yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Esnaf İstisnası ve İş İlişkisi: Yargıtay’dan Şoförlere Önemli Karar

1. Giriş ve Olayın Özeti

Türkiye’deki çalışma hayatını düzenleyen en önemli yasalardan biri olan İş Kanunu’nun (4857 sayılı Kanun) kapsamı, zaman zaman yargı kararlarıyla açıklığa kavuşturulmaktadır. Bu bağlamda, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin 2021/6082 Esas, 2021/10468 Karar sayılı kararı, özellikle küçük ölçekli işletmelerdeki (minibüs, taksi işletmeleri gibi) iş ilişkilerinin niteliği ve esnaf istisnası konusunda önemli bir değerlendirme sunmaktadır.

Olayda, bir davacı şoför, 1996-2008 yılları arasında bir ticari minibüste çalıştığını, kaza sonucu iş akdinin feshedildiğini ve bu süreçte yıllık izinlerini kullanamadığını belirterek kıdem tazminatı ile bir kısım işçilik alacaklarının (fazla mesai, genel tatil ücreti vb.) davalı işverenden tahsilini talep etmiştir. Davalı işveren ise, davacının hizmet akdiyle değil, kâr ortağı olarak çalıştığını, bu nedenle İş Kanunu hükümlerinin uygulanamayacağını ve 4857 sayılı Yasa’nın 4/1. maddesindeki esnaf istisnası kapsamında davacının zaten İş Kanunu’ndan yararlanma hakkı bulunmadığını savunmuştur. Yerel mahkeme, toplanan deliller ve bilirkişi raporuna dayanarak davanın kısmen kabulüne karar vermiş, bu karar taraflarca temyiz edilmiştir.

2. Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay 9. Hukuk Dairesi, uyuşmazlığın temelini, taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilip değerlendirilemeyeceği ve bu bağlamda iş mahkemesinin görevli olup olmadığı noktasında toplamıştır.

4857 sayılı İş Kanunu’nun 1. maddesine göre, Kanun’un 4. maddesindeki istisnalar dışında kalan tüm işyerlerine, işveren, işveren vekili ve işçilere bu Kanun hükümleri uygulanır. İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi ise, İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işverenleri arasındaki uyuşmazlıkların çözüm yerinin iş mahkemeleri olduğunu belirtir.

Kararda özellikle 4857 sayılı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendine dikkat çekilmiştir. Bu bent, “507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz” hükmünü içermektedir. Ancak 507 sayılı Kanun’un 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu ile yürürlükten kaldırıldığı ve diğer yasalardaki atıfların 5362 sayılı Kanun’a yapılmış sayılacağı belirtilmiştir. Bu durum, “esnaf ve sanatkâr” tanımında önemli değişiklikler yaratmıştır.

Yeni düzenleme ile 507 sayılı Kanun’da yer alan “geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin” ifadesi kaldırılmıştır. Artık esnaf ve sanatkâr tanımı, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilen veya işletme hesabı esasına göre deftere tabi olan kimseler olarak belirlenmiştir. Dolayısıyla, 21.06.2005 tarihinden sonraki dönem için İş Kanunu’nun kapsamı belirlenirken “geçimini münhasıran bu işten sağlama” ölçütü dikkate alınmamalıdır. Kamyoncu, taksici, dolmuşçu gibi kişilerin de bu yeni ölçütler (ekonomik sermaye, kazancın tacir/sanayici niteliğini aşmaması, vergilendirme) çerçevesinde değerlendirilmesi gerekmektedir. Yargıtay, düşük gelirli ve bedeni çalışmasına dayanan taksi ve minibüs işletmesi sahiplerinin esnaf olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtmiştir.

Ancak, esnaf istisnasının uygulanabilmesi için 5362 sayılı Kanun’daki esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalan işyerinde “üç kişinin” çalışması gerekir. Burada “üç işçi” değil, “üç kişi” ifadesi kullanılmıştır. Bu ifade, işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını (işverenin kendisi dahil) da kapsar. İşinde bedeni gücü ile çalışan esnaf dahil toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri 4857 sayılı Kanun’a tabi olacaktır.

Somut olayda Yargıtay, davalı işverenin, davacı işçinin çalıştığı minibüste kendisinin çalışmadığı tespitini yapmıştır. Bu tespitten hareketle, işyerindeki çalışan sayısının (işverenin kendisi dahil) esnaf istisnasının üst sınırı olan üç kişiyi aşması durumunda İş Kanunu’nun uygulanacağı; işverenin kendisi çalışmıyorsa ve diğer şartlar da varsa zaten iş ilişkisinin İş Kanunu kapsamında değerlendirilmesi gerektiği sonucuna ulaşılmıştır. Minibüste işverenin kendisinin çalışmaması sebebiyle taraflar arasındaki ilişkinin İş Kanunu’na tabi bir hizmet akdi olduğuna karar verilmiştir. Bu nedenle, yerel mahkemenin davalıyı esnaf kabul edip Borçlar Kanunu hükümlerini uygulaması hatalı bulunarak kararın BOZULMASINA hükmedilmiştir.

3. Yorum

Bu Yargıtay kararı, özellikle ulaştırma sektöründe (minibüs, taksi, kamyonculuk gibi) faaliyet gösteren küçük işletmeler ve bu işletmelerde çalışan şoförler için büyük önem taşımaktadır. Karar, “esnaf istisnası”nın uygulanma şartlarını ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 4857 sayılı İş Kanunu’na etkilerini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle, işverenin bizzat işyerinde bedeni gücüyle çalışmasının, İş Kanunu kapsamı dışına çıkma noktasında belirleyici bir faktör olduğu vurgulanmıştır. Eğer işveren kendisi işyerinde fiilen çalışmıyorsa ve diğer çalışan sayısı “üç kişi” sınırının altında dahi olsa, iş ilişkisi İş Kanunu’na tabi bir hizmet akdi olarak kabul edilecektir. Bu durum, söz konusu işletmelerdeki işverenlerin işçilik hakları ve yükümlülükleri konusunda İş Kanunu hükümlerine uymaları gerektiğini bir kez daha hatırlatmaktadır. İşçiler açısından ise, bu karar, işverenle aralarındaki ilişkinin niteliği konusunda bir belirsizlik yaşandığında hak arayışlarında İş Kanunu’na dayanabileceklerinin önemli bir göstergesidir. Her somut olayın kendi özelinde değerlendirilmesi gerektiği unutulmamalıdır.

4. Karar Künyesi

  • T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
  • Esas No: 2021/6082
  • Karar No: 2021/10468
  • Karar Tarihi: 17.06.2021

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR