Trafik Kazası Tazminatında Kask, Yaşam Süresi ve Manevi Tazminat Kriterleri
Giriş ve Olayın Özeti
Trafik kazaları sonucu ortaya çıkan cismani zararlar, mağdurlar için hem fiziksel hem de hukuki süreçler açısından önemli sonuçlar doğurmaktadır. Bu süreçte tazminat hesaplamaları ve kusur oranları büyük bir titizlikle incelenir. Yargıtay 17. Hukuk Dairesi’nin 2016/12483 E., 2019/5260 K. sayılı kararı, trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davalarında müterafik kusur, yaşam tablosu seçimi ve manevi tazminat takdiri gibi kritik konularda önemli emsal teşkil eden bir değerlendirme sunmuştur.
Söz konusu davada, davacı motosiklet yolcusu olarak bulunduğu araca davalıya ait kamyonetin çarpması sonucu yaralanmış ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla geçici/sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat talebinde bulunmuştur. Yerel Mahkeme, davanın kısmen kabulüne karar vermiş, ancak davacının kask takmaması nedeniyle tazminattan %25 oranında müterafik kusur indirimi uygulamıştır. Ayrıca hesaplamalarında TRH-2010 yaşam tablosunu esas almış ve belirli bir manevi tazminata hükmetmiştir. Davacı vekili bu kararı temyiz etmiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi, yerel mahkemenin kararını üç ana başlıkta ele alarak bozma kararı vermiştir:
- Kask Takmamanın Müterafik Kusur Değerlendirmesi:
Yargıtay, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) Madde 51 ve 52’deki müterafik kusura ilişkin düzenlemeleri hatırlatarak, tazminattan indirim yapılabilmesi için zarar görenin ortak kusurunun zararın doğumu veya artması ile uygun illiyet bağı içinde olması gerektiğini vurgulamıştır. Somut olayda, davacının yaralanmaları sağ omuz köprücük kemiği ve sağ kalçada meydana gelen kırıklardır. Daire, kask takmadan motosiklete binme eyleminin, bu tür yaralanmaların doğumu ya da artması ile arasında bir illiyet bağı bulunmadığını belirtmiştir. Dolayısıyla, kask takmamanın bu spesifik yaralanmalar için tazminattan indirim gerektiren müterafik kusur teşkil etmeyeceğine karar verilmiştir. Yerel mahkemenin %25 müterafik kusur indirimi uygulaması hatalı bulunmuştur.
- Yaşam Tablosu Seçimi:
Yerel mahkeme, aktüerya bilirkişisi tarafından TRH-2010 yaşam tablosu dikkate alınarak hazırlanan raporu hükme esas almıştır. Ancak Yargıtay, Hukuk Genel Kurulu’nun 1989/4-586 esas, 1990/199 sayılı kararı ve Daire’nin yerleşik içtihatlarına uygun olarak Population Masculine Et – Feminine (PMF 1931) Tablosu’nun esas alınması gerektiğini belirtmiştir. Davacının muhtemel yaşam süresinin bu tabloya göre belirlenmesi ve iş göremezlik zararının buna göre hesaplanması gerektiği ifade edilerek, bu konudaki bilirkişi raporunun ve kararın hatalı olduğu tespit edilmiştir.
- Manevi Tazminat Takdiri:
Yargıtay, Borçlar Kanunu’nun eski 47. maddesi (yeni TBK Madde 56) hükmüne göre hakimin manevi tazminat miktarını belirlerken adalete uygun davranması, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı ve olay tarihi gibi özel halleri göz önünde tutması gerektiğini yinelemiştir. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı’na da atıfta bulunarak, yerel mahkemenin takdir ettiği manevi tazminat miktarının olayın ağırlığı ve diğer kriterler dikkate alındığında “bir miktar az” olduğu ve hakkaniyete uygun bir miktar belirlenmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.
Bu nedenlerle Yargıtay, davacı vekilinin müterafik kusur indirimi, yaşam tablosu seçimi ve manevi tazminat miktarına ilişkin temyiz itirazlarını kabul ederek yerel mahkemenin kararını bozmuştur.
Yorum
Yargıtay’ın bu kararı, trafik kazalarından kaynaklanan tazminat davalarında üç önemli noktaya açıklık getirmesi açısından büyük önem taşımaktadır:
Öncelikle, müterafik kusur değerlendirmesinde “illiyet bağı” ilkesinin titizlikle uygulanması gerekliliğini bir kez daha vurgulamıştır. Bir eylemin müterafik kusur sayılması için, eylemin doğrudan doğruya meydana gelen zararın oluşumuna veya artışına katkıda bulunması şarttır. Bu durum, özellikle kask takmama gibi yaygın tartışma konularında, her somut olayın kendi içinde değerlendirilmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Mağdurun bir ihmali olsa bile, bu ihmalin doğrudan doğruya uğranılan zarar türüyle ilgili olmaması halinde müterafik kusur indirimi yapılamayacağı hukuki kesinlik kazanmıştır.
İkinci olarak, kalıcı iş göremezlik tazminatlarının hesaplanmasında kullanılacak yaşam tablosu konusunda Daire’nin yerleşik içtihatlarına uygun olarak PMF 1931 Tablosu’nun tercih edilmesi gerekliliği, hukuki güvenlik ve içtihat birliği açısından önemlidir. Bu, benzer nitelikteki davalarda farklı mahkemeler arasında ortaya çıkabilecek uygulama farklılıklarının giderilmesine yardımcı olacaktır.
Son olarak, manevi tazminatın takdirinde hakkaniyet ilkesinin önemi ve bu konuda hakimin geniş takdir hakkı bulunmakla birlikte, takdir edilen miktarın olayın ağırlığı, tarafların durumları ve ekonomik koşullar gibi objektif kriterlerle uyumlu olması gerekliliği, bu alandaki mağduriyetlerin giderilmesi adına adaletin tecellisine hizmet etmektedir.
Bu karar, trafik kazası mağdurlarının hak arama süreçlerinde ve hukuk uygulayıcıları açısından yol gösterici nitelikte önemli bir içtihattır. Zarar görenin korunması ve adaletin sağlanması adına, kusur ve tazminat değerlendirmelerinin her detayıyla ele alınması gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır.
Karar Künyesi
Yargıtay 17. Hukuk Dairesi
Esas No: 2016/12483
Karar No: 2019/5260
Karar Tarihi: 29/04/2019
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
