İki Şirket Arasındaki Alacak Verecek Davasına Hangi Mahkeme Bakar?

İki Şirket Arasındaki Alacak Verecek Davasına Hangi Mahkeme Bakar?

Fatura kestiğiniz bir şirketten aylardır ödeme alamıyor, her aradığınızda “bu ay olmadı, gelecek ay hallederiz” cevabıyla oyalanıyorsanız, ne zaman icraya veya mahkemeye başvuracağınızı merak ediyorsunuzdur.

İki tacir arasındaki bu tür alacak davalarında en çok yapılan hata, hemen sıradan bir mahkemeye koşmak; oysa yanlış mahkemede açılan bir dava aylarca sürüp hiçbir sonuç vermeden elinizde kalabilir. Bu yazıda görevli ve yetkili mahkemeyi nasıl bulacağınızı, dava öncesi zorunlu ticari arabuluculuk şartını ve ticari defterlerin ispattaki kritik rolünü, gerçek Yargıtay kararlarıyla birlikte ele alıyoruz.

Şirketler Arası Ticari Uyuşmazlıkların Temeli: Nispi Ticari Dava Nedir?

Hukuk sistemimizde bir davanın hangi mahkemede görüleceğini belirleyen en temel unsur, o davanın hukuki niteliğidir. Şirketler arasındaki alacak davalarının nerede açılacağını anlamak için öncelikle Ticaret Hukuku sistematiğindeki “Ticari Dava” kavramını netleştirmek gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 4. maddesi, ticari davaları üç ana gruba ayırmıştır: Mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren özel davalar.

İki şirket arasındaki fatura, sözleşme veya cari hesap bakiyesinden doğan standart bir alacak verecek uyuşmazlığı kural olarak Nispi Ticari Dava statüsündedir. TTK Madde 4/1’e göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, nispi ticari davalardır. Bu kural, davanın ticari sayılabilmesi ve ihtisas mahkemelerinde görülebilmesi için çok katı şartların aynı anda gerçekleşmesini emreder.

Nispi Ticari Davanın Kabulü İçin Gereken Şartlar

Bir alacak verecek davasının nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için şu şartların bir arada bulunması kanuni bir zorunluluktur:

Her İki Taraf da Tacir OlmalıdırKanun, ticari dava nitelendirmesi için öncelikle tarafların sıfatına bakar. TTK 12/1 maddesi uyarınca bir ticari işletmeyi kendi adına işleten gerçek kişiler ile TTK 16/1 maddesi uyarınca anonim, limited ve kooperatif gibi ticaret şirketleri “tacir” sayılır. Davanın hem davacısı (alacaklı şirket) hem de davalısı (borçlu şirket) tacir sıfatını taşımalıdır.
Uyuşmazlık, Her İki Tarafın Ticari İşletmesiyle İlgili OlmalıdırTarafların sadece tacir olması yetmez; dava konusu olan işin (örneğin satılan malın, verilen hizmetin), her iki şirketin de ticari faaliyet alanı ve işletme amacıyla doğrudan bağlantılı olması gerekir. Eğer bir şirket, sırf tüketim amacıyla (ticari işletmesiyle ilgisi olmayan) bir alım yapmışsa ve karşı taraf tacir değilse, bu dava ticari dava sayılmaz.
Ticari İş Karinesi Tek Başına Yeterli DeğildirTTK 19/2 maddesine göre taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması kuralı, o uyuşmazlığı otomatik olarak nispi ticari dava haline getirmez. Her iki tarafın da ticari işletmesinin fiilen işin içinde olması şarttır.

Görevli Mahkeme: İki Şirket Arasındaki Davaya Hangi Mahkeme Bakar?

Yukarıda saydığımız şartlar gerçekleştiğinde, yani alacak verecek ilişkisi iki şirket (tacir) arasında ve ticari işletmeleriyle ilgiliyse, bu uyuşmazlık bir ticari davadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrası gereğince; aksine bir hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir.

Asliye Ticaret Mahkemeleri, ticari uyuşmazlıkların karmaşık yapısını çözümlemek üzere kurulmuş ihtisas (uzmanlık) mahkemeleridir. Faturalar, sevk irsaliyeleri, ticari defter kayıtları, şirket bilançoları ve karmaşık sözleşme maddeleri bu mahkemelerin uzmanlık alanına girer.

Görev Kurallarının İhlali ve Görevsizlik Kararı Tehlikesi

“Ticaret mahkemesi yerine yanlışlıkla Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açarsam ne olur?” sorusu sıkça sorulmaktadır. TTK 5/3 maddesi uyarınca, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki bir “görev ilişkisidir”.

  • HMK Madde 114/1-c gereğince, mahkemenin görevli olması kesin bir dava şartıdır.
  • Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Siz davanızı yanlışlıkla Asliye Hukuk veya Tüketici Mahkemesi’ne açarsanız, karşı taraf (davalı şirket) buna itiraz etmese bile, hâkim dosya üzerinden görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden (re’sen) inceler.
  • Eğer uyuşmazlığın iki şirket arasındaki nispi ticari dava olduğuna kanaat getirirse, mahkeme davanın esasına (alacağın haklılığına) hiç girmeden “Görevsizlik (Dava Şartı Yokluğu)” kararı vererek davayı usulden reddeder.
  • Bu karar, şirketiniz için aylar süren bir zaman kaybına ve icra tahsilatınızın felce uğramasına yol açar.

(Not: Eğer bulunduğunuz ilçede veya ilde müstakil bir Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmamışsa, bu ticari davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri, “Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla” bakarlar.)

Yetkili Mahkeme Neresidir? (Dava Hangi Şehirde Açılmalıdır?)

Davanın niteliğini belirleyip Asliye Ticaret Mahkemesi’ni bulduk. Peki, dava Ankara’da mı, İstanbul’da mı yoksa İzmir’de mi açılacak? Hukukta buna “Yetki” denir. Ticari davalarda genel yetki kuralları Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) tarafından belirlenir. İki şirket arasındaki alacak davasında yetkili mahkemeyi belirlemek için birden fazla alternatif mevcuttur:

Genel Yetkili MahkemeHMK Madde 6 uyarınca genel yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte davalı şirketin (borçlunun) yerleