AYM: Gerekçeli Karar Hakkı İhlali, İcra İnkar Tazminatı Düzeltmesi
Giriş ve Olayın Özeti
Anayasa Mahkemesi (AYM), hukuk yargılamalarında temel hak ve özgürlüklerin korunmasına yönelik önemli bir karara imza attı. 2022/85303 başvuru numaralı bu karar, bir avukat ile müvekkili arasındaki vekâlet ilişkisinden kaynaklanan alacak davası sürecinde ortaya çıkan gerekçeli karar hakkı ihlali iddiasını ele almaktadır. Olaylar, başvurucunun murisinin intikal işlemleri için bir avukatla sözleşme imzalaması ve akabinde avukatı “gördüğü lüzum üzerine” azletmesiyle başlamıştır. Avukat, vekâlet ücreti alacaklarının tahsili için icra takibi başlatmış, müvekkil ise bu takibe itiraz etmiştir.
Davacının açtığı itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi, davacı avukatın vekâlet ücreti talebinde haklı olduğuna hükmetmiş, ancak Yargıtay, azlin haklı olup olmadığının yeterince değerlendirilmediği gerekçesiyle kararı bozmuştur. Bozma sonrası yeniden yapılan yargılamada mahkeme, azlin haksız olduğuna karar vererek davanın kısmen kabulüne ve %20 oranında icra inkâr tazminatına hükmetmiştir. Ancak davacı vekili, bu %20’lik oranın maddi hata sonucu yazıldığını iddia ederek %40 olarak düzeltilmesini talep etmiş; mahkeme de dosya üzerinden yaptığı incelemeyle bu talebi kabul ederek oranı %40’a çıkarmıştır. Başvurucu ise, bu “tashih” işleminin usule aykırı olduğunu belirterek hem ana kararı hem de tashih kararını temyiz etmiştir. Yargıtay’ın temyiz ve karar düzeltme taleplerini reddetmesi üzerine, konu Anayasa Mahkemesi’ne taşınmıştır.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Başvurucu, Anayasa Mahkemesi’ne yaptığı bireysel başvuruda iki temel iddiayı ileri sürmüştür: birincisi, icra inkâr tazminatı oranının hukuka aykırı bir şekilde artırılmasına ilişkin itirazlarının yargı mercilerince karşılanmaması nedeniyle gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği; ikincisi ise yargılama süresinin uzun olması nedeniyle makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği yönündedir.
AYM, başvurucunun “makul sürede yargılanma hakkının ihlal edildiği” iddiasını, 6384 sayılı Kanun’un geçici 2. maddesi ve 7445 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikler uyarınca Tazminat Komisyonu’na başvuru yolunun tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez bulmuştur. Zira bireysel başvurunun ikincil niteliği gereği, öncelikle bu iç hukuk yolunun tüketilmesi gerekmektedir.
Ancak, “gerekçeli karar hakkının ihlal edildiği” iddiasını ise kabul edilebilir bularak esastan incelemiştir. AYM, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 304. maddesinde düzenlenen “hükmün tashihi” yolunun, yalnızca yazı ve hesap hataları gibi açık hataları düzeltmek için kullanılabileceğini vurgulamıştır. Olayda ise ilk derece mahkemesinin, icra inkâr tazminatı oranını %20’den %40’a çıkarma işlemini maddi hata olarak nitelendirmesi, ilgili mevzuat (2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu’nun 6352 sayılı Kanun ile değişen 67. ve geçici 10. maddeleri) ve Yargıtay içtihatları dikkate alındığında, bir hukuki yorum ve uygulama farklılığına işaret etmektedir. Zira bu oran, takip tarihi gibi esasa ilişkin bir kritere göre belirlenmektedir. Mahkemenin bu değişikliği maddi hata gerekçesiyle yapması ve Yargıtay’ın başvurucunun bu konudaki “usule aykırı tavzih” iddialarını yeterli bir gerekçe ile karşılamaması, adil yargılanma hakkının bir unsuru olan gerekçeli karar hakkını ihlal etmiştir. AYM, bu durumun yargılama sürecini bir bütün olarak değerlendirdiğinde başvurucunun gerekçeli karar hakkını ihlal ettiği sonucuna varmış ve ihlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmetmiştir.
Yorum
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, hukuk sistemimizdeki “gerekçeli karar hakkı”nın ne denli önemli bir güvence olduğunu bir kez daha ortaya koymaktadır. Özellikle HMK m. 304’teki “hükmün tashihi” mekanizmasının uygulama sınırları konusunda önemli bir rehber niteliğindedir. Bir kararda yapılan düzeltmenin, sadece açık ve bariz yazı veya hesap hatalarıyla sınırlı kalması gerektiği, esasa ilişkin bir hukuki değerlendirmenin veya yasal bir yorumun “maddi hata” adı altında değiştirilemeyeceği bu kararla bir kez daha teyit edilmiştir. Aksi takdirde, kararların istikrarı ve hukuki güvenlik zedelenecek, adil yargılanma hakkının ruhu ihlal edilmiş olacaktır.
Karar ayrıca, Yargıtay gibi denetim mercilerinin, taraflarca ileri sürülen ve uyuşmazlığın sonucunu etkileyebilecek esaslı iddia ve itirazları açık ve yeterli bir gerekçeyle karşılamakla yükümlü olduğunu göstermektedir. Başvurucunun, yargılama sürecinde usule aykırı olduğunu belirttiği “tashih” kararına yönelik itirazlarının üst yargı mercileri tarafından karşılanmaması, gerekçeli karar hakkının ihlali olarak değerlendirilmiştir. Bu durum, hukuki güvenliğin ve öngörülebilirliğin sağlanması açısından yargı organlarının kararlarında şeffaf ve ikna edici gerekçeler sunmasının vazgeçilmezliğini vurgulamaktadır.
Karar Künyesi
- Anayasa Mahkemesi
- Başvuru Numarası: 2022/85303
- Karar Tarihi: 11/2/2026
- Resmi Gazete Tarih ve Sayı: 5/8/2026 – 33331
- Başvurucu: S. Y.U.
- Vekili: Av. Doğukan ÖZDOĞAN
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
