Gerekçesiz Tutuklama Kararı Veren Hakimlerin Hukuki Sorumluluğu
Giriş ve Olayın Özeti
Türkiye’nin hukuk gündemini meşgul eden ve emsal niteliği taşıyan bir Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararı, hakimlerin hukuki sorumluluğu konusunda önemli bir perspektif sunmaktadır. Karara konu olan dava, 13 Nisan 2009 tarihinde gözaltına alınıp 17 Nisan 2009 tarihinde tutuklanan ve ağır sağlık sorunları yaşadığı raporlarla sabit olan bir bilim adamının, tutukluluğunun devamına itirazını reddeden hakimler aleyhine açtığı manevi tazminat talebine ilişkindir. Davacı, 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (HUMK) 573/2. maddesine dayanarak, hakimin “yoruma ihtiyaç göstermeyecek derecede açık ve kesin olan kanun hükmüne mugayir karar verilmiş olması” nedeniyle sorumluluğunu iddia etmiştir.
İlk derece mahkemesi sıfatıyla davayı inceleyen Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, davanın kısmen kabulüne karar vererek, davalı her bir hakimden 1.500 TL manevi tazminat alınarak davacıya verilmesine hükmetmiştir. Bu karar üzerine davalı hakimler vekilleri temyiz başvurusunda bulunmuş ve dosya Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun önüne gelmiştir.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, temyiz incelemesinde konuyu tüm boyutlarıyla ele almış ve çeşitli ön sorunlar ile esas hakkında değerlendirmeler yapmıştır:
Uygulanacak Yasal Mevzuat ve Görev Sorunu
Kurul, hukuki sorumluluğun Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 141-144. maddelerinde düzenlenen devletin sorumluluğu kapsamında mı, yoksa HUMK’un 573 ve devamı maddelerinde düzenlenen hakimin şahsi hukuki sorumluluğu kapsamında mı ele alınması gerektiğini tartışmıştır. Çoğunluk görüşü, iki düzenlemenin konuluş nedenleri, amaçları, dayanak olguları, tarafları ve yargılama usullerinin farklı olduğu yönünde olmuştur. Bu nedenle, CMK’daki düzenlemelerin HUMK’un 573 ve devamı maddelerini ortadan kaldırmadığı, dolayısıyla davalı hakimlerin doğrudan hasım gösterilmesinde ve Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin davaya bakmakla görevli olmasında bir usulsüzlük bulunmadığı oyçokluğu ile kabul edilmiştir. Ayrıca, ceza dava dosyasının incelenmesine veya sonucunun beklenmesine gerek olmadığına, ara kararlarının da tazminat davasına konu edilebileceğine oybirliği ile karar verilmiştir.
İşin Esası Yönünden Değerlendirme
Hukuk Genel Kurulu, davalı hakimlerin tazminat sorumluluğunun esasını, tutukluluğun devamına itirazı reddeden kararlarında yasanın aradığı anlamda yeterli ve somut gerekçeye yer verip vermedikleri üzerinden değerlendirmiştir. Kurul, Anayasa’nın 141/3. maddesi ile CMK’nın 34. ve 101/2. maddelerinde yer alan “bütün mahkemelerin her türlü kararının gerekçeli olması” hükmünü, yorum gerektirmeyecek derecede açık ve kesin bir kanun hükmü olarak kabul etmiştir. Özellikle kişi hürriyetini kısıtlayan tutuklama ve tutukluluğun devamına ilişkin kararlarda, kuvvetli suç şüphesini ortaya koyan olguların, fiili ve hukuki nedenlerin somut ve ikna edici biçimde gösterilmesi gerektiğini vurgulamıştır. Aksi halde, “katalog suç” nitelemesi, “delil durumu” gibi basmakalıp ifadelerle yetinilmesinin yasal gerekçe olarak kabul edilemeyeceği belirtilmiştir. Bu durum, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihatlarıyla da uyumludur.
Kararda, davacının “ani ölüm riski altında olduğu” raporlarla belirlenmesine rağmen tutukluluğun devamına karar verilmesinin, yaşam hakkı ile koruma tedbirinin amacı arasında hassas bir denge kurulması gereğini ihlal ettiği; benzer durumdaki bazı sanıkların tahliye edilmesi karşısında eşitlik ilkesinin göz ardı edildiği ve davacının bilim adamı kimliği gibi kişisel özelliklerinin kaçma veya delil karartma riskini değerlendirirken dikkate alınmamasının hatalı olduğu belirtilmiştir. Bu tespitler ışığında, gerekçesiz tutukluluk devam kararlarının “yoruma ihtiyaç göstermeyecek derecede açık ve kesin olan kanun hükmüne aykırı” olduğu ve bu durumun HUMK’un 573/2. maddesi uyarınca hakimlerin sorumluluğunu gerektirdiği oyçokluğu ile kabul edilmiştir.
