Asgari ücretle çalışan koca ne kadar nafaka öder? (Nafaka hesaplama kriterleri)
Boşanma süreci, eşler açısından yalnızca duygusal ve psikolojik bir kopuş değil, aynı zamanda gelecekteki ekonomik standartların yeniden belirlendiği son derece kritik bir hukuki dönemeçtir. Özellikle ülkemizdeki çalışma hayatı ve sosyo-ekonomik dinamikler göz önüne alındığında, boşanma arifesindeki eşlerin zihnini en çok meşgul eden soruların başında “Asgari ücretle çalışan koca ne kadar nafaka öder?” veya “Maaşım asgari ücret, mahkeme bana nafaka bağlar mı?” soruları gelmektedir. Birçok koca, yalnızca asgari ücret aldığı için nafakadan tamamen muaf tutulacağını düşünürken; birçok kadın da eşinin asgari ücretli olması sebebiyle çocukları veya kendisi için hiçbir maddi destek alamayacağı yanılgısına düşmektedir.
Türk Hukuk sistemi, nafaka yükümlülüğünü belirlerken sabit, katı ve herkes için geçerli tek bir matematiksel formül dayatmaz. Kanun koyucu, nafaka miktarının belirlenmesini “hakkaniyet”, “tarafların ödeme gücü” ve “ihtiyaçlar” üçgeninde değerlendirerek Aile Mahkemesi hâkiminin takdirine bırakmıştır. Asgari ücretle çalışan bir eşin ödeyeceği nafaka; tarafların kusur oranlarından müşterek çocukların varlığına, kira giderlerinden yaşam koşullarına kadar uzanan geniş bir yelpazede, kolluk kuvvetlerince yapılacak Sosyal ve Ekonomik Durum (SED) araştırması sonucunda şekillenir. Bu kapsamlı yazımızda, 2026 güncel mevzuatı ile Yargıtay’ın emsal kararları ışığında; asgari ücretli bireylerin nafaka sorumluluğunu, her iki tarafın asgari ücretli olması hâlindeki yasal durumu ve nafaka hesaplama kriterlerini tüm hukuki derinliğiyle ele alıyoruz.
BOŞANMADA NAFAKA TÜRLERİ VE ASGARİ ÜCRETLİNİN HUKUKİ SORUMLULUĞU
Asgari ücretle çalışan bir kocanın ödeyeceği nafakayı net bir şekilde anlayabilmek için, hukukumuzdaki nafaka türlerinin hangi amaçlarla ve hangi yasal dayanaklarla talep edildiğini bilmek gerekir. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu (TMK) uyarınca boşanma davalarında üç temel nafaka türü karşımıza çıkar: Tedbir Nafakası, Yoksulluk Nafakası ve İştirak Nafakası.
1. Tedbir Nafakası ve Asgari Ücretli Eş (TMK Madde 169)
Boşanma veya ayrılık davası açılınca hâkim, davanın devamı süresince gerekli olan, özellikle eşlerin barınmasına, geçimine ve çocukların bakım ve korunmasına ilişkin geçici önlemleri re’sen (kendiliğinden) alır. Tedbir nafakası, dava süresince eşin ve çocukların mağdur olmaması için bağlanan geçici bir nafakadır. Tedbir nafakasında tarafların kusur durumu dikkate alınmaz. Koca asgari ücretle çalışıyor olsa dahi, eğer diğer eşin hiçbir geliri yoksa ve geçime muhtaçsa, mahkeme kocanın asgari ücretinden makul bir miktarı dava sonuna kadar tedbir nafakası olarak ödemesine hükmeder.
2. Yoksulluk Nafakası ve Asgari Ücret Kriteri (TMK Madde 175)
Türk Medeni Kanunu’nun 175. maddesine göre; boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek taraf, kusuru daha ağır olmamak koşuluyla geçimi için diğer taraftan mali gücü oranında süresiz olarak nafaka isteyebilir. Yoksulluk nafakası talep edebilmenin en önemli şartı, nafaka isteyen eşin boşanmaya sebep olan olaylarda diğer eşten daha ağır kusurlu olmamasıdır. Nafaka yükümlüsünün (örneğin asgari ücretli kocanın) kusuru ise aranmaz.
Yoksulluk nafakasının amacı, boşanma sonucunda yoksulluk içine düşen eşin asgari yaşam gereksinimlerinin karşılanmasıdır. Bu nafaka hiçbir surette nafaka yükümlüsüne yükletilen bir ceza veya tazminat niteliğinde olmamalıdır. Asgari ücret alan bir kişi, ekonomik olarak sınırlı bir güce sahip olsa da, kanun “mali gücü oranında” nafaka ödemesini emrettiği için, diğer eşin yoksulluğa düşmesini engellemek adına kendi bütçesini sarsmayacak cüzi bir miktar da olsa yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulabilir.
3. İştirak Nafakası (Çocuk Nafakası) ve Asgari Ücret (TMK Madde 182 ve 330)
Evliliğin boşanma ile sona ermesi, velayet hakkı kendisine bırakılmamış tarafın (örneğin kocanın), çocuğun ruhsal, düşünsel ve fiziksel gelişimini sağlamak için gereken masrafları gücü oranında karşılama görevini ortadan kaldırmaz. TMK’nın 182. maddesi uyarınca, velayetin kullanılması kendisine verilmeyen eş, çocuğun bakım ve eğitim giderlerine gücü oranında katılmak zorundadır.
İştirak (çocuk) nafakası, ebeveynin en temel yasal ve ahlaki sorumluluğudur. Asgari ücretle çalışan veya hatta işsiz olan bir koca dahi, müşterek çocuklarının barınma, gıda, eğitim ve sağlık gibi en temel asgari ihtiyaçlarına katkı sağlamak zorundadır. TMK’nın 330. maddesine göre nafaka miktarı; çocuğun ihtiyaçları ile ana ve babanın hayat koşulları ve ödeme güçleri dikkate alınarak belirlenir.
NAFAKA HESAPLAMA KRİTERLERİ: MAHKEME NEYE GÖRE KARAR VERİR?
Hukuk sistemimizde “asgari ücretin %20’si veya %30’u nafakaya kesilir” şeklinde sabit bir kanun maddesi yoktur. Nafaka, tarafların somut durumlarına göre hesaplanır. Hâkim, nafakaya hükmederken kolluk kuvvetleri (polis/jandarma) aracılığıyla tarafların Sosyal ve Ekonomik Durum (SED) araştırmasını yaptırır. 2026 yılı mahkeme pratiklerinde asgari ücretli bir kocanın ödeyeceği nafaka şu kriterlere göre hesaplanmaktadır:
- Nafaka Yükümlüsünün Temel Giderleri: Asgari ücretle çalışan kocanın ödediği ev kirası, elektrik/su/doğalgaz faturaları, ulaşım ve mutfak masrafları tespit edilir. Hâkim, kocanın kendi asgari yaşamını devam ettirebilmesi için gerekli olan tutarı ona bırakmak zorundadır; kocayı tamamen açlığa mahkûm edecek fahiş bir nafakaya hükmedilemez.
- Müşterek Çocuk Sayısı ve İhtiyaçları: 1 yaşında bezi ve maması olan bir çocuk ile lise veya üniversiteye giden bir çocuğun masrafları (servis, kırtasiye, okul aidatı) aynı değildir. Çocuk sayısı arttıkça, asgari ücretli babanın ödeyeceği toplam iştirak nafakası miktarı da kendi ödeme gücü sınırlarına dayanana kadar artar.
- Velayet Sahibi Annenin Geliri: İştirak nafakası hesaplanırken sadece babanın değil, annenin de gelir durumu dikkate alınır. Çocukların masraflarına ebeveynler “mali güçleri oranında” ortaklaşa katılırlar.
- Kadının Çalışıp Çalışmadığı ve Yoksulluk Durumu: Yoksulluk nafakası takdir edilirken kadının işsiz olup olmadığı, gelir getiren bir malvarlığı (tarla, kira geliri vb.) bulunup bulunmadığı araştırılır. Kadının çalışması nafakaya tamamen engel olmasa da, nafaka miktarının belirlenmesinde düşürücü bir etken olarak karşımıza çıkar.
HER İKİ TARAF DA ASGARİ ÜCRET ALIYORSA NAFAKA ÖDENİR Mİ?
Asgari ücretle çalışan tarafların boşanma sürecinde en çok kafa karışıklığı yaşadıkları nokta burasıdır. Yargıtay’ın yerleşik içtihatlarına ve Türk Medeni Kanunu’nun uygulamasına göre bu durumu yoksulluk ve iştirak nafakası açısından ikiye ayırmak gerekir:
1. Eşler İçin Yoksulluk Nafakası Durumu: Türk hukukunda kabul edilen temel kural şudur: Her iki taraf da asgari ücret alıyor ise yoksulluk nafakası söz konusu olmaz. Eğer davacı kadın asgari ücretli bir işte çalışıyorsa ve davalı koca da asgari ücretli bir işte çalışıyorsa, tarafların gelirleri birbirine denk kabul edilir. Hukuken gelirleri birbirine denk olan eşlerden birinin diğerinden yoksulluk nafakası alması mümkün değildir. Çünkü yoksulluk nafakası, eşi zenginleştirmek için değil, yoksulluktan kurtarmak için verilir; zaten her ikisi de aynı ekonomik standarttadır. İşten kendi isteği ile (keyfi olarak) çıkan kişiye de yoksulluk nafakası verilmez.
2. Çocuklar İçin İştirak Nafakası Durumu: Ancak durum müşterek çocuklar (iştirak nafakası) için tamamen farklıdır. Her iki taraf asgari ücret alıyor olsa bile, velayet hakkı kendisine bırakılmayan eş (örneğin koca), çocukların bakım ve eğitim giderlerine mutlaka gücü oranında katılmak zorundadır. Annenin asgari ücret alması, babayı çocuklarına nafaka ödemekten asla kurtarmaz.
KADIN ASGARİ ÜCRETLİ VEYA DÜŞÜK GELİRLİ İSE YOKSULLUK NAFAKASI ALABİLİR Mİ?
Peki ya koca asgari ücretin çok üzerinde (örneğin yüksek maaşlı bir esnaf veya yönetici) gelire sahipken, kadın asgari ücretle veya daha düşük bir maaşla, örneğin çocuk bakıcılığı yaparak çalışıyorsa ne olur?
Yargıtay 2. Hukuk Dairesi’nin kararlarına göre; asgari ücret ve altı geliri bulunanlar “yoksul” sayılmaktadır. Asgari ücret alan bir eş, eğer karşı tarafın geliri kendisinden çok daha yüksekse, yoksulluk nafakası talep edebilir. Çünkü Yargıtay’ın genel kabulüne göre, günümüz ekonomik koşullarında asgari ücret seviyesindeki bir gelir, kişiyi yoksulluktan tek başına kurtarmaya yetmeyebilir.
Örneğin bir Yargıtay kararında, kadının yemek firmasında asgari ücretli olarak çalıştığı saptanmış, ancak kadının asgari ücret seviyesindeki gelirinin kendisini yoksulluktan kurtaracak düzeyde olmadığı belirtilerek, kadın yararına yoksulluk nafakasına hükmedilmesi gerektiği vurgulanmıştır,. Yine geçici olarak çocuk bakıcılığı yapıp aylık cüzi bir gelir (örn. 600 TL) elde eden bir kadının da yoksulluk nafakası talebinin reddedilemeyeceği Yargıtay tarafından açıkça içtihat edilmiştir. Kısacası, kadının cüzi veya asgari ücretli bir işte çalışması onun yoksulluk nafakası alma hakkını tamamen elinden almaz; bu durumda eşler arasındaki gelir dengesizliğine bakılarak hakkaniyete uygun bir nafakaya hükmedilir.
AVUKAT DEĞERLENDİRMESİ VE HAK KAYIPLARINI ÖNLEME STRATEJİSİ
Asgari ücretle çalışan bir kocanın ödeyeceği nafaka miktarını, davanın en başından sonuna kadar yürütülecek doğru hukuki stratejiler belirler. Özellikle Aile Mahkemelerindeki “Yazılı Yargılama Usulü” gereğince, tarafların ekonomik iddialarını (kredi borçları, kira kontratları, bakmakla yükümlü olunan diğer bireyler vb.) zamanında ve usulüne uygun şekilde dosyaya sunmaları şarttır. Hâkim, tarafların talep etmediği hiçbir fer’i hususa (iştirak nafakası hariç) re’sen karar veremez; yoksulluk nafakası mutlaka usulüne uygun olarak talep edilmelidir,.
Boşanma davasında talep edilmeyen yoksulluk nafakası veya maddi/manevi tazminat, boşanma hükmünün kesinleşme tarihinden itibaren 1 yıl geçmekle zamanaşımına uğrar,. Bu bir yıllık süre hak düşürücü nitelikte olup çok kritiktir; kaçırıldığı takdirde asgari ücretli de olsanız, gelirsiz de olsanız bir daha yoksulluk nafakası talep edemezsiniz. Ayrıca, Aile Hukuku davalarında kolluk marifetiyle yapılan ekonomik araştırmalarda (SED) eksik veya hatalı beyanların dosyaya yansıması, asgari ücretle çalışan kocanın ödeyemeyeceği kadar yüksek ve haksız bir nafaka yükü altında kalmasına ya da kadının hak ettiği yoksulluk nafakasından mahrum kalmasına yol açmaktadır,.
Ödenecek veya alınacak nafaka miktarı, tarafların tüm yaşam standartlarını ve müşterek çocukların geleceğini doğrudan etkiler. Bu süreci, internetten edinilen kulaktan dolma bilgilerle veya kulaktan dolma “sabit yüzdelik” efsaneleriyle yönetmek telafisi imkansız devasa hak kayıplarına zemin hazırlar. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, nafaka taleplerinizin veya nafaka savunmalarınızın en güçlü şekilde mahkemeye sunulması, ekonomik gücünüzün doğru tespit ettirilmesi ve hakkaniyetli bir sonuca ulaşılması için uzman avukat kadromuzla yanınızdayız.
Geleceğinizi ve çocuklarınızın haklarını riske atmayın; ekonomik durumunuza en uygun ve adil yasal stratejiyi belirlemek, hak kayıplarının önüne geçmek için vakit kaybetmeden bizimle iletişime geçin. Sürecinizi profesyonel bir güvence altına almak için hemen İletişim sayfamız üzerinden uzman ekibimizden randevu oluşturabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Asgari ücretle çalışan bir koca, nafakadan tamamen muaf olabilir mi?
Hayır, mutlak bir muafiyet söz konusu değildir. Kanunlar sabit bir formül dayatmaz; mahkeme, tarafların ödeme gücü, ihtiyaçları ve hakkaniyet çerçevesinde karar verir, bu yüzden asgari ücretle çalışan bir eşin de nafaka ödeme yükümlülüğü doğabilir.
-
Boşanma davalarında hangi temel nafaka türleri vardır?
Türk Medeni Kanunu’na göre üç temel nafaka türü vardır: Dava süresince ödenen Tedbir Nafakası, boşanma sonrası yoksulluğa düşen eş için Yoksulluk Nafakası ve çocukların giderleri için ödenen İştirak Nafakası.
-
Boşanma davası devam ederken asgari ücretli bir koca tedbir nafakası ödemek zorunda mıdır?
Evet, zorunda kalabilir. Tedbir nafakası, davanın devamı süresince eşin ve çocukların mağdur olmaması için geçici bir önlemdir. Eşin geliri yoksa, mahkeme asgari ücretli kocanın bu nafakayı ödemesine hükmedebilir.
-
Asgari ücretle çalışan bir kişi boşandıktan sonra yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulur mu?
Evet, mali gücü oranında cüzi bir miktar da olsa yoksulluk nafakası ödemekle yükümlü tutulabilir. Yoksulluk nafakası, boşanma sonrası yoksulluğa düşen eşin temel yaşam gereksinimlerini karşılamak içindir, eşin asgari ücretli olması ödeme sorumluluğunu tamamen ortadan kaldırmaz.
-
Asgari ücretle çalışan bir baba, çocuklarına iştirak (çocuk) nafakası ödemek zorunda mıdır?
Kesinlikle evet. İştirak nafakası, çocuğun bakımı ve eğitim giderlerine katılma zorunluluğudur. Velayet kendisinde olmasa bile asgari ücretle çalışan veya işsiz olan bir baba dahi, çocuklarının temel ihtiyaçlarına gücü oranında katkı sağlamak zorundadır.
-
Mahkeme nafaka miktarını nasıl belirliyor, sabit bir yüzde var mı?
Hayır, u0022asgari ücretin yüzde 20’siu0022 gibi sabit bir kanun maddesi yoktur. Mahkeme, tarafların ev kirası, faturaları, çocuk sayısı ve ihtiyaçları gibi tüm Sosyal ve Ekonomik Durum (SED) araştırması sonuçlarını dikkate alarak hakkaniyetli bir karar verir.
-
Eşlerin ikisi de asgari ücret alıyorsa, yoksulluk nafakası ödenir mi?
Hayır, genellikle ödenmez. Türk hukukunda, her iki tarafın da asgari ücret alması durumunda gelirleri birbirine denk kabul edilir ve yoksulluk nafakası eşleri zenginleştirmek için değil, yoksulluktan kurtarmak için verildiğinden talep edilemez.
-
Hem anne hem de baba asgari ücret alıyorsa, velayet kendisinde olmayan taraf çocuğa iştirak nafakası ödemek zorunda kalır mı?
Evet, kesinlikle ödemek zorundadır. Her iki taraf asgari ücret alsa bile, velayet hakkı kendisinde olmayan eş, çocukların bakım ve eğitim giderlerine mali gücü oranında katılmakla yükümlüdür. Annenin asgari ücret alması, babayı bu sorumluluktan kurtarmaz.
-
Asgari ücretle çalışan veya çok düşük gelirli bir kadın, geliri yüksek olan eski eşinden yoksulluk nafakası alabilir mi?
Evet, alabilir. Yargıtay kararlarına göre, günümüz ekonomik şartlarında asgari ücret tek başına yoksulluktan kurtarmaya yetmeyebilir. Eğer eski eşin geliri kadınınkinden çok daha yüksekse, kadın yoksulluk nafakası talep edebilir.
-
Nafaka davasında avukatla çalışmak neden önemli ve haklarımı kaybetmemek için nelere dikkat etmeliyim?
Avukat, ekonomik durumunuzu doğru bir şekilde mahkemeye sunmanızı, iddialarınızı zamanında ve usulüne uygun yapmanızı sağlar. Özellikle yoksulluk nafakası gibi taleplerin boşanma hükmünün kesinleşmesinden sonra bir yıl içinde yapılması gerekir, aksi takdirde bu hakkınızı kaybedersiniz. Hatalı veya eksik beyanlar da hak kayıplarına yol açabilir.





