Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Gümrük Kaçakçılığında Delil ve Teşebbüse Yargıtay Kararı

Giriş ve Olayın Özeti

Türkiye’nin önemli hukuki meselelerinden biri olan kaçakçılık suçları, özellikle 5607 sayılı Kaçakçılıkla Mücadele Kanunu kapsamında değerlendirilmekte ve yüksek yargı organları tarafından detaylı bir şekilde incelenmektedir. Bu bağlamda, Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin yakın tarihlerde verdiği iki emsal karar, kaçakçılık suçlarında delillerin hukuka uygunluğu, suçun icra hareketlerinin tamamlanıp tamamlanmadığı ve teşebbüs aşaması konularında önemli ışık tutmaktadır. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, bu kararları müvekkillerimiz ve kamuoyu için anlaşılır bir dille yorumluyoruz.

İlk Karar: Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2017/13469 E., 2020/11547 K.

Sanık, Irak’tan Türkiye’ye sevk ve idaresindeki araçla gelirken, Habur gümrük sahasına girmeden “köprü” mevkii olarak tabir edilen yerde gümrük muhafaza memurları tarafından durdurulmuştur. Yapılan aramada aracında suça konu cep telefonları ele geçirilmiştir. Yerel mahkeme sanık hakkında hükümlülük ve müsadere kararı vermiştir.

İkinci Karar: Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2016/5174 E., 2020/9802 K.

Sanık, Dubai’den gelen ve transfer yolcusu olan bir uçakta seyahat etmektedir. Durumu riskli görülerek şahsına ait bagaj tespit edilerek takibe alınmıştır. Sanık, yolcu salonunda bagajını aldıktan sonra doğrudan çıkışa yönelmemiş, diğer yolcuların arasına karışmış, lavaboya gitmiş ve gümrüksüz satış mağazasında alışveriş yapmıştır. Ardından bagajını oturduğu bankta bırakıp diğer yolcularla salonu terk etmeye çalışırken görevlilerce müdahale edilmiştir. Sanığa ait bagajda yapılan kontrollerde 168 adet kaçak cep telefonu ve 44 adet USB kablosu ele geçirilmiştir. Yerel mahkeme sanık hakkında hükümlülük, müsadere ve tasfiye kararı vermiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2017/13469 E. Kararının Değerlendirilmesi

Yargıtay, yerel mahkemenin kararını iki temel gerekçeyle bozmuştur:

  1. Suçun İcra Hareketlerinin Gerçekleşmemesi: Sanığın henüz gümrük sahasına girmemesi ve kendisine beyanda bulunma imkanının tanınmaması nedeniyle, kaçakçılık suçunun yasal unsurları olan icra hareketlerinin gerçekleşmediği belirtilmiştir. Kaçakçılık suçunda, eşyanın gümrük bölgesinden yasal yollara başvurulmaksızın çıkarılması veya sokulması icra hareketi olarak kabul edilir. Sanık gümrük sahasına girmeden yakalandığı için suçun tamamlanmadığına hükmedilmiştir.
  2. Aramanın Hukuka Aykırılığı ve Yasak Delil Niteliği: 5607 sayılı Kanunun 9/1. maddesi uyarınca kaçakçılık suçlarına ilişkin aramanın 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) hükümlerine göre yapılması gerektiği, 9/2. maddesine göre ise gümrük görevlilerinin arama yetkisinin gümrük salonları ve gümrük kapıları ile sınırlı olduğu vurgulanmıştır. Sanığın aracında, gümrük sahası dışında yapılan arama hukuka aykırı bulunmuş ve bu yolla elde edilen delillerin “yasak delil” niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. Anayasa’nın 38/2, CMK’nın 206/2-a, 217/2, 230/1. madde ve fıkralarına göre, hukuka aykırı delillere dayanılarak hüküm kurulamayacağı ilkesi hatırlatılmıştır. Sanığın ticari amaçla bulundurduğuna dair ikrarının da bulunmaması, bu durumu destekleyici bir unsur olarak görülmüştür.

Bu gerekçelerle, sanığın beraati yerine mahkumiyetine karar verilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.

Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin 2016/5174 E. Kararının Değerlendirilmesi

Yargıtay, bu kararda da yerel mahkeme hükmünü bozarak, sanığın eyleminin henüz teşebbüs aşamasına dahi varmayan bir “hazırlık hareketi” mahiyetinde olduğunu belirtmiştir. Sanığın henüz yurda girmeden, gümrüklü alanda yakalanması ve kendisine gümrük görevlilerine beyanda bulunma imkanı sağlanmaması, suçun yasal unsurunun oluşmadığı sonucunu doğurmuştur. Sanığın, bagajını alıp doğrudan çıkışa yönelmemesi ve diğer yolcuların arasına karışarak salonu terk etmeye çalışması gibi hareketler, bir kaçakçılık niyeti taşısa dahi, gümrük hattını henüz geçmediği ve beyanda bulunma imkanı varken engellendiği için, suçun tamamlanması veya teşebbüs aşamasına ulaşmadığı kabul edilmiştir.

