1 ve dolayısıyla 289/1-e maddesi uyarınca kesin hukuka aykırılık oluşturduğunu belirtmiştir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesinin CMK 280/1-e bendindeki yetkiye dayanarak bozma kararı vermesinde herhangi bir usul ve yasaya aykırılık bulunmadığına karar verilmiştir. Kararda ayrıca, 25.12.2025 tarihinde yürürlüğe giren ve CMK 280. maddesini değiştiren 7571 sayılı Kanun”un, usul kanunlarının zaman bakımından uygulanmasında “derhal uygulama” ilkesi gereği, olayın meydana geldiği ve BAM kararının verildiği tarihten (17.03.2021) sonraki işlemleri etkilemeyeceği, dolayısıyla önceki hukuki durumun geçerli olduğu vurgulanmıştır.

Yorum

Yargıtay Ceza Genel Kurulu”nun bu kararı, ceza yargılamasında zorunlu müdafi uygulamasının ne denli hayati olduğunu ve bu kurala riayet edilmemesinin yargılamayı mutlak surette sakatlayan bir hukuka aykırılık olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Özellikle alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafiin varlığı, sanığın savunma hakkının eksiksiz ve etkin bir şekilde kullanılabilmesi için vazgeçilmez bir güvencedir. Karar, Bölge Adliye Mahkemelerinin CMK”nın 280/1-e bendine dayanarak mutlak hukuka aykırılık hallerinde ilk derece mahkemesi kararlarını bozma yetkisini açıkça doğrulamıştır.

Bu içtihat, adil yargılanma hakkı kapsamında savunma hakkının önemini vurgulayarak, yargılama sürecindeki usul güvencelerinin eksiksiz yerine getirilmesinin mutlak zorunluluğunu ortaya koymaktadır. Yargılama makamları açısından, kanunun emredici hükümlerine uygun hareket etmenin ve özellikle zorunlu müdafilik gibi temel hakları güvence altına alan kurallara titizlikle uyulmasının önemini pekiştiren bir dönüm noktası niteliğindedir.

Karar Künyesi

  • Kararı Veren Organ: Yargıtay Ceza Genel Kurulu
  • Esas Numarası: 2025/607
  • Karar Numarası: 2026/159
  • Karar Tarihi: 11.03.2026

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR