Zayi Nedeniyle Bono İptalinde Yetkili Hamilin İspatı: BAM Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Kıymetli evrak hukukunun önemli konularından biri olan zayi nedeniyle bono iptali davaları, pratikte sıkça karşılaşılan ve ispat yükü açısından hassasiyet gerektiren bir alandır. İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi (BAM) 12. Hukuk Dairesi’nin 2024/769 Esas, 2024/700 Karar sayılı kararı, bu tür davalardaki ispat yüküne ve yargılamanın seyrine dair önemli bir bakış açısı sunmaktadır.
Olayda, davacı taraf, lehtarı ve yetkili hamili olduğu, keşidecisi “… San. ve Tic. Ltd. Şti.” olan 31/12/2023 vade tarihli, 250.000-TL bedelli bir bononun zayi olduğunu iddia etmiştir. Davacı vekili, bononun kaybolduğunu ve yetkisiz kişilerin eline geçerek tedavüle çıkarılması riskini bertaraf etmek amacıyla ödeme yasağı kararı ve bononun iptalini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi olan Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi, davacıya süre verilmesine rağmen bono görüntüsüne dair herhangi bir belge sunulmadığını, davacının bononun yetkili hamili olup olmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığını gerekçe göstererek davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili bu karara karşı istinaf yoluna başvurmuştur. İstinaf dilekçesinde, müvekkilinin bononun yetkili hamili olduğu, aksi yönde bir delil bulunmadığı, mahkemece kesin süre verilmediği halde gerekçeli kararda bu durumun yazılmasının dosya kapsamına uygun olmadığı ve Ticaret Sicil Gazetesi’nde yapılan ilanlara rağmen bonoya dair herhangi bir müracaatın olmamasının bononun zayi olduğunu gösterdiği belirtilerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulü talep edilmiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi, zayi nedeniyle kıymetli evrakın iptali davalarının hasımsız açılan davalar olduğunu ve mahkemece verilen kararın kesin hüküm niteliği taşımayacağını vurgulamıştır. Bu tür davalarda davacının, mahkemeye olumlu bir kanaat verecek kadar delil sunmasının yeterli olduğu belirtilmiştir. Mahkeme, davacı vekili tarafından senede ilişkin bilgilerin mahkemeye sunulduğunu, aksinin kabulü ve davacının daha fazlasını ispata zorlanmasının, zayi nedeniyle iptal hükümlerinin uygulanmasını imkânsız hale getireceğini belirtmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi’nin 2015/14291 Esas, 2016/2204 Karar sayılı 29.02.2016 tarihli ilamına atıfta bulunarak, dava sırasında yapılacak ilanlar sonucunda hak sahipleri varsa ortaya çıkabileceğini ve bu durumda kendilerine karşı istirdat davası açılabileceğini ya da hak sahipleri tarafından hasımlı olarak açılacak bir dava ile senet iptali kararının iptalinin talep edilebileceğini ifade etmiştir. Bu çerçevede, ilk derece mahkemesinin, davacının bono görüntüsüne dair belge sunmaması ve yetkili hamil olduğunu ispatlayamaması gerekçesiyle davanın reddine karar vermesini doğru bulmamıştır.
BAM, somut uyuşmazlık yönünden mevcut delillerin yeterli sayılarak, yasal ilanlar yapılarak sonuca göre karar verilmesi gerektiğini belirterek, davanın reddine ilişkin kararın HMK’nın 353(1)a-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın kararı veren Tekirdağ Asliye Ticaret Mahkemesi’ne yeniden görülmek üzere gönderilmesine oy birliğiyle karar vermiştir.
Yorum
İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi’nin bu kararı, zayi nedeniyle bono iptali davalarındaki ispat yükü konusunda önemli bir içtihat niteliğindedir. Karar, davacının tam ve kesin bir ispat yükü altında olmadığı, mahkemede olumlu bir kanaat oluşturacak kadar delil sunmasının yeterli olduğu ilkesini pekiştirmektedir. Özellikle hasımsız açılan bu tür davalarda, ilk aşamada mutlak bir “yetkili hamil” ispatı beklentisinin uygulamayı zorlaştıracağı ve kanun koyucunun amacına aykırı düşeceği vurgulanmıştır.
Karar, kıymetli evrakın iptali sürecinde ilanların ve sonrasında ortaya çıkabilecek hukuki yolların önemini bir kez daha ortaya koymaktadır. Gerçek hak sahiplerinin korunması, iptal kararının kesin hüküm niteliğinde olmaması ve sonradan açılabilecek davalarla telafi edilebilmesi imkanı ile güvence altına alınmıştır. Bu durum, yitirilen kıymetli evrak nedeniyle mağdur olan tarafın dava açma hakkını kolaylaştırırken, olası kötü niyetli uygulamalara karşı da mekanizmalar sunmaktadır.
Hukuk pratiği açısından bakıldığında, bu karar, müvekkillerimizin zayi nedeniyle kıymetli evrak iptali davalarında ilk derece mahkemelerindeki ispat yükü konusunda daha esnek bir yaklaşım benimsemesi gerektiğini göstermektedir. Avukatların, dava dilekçelerinde ve eklerinde, senedin varlığına ve müvekkilin hamil olduğuna dair elde mevcut tüm bilgi ve belgeleri sunması, davanın kabulü için yeterli kanaati oluşturmada kritik rol oynayacaktır.
Karar Künyesi
- MAHKEMESİ: İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 12. HUKUK DAİRESİ
- ESAS NO: 2024/769
- KARAR NO: 2024/700
- KARAR TARİHİ: 09/05/2024
- İLK DERECE MAHKEMESİ: TEKİRDAĞ ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- İLK DERECE ESAS NO: 2023/783
- İLK DERECE KARAR NO: 2024/95
- İLK DERECE KARAR TARİHİ: 15/02/2024
- DAVA TÜRÜ: Kıymetli Evrak İptali (Zayi Nedeniyle)
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
