yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Yargıtay’dan Çok Vekilli Vekaletnamede Tebligat ve Süreler Hakkında Yeni Karar

Giriş ve Olayın Özeti

Hukuk pratiğinde vekillik ilişkisi ve tebligat süreçleri, yargılamanın adil ve hızlı ilerlemesi açısından kritik öneme sahiptir. Özellikle birden fazla avukatın bir müvekkili temsil ettiği “çok vekilli vekaletnameler” söz konusu olduğunda, tebligatların geçerliliği ve buna bağlı olarak yasal sürelerin başlangıcı özel bir dikkat gerektirir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 01.04.2026 tarihli, 2025/391 E., 2026/211 K. sayılı kararı, bu alandaki önemli bir boşluğu doldurarak, avukatlık büroları ve müvekkiller için yol gösterici bir içtihat niteliği taşımaktadır.

Söz konusu karara konu olan dava, bir taşınmaz satış vaadi sözleşmesinin geçersizliğinin tespiti, menfi tespit ve ipoteğin fekki talepleriyle açılmıştır. İlk Derece Mahkemesi’nin kararının ardından istinaf ve temyiz süreçlerinden geçen dosya, Yargıtay Özel Dairesi’nin bozma kararına karşı İlk Derece Mahkemesi’nin direnmesiyle Yargıtay Hukuk Genel Kurulu önüne gelmiştir. Ancak Hukuk Genel Kurulu, işin esasına geçmeden önce, direnme kararının davalı vekili tarafından yapılan temyiz başvurusunun süresinde olup olmadığı hususunu bir ön sorun olarak ele almıştır.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, öncelikle tebligat kavramı, davaya vekâletin kapsamı ve vekile tebligatın usulüne ilişkin yasal düzenlemeleri detaylıca incelemiştir. 7201 sayılı Tebligat Kanunu’nun 11. maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) ilgili hükümleri uyarınca, vekil vasıtasıyla takip edilen işlerde tebligatın vekile yapılacağı ve birden çok vekil varsa bunlardan birine yapılan tebligatın yeterli olacağı belirtilmiştir. Ayrıca, elektronik yolla yapılan tebligatlarda, tebligatın muhatabın elektronik adresine ulaştığı tarihi izleyen beşinci günün sonunda yapılmış sayılacağı kuralı da vurgulanmıştır.

Somut olayda, davalı şirketin kendisini vekâletnamede adı geçen dört ayrı avukat aracılığıyla temsil ettirdiği tespit edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi’nin direnme kararı, davalı vekillerinden Avukat …’e 29.01.2025 tarihinde elektronik yolla tebliğ edilmiştir. Bu tebligat tarihi itibarıyla iki haftalık yasal temyiz süresinin 12.02.2025 tarihinde sona ereceği açıktır. Ancak, Avukat …’in avukatlık ofisinden ayrıldığını belirterek yaptığı tebligatın geçersizliği ve iadesi talebi ile sonrasında diğer davalı vekiline yapılan tebligat üzerine 26.02.2025 tarihinde gerçekleştirilen temyiz başvurusu, yasal sürenin dolmasından sonra yapılmıştır.

Hukuk Genel Kurulu, vekâletnamede adı geçen birden çok vekilden herhangi birine yapılan tebligatın yasal süreleri başlatmak için yeterli olduğuna ve tebligatın yapıldığı tarihte vekâlet ilişkisinin sona erdiğine dair dosyada herhangi bir bilgi veya belgenin bulunmadığına dikkat çekmiştir. Bu nedenle, vekillerden birine usulüne uygun olarak yapılan ilk tebligatın geçerli olduğu ve temyiz süresini başlattığı sonucuna varılmıştır. Sonradan yapılan diğer tebligat ve temyiz başvurusu, yasal sürenin kaçırılması nedeniyle dikkate alınmamıştır.

Neticede, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, davalı vekilinin temyiz dilekçesinin süre yönünden reddine oy birliğiyle karar vermiştir.

Yorum

Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu kararı, özellikle çok vekilli vekaletnamelerle çalışan hukuk büroları ve avukatlar için son derece önemli ve uyarıcı niteliktedir. Karar, tebligat usulünün sıkı bir şekilde uygulanacağını ve yasal sürelerin başlangıcında hiçbir tereddüde mahal verilmeyeceğini açıkça ortaya koymaktadır. Bir müvekkili birden fazla avukatın temsil ettiği durumlarda, tebligatın vekillerden herhangi birine yapılmasıyla yasal sürenin işlemeye başlayacağı kuralı, uygulamada dikkatle takip edilmesi gereken bir husustur.

Bu içtihat, avukatlık bürolarının vekâletname kayıtlarını güncel tutmalarının, vekiller arasındaki görev ve sorumluluk paylaşımını net bir şekilde belirlemelerinin ve iç tebligat/bilgilendirme süreçlerini kusursuz işlemelerinin ne kadar hayati olduğunu göstermektedir. Ayrıca, bir avukatın vekillikten çekilmesi veya avukatlık ofisinden ayrılması durumunda, bu durumun derhal mahkemeye bildirilerek vekâletnamenin güncellenmesi gerektiği bir kez daha teyit edilmiştir. Aksi takdirde, süresinde yapılmayan bir işlem, müvekkilin hak kaybına uğramasına neden olabilecektir. Karar, avukatların vekâletname ve tebligat süreçlerine azami özen göstermelerinin gerekliliğini vurgulamaktadır.

Karar Künyesi

  • T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
  • Tarih: 01.04.2026
  • Esas No: 2025/391
  • Karar No: 2026/211

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR