yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

AYM: Çocuk İadesinde Aile Hayatına Saygı ve Üstün Yarar Esas

Giriş ve Olayın Özeti

Anayasa Mahkemesi (“AYM”), 2025/16250 başvuru numaralı ve 4/3/2026 tarihli kararında, müşterek çocukların yurt dışında bulunan mutat meskenine iade edilmesi talebiyle açılan bir davada, aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine karar vererek önemli bir emsal teşkil etmiştir. Bu karar, Uluslararası Çocuk Kaçırmanın Hukuki Veçhelerine Dair Sözleşme (Lahey Sözleşmesi) kapsamındaki çocuk iadesi davalarında “çocuğun üstün yararı” ilkesinin ve Anayasal güvencelerin ne denli titizlikle değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur.

Olayın gelişimine göre, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşı başvurucu Ş.G. ile eski eşi C.T. 2014 yılında evlenmiş, Hollanda’da üç kız çocukları dünyaya gelmiştir. Çift, 2018 yılında Hollanda’da boşanmıştır. Başvurucu Ş.G., 2022 yılının Temmuz ayında müşterek çocuklarla birlikte Türkiye’ye gelmiş, ancak boşanma kararlarının tenfizi ve velayet düzenlemesi süreçleri devam etmiştir. Çocukların babası C.T., 5/9/2022 tarihinde Hollanda’ya geri dönmemeleri üzerine, çocukların rızası hilafına alıkonulduğu iddiasıyla Lahey Sözleşmesi uyarınca Hollanda makamlarına başvurmuştur.

Bu başvuru üzerine, İzmir Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından İzmir 8. Aile Mahkemesi’nde çocukların mutat meskene iadesi talebiyle dava açılmıştır. İlk derece mahkemesi, çocukların anneleriyle kalmak istediklerine dair beyanları, uzman raporları ve çocukların fiziki/psikolojik bir tehlikeye maruz kalmayacakları tespiti üzerine iade talebini reddetmiştir (15/6/2023). İzmir Bölge Adliye Mahkemesi de bu kararı onamıştır (1/2/2024). Ancak, Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, iade talebinin reddini gerektirecek vahim bir tehlikenin varlığı veya çocukların katlanılmaz bir duruma düşeceğine dair ciddi bir riskin kanıtlanamadığı gerekçesiyle kararı bozmuştur (18/4/2024). Bozma kararına uyan yerel mahkeme, çocukların Hollanda’ya iadesine karar vermiş ve bu karar Yargıtay tarafından da onanmıştır (20/2/2025). Nihai kararın tebliği üzerine başvurucu, 7/4/2025 tarihinde bireysel başvuruda bulunmuştur. AYM, 30/4/2025 tarihinde tedbir talebini kabul ederek çocukların Hollanda’ya iade edilmesine dair kararın geçici olarak durdurulmasına hükmetmiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

AYM, başvuruyu Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkı kapsamında incelemiştir. Kararında, Lahey Sözleşmesi’nin temel amacının kaçırılan çocukların ivedi iadesi olduğunu belirtmekle birlikte, bu kuralın istisnasının Sözleşme’nin 13. maddesindeki “fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalma ya da müsamaha edilemeyecek bir duruma düşme” durumu olduğunu vurgulamıştır. AYM, yargılama makamlarının Lahey Sözleşmesi hükümlerini yorumlayıp uygularken Anayasa’nın 20. ve 41. maddelerindeki güvenceleri (özellikle çocuğun üstün yararı ilkesini) gözetip gözetmediğini belirleme yetkisine sahip olduğunu hatırlatmıştır.

Mahkeme, çocukların iadesine ilişkin davalarda, tarafların koşullarının ayrıntılı incelenmesi, tarafların çıkarları ile çocuğun yüksek menfaati arasında denge kurulması ve çocuk için en iyi çözümün ne olduğunun tespit edilmesi gerektiğini ifade etmiştir. Özellikle anneye bağımlılık çağındaki çocukların yaşı, anneyle yaşadığı yer ve süre, annenin yaşam koşullarına alışma düzeyi ve annenin çocukla birlikte iade edileceği ülkede yaşama olanağı gibi hususların gözetilmesi gerektiğini belirtmiştir. Somut olayda hazırlanan uzman raporlarında, çocukların anne tarafından bakıldığı, anneyle sıcak bir ilişkileri olduğu, baba ile görüşmek istemedikleri, anne yanında herhangi bir risk faktörüne rastlanmadığı tespit edilmiştir. AYM, çocukların anneden ve kardeşlerinden ayrılarak, daha önce bireysel olarak yaşamadıkları bir ortamda yaşamalarının psikososyal kimlik gelişimleri açısından travmatik sonuçlar doğurabileceği sonucuna varmıştır.

