KHK İhraçlarında ByLock, Özel Hayat ve Masumiyete AYM Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Anayasa Mahkemesi (AYM), Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın temel hak ve özgürlükler alanındaki güvencelerine ilişkin önemli bir karar daha verdi. 2024/28913 başvuru numaralı bu karar, Fetullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile irtibatlı olduğu gerekçesiyle Olağanüstü Hal (OHAL) kapsamında çıkarılan Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile kamu görevinden ihraç edilen R. A. adlı araştırma görevlisinin başvurusunu konu almaktadır. Başvurucu, kamu görevinden çıkarılmasının özel hayata saygı hakkını ve kesinleşmiş bir ceza mahkemesi kararı olmaksızın meslekten çıkarılmasının masumiyet karinesini ihlal ettiğini iddia etmiştir.
Başvurucu, Aydın Adnan Menderes Üniversitesi Rektörlüğü bünyesinde araştırma görevlisi olarak çalışırken, 672 sayılı KHK’ya ekli listede yer alması üzerine 1/9/2016 tarihinde kamu görevinden çıkarılmıştır. OHAL İşleri İnceleme Komisyonu’na yaptığı göreve iade başvurusu, başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı kurumda çalışma kaydı, hakkında düzenlenen idari soruşturma raporu ve silahlı terör örgütüne üyelik suçundan kovuşturma bulunması gerekçeleriyle 24/10/2018 tarihinde reddedilmiştir. Komisyon kararında, başvurucunun örgüt yapılanması tarafından üniversitedeki görevine başlatıldığı ve örgütün yurt dışı gezilerine katıldığı belirtilmiştir.
OHAL Komisyonu kararının iptali istemiyle açtığı dava Ankara 20. İdare Mahkemesince reddedilmiş, mahkeme kararında başvurucunun FETÖ/PDY ile irtibatlı kurumda çalışma kaydı ve hakkında yürütülen ceza yargılamasındaki tanık beyanlarına yer verilmiştir. Özellikle, başvurucunun isminin geçtiği “345680 ID’li, rcp0909 kullanıcı adı ve rcp.09 şifreli ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı”nın bulunduğu da gerekçeler arasında sayılmıştır. İstinaf ve temyiz aşamalarında da kararlar onanmış, başvurucunun ByLock kullanmadığı ve bu yönde somut delil olmadığı iddiaları üst mahkemelerce kabul görmemiştir.
Ceza yargılamasına gelince, Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi başvurucuyu silahlı terör örgütüne üye olma suçundan 6 yıl 5 ay 15 gün hapis cezasıyla cezalandırmıştır. Ancak, Ceza Mahkemesi kararında “Sanık R.A. hakkında [ByLock] tespiti yapılmadığı, sanığın tüm [ByLock] içeriklerinde ismine rastlanmadığı…” ifadesi yer almış, ancak hükümden sonra dosyaya giren ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı’nın İzmir Bölge Adliye Mahkemesi tarafından ceza miktarına etkisinin olmadığı belirtilmiştir. Dosya şu anda temyiz aşamasındadır.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun özel hayata saygı hakkının ihlal edildiği iddiasını, kamu görevinden çıkarılma işleminin başvurucunun özel hayatına ciddi şekilde etki ettiği gerekçesiyle bu hak kapsamında değerlendirmiştir. AYM, daha önceki N. E. (B. No: 2022/62466, 29/5/2025), A.S. (B. No: 2023/30928, 29/5/2025) ve Erkan Sezgin (B. No: 2022/86339, 16/7/2025) kararlarında belirlediği ilkeler doğrultusunda, OHAL döneminde alınan tedbirlerin Anayasa’nın 15. maddesindeki ölçütlere uygunluğunu incelemiştir. AYM, 15 Temmuz darbe teşebbüsünün ulusal güvenlik için ağır bir tehdit oluşturduğunu ve FETÖ/PDY’nin yapısı gereği çözümlenmesi zor bir örgüt olduğunu vurgulayarak, bu örgütle irtibatlı veya iltisaklı kamu görevlilerinin meslekten çıkarılmasının zorunlu bir tedbir olduğunu yinelemiştir.
Özellikle ByLock uygulamasının, FETÖ/PDY’nin faaliyetlerinin ve üyelerinin tespitinde kritik bir rol oynadığına dikkat çeken AYM, ByLock kullanımına ilişkin tespitin, anayasal düzene sadakat bağının ortadan kalktığını gösteren ilgili ve ikna edici bir gerekçe olarak tek başına yeterli olduğunu belirtmiştir. Bu yaklaşım, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) Yalçınkaya/Türkiye ([BD], B. No: 15669/20, 26/9/2023) kararındaki ByLock tespitleriyle ilgili değerlendirmeleriyle de uyumludur.
Başvurucunun ByLock tespitine ilişkin ceza mahkemesi kararındaki çelişkili ifadeler üzerine AYM, İdare Mahkemesi’nin tespitini doğrudan ceza mahkemesi kararına dayandırmadığını, kovuşturma dosyasındaki ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı’na dayandığını ve bu tutanağın dosyada mevcut olduğunu belirtmiştir. Bu durumun, başvurucunun ByLock ağına dâhil olduğu ve FETÖ/PDY ile süregelen bir ilişki içinde olduğunu gösterdiği sonucuna varılmıştır. AYM, idari yargı mercilerince sunulan gerekçelerin ilgili ve yeterli olduğunu, alınan tedbirin OHAL koşullarında durumun gerektirdiği ölçüyle orantılı ve keyfîlik içermediğini değerlendirerek özel hayata saygı hakkının ihlal edilmediğine hükmetmiştir.
Masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiasına gelince, AYM, Halit İnciroğlu ([GK], B. No:2023/38006, 29/5/2025) ve Resul Darama (2) ([GK], B. No:2022/14226, 23/10/2025) kararlarında ortaya koyduğu ilkeleri referans almıştır. AYM, idari yargı mercilerince yapılan değerlendirmelerin idare hukuku ilkeleri kapsamında olduğunu, başvurucuların ceza yargılamasında isnat edilen eylemleri işlediği yönünde bir çıkarımda bulunulmadığını ve kullanılan dilin ceza hukuku anlamında yargılamaya konu suça işaret etmediğini belirtmiştir. İdare Mahkemesi kararında bir mahkûmiyet hükmünden bahsedilse de, istinaf dairesinin kesinleşmemiş mahkûmiyetin aleyhe değerlendirilmesinin mümkün olmadığını belirtmesi, masumiyet karinesinin ihlal edilmediği sonucunu desteklemiştir. Bu nedenle, masumiyet karinesinin ihlal edildiği iddiası da açıkça dayanaktan yoksun bulunmuştur.
Yorum
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, OHAL döneminde KHK ile kamu görevinden çıkarılan kişilerin başvurularına ilişkin yerleşik içtihadını bir kez daha teyit etmektedir. Kararda, ByLock kullanımının FETÖ/PDY ile irtibat ve iltisakı gösteren tek başına yeterli bir delil olarak kabul edilmesi prensibi korunmuştur. Bu durum, örgütün gizli haberleşme aracı olarak nitelendirilen ByLock’un, idari tedbirlerin hukuki dayanağı olma gücünü sürdürdüğünü göstermektedir. Özellikle, ceza yargılamasında ByLock tespitine ilişkin farklı değerlendirmeler olsa bile, idari yargının kendi delil değerlendirme süreçlerinde kovuşturma dosyasındaki verilerden hareketle ByLock tespitini geçerli sayması, iki yargı kolunun farklı amaçlar güttüğünü ve farklı delil standartları uygulayabildiğini bir kez daha ortaya koymuştur. İdari yargı, OHAL’in gerektirdiği acil tedbirler bağlamında, anayasal düzene sadakat bağının ortadan kalktığı sonucuna ulaşmak için ceza yargılamasındaki “her türlü şüpheden uzak” ispat standardını aramadan, “ilgili ve ikna edici” gerekçeleri yeterli bulmaktadır. Bu karar, KHK ile ihraç edilen ve ByLock kullanımıyla ilişkilendirilen diğer başvurucular için de emsal teşkil edecek niteliktedir.
Karar Künyesi
- Başvuru Numarası: 2024/28913
- Karar Tarihi: 6/5/2026
- Başkan: İrfan FİDAN
- Üyeler: Recai AKYEL, Yusuf Şevki HAKYEMEZ, Kenan YAŞAR, Ömer ÇINAR
- Raportör: Mehmet Tevfik DİNÇER
- Başvurucu: R. A.
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
Anayasa Mahkemesi’nin (AYM), KHK ile ihraç edilen kamu görevlilerinin açtığı davalarda ByLock tespit tutanaklarının idari yargıdaki delil değerine ve masumiyet karinesinin sınırlarına dair verdiği emsal karara dair merak edilenler:
-
İdari yargıda açılan iade davasında ByLock tespiti tek başına ihraç gerekçesi sayılabilir mi?
Evet, sayılabilir. Anayasa Mahkemesi’nin emsal kararına göre, ByLock haberleşme programının kullanıldığına dair somut bir tespit tutanağının bulunması, kamu görevlisinin anayasal düzene sadakat bağının ortadan kalktığını gösterir. Bu tespit, idari ihraç işleminin hukuka uygun olduğunu kanıtlayan ilgili ve ikna edici tek başına yeterli bir gerekçedir.
-
Ceza mahkemesinde ‘ByLock tespiti yapılmadı’ yazması idari yargı kararını bozar mı?
Hayır, bozmaz. Ceza mahkemesi ilk gerekçesinde ‘ByLock tespiti yapılmadı’ dese dahi, idari yargı mercii doğrudan ceza hükmüne değil, kovuşturma dosyasında fiilen mevcut olan somut ‘ByLock Tespit ve Değerlendirme Tutanağı’na dayanmıştır. İdari yargılama ile ceza yargılamasının amaçları, delil standartları ve ispat yükümlülükleri birbirinden farklıdır.
-
Kesinleşmiş bir ceza mahkûmiyeti olmadan KHK ile ihraç edilmek masumiyet karinesini ihlal eder mi?
AYM’ye göre ihlal etmez. İdari yargı mercilerinin yaptığı değerlendirmeler ceza hukuku anlamında bir suçluluk ilanı değil, tamamen idare hukuku ilkeleri kapsamında anayasal sadakat bağının denetimidir. Kararlarda kullanılan dil doğrudan bir ceza mahkûmiyetine işaret etmediği sürece masumiyet karinesi zedelenmiş sayılmaz.
-
Emsal karara konu olan R.A. başvurusunun arka planı ve yargılama süreçleri nasıl ilerlemiştir?
Araştırma görevlisi olan başvurucu, 672 sayılı KHK ile ihraç edilmiş; OHAL Komisyonu ile Ankara 20. İdare Mahkemesi, dosyada bulunan kullanıcı adı ve şifresi belli ByLock tutanağı gerekçesiyle iade talebini reddetmiştir. Ceza yargılamasında ise Aydın 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nce örgüt üyeliğinden hapis cezası verilmiş olup ceza dosyası henüz temyiz aşamasındadır.
-
Anayasa Mahkemesi, KHK ihracı nedeniyle açılan bu davada ihlal kararı vermiş midir?
Hayır, ihlal kararı vermemiştir. AYM, ohal koşullarında alınan bu tedbirlerin keyfîlik içermediğini, durumun gerektirdiği ölçüyle orantılı olduğunu ve idari yargı tarafından sunulan gerekçelerin yeterli olduğunu saptamıştır. Bu doğrultuda, başvurucunun özel hayata saygı hakkı ile masumiyet karinesinin ihlal edilmediğine oy birliğiyle hükmetmiştir.

