CGK’dan Nitelikli Cinsel Saldırıda “Şüpheden Sanık Yararlanır” İlkesi
Giriş ve Olayın Özeti
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun (CGK) kararları, Türk Ceza Hukuku uygulamalarında yol gösterici niteliği taşımaktadır. Son dönemde verilen, nitelikli cinsel saldırı suçuna ilişkin 2024/309 E., 2026/3 K. sayılı kararı, ceza muhakemesinin temel ilkelerinden biri olan “şüpheden sanık yararlanır” prensibinin önemini bir kez daha vurgulamıştır. Bu karar, delil yetersizliği ve vicdani kanaatin oluşmaması durumunda beraat hükmü kurulmasının gerekliliğini ortaya koymaktadır.
Davaya konu olayda, sanık Zonguldak 2. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından nitelikli cinsel saldırı suçundan Türk Ceza Kanunu’nun 102/2 ve 53. maddeleri uyarınca 8 yıl hapis cezası ve hak yoksunluğuna çarptırılmıştır. Ancak, sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen Yargıtay 9. Ceza Dairesi, katılanın beyanlarındaki çelişkiler, zor unsurunun nasıl gerçekleştiğine dair ayrıntılı anlatımın bulunmaması, tanık beyanları ve tıbbi raporlardaki bulgular ışığında, atılı suçun oluşumu için “her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı bir delil bulunmadığı” gerekçesiyle hükmün bozulmasına ve sanığın beraatine karar vermiştir.
Yerel Mahkeme, Yargıtay 9. Ceza Dairesi’nin bozma kararına karşı direnerek sanığın mahkûmiyetine ilişkin önceki hükmünde ısrar etmiştir. Bunun üzerine dosya, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın bozma istekli tebliğnamesiyle Ceza Genel Kurulu’na intikal etmiş ve Kurul, yerel mahkemenin direnme kararının yerinde olmadığına hükmetmiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Ceza Genel Kurulu, özel daire ile yerel mahkeme arasındaki uyuşmazlığın, sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı suçunun unsurları itibarıyla oluşup oluşmadığının belirlenmesine ilişkin olduğunu belirtmiştir. Kurul, kararında ceza muhakemesinin en önemli ilkelerinden biri olan ve Latincede “in dubio pro reo” olarak ifade edilen “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin ayrıntılarına yer vermiştir. Bu ilke, sanığın mahkûmiyetine karar verilebilmesi için herhangi bir şüphenin mutlaka sanık lehine değerlendirilmesini gerektirmektedir. Sanığın bir suçtan cezalandırılabilmesinin temel şartı, suçun hiçbir şüpheye mahal bırakmayacak kesinlikte ispat edilmesidir.
Somut olayda, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun değerlendirmesi neticesinde şu hususlar delil yetersizliği ve şüphe kaynağı olarak gösterilmiştir:
- Sanığın, mahkeme beyanında katılan mağdureyle rızaya dayalı ilişkilerinin bulunduğuna dair savunması.
- Katılan mağdurenin iddialarının tanık B.D. tarafından doğrulanmaması; aksine, tanık B.D.’nin olay saatinden sonra katılanın, aralarında sanığın da bulunduğu şahıslara çay ikram ettiğini ve katılanda herhangi bir anormallik fark etmediğini beyan etmesi.
- Tanık T.T.’nin de mağdurenin iddialarını doğrulamaması.
- Karadeniz Ereğli Devlet Hastanesince düzenlenen adli raporlarda fiilî livataya, cinsel ilişkiye ve zorlamaya ilişkin herhangi bir bulgu görülmemesi, ayrıca cinsel saldırıya bağlı psikopatoloji oluşmadığının anlaşılması.
Yukarıda belirtilen hususlar bir bütün olarak değerlendirildiğinde, mahallinde ikame olunan ve tartışılan delillerin, gerekçeli/muhtemel şüphenin tamamen ortadan kaldırılması ve sanığa isnat edilen nitelikli cinsel saldırı eyleminin, mağdurun rızası hilafına gerçekleştirildiği yönünde vicdani kanaat oluşması için yeterli olmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, Ceza Genel Kurulu, “in dubio pro reo” ilkesi gereğince ispat edilemeyen suçtan beraat kararı verilmesi gerektiğini kabul ederek, yerel mahkemenin direnme kararına konu mahkûmiyet hükmünün bozulmasına karar vermiştir.
Yorum
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun bu kararı, Türk Ceza Hukuku’nda delil değerlendirmesi ve “şüpheden sanık yararlanır” ilkesinin uygulanışına dair önemli bir emsal teşkil etmektedir. Özellikle nitelikli cinsel saldırı gibi hassas suçlarda, mağdurun beyanlarının yanı sıra, tanık beyanları, tıbbi raporlar ve diğer somut delillerin birbiriyle örtüşmesi, şüpheyi ortadan kaldıracak nitelikte olması gerekmektedir. Karar, ceza muhakemesinde mutlak gerçeğe ulaşma çabasının ve şüphe durumunda sanığın masumiyet karinesinden faydalanmasının vazgeçilmez bir hak olduğunu bir kez daha hatırlatmaktadır. Suçun ispatı konusunda en ufak bir tereddüdün dahi sanık lehine yorumlanması gerektiği vurgulanarak, mahkûmiyetin ancak kesin ve inandırıcı delillerle sağlanabileceği net bir şekilde ortaya konulmuştur. Bu durum, adaletin tecellisinde hakkaniyet ve evrensel hukuk ilkelerinin korunması açısından büyük önem taşımaktadır.
Karar Künyesi
- Kararı Veren Makam: Yargıtay Ceza Genel Kurulu
- Esas No: 2024/309
- Karar No: 2026/3
- Karar Tarihi: 07.01.2026 (Müzakere)
- Konu: Nitelikli Cinsel Saldırı Suçu – Şüpheden Sanık Yararlanır İlkesi
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
