Yerel Mahkeme Bozma Kararına Direnirse Muvazaa Davası Yine mi Bekletilir?
Yerel mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına direnirse, muvazaa davasında bekletici mesele kuralı yine de uygulanmak zorunda mı? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu soruyu cevapladı.
Olayın Özeti
Bir kişi, 1991’de evlendiği eşiyle 2006 yılında ortak katkılarla edindikleri ancak eş adına kayıtlı bir taşınmazın, boşanma davası açılmadan kısa süre önce üçüncü bir kişiye muvazaalı (danışıklı) olarak satıldığını ileri sürerek tapu iptali ve tescil davası açtı. Yerel mahkeme davayı kabul etti, ancak Yargıtay 4. Hukuk Dairesi bu kararı, aile mahkemesindeki katılma alacağı davasının bekletici mesele yapılmadığı gerekçesiyle bozdu. Yerel mahkeme bu bozmaya direnince, dosya Hukuk Genel Kurulu’na taşındı.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Ne Dedi
Kurul, Özel Daire’nin (4. Hukuk Dairesi) bozma kararındaki gerekçeyi aynen benimsedi: davacının hukuki yararının, mal rejiminden kaynaklanan bir alacağının gerçekten olup olmadığının tespitiyle ortaya çıkacağını, bu nedenle aile mahkemesindeki katılma alacağı davasının sonucunun bekletici mesele yapılması gerektiğini tekrarladı. Muvazaa davalarında, davacının önceden icra takibine geçmesi veya aciz belgesi almasının gerekmediğini, çünkü muvazaalı işlemin baştan itibaren geçersiz sayıldığını hatırlattı.
Muvazaanın ispatı durumunda dahi sonucun doğrudan tapu iptali ve tescili değil, davacıya alacağının tahsili için taşınmaz üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi gerektiğini yineledi. Bu gerekçelerle, yerel mahkemenin direnme kararının usul ve yasaya aykırı olduğuna karar vererek, Özel Daire’nin bozma kararını onadı.
Bu Karar Sizin İçin Ne Anlama Geliyor
Yerel bir mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına karşı direnme kararı verse bile, bu direnmenin Hukuk Genel Kurulu tarafından da bozulması mümkün; direnme kararı otomatik olarak son söz anlamına gelmiyor. Eşinizin mal kaçırma amaçlı bir devrine karşı dava açtıysanız ve ayrı bir mal rejimi (katılma alacağı) davanız da varsa, muvazaa davanızın bu davanın sonucunu beklemesi gerektiği kuralının, yerel mahkeme direnme kararı verse dahi Hukuk Genel Kurulu tarafından yeniden teyit edilebileceğini bilmeniz, dava sürecinizi doğru planlamanız açısından önemli.
Direnme Kararı Kesin Değil
Yerel mahkemenin bozmaya direnmesi, Hukuk Genel Kurulu’nun aynı gerekçeyle direnmeyi de bozmasına engel değil.
Bekletici Mesele Kuralı İstikrarlı Uygulanıyor
Katılma alacağı davasının sonucu beklenmeden muvazaa davasında karar verilmesi, tutarlı şekilde usule aykırı bulunuyor.
Sonuç Tapu İptali Değil Haciz Yetkisi Olabiliyor
Muvazaa ispatlansa bile, davacıya doğrudan mülkiyet değil, alacağını tahsil etme (haciz/satış) yetkisi tanınabiliyor.
Karar Künyesi
| Daire | Esas No | Karar No | Tarih | Konu |
|---|---|---|---|---|
| Yargıtay Hukuk Genel Kurulu | 2023/618 | 2025/231 | 16.04.2025 | Yerel mahkemenin direnme kararının Hukuk Genel Kurulu tarafından da bozulması |
Muvazaa Davanızın Doğru Usul Sırasını İzlediğinden Emin Olun
Bekletici mesele kuralının davanıza doğru uygulanması, zaman ve hak kaybını önler. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak aile hukuku davalarınızda yanınızdayız.
WhatsApp’tan yazınHemen İletişime GeçinSIKÇA SORULAN SORULAR
-
Eşim, boşanma davası açılmadan önce evi başkasına satarsa ne olur?
İncelenen kararda olduğu gibi, evlilik birliği içinde ortak katkılarla edinilen bir taşınmazın boşanmadan kısa süre önce üçüncü kişiye satılması, mal kaçırma amaçlı muvazaalı bir işlem olarak dava konusu yapılabilir.
-
Muvazaalı satışı nasıl ispat edebilirim?
Mahkeme; tarafların gerçek iradesi, satışın zamanlaması, bedelin ödenip ödenmediği ve tarafların birbirleriyle ilişkisi gibi somut delilleri birlikte değerlendirerek muvazaanın varlığını tespit eder.
-
Katılma alacağı davası sonuçlanmadan tapu iptali davası görülebilir mi?
Hayır. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu bu kararında, mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davasının sonucunun, tapu iptali ve tescil davası için bekletici mesele yapılması gerektiğine hükmetmiştir.
-
Muvazaa ispatlansa bile doğrudan tapu iptaline mi karar verilir?
Hayır. Karara göre, davacının alacağı ispatlansa dahi sonuç doğrudan tapu iptali ve tescili değil, alacağın tahsilini sağlamak üzere davacıya taşınmaz üzerinde haciz ve satış isteme yetkisi verilmesi yönünde olmalıdır.

