İfade Özgürlüğü, Fesih ve Zamanaşımına Yargıtay Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, iş hukuku alanında önemli bir içtihat niteliği taşıyan Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin yakın tarihli kararı hakkında detaylı bir inceleme sunmaktayız. Söz konusu karar, Anayasa Mahkemesi’nin ifade özgürlüğü ihlali tespiti sonrasında yeniden yapılan yargılamada, zamanaşımı müessesesinin nasıl yorumlanması gerektiğine açıklık getirmektedir.
Olayda, davacı işçi yaklaşık 19 yıl boyunca davalı şirkette çalışmış, terfi alamaması ve haksızlıklara uğradığını düşünmesi üzerine yöneticilerine e-postalar göndermiştir. Bu e-postalardan birinde kullandığı “bokla yapılan sidikle yıkılır derler. … enerji de işler bok’ la yapılıyor sidikle yıkılmaya mahkumdur.” ifadesi nedeniyle iş sözleşmesi işveren tarafından feshedilmiştir. İlk derece mahkemesi ve istinaf mahkemesi, bu ifadenin eleştiri sınırlarını aşarak hakaret içerdiği gerekçesiyle feshi haklı bulmuş ve işçinin kıdem ile ihbar tazminatı taleplerini reddetmiştir. Ancak, davacının bireysel başvurusu üzerine Anayasa Mahkemesi, bu durumun Anayasa’nın 26. maddesinde güvence altına alınan ifade özgürlüğünün ihlali olduğuna karar vermiş ve feshin son çare ilkesinin değerlendirilmediğini belirterek yeniden yargılama yolunu açmıştır.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Anayasa Mahkemesi’nin ihlal kararı sonrasında yeniden yapılan yargılamada, ilk derece mahkemesi davacının iş sözleşmesinin haksız feshedildiği sonucuna varmıştır. Ancak mahkeme, davacı tarafından ıslah dilekçesi ile artırılan tazminat miktarları için zamanaşımı def’ini dikkate alarak, bu kısımların zamanaşımına uğradığına hükmetmiş ve tazminatları yalnızca dava dilekçesindeki ilk talep miktarlarıyla sınırlı tutmuştur. İstinaf mahkemesi de bu kararı onamıştır.
Yargıtay 9. Hukuk Dairesi ise bu kararı temyiz incelemesine tabi tutmuş ve önemli bir hukuksal prensibi vurgulamıştır: “Zamanaşımı, harekete geçememek, istemde bulunamamak durumunda bulunan kimsenin aleyhine işlemez.” Yargıtay, davacının Anayasa Mahkemesi’ne bireysel başvuruda bulunduğu ve Anayasa Mahkemesi kararının ardından yeniden yargılamaya başlandığı tarihler arasındaki sürede zamanaşımının işlemediğinin kabul edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bu değerlendirme ışığında, davacının kıdem ve ihbar tazminatı taleplerinin, ıslah dilekçesinde artırılan miktarlar da dahil olmak üzere zamanaşımına uğramadığı sonucuna varılmıştır. Yargıtay, ilk derece mahkemesi ve bölge adliye mahkemesinin bu yöndeki kararlarını hatalı bularak bozmuştur. Karara göre, tazminat talepleri ıslah dilekçesinde belirtilen artırılmış miktarlar üzerinden hüküm altına alınmalıdır.
Yorum
Yargıtay’ın bu kararı, iş hukuku ve anayasal hakların kesişim noktasında emsal teşkil eden bir niteliktedir. İşçinin, uğradığını düşündüğü haksızlıklara karşı gösterdiği tepkinin, kaba veya rahatsız edici bulunsa dahi, ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Özellikle Anayasa Mahkemesi’nin hak ihlali tespiti sonrasında, bu ihlalin yargılama sürecindeki diğer hak kayıplarına yol açmaması adına zamanaşımı müessesesinin yorumlanmasında izlenen bu yol, hukukun üstünlüğü ve hak arama özgürlüğünün korunması açısından büyük önem taşımaktadır. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, işçi ve işveren uyuşmazlıklarında Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay içtihatları doğrultusunda müvekkillerimize en güncel ve doğru hukuki danışmanlığı sunmaktayız. Bu karar, feshin son çare olması ilkesinin yanı sıra, hak arama sürecindeki usuli engellerin de hak ihlallerine yol açmaması gerektiği prensibini güçlendirmektedir.
Karar Künyesi
T.C. Yargıtay 9. Hukuk Dairesi
Esas No: 2025/6650
Karar No: 2025/9689
Karar Tarihi: 09.12.2025
İlgili Kanun Maddeleri: Anayasa 26. Madde, 4857 sayılı İş Kanunu Ek Madde 3, Geçici Madde 8
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
İşçinin yöneticilere yazdığı kaba veya sert ifadeli e-postalar haklı fesih sebebi midir?
Anayasa Mahkemesi ve Yargıtay’ın güncel yaklaşımına göre, işçinin haksızlığa uğradığını düşünerek gösterdiği tepkiler kaba veya rahatsız edici olsa bile, ifade özgürlüğü sınırları içinde kalabilir. İşverenin doğrudan fesih yoluna gitmeden önce ‘feshin son çare olması’ ilkesini gözetmesi gerekir.
-
Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvuru sürecinde davalardaki zamanaşımı süreleri işler mi?
Hayır, işlemez. Yargıtay’ın yerleşik hukuksal prensibine göre, hak arama durumunda olup da yasal olarak harekete geçemeyen veya istemde bulunamayan kişinin aleyhine zamanaşımı süreleri işlemez. AYM süreci boyunca zamanaşımı durur.
-
Yeniden yargılama sürecinde ıslah ile artırılan tazminat miktarları zamanaşımına uğrar mı?
AYM ihlal kararı sonrasında açılan yeniden yargılama davasında, bireysel başvuru tarihi ile yeniden yargılamanın başladığı tarih arasında zamanaşımı durduğu için, ıslah dilekçesiyle artırılan kıdem ve ihbar tazminatı miktarları zamanaşımına uğramaz.
-
Mahkeme AYM kararına rağmen sadece ilk dava dilekçesindeki miktara hükmedebilir mi?
Hayır, hükmedemez. İlk derece mahkemesi zamanaşımı def’ini yanlış yorumlayarak tazminatları sadece ilk dava dilekçesindeki miktarla sınırlayamaz. Yargıtay kararı doğrultusunda, duran zamanaşımı hesaba katılarak ıslah edilen artırılmış tutarlar üzerinden hüküm kurulmalıdır.
-
İş hukukunda hak ihlallerinin usuli kurallarla engellenmesi ne anlama gelir?
Anayasal bir hak olan ifade özgürlüğünün ihlal edildiği yüksek mahkemece tespit edildikten sonra, alt mahkemelerin katı usul kuralları veya zamanaşımı sürelerini hatalı yorumlayarak işçiyi tekrar mağdur etmemesi gerekir; usul kuralları hak arama özgürlüğünü engellememelidir.

