Hükümlülerin Mahkemeye Erişim Hakkında Emsal Niteliğinde AYM Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, 24 Aralık 2025 tarihli ve 2022/74582 başvuru numaralı kararıyla, hükümlülerin dava ehliyeti konusunda önemli bir içtihada imza atmıştır. Bu karar, mahkemeye erişim hakkının kapsamını ve sınırlamalarını yeniden değerlendirerek, hukuki süreçlerdeki bireysel hakların korunmasına yönelik güçlü bir mesaj vermektedir.
Başvurucu V. C., Bandırma 1 No.lu T Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda hükümlü olarak bulunurken, ailesine daha yakın olmak amacıyla başka bir ceza infaz kurumuna nakil talebinde bulunmuştur. İdare tarafından 27 Eylül 2021 tarihinde reddedilen bu talep üzerine, başvurucu 18 Ekim 2021 tarihinde İdare Mahkemesi’nde iptal davası açmıştır. Ancak Ankara 18. İdare Mahkemesi, başvurucunun uzun süreli hapis cezası nedeniyle kendisine vasi atanmış olması ve davanın vasi ile vesayet makamının izni olmaksızın açılması gerekçesiyle, davanın ehliyet yönünden reddine karar vermiştir. Bu karar, istinaf başvurusu üzerine Ankara Bölge İdare Mahkemesi 10. İdari Dava Dairesi tarafından da onanarak kesinleşmiştir. Başvurucu, bu ret kararı nedeniyle mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiği iddiasıyla Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunmuştur.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Anayasa Mahkemesi, başvuruya konu uyuşmazlığı değerlendirirken, öncelikle başvurucunun adli yardım talebini kabul etmiştir. Esas incelemede ise, hükümlünün vasi ve vesayet makamı kararı olmaksızın tek başına dava açma ehliyetinin bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddedilmesini mahkemeye erişim hakkına müdahale olarak görmüştür.
AYM, müdahalenin Anayasa’nın 13. maddesinde öngörülen kanunilik ve meşru amaç ölçütlerini karşıladığını belirtmekle birlikte, müdahalenin ölçülülüğü, özellikle de “gereklilik” ilkesi açısından değerlendirme yapmıştır. Mahkeme, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesinin eski hali uyarınca hükümlüye vasi atanmasını ve vasinin izni olmaksızın dava açma ehliyetinin bulunmamasını incelemiştir. Ancak, 22 Mart 2023 tarihli ve E.2022/105, K.2023/54 sayılı iptal kararı ile 407. maddenin iptal edildiğini ve hükümlülerin ayırt etme gücünü haiz olmaları durumunda kendi işlemlerini yürütebileceklerinin açık olduğunu vurgulamıştır.
AYM, başvurucunun nakil talebinin reddi işleminin iptali için açtığı davanın, onu borç altına sokmadığını, mal varlığının azalması sonucunu doğurmadığını ve “kişiye sıkı sıkıya bağlı bir hakkın” kullanılması niteliğinde olduğunu ifade etmiştir. Bu tür davaların, kısıtlı kişinin şahsi gözetimi ve mal varlığı yönünden korunması amacına uygun düşmediğini belirtmiştir. Dolayısıyla, davanın vasinin icazeti ve vesayet makamının onayı olmadığı gerekçesiyle esasının incelenmeksizin ehliyet yokluğu nedeniyle reddedilmesinin, istenen amaç bakımından gerekli olmadığı ve ölçülü olmadığı sonucuna ulaşmıştır.
Bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 36. maddesinde güvence altına alınan adil yargılanma hakkı kapsamındaki mahkemeye erişim hakkının ihlal edildiğine oybirliğiyle karar vermiştir. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmak üzere kararın Ankara 18. İdare Mahkemesi’ne gönderilmesine hükmetmiştir.
Yorum
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, hükümlülerin ve genel olarak kısıtlıların hukuki ehliyetleri konusundaki değerlendirmelere yeni bir boyut kazandırmaktadır. Karar, “kişiye sıkı sıkıya bağlı haklar” kavramının kapsamını genişletmiş ve kısıtlılık durumunun, bireyin tüm hukuki işlemlerini otomatik olarak engellememesi gerektiğini açıkça ortaya koymuştur. Özellikle idari işlemlerin iptali gibi, kişiyi doğrudan borç altına sokmayan ancak bireysel hak ve özgürlüklerini etkileyen konularda, vasi izninin aranmasının ölçülü olmadığı vurgulanmıştır.
Bu karar, adil yargılanma hakkı ve mahkemeye erişim hakkının, kısıtlılık hali gibi özel durumlarda dahi etkin bir şekilde korunması gerektiğini göstermektedir. Türk Medeni Kanunu’nun 407. maddesinin Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesinin ardından gelen bu karar, ilgili mevzuatın ve yargısal uygulamaların, bireylerin hak arama özgürlüğünü kısıtlayıcı değil, koruyucu bir yaklaşımla yorumlanması gerektiği ilkesini pekiştirmektedir. Hukuk büromuz olarak, bu tür emsal niteliğindeki kararları yakından takip etmekte ve müvekkillerimizin haklarını en etkin şekilde savunma adına güncel içtihatları hizmetlerimize yansıtmaktayız.
Karar Künyesi
- Başkan: Hasan Tahsin GÖKCAN
- Üyeler: Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Selahaddin MENTEŞ, İrfan FİDAN, Muhterem İNCE
- Raportör: Mutlu ALAF
- Başvuru Numarası: 2022/74582
- Karar Tarihi: 24/12/2025
- Resmi Gazete Tarih ve Sayısı: 30/4/2026 – 33239
- Başvurucu: V. C.
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
