Yabancı Hakem ve Arabuluculuk Kararı Tenfizinde Yargıtay Kriterleri
Giriş ve Olayın Özeti
Uluslararası ticari ilişkilerin artmasıyla birlikte, yabancı mahkeme ve hakem kararlarının Türkiye’de tanınması ve tenfizi büyük bir önem taşımaktadır. Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/13151 E., 2016/2168 K. sayılı kararı, bu alandaki hassasiyetleri ve dikkat edilmesi gereken hukuki süreçleri gözler önüne sermektedir. Dava, davacı vekilinin, davalı ile müvekkili arasında yaşanan alacak-borç ilişkisi nedeniyle alınan yabancı bir tahkim kararının Türkiye’de tenfizini talep etmesi üzerine açılmıştır. Davacı vekili, yabancı bir mahkeme katibliği tarafından onaylanan tahkim kararının kesinleştiğini ve davalının belirli bir miktar Euro borçlu olduğunu beyan ederek, bu kararın tenfizine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı taraf davaya cevap vermemiş, ilk derece mahkemesi ise söz konusu yabancı kararın tanınmasına ve tenfizine karar vermiştir. Ancak bu karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, ilk derece mahkemesinin kararını iki temel gerekçeyle bozmuştur:
- Kararın Niteliğinin Belirlenmesi Gereği: Davacı vekili, tenfizi talep edilen kararın bir hakem (tahkim) kararı niteliğinde olduğunu ileri sürmesine rağmen, dava dilekçesine ekli tercümede söz konusu kararın bir “arabuluculuk kararı” olarak belirtildiği tespit edilmiştir. Dava tarihinde yürürlükte bulunan 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) ile 6325 sayılı Arabuluculuk Kanunu’nda, yabancı arabulucular tarafından verilen kararların tenfizine ilişkin açık bir hüküm bulunmamaktadır. Ayrıca, Avrupa Birliği üyesi devletler bakımından arabuluculuk kararlarının tenfizini düzenleyen 2008/52 sayılı yönergenin, kararın verildiği ülkenin AB üyesi olmaması durumunda bağlayıcı olup olmadığı hususu da mahkemece değerlendirilmemiştir. Yargıtay, bu durumda mahkemenin, gerektiğinde Adalet Bakanlığı veya yetkili yabancı makamlardan bilgi almak suretiyle kararın niteliğini kesin olarak belirlemesi ve sonrasında tenfizinin mümkün olup olmadığını değerlendirmesi gerektiğini vurgulamıştır. Bu inceleme yapılmadan davanın kabulü doğru bulunmamıştır.
- MÖHUK Madde 61 Gereklilikleri: Yargıtay, dava konusu kararın yabancı hakem kararı olarak nitelendirilmesi halinde dahi, bu kararların tenfizi için 5718 sayılı MÖHUK’un 61. maddesi uyarınca ibrazı gereken bilgi ve belgelerin eksiksiz olup olmadığının araştırılmadığına dikkat çekmiştir. Eksiklik bulunması durumunda, davacıya kesin önel verilerek eksikliklerin giderilmesinin sağlanması gerektiği belirtilmiştir. Mahkemenin bu konuda da herhangi bir inceleme ve değerlendirme yapmaksızın karar vermiş olması, usul ekonomisi ve hukuki güvenlik açısından hatalı bulunmuştur.
Bu nedenlerle, Yargıtay davalı vekilinin temyiz itirazlarını kabul ederek, ilk derece mahkemesi kararını BOZMUŞTUR.
Yorum
Yargıtay’ın bu kararı, yabancı kararların tenfizi davalarında hukuki nitelendirmenin ve usul hükümlerine uygunluğun ne denli kritik olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Özellikle bir kararın “hakem kararı” mı yoksa “arabuluculuk kararı” mı olduğunun tespiti, tenfiz sürecinin başarılı olup olmayacağını belirleyen temel unsurlardan biridir. Zira Türk Hukuku’nda yabancı hakem kararlarının tenfizi için MÖHUK’ta özel düzenlemeler mevcutken, yabancı arabuluculuk kararlarının tenfizi konusunda benzer açık hükümler bulunmamaktadır. Bu durum, uluslararası sözleşmeler ve karşılıklılık ilkesi çerçevesinde daha detaylı bir incelemeyi gerektirmektedir.
Karar, ayrıca tenfiz davalarında MÖHUK’un 61. maddesindeki şekli şartların titizlikle yerine getirilmesinin önemini bir kez daha hatırlatmaktadır. Gerekli belgelerin eksiksiz sunulmaması veya eksikliklerin giderilmesi için yeterli sürenin tanınmaması gibi usuli eksiklikler, davanın esastan incelenmesine dahi engel teşkil edebilmektedir. Bu bağlamda, uluslararası uyuşmazlıklarda alınan kararların Türkiye’de tenfizi süreçlerinin karmaşıklığı göz önüne alındığında, alanında uzman bir hukuk bürosundan profesyonel destek almak, hak kayıplarının önüne geçilmesi ve sürecin doğru yönetilmesi açısından hayati önem taşımaktadır.
Karar Künyesi
- Mahkemesi: Yargıtay 11. Hukuk Dairesi
- Esas No: 2015/13151
- Karar No: 2016/2168
- Karar Tarihi: 29/02/2016
- Temyiz Edilen İlk Derece Mahkemesi: … Asliye Hukuk Mahkemesi (02/09/2014 tarih ve 2014/11-2014/477 sayılı kararı)
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