AYM ayrıca, başvurucunun eski eşinin çocuklara yönelik kötü davranışlarda bulunduğuna, kendisinin tehdit alması nedeniyle Hollanda’ya dönemediğine ve eski eşinin Hollanda’daki yaşam koşullarına ilişkin iddialarının mahkeme tarafından yeterince araştırılmadığını tespit etmiştir. Annenin yeni bir evlilik yaparak yeni bir çocuğu olduğu ve bu durumla kardeş birliğinin sağlandığı hususlarının da göz ardı edildiğine dikkat çekilmiştir. Mahkeme, çocukların anneden, yeni kardeşlerinden ve alıştıkları ortamdan koparılmasının doğurabileceği sonuçların yargılama makamlarınca ortaya konmadığına işaret ederek, somut olayın koşulları, çocuğun üstün yararı ilkesi ve Lahey Sözleşmesi birlikte gözetilmek suretiyle ilgili ve yeterli gerekçeyle bir değerlendirme yapılmadığı sonucuna ulaşmıştır.

Bu gerekçelerle, Anayasa’nın 20. maddesinde güvence altına alınan aile hayatına saygı hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar verilmiş, ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere dosyanın İzmir 8. Aile Mahkemesine gönderilmesine ve yeniden yargılama sonuçlanıncaya kadar çocukların mutat meskene iade edilmemesine hükmedilmiştir.

Yorum

AYM’nin bu kararı, uluslararası çocuk kaçırma davalarında “çocuğun üstün yararı” ilkesinin ve aile hayatına saygı hakkının mutlak bir şekilde korunması gerektiğini güçlü bir şekilde vurgulamaktadır. Lahey Sözleşmesi’nin ivedi iade kuralına rağmen, Anayasal güvencelerin ve somut olayın kendine özgü koşullarının detaylı bir şekilde incelenmesinin, özellikle anneye bağımlılık çağındaki çocuklar için yaşamsal önem taşıdığı bir kez daha ortaya konmuştur. Karar, yargı mercilerine, çocukların mevcut yaşam ortamlarına uyumu, ebeveynleriyle olan bağları, kardeş ilişkileri ve iade durumunda karşılaşılabilecek potansiyel travmatik etkiler gibi faktörleri kapsamlı bir şekilde değerlendirme yükümlülüğü getirmiştir. Bu emsal niteliğindeki karar, Türk yargı sisteminde uluslararası çocuk iadesi davalarının çözümünde, şekli uygulamadan ziyade, çocuğun gerçek ve somut menfaatlerini merkeze alan bir yaklaşımın benimsenmesi gerektiğinin altını çizmektedir.

Karar Künyesi

  • Mahkeme: Anayasa Mahkemesi
  • Başvuru Numarası: 2025/16250
  • Karar Tarihi: 4/3/2026
  • Resmi Gazete Tarih ve Sayı: 8/6/2026 – 33274
  • Başvurucu: Ş.G.
  • Vekili: Av. Simge ÖZTÜRK AKAR
  • İhlal Edilen Hak: Aile hayatına saygı hakkı (Anayasa m. 20)

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Lahey Sözleşmesi kapsamında ‘çocuk kaçırma’ ve ‘mutat meskene iade’ davası ne anlama gelir?

    Uluslararası Lahey Sözleşmesi’ne göre, bir velinin (genellikle anne veya babanın) diğer velinin rızası veya mahkeme izni olmaksızın çocuğu yaşadığı ülkeden (mutat meskeninden) başka bir ülkeye götürmesi ya da izinli götürüp süresi bittiği halde geri getirmemesi ‘çocuk kaçırma/alıkoyma’ sayılır. Bu durumda çocuğun yaşadığı eski ülkenin makamları, çocuğun ivedilikle eski yerine iade edilmesi için iade davası açılmasını talep eder.