Bu nedenle, sanığın beraatine karar verilmesi gerekirken, mahkumiyetine hükmedilmesi yasaya aykırı bulunmuştur.

Yorum

Yargıtay 7. Ceza Dairesi’nin bu iki önemli kararı, kaçakçılık suçları özelinde ceza hukukunun temel ilkelerinin sıkı bir şekilde uygulanması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Kararlar, özellikle aşağıdaki noktaların altını çizmektedir:

  • Delillerin Hukuka Uygunluğu: Ceza muhakemesinde delillerin hukuka uygun yollardan elde edilmesi esastır. Hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillerin hükme esas alınamayacağı ilkesi, gümrük sahası dışındaki aramalarda da geçerlidir. Bu durum, Anayasal bir hak olan “adil yargılanma hakkı” ve “suç ve cezaların kanuniliği” ilkelerinin bir güvencesidir.
  • Suçun Unsurları ve Teşebbüs Hali: Kaçakçılık suçunun tamamlanabilmesi için “icra hareketlerinin” gerçekleşmesi, yani eşyanın gümrük hattını yasa dışı yollarla aşması gerekmektedir. Yargıtay, sanığa beyanda bulunma imkanı tanınmadan veya gümrük sahasını tam olarak terk etmeden yapılan müdahaleleri, suçun tamamlanması bir yana, teşebbüs aşamasına dahi varmayan “hazırlık hareketi” olarak nitelendirmiştir. Bu, suçun maddi ve manevi unsurlarının dikkatli bir şekilde incelenmesi gerektiğini göstermektedir.
  • Hukuk Devleti İlkesi: Kamu gücünü kullanan idari ve adli birimlerin, kanunla kendilerine tanınan yetkilerin sınırları içerisinde hareket etmesi gerektiği, bu kararlarla bir kez daha vurgulanmıştır. Gümrük görevlilerinin arama yetkilerinin gümrük salonları ve kapıları ile sınırlı olması, keyfi uygulamaların önüne geçmeyi amaçlamaktadır.

Bu kararlar, kaçakçılık suçlamasıyla karşı karşıya kalan bireylerin haklarının korunması ve adil bir yargılama sürecinin sağlanması açısından büyük önem taşımaktadır. Hukuka aykırı elde edilen delillerle hüküm kurulmasının önüne geçilmesi, modern ceza hukukunun temel prensiplerindendir.

Karar Künyesi

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2017/13469 E., 2020/11547 K.

  • MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
  • SUÇ: 5607 sayılı Yasaya muhalefet
  • HÜKÜM: Hükümlülük, müsadere
  • BOZMA TARİHİ: 09/07/2020

Yargıtay 7. Ceza Dairesi 2016/5174 E., 2020/9802 K.

  • MAHKEMESİ: Asliye Ceza Mahkemesi
  • SUÇ: 5607 sayılı Yasaya muhalefe
  • HÜKÜM: Hükümlülük, müsadere, tasfiye
  • BOZMA TARİHİ: 18.06.2020

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Kaçakçılık suçu hangi durumlarda tamamlanmış sayılır?

    Kaçakçılık suçunun tamamlanması için eşyanın gümrük bölgesinden yasal yollara başvurulmaksızın çıkarılması veya sokulması gerekir. Yargıtay kararlarına göre, eşya gümrük hattını geçmeden veya kişiye beyan imkanı tanınmadan yapılan müdahaleler suçu tamamlanmış saymaz.

  • Gümrük sahası dışındaki aramalar hukuka uygun mudur?

    Hayır, 5607 sayılı Kanun uyarınca gümrük görevlilerinin arama yetkisi gümrük salonları ve kapıları ile sınırlıdır. Bu alanların dışında yapılan aramalar CMK hükümlerine aykırı olduğu için elde edilen bulgular ‘yasak delil’ niteliği taşır.

  • Gümrükte beyanda bulunma imkanı tanınmaması neyi değiştirir?

    Kişiye gümrük beyanında bulunma fırsatı verilmeden yapılan yakalamalar, suçun icra hareketlerinin başladığını kanıtlamaya yetmez. Bu tür durumlar Yargıtay tarafından suçun teşebbüs aşamasına dahi varmayan bir ‘hazırlık hareketi’ olarak değerlendirilir.

İLGİLİ YAZILAR