Tazminat Miktarı ve Gerekçe
Özel Daire’nin hükmettiği tazminat miktarına ilişkin gerekçesi olan “konunun temyiz mercii durumunda bulunan Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nda da tartışılabilmesine olanak sağlamak amacıyla; kesinlik sınırının üzerinde olması özellikle göz önünde bulundurulmuştur” ifadesi, Hukuk Genel Kurulu tarafından yasal bir gerekçe olarak kabul edilmemiştir. Tazminat miktarının belirlenmesinde HUMK’un 576. maddesi ve manevi tazminatın amaçları doğrultusunda somut ve yasal gerekçelerin ortaya konulması gerektiği belirtilerek, tazminat miktarına ilişkin bölümün bozulmasına ve Özel Daire’ce yeniden gerekçelendirilerek takdirine oyçokluğu ile karar verilmiştir.
Yorum
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun bu emsal kararı, Türk yargı tarihinde hakimlerin hukuki sorumluluğu ve özellikle temel hak ve özgürlüklerin korunması açısından önemli bir dönüm noktasıdır. Karar, yargısal bağımsızlığın mutlak olmadığını ve hakimlerin, görevlerini ifa ederken Anayasa, yasalar ve uluslararası sözleşmelerle belirlenen normlara uymakla yükümlü olduklarını açıkça ortaya koymuştur. Özellikle tutuklama gibi bireyin en temel hakkı olan özgürlüğünü kısıtlayan tedbir kararlarında “gerekçelendirme” yükümlülüğünün ne denli hayati olduğunu ve bu yükümlülüğün ihlalinin doğrudan hukuki sorumluluk sebebi teşkil ettiğini vurgulamıştır. Bu karar, AİHM içtihatlarının ulusal yargı üzerindeki etkisini de gözler önüne sermekte, “basmakalıp” gerekçelerin yeterli sayılamayacağını ve her somut olayın kendi özelinde, kişi hürriyeti ve masumiyet karinesi ilkeleri ışığında değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha teyit etmektedir. Hakimlerin, kararlarında yalnızca nihai hükmü değil, o hükme ulaşmayı sağlayan hukuki ve fiili tüm detayları şeffaf bir şekilde ortaya koymalarının, hem adalete güveni artıracağı hem de yargısal denetimi daha etkin kılacağı kuşkusuzdur. Bu karar, yargısal süreçlerde temel hakların korunmasının ne denli titiz bir yaklaşım gerektirdiğini gösteren güçlü bir işarettir.
Karar Künyesi
T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu
Esas No: 2010/4-551
Karar No: 2010/598
Karar Tarihi: 24.11.2010
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Hakimlerin hukuki sorumluluğu hangi durumlarda doğar?
Hakimlerin sorumluluğu, yoruma ihtiyaç duymayacak kadar açık ve kesin bir kanun hükmüne aykırı karar verilmesi, gerekçesiz hüküm kurulması veya temel hakların ihlal edilmesi durumunda doğabilmektedir.
-
Gerekçesiz tutukluluk devam kararı tazminat sebebi midir?
Evet, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararına göre, basmakalıp ifadelerle yeterli ve somut gerekçe sunulmadan verilen tutukluluk devam kararları hakimlerin kişisel sorumluluğunu ve tazminat ödemesini gerektirebilir.
-
Tutukluluk kararlarında ‘basmakalıp gerekçe’ ne anlama gelir?
Katalog suç, delil durumu veya dosya kapsamı gibi somut olgularla desteklenmeyen, genel geçer ve her dosyaya uygulanabilecek ifadeler basmakalıp gerekçe olarak kabul edilir ve yasal olarak yetersizdir.
-
Sağlık sorunları tutukluluk değerlendirmesinde dikkate alınmalı mıdır?
Kesinlikle. Kararda belirtildiği üzere, kişinin ani ölüm riski gibi ağır sağlık sorunları yaşam hakkı kapsamında değerlendirilmeli ve koruma tedbirleri ile yaşam hakkı arasında hassas bir denge kurulmalıdır.