  • Çocuğun yurt dışına kaçırıldığı iddia edilen her davada mahkeme mutlak olarak iade kararı vermek zorunda mıdır?

    Hayır, değildir. Lahey Sözleşmesi’nin 13. maddesi bu durumun istisnalarını açıkça düzenlemiştir. Eğer çocuğun iade edilmesi halinde fiziki veya psikolojik bir tehlikeye maruz kalacağı, müsamaha edilemeyecek (katlanılamaz) bir duruma düşeceği ya da çocuğun yaş ve olgunluk seviyesine göre iadeyi kesinlikle reddettiği ispatlanırsa, mahkeme iade talebini reddetmek zorundadır.

  • Anayasa Mahkemesi’nin bu emsal kararında yerel mahkemelerin yaptığı en büyük hata olarak ne gösterilmiştir?

    AYM, Yargıtay ve yerel mahkemelerin davayı sadece şekli kurallar üzerinden incelediğini tespit etmiştir. Çocukların anneye bağımlılık yaşında olması, Türkiye’deki yeni aile ortamına ve kardeşlerine alışmış olmaları, babadan korktuklarına dair uzman pedagoji raporları ve annenin tehditler nedeniyle Hollanda’ya gidemeyecek oluşu gibi hayati unsurlar göz ardı edilmiştir. AYM, ‘çocuğun üstün yararı’ ilkesinin yeterince tartışılmamasını hak ihlali saymıştır.

  • Uluslararası çocuk iadesi davalarında uzman pedagoji raporlarının ve çocukların beyanlarının hukuki ağırlığı nedir?

    Çok büyüktür. Mahkemeler, psikolog ve pedagoglardan oluşan uzman heyetlerden sosyal inceleme raporu almakla yükümlüdür. Bu raporlarda çocuğun ebeveynleriyle olan bağı, psikolojik durumu ve iade halinde yaşayabileceği travmalar teknik olarak analiz edilir. Ayrıca idrak çağındaki (genellikle 7 yaş ve üzeri) çocukların mahkeme huzurunda bizzat dinlenerek verdikleri beyanlar kararın kaderini doğrudan etkiler.

  • Yargıtay çocukların yurt dışına iadesine kesin olarak karar verdiyse, bu süreci durdurmanın bir yolu var mıdır?

    Evet, iç hukuk yolları tükendikten sonra (Yargıtay onamasının ardından) en geç 30 gün içinde Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunulabilir. Başvuru esnasında, çocukların yurt dışına gönderilmesinin telafisi imkansız zararlar doğuracağı gerekçesiyle ‘tedbir talebinde’ bulunulmalıdır. AYM tedbir talebini haklı bulursa, bu somut olayda olduğu gibi, çocukların yurt dışına gönderilmesini yargılama bitene kadar geçici olarak durdurur.

  • Çocuğun iadesi davasında kardeşlerin birbirinden ayrılması hukuken kabul edilebilir mi?

    Hayır, ceza ve aile hukukunun evrensel ilkeleri gereğince ‘kardeş birliğinin korunması’ esastır. Çocukların bir kısmının iade edilip bir kısmının (örneğin yeni doğan veya velayeti annede olan diğer kardeşlerin) Türkiye’de kalması, kardeşlerin psikososyal gelişimlerini derinden sarsacak travmatik bir durumdur. AYM bu kararında, yerel mahkemenin kardeş birliğini bozacak şekilde hüküm kurmasını aile hayatına saygı hakkına açık bir darbe olarak nitelendirmiştir.

  • Anayasa Mahkemesi ihlal kararı verdikten sonra çocukların Hollanda’ya iade süreci tamamen iptal mi olur?

    Süreç tamamen iptal olmaz ancak mevcut iade kararı hukuken ortadan kalkar. Dosya, yeniden yargılama yapılması için İzmir 8. Aile Mahkemesine geri gönderilir. Yerel mahkeme, AYM’nin ihlal gerekçelerini (uzman raporları, annenin yaşam koşulları, çocukların rızası, tehlike durumları) merkeze alarak duruşmalı bir yargılama yapar ve çocukların üstün yararını gözeterek yeniden bir hüküm kurar. Bu süre zarfında çocuklar kesinlikle yurt dışına gönderilemez.

DİĞER YAZILAR