Cezaevinde Yumuşak Odada Eziyet Yasağı İhlaline AYM Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Türkiye Cumhuriyeti Anayasa Mahkemesi, ceza infaz kurumlarında yaşanan kötü muamele iddialarına ilişkin önemli bir karara imza attı. 2021/62842 başvuru numaralı ve 11 Mart 2026 tarihli S. K. başvurusunda, hükümlüye yönelik kamu görevlileri tarafından gereksiz güç kullanılması, sakalının zorla kesilmesi, kıyafetlerinin çıkarılıp elleri ve ayaklarının bağlanarak “yumuşak oda” olarak adlandırılan özel bir odada tutulması ve bu iddialarla ilgili etkili bir soruşturma yürütülmemesi konuları ele alındı.
Olay, Eskişehir H Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nda Adalet Bakanlığı denetimi sırasında “yumuşak oda” kullanımına ilişkin tespitlerle ortaya çıktı. Başkontrolörlük raporunda, bu odaların hükümlü ve tutukluların sağlıklarını koruma amaçlı olduğu, bir disiplin veya cezalandırma aracı olarak kullanılamayacağı, özellikle el ve ayakların işkenceyi çağrıştırır şekilde bağlanmasının hiçbir haklı gerekçesi olamayacağı belirtildi. Başsavcılık, bu suç duyurusu üzerine kapsamlı bir soruşturma başlattı. Soruşturma sonucunda, bazı mağdurlar hakkında iddianame düzenlenirken, başvurucu S. K. özelindeki iddialar hakkında “kovuşturmaya yer olmadığına” kararı verildi. Bu karara yapılan itiraz da reddedilerek konu Anayasa Mahkemesi’ne taşındı.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Anayasa Mahkemesi, başvurucunun adli yardım talebini kabul ettikten sonra iddiaları iki ana başlık altında inceledi:
1. İnfaz Koruma Memurları Tarafından Cop Kullanılarak Sürükleme ve Sakalın Zorla Kesilmesi İddiası
Başvurucu, ilk ifadesinde copla darbedilme iddiasından bahsetmemiş, bu iddiayı olayın üzerinden yaklaşık 3 yıl 3 ay geçtikten sonra ve itiraz dilekçesinde dile getirmiştir. İfadelerindeki çelişkiler, iddiasını destekleyecek somut delillerin (sağlık raporu, tutarlı kamera kaydı) bulunmaması ve iddialarını geç ileri sürmesi nedeniyle Mahkeme, bu şikâyetlerin “açıkça dayanaktan yoksun” olduğuna hükmetmiş ve kabul edilemez bulmuştur.
2. Hukuka Aykırı Şekilde Travma ve Doku Hasarı Önleyici “Yumuşak Oda”da Tutulma İddiası
Mahkeme, bu iddiayı kabul edilebilir bulmuş ve esas yönünden incelemiştir. Yapılan değerlendirmelerde:
- Başvurucunun, “yumuşak oda”da iç çamaşırı haricindeki kıyafetlerinin çıkarıldığı, ellerinin ve ayaklarının vücudunun arkasından bağlandığı ve bu şekilde yaklaşık üç saat boyunca yüzüstü yerde tutulduğu tespit edilmiştir.
- Kamera görüntülerine göre, başvurucu tıraş edildikten sonra saldırgan bir tavır sergilemediği halde yeniden bağlanıp odaya konulması için haklı bir gerekçe sunulamamıştır.
- Başvurucunun saldırgan tavırlar sergilemesi durumunda geçici olarak yumuşak odada tutulması kabul edilebilir olsa da, ellerinin ve ayaklarının bağlanmasının ve bu durumda uzun süre tutulmasının zorunluluğu ortaya konulamamıştır. Özellikle denetmen raporları ve Bakanlık görüşleri, bu tür bağlama şekillerini “işkenceyi çağrıştırır” ve “keyfî bir uygulama” olarak nitelemektedir.
- Yumuşak odaya alınmadan önce sağlık raporu düzenlenmemesi ve bu odada uygulanan zorlayıcı tedbirlerin kişinin içinde bulunduğu durumu daha da ağırlaştırması, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan eziyet yasağının maddi boyutunun ihlal edildiği sonucunu doğurmuştur.
- Başsavcılığın soruşturmasında, başvurucunun özelindeki şikâyetler yeterince aydınlatılmamış, genel geçer değerlendirmelerle karar verilmiştir. Bu durum, eziyet yasağının usul boyutunun da ihlal edildiği anlamına gelmektedir.
Sonuç olarak Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan eziyet yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlal edildiğine OYBİRLİĞİYLE karar vermiştir.
Yorum
Anayasa Mahkemesi’nin bu kararı, ceza infaz kurumlarında hükümlü ve tutuklulara yönelik uygulamaların insan hakları standartlarına uygunluğunun denetlenmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Özellikle “yumuşak oda” gibi özel güvenlik tedbirlerinin kullanımında keyfiyetin önlenmesi, ölçülülük ilkesine riayet edilmesi ve her türlü kötü muamele iddiasının etkin bir şekilde soruşturulması gerektiği vurgulanmıştır. Karar, devletin kendi gözetimi altındaki bireylerin fiziksel ve ruhsal bütünlüğünü koruma yükümlülüğünün mutlak niteliğini bir kez daha ortaya koymuştur. Hukuka aykırı uygulamalara karşı bireysel başvuru yolunun etkinliğini gösteren bu karar, benzer ihlallerin önlenmesi ve kamu görevlilerinin sorumluluğu açısından emsal teşkil edecektir.
Karar Künyesi
- Mahkeme: Anayasa Mahkemesi
- Başvuru Numarası: 2021/62842
- Karar Tarihi: 11/3/2026
- Başvurucu: S. K.
- İhlal Kararı: Anayasa’nın 17. maddesinin üçüncü fıkrasında güvence altına alınan eziyet yasağının maddi ve usul boyutlarının ihlali.
- Giderim: Yeniden soruşturma yapılması ve başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesi.
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Anayasa Mahkemesinin yumuşak oda kararı ne anlama geliyor?
AYM bu kararıyla cezaevlerindeki yumuşak oda uygulamasının bir disiplin veya cezalandırma aracı olarak kullanılamayacağını, bu odalarda el ve ayakların bağlanmasının eziyet yasağını ihlal ettiğini hüküm altına almıştır.
-
Cezaevinde eziyet yasağı ihlali durumunda ne kadar tazminat ödenir?
S. K. başvurusunda AYM, eziyet yasağının hem maddi hem de usul boyutunun ihlal edildiğine karar vererek başvurucuya net 100.000 TL manevi tazminat ödenmesine ve yeniden soruşturma açılmasına hükmetmiştir.
-
Yumuşak oda hangi durumlarda hukuka aykırı kabul edilir?
Kişinin kıyafetlerinin çıkarılması, el ve ayaklarının arkadan bağlanması, uzun süre yüzüstü bekletilmesi ve bu işlemlerden önce sağlık raporu alınmaması uygulamayı hukuka aykırı ve eziyet niteliğinde kılar.

