Zorunlu Müdafi ve İstinaf Yetkisi: Yargıtay Ceza Genel Kurulu’ndan Önemli Karar
Giriş ve Olayın Özeti
Türk Ceza Muhakemesi Hukuku’nun temel ilkelerinden biri olan savunma hakkının güvencesi, özellikle zorunlu müdafiilik hallerinde büyük önem taşımaktadır. Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yakın zamanda verdiği 2025/657 E., 2026/164 K. sayılı kararı ile bu konudaki önemli bir uyuşmazlığı çözüme kavuşturmuş ve zorunlu müdafi atanmamasının veya hazır bulundurulmamasının istinaf yargılaması üzerindeki etkisini netleştirmiştir.
Olayda, nitelikli hırsızlık suçundan yargılanan bir sanığa, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesine rağmen Manisa 3. Asliye Ceza Mahkemesi’nce Türk Ceza Kanunu’nun ilgili maddeleri uyarınca 6 yıl 3 ay hapis cezası verilmiştir. Sanığın istinaf başvurusu üzerine İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 7. Ceza Dairesi, CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca zorunlu müdafi atanması gerektiği gözetilmeden yargılamaya devam edilmesi nedeniyle hükmü bozmuştur. Ancak, bozma sonrası ilk derece mahkemesi aynı kararı tekrarlamış, istinaf mahkemesi ise istinaf başvurusunu esastan reddetmiştir. Bu kararın temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 2. Ceza Dairesi, Bölge Adliye Mahkemesi’nin ilk bozma kararının CMK’nın 280/1-e-f maddesinde sayılan sınırlı bozma nedenleri arasında yer almadığı gerekçesiyle hükmü tekrar bozmuştur. Bu noktada Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, 2. Ceza Dairesi’nin bozma kararına itiraz ederek uyuşmazlığı Yargıtay Ceza Genel Kurulu önüne taşımıştır.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Uyuşmazlığın temel konusu, ilk derece mahkemesince CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca sanığa zorunlu müdafi atanmadan ve sorgusu sırasında hazır edilmeden duruşmaya devamla hüküm verilmesinin, CMK’nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendinin atıfta bulunduğu, CMK’nın 289. maddesinin birinci fıkrasının (e) bendi kapsamında bir “mutlak hukuka aykırılık” teşkil edip etmediği ve bu bağlamda Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu nedenle bozma kararı verip veremeyeceğiydi.
Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, isnat edilen suçun ceza alt sınırının beş yıldan fazla hapis cezasını gerektirmesi nedeniyle CMK’nın 150/3. maddesi uyarınca müdafi görevlendirilmesinin zorunlu olduğunu belirtmiştir. CMK’nın 188/1. maddesine göre, kanunun zorunlu müdafiliği kabul ettiği hallerde müdafiin duruşmada hazır bulunması şarttır. Başsavcılık, müdafiin yokluğunda yargılamaya devam edilmesinin hem CMK’nın 188/1 maddesine hem de 289/1-e maddesine aykırılık oluşturduğunu, dolayısıyla Bölge Adliye Mahkemesi’nin bu hukuka aykırılık nedeniyle bozma yetkisinin bulunduğunu savunmuştur.
Yargıtay Ceza Genel Kurulu, yaptığı değerlendirmede Bölge Adliye Mahkemelerinin hükmün bozulmasına karar verebileceği hallerin CMK’nın 280. maddesinin birinci fıkrasının (e) ve (f) bentlerinde tahdidi olarak sayıldığını hatırlatmıştır. Ancak, CMK’nın 280/1-e bendinin atıfta bulunduğu CMK’nın 289. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (e) bendinde yer alan “Cumhuriyet savcısı veya duruşmada kanunen mutlaka hazır bulunması gereken diğer kişilerin yokluğunda duruşma yapılması” halinin mutlak bozma nedenlerinden biri olduğunu vurgulamıştır.
Kurul, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezasını gerektiren suçlarda müdafi görevlendirilmesinin (CMK m. 150/2-3) ve bu müdafiin duruşmada hazır bulunmasının (CMK m. 188/1) emredici bir yasal zorunluluk olduğunu belirtmiştir. Bu zorunluluğa aykırı olarak müdafi atanmadan veya hazır edilmeden yargılama yapılması, CMK’nın 289/1-e bendi kapsamında “mutlak surette hukuka aykırılık” teşkil etmektedir. Bu nedenle, Bölge Adliye Mahkemesi’nin, bu hukuka aykırılık sebebiyle CMK’nın 280/1-e bendindeki yetkiye dayanarak bozma kararı vermesinde herhangi bir usul ve yasaya aykırı yön bulunmadığı sonucuna varmıştır.
Ceza Genel Kurulu oy birliğiyle, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazını kabul ederek, Yargıtay 2. Ceza Dairesi’nin bozma kararını kaldırmış ve Bölge Adliye Mahkemesi’nin zorunlu müdafi atanmaması gerekçesiyle verdiği bozma kararının yerinde olduğunu tescillemiştir.
Yorum
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu kararı, ceza yargılamasında savunma hakkının ve adil yargılanma ilkesinin güvencesi açısından büyük önem taşımaktadır. Karar, alt sınırı beş yıldan fazla hapis cezası gerektiren suçlarda zorunlu müdafi atanması ve müdafiin duruşmada hazır bulunmasının ne kadar hayati olduğunu bir kez daha teyit etmiştir. Bu kararla, ilk derece mahkemelerinin bu tür usul kurallarına titizlikle uymaları gerektiği ve Bölge Adliye Mahkemelerinin bu tür mutlak hukuka aykırılık hallerinde bozma yetkisinin kapsamı net bir şekilde ortaya konulmuştur. Böylece, sanıkların haklarının korunması ve hukuka uygun bir yargılama sürecinin temini noktasında önemli bir içtihat sağlanmıştır.
Karar Künyesi
- Kararı Veren: Yargıtay Ceza Genel Kurulu
- Esas Numarası: 2025/657 E.
- Karar Numarası: 2026/164 K.
- Karar Tarihi: 11.03.2026
- Konu: CMK m. 150/3 ve m. 188/1 uyarınca zorunlu müdafi atanmadan veya hazır edilmeden yargılama yapılması durumunda bölge adliye mahkemesinin bozma yetkisi.
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
