yargıtay kararları, karar analizi, karar incelemesi, emsal kararlar

Yargıtay`dan Dolandırıcılık Kararı: Sanık Beyanlarının Önemi

Türkiye’de ceza hukuku alanında önemli kararlara imza atan Yargıtay, dolandırıcılık suçlarına ilişkin içtihatlarıyla yargı pratiğine yön vermeye devam ediyor. Bu bağlamda, Yargıtay 11. Ceza Dairesi’nin 2021/15557 Esas, 2023/650 Karar sayılı son kararı, telefon dolandırıcılığı vakalarında sanığın sorumluluğunun belirlenmesi açısından dikkat çekici detaylar barındırmaktadır.

Giriş ve Olayın Özeti

Söz konusu karara konu olan olayda, katılanı cep telefonundan arayan ve kendisini “başkomiser” olarak tanıtan şahıs, banka kartı bilgilerinin ele geçirildiği ve tutuklama kararı olduğu yalanıyla mağduru aldatmıştır. Telefonda sürekli açık kalması istenen hat üzerinden, telsiz ve konuşma sesleri eşliğinde katılanı kandıran dolandırıcılar, mağduru İş Bankası bankamatiğine yönlendirerek 25.000 TL parayı kendilerine verilen şifreler ve bilgilerle yatırmasını sağlamıştır. Daha sonra dolandırıldığını anlayan katılanın şikayeti üzerine yapılan araştırmada, yatırılan paranın sanık tarafından çekildiği tespit edilmiş ve kamu davası açılmıştır.

Sanık, aşamalardaki çelişkili beyanlarında katılanı tanımadığını, alacaklı olduğu başka kişiler adına hesabına para yattığını düşündüğünü iddia ederek suçlamayı reddetmiştir. Ancak, kimlik ve adres bilgisi veremediği, alacak belgesi sunamadığı ve parayı çektiğini kabul ettiği anlaşılmıştır.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Hukuki süreç, Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesi’nin sanık hakkında dolandırıcılık suçundan mahkumiyet kararı vermesiyle başlamıştır. Sanığın temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15. Ceza Dairesi, eylemin 6763 sayılı Kanun ile değişik TCK’nın 158/1-L bendi kapsamında nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına dair delillerin Ağır Ceza Mahkemesi tarafından değerlendirilmesi gerektiği gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmesi zorunluluğunu belirterek kararı bozmuştur.

Bozma kararına uyan Adana 14. Asliye Ceza Mahkemesi görevsizlik kararı vermiş, dosya Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi’ne tevdi edilmiştir. Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi, suç tarihinde yürürlükte bulunan ve sanık lehine olan 5237 sayılı TCK’nın 157, 62, 52 ve 53. maddeleri uyarınca sanığı 2 yıl 1 ay hapis ve 20.000 TL adli para cezası ile cezalandırmıştır. Bu karar, sanık tarafından, suçu işlemediği ve mağdur olduğu iddialarıyla temyiz edilmiştir.

Yargıtay 11. Ceza Dairesi, yaptığı incelemede, sanığın aşamalardaki çelişkili beyanları, hakkında bilgi veremediği kişilerden alacağı olduğuna dair belge sunamaması ve parayı çektiğini ikrar etmesi gibi unsurları dikkate almıştır. Mahkemenin sanığın atılı suçu işlediği yönündeki kabulünde herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığına hükmetmiştir. Yargılama sürecinin usul ve kanuna uygun yürütüldüğü, iddia ve savunmaların değerlendirildiği ve vicdani kanının kesin verilere dayandırıldığı belirtilmiştir. Bu gerekçelerle, sanığın temyiz talepleri reddedilerek mahkûmiyet hükmü oy birliğiyle ONANMIŞTIR.

Kararda ayrıca, adli para cezasının hesaplanmasında yer alan bir maddi hata (gün karşılığı 20 TL yerine 20.000 TL yazılması) mahallinde düzeltilmesi mümkün bir maddi hata olarak değerlendirilmiştir.

Yorum

Bu Yargıtay kararı, telefon veya internet üzerinden işlenen dolandırıcılık suçlarında, failin doğrudan dolandırıcılık eylemine katılması zorunluluğu olmaksızın, dolandırılan paranın çekilmesi gibi eylemlerle suça iştirak etmesinin mahkumiyet için yeterli delil teşkil edebileceğini bir kez daha göstermektedir. Özellikle sanığın çelişkili savunmaları, iddialarını somut delillerle destekleyememesi ve eyleminin (para çekme) sabit olması, yargılama sürecinde aleyhine delil olarak değerlendirilmiştir.

Karar, nitelikli dolandırıcılık suçunun 6763 sayılı Kanun ile TCK’ya eklenen 158/1-L bendi (bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kartlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini ancak suç tarihinde yürürlükte olan ve sanık lehine olan 157. maddenin uygulandığını belirtmektedir. Bu durum, ceza hukukunun “lehe kanun” ilkesinin somut bir uygulamasını teşkil etmektedir. Ayrıca, dosyanın uzlaşma kapsamında değerlendirilmesine rağmen, katılanın uzlaşmayı kabul etmemesi nedeniyle uzlaşmanın sağlanamadığı da önemli bir detaydır.

Türkiye’de dolandırıcılık suçlarıyla mücadele kapsamında yargı organlarının, teknolojik gelişmelerle birlikte evrilen suç tiplerine karşı etkin ve delile dayalı kararlar vermeye devam ettiğini bu karar aracılığıyla gözlemlemekteyiz.

Karar Künyesi

  • Mahkemesi: Yargıtay 11. Ceza Dairesi
  • Esas Numarası: 2021/15557
  • Karar Numarası: 2023/650
  • Karar Tarihi: 14.02.2023
  • Suç: Dolandırıcılık
  • Hüküm: Mahkûmiyet Hükmünün Onanması
  • İncelemeye Konu Mahkeme: Adana 6. Ağır Ceza Mahkemesi (2018/314 E., 2018/595 K.)

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

DİĞER YAZILAR