Anayasa Mahkemesi, tıbbi ihmal davasında yargılama süresinin uzaması nedeniyle başvurucunun başvurusunu kabul etti.
Giriş ve Olayın Özeti
Anayasa Mahkemesi (AYM), 2022/2450 başvuru numaralı NİHARİ KAYA VE DİĞERLERİ BAŞVURUSU kararında, tıbbi ihmal iddiasıyla açılan tazminat davasının uzun sürmesini yaşam hakkının usul boyutunun ihlali olarak değerlendirmiştir. Bu karar, sağlık hizmetlerindeki kusurlar ve yargı süreçlerinin makul sürede tamamlanmasının önemi açısından dikkat çekicidir.
Olay, başvurucu Nihari Kaya’nın eşi ve diğer başvurucuların babası olan A.K.’nin yaşadığı sağlık sorunları ile başlamıştır. A.K., 2013 Mayıs ayında baş, kulak ve boğaz ağrısı şikâyetleriyle çeşitli hastanelere başvurmuş, ancak nihayetinde menenjit ve beyin apsesi sonrası gelişen kardiyak arrest ve multiorgan yetmezliği nedeniyle vefat etmiştir.
Başvurucular, A.K.’nin ölümünde tıbbi ihmal bulunduğunu iddia ederek 4/12/2013 tarihinde Sağlık Bakanlığı aleyhine Van 1. İdare Mahkemesi’nde tam yargı davası açmış, maddi ve manevi tazminat talebinde bulunmuşlardır. Dava dilekçesinde, Van Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi Acil Servisi’ndeki tedavi sürecindeki yanlışlık ve eksiklikler nedeniyle hastalığın teşhis ve tedavisinde geç kalındığı ve idarenin hizmet kusuru bulunduğu ileri sürülmüştür.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargılama sürecinde İdare Mahkemesi, A.K.’nin teşhis ve tedavisine ilişkin tüm belgelerin toplanmasını talep etmiş, ardından Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınmasına karar vermiştir. Ancak Adli Tıp Kurumu, dosyadaki eksik belgeler (özellikle beyin BT görüntüleri ve acil servis muayene/hemşire takip formları gibi tıbbi evraklar) nedeniyle kusur değerlendirmesi yapamadığını defalarca bildirmiştir. Bu eksikliklerin, hastanenin kayıtların imha edildiğini belirtmesiyle daha da derinleştiği görülmüştür.
Van 1. İdare Mahkemesi, 2/12/2019 tarihli kararıyla, ölüm olayı ile idarenin tıbbi uygulamaları arasında kesin bir illiyet bağı kurulamadığı gerekçesiyle maddi tazminat istemini reddetmiş; ancak tıbbi kayıtlardaki eksiklikler ve kayıtların muhafaza edilmemesi nedeniyle davacıların maddi gerçeğe ulaşamayacakları ve ömür boyu şüphe içinde kalacakları gözetilerek manevi tazminat istemini kısmen kabul etmiştir. Tarafların istinaf başvurusu üzerine Erzurum Bölge İdare Mahkemesi, idarenin her türlü bilgi ve belgeyi saklamakla yükümlü olduğu, maddi gerçeğin ortaya çıkması adına yükümlülüklerini tam ve eksiksiz yerine getirmediği gerekçesiyle idarenin hizmet kusuru olduğuna hükmetmiş ve dosyayı yeniden karar verilmek üzere İdare Mahkemesi’ne göndermiştir.
Yeniden yapılan yargılamada, başvurucuların vekilinden kaynaklanan dilekçe eksiklikleri nedeniyle yaşanan gecikmelerin ardından, Van 1. İdare Mahkemesi 29/12/2023 tarihinde davanın kısmen kabulü ile maddi ve manevi tazminata hükmetmiştir. Bu karar da istinaf ve temyiz süreçlerinden geçmektedir.
Anayasa Mahkemesi, dosyayı incelerken yaşam hakkının maddi boyutuyla ilgili iddiaların başvuru yollarının tüketilmemiş olması nedeniyle kabul edilemez olduğuna karar vermiş, ancak yaşam hakkının usul boyutunu (makul sürede yargılanma hakkı) incelemeye almıştır. AYM, 4/12/2013 tarihinde açılan tam yargı davasının, bireysel başvurunun incelendiği 17/2/2026 tarihi itibarıyla 12 yıldan daha uzun süredir devam ettiğini tespit etmiştir. Mahkeme, başvurucu vekilinden kaynaklanan yaklaşık beş aylık gecikme dikkate alındığında dahi yargılamanın makul bir süratle yürütüldüğünü söylemenin mümkün olmadığını belirtmiştir. Yargılamanın uzamasının haklı veya makul bir gerekçesinin bulunmadığı sonucuna varan AYM, Anayasa’nın 17. maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar vermiştir.
AYM, ihlalin tespiti ve yargılamanın devam etmesi nedeniyle yeniden yargılama yapılmasına karar verilmesi mümkün olmadığından, başvuruculara müştereken net 330.000 TL manevi tazminat ödenmesine hükmetmiştir.
Yorum
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, tıbbi ihmal iddialarıyla ilgili yargılamaların ciddiyetini ve devletin etkili bir yargısal sistem kurma pozitif yükümlülüğünü bir kez daha vurgulamaktadır. Özellikle, yaşam hakkı gibi temel haklarla ilgili davalarda yargılamaların makul bir hızda tamamlanması, hem maddi gerçeğin ortaya çıkması hem de mağdurların adalet beklentisinin karşılanması açısından hayati önem taşımaktadır. Tıbbi kayıtlardaki eksikliklerin veya imha edilmesinin yargılama sürecini nasıl sekteye uğrattığı ve idareye atfedilen kusurun tespitini nasıl zorlaştırdığı bu vakada açıkça görülmüştür. Bu durum, sağlık kuruluşlarının belge ve kayıt tutma yükümlülüklerinin ne denli kritik olduğunu ortaya koymaktadır.
Karar, yargı mercilerinin özenli inceleme yapma yükümlülüğünü ve yargılamaların makul derecede ivedilikle sonuçlandırılması gerekliliğini hatırlatırken, kamu hizmetlerinden kaynaklanan zararlarda idarenin sorumluluğunun tespitinde delil eksikliğinin davacılar üzerinde bırakılamayacağı ilkesini de pekiştirmektedir.
Karar Künyesi
- Karar No: 2022/2450
- Karar Tarihi: 17/2/2026
- Resmi Gazete Tarih ve Sayı: 30/4/2026 – 33239
- Başvurucular: Nihari KAYA VE DİĞERLERİ
- İhlal Edilen Hak: Yaşam Hakkının Usul Boyutu (Anayasa m. 17)
- Sonuç: Yaşam Hakkının Usul Boyutunun İhlal Edildiğine, başvuruculara müştereken 330.000 TL net manevi tazminat ödenmesine karar verilmiştir.
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
