Yabancıların Teminat ve Adli Yardım Hakkına Yargıtay Bakışı
Giriş ve Olayın Özeti
Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, hukukun dinamik yapısını yansıtan ve müvekkillerimizin haklarına erişimini doğrudan etkileyen önemli Yargıtay kararlarını yakından takip etmekteyiz. Bu kapsamda, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2024/6624 E., 2025/14020 K. sayılı kararı, yabancı uyruklu davacıların Türk mahkemelerinde dava açarken karşılaştıkları teminat yükümlülüğü ve adli yardım hakkına ilişkin önemli prensipler getirmektedir.
Söz konusu karara konu olan olayda, Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu bir yaya, ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında yaralanmış ve sürekli iş göremezlik tazminatı talep etmiştir. İlk derece mahkemeleri ve itiraz hakem heyetleri, davacı ile sigorta şirketi arasında yapılan ihtiyari arabuluculuk anlaşmasını gerekçe göstererek davayı usulden reddetmiştir. Ancak Yargıtay, davacının temyiz itirazlarını değerlendirerek, yabancı uyruklu davacının teminat yükümlülüğü ve adli yardımdan yararlanma koşullarına ilişkin önemli eksiklikler tespit etmiş ve kararı bozmuştur.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, kararında öncelikle 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) m. 48/1 hükmüne atıfta bulunarak, Türk mahkemelerinde dava açan yabancı gerçek ve tüzel kişilerin yargılama ve takip giderleriyle karşı tarafın zarar ve ziyanını karşılamak üzere mahkemenin belirleyeceği teminatı göstermek zorunda olduğunu hatırlatmıştır. Bu yükümlülüğün temelinde “yabancılık” ölçütü bulunmakla birlikte, karşılıklılık esası teminatın istisnası olarak kabul edilmiştir.
Kararda, davacının Suriye Arap Cumhuriyeti uyruklu olduğu ve Türkiye ile Suriye arasında imzalanan Hukuki ve Ticari Konularda Adli Yardımlaşma Anlaşması’nın, Suriye’deki iç karışıklıklar nedeniyle Türkiye açısından uygulamasının askıya alındığı, dolayısıyla bu konuda bir karşılıklılık esasının bulunmadığı belirtilmiştir. Ayrıca davacının 1954 Lahey Sözleşmesi’ne taraf olmaması ve Cenevre Sözleşmesi kapsamındaki mülteci statüsünde olmaması nedeniyle bu sözleşmelerden de yararlanamayacağı vurgulanmıştır.
Yargıtay, 6458 sayılı Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu (YUKK) hükümleri doğrultusunda önemli bir ayrım yapmıştır: YUKK’un 88. maddesi uyarınca uluslararası koruma statüsü sahibi kişilerin (mülteci, şartlı mülteci, ikincil koruma) karşılıklılık şartından muaf tutulacağı belirtilmiştir. Ancak “geçici koruma” statüsünde olan kişiler için YUKK’ta veya Geçici Koruma Yönetmeliği’nde teminat yükümlülüğünden muafiyete dair açık bir düzenleme bulunmadığına dikkat çekilmiştir.
Kararın en kritik noktalarından biri, Anayasa Mahkemesi’nin Mohamma Salem Pashto ve Nazı Salem kararının (B. No: 2019/26339, 17.05.2023) değerlendirilmesidir. Anayasa Mahkemesi, HMK’nın 334/3 maddesindeki karşılıklılık şartının kategorik olarak uygulanmasının, yabancıların mahkemeye erişim hakkını ciddi şekilde zorlaştırabileceğini ve hakime, dava açmak isteyen yabancıların ekonomik ve sosyal durumlarını somut olay özelinde değerlendirme yetkisi tanımadığı için sorunlara yol açtığını tespit etmiştir.
Bu bağlamda Yargıtay, yerel mahkemenin öncelikle davacının YUKK kapsamında “şartlı mülteci” veya “ikincil koruma” statüsü olup olmadığını araştırması gerektiğini belirtmiştir. Eğer bu statülerden birine sahip ise davacının teminat göstermekten muaf tutulması gerekmektedir. Davacının “geçici koruma” altında olması durumunda ise, ekonomik ve sosyal durumu araştırılarak HMK’nın 334 ve devamı maddelerindeki şartlar çerçevesinde adli yardımdan yararlanıp yararlanamayacağının belirlenmesi gerektiği ifade edilmiştir. Ancak bu araştırmalar yapılmadan doğrudan işin esasına girilmesi, dava şartı eksikliği nedeniyle hukuka aykırı bulunmuştur.
Yorum
Yargıtay’ın bu kararı, Türk hukuk sisteminde yabancı uyruklu kişilerin adalete erişim hakları açısından son derece önemli bir adımdır. Karar, özellikle Suriye’deki iç savaş nedeniyle ülkemizde bulunan ve “geçici koruma” statüsünde olan yüz binlerce kişiyi yakından ilgilendirmektedir. Yargıtay, hukuki süreçlerdeki bu kişilerin kırılgan durumlarını ve mahkemeye erişim haklarını güvence altına alma eğilimini açıkça ortaya koymuştur.
Karar, mahkemelere, yabancı uyruklu davacıların durumlarını kategorik bir yaklaşımla değil, bireysel olarak, özellikle uluslararası koruma statülerini ve ekonomik koşullarını dikkate alarak değerlendirme sorumluluğu yüklemektedir. Bu, Anayasa Mahkemesi’nin mahkemeye erişim hakkı bağlamındaki içtihadıyla uyumlu olup, hakkaniyetli yargılama prensiplerinin güçlenmesine hizmet etmektedir. Hukuki kesinlik ve adalet arasındaki hassas dengenin korunmasında, bu tür detaylı incelemelerin ne denli kritik olduğunu bir kez daha göstermiştir.
Karar Künyesi
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No: 2024/6624
Karar No: 2025/14020
Karar Tarihi: 13.10.2025
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Yabancı uyruklu kişiler Türkiye’de dava açarken teminat göstermek zorunda mı?
MÖHUK madde 48/1 uyarınca yabancı gerçek ve tüzel kişiler teminat göstermekle yükümlüdür ancak karşılıklılık esası veya uluslararası koruma statüsü gibi durumlarda bu yükümlülükten muafiyet sağlanabilmektedir.
-
Suriye vatandaşları dava açarken teminat muafiyetinden yararlanabilir mi?
Türkiye ile Suriye arasındaki adli yardımlaşma anlaşması askıya alındığı için otomatik bir karşılıklılık bulunmamaktadır; ancak Yargıtay kararı gereği kişinin mülteci veya ikincil koruma statüsü varsa teminattan muaf tutulur.
-
Geçici koruma altındaki Suriyeliler adli yardım talep edebilir mi?
Evet, Yargıtay’ın son kararına göre geçici koruma altındaki kişilerin ekonomik ve sosyal durumları araştırılarak, HMK 334 ve devamı maddeleri çerçevesinde adli yardımdan yararlanıp yararlanamayacakları belirlenmelidir.
-
Mahkemeye erişim hakkı yabancı davacılar için neden önemlidir?
Anayasa Mahkemesi kararlarına göre, yabancılara yönelik teminat şartının katı bir şekilde uygulanması, hak arama hürriyetini ve mahkemeye erişim hakkını engelleyebileceği için bireysel değerlendirme yapılması kritiktir.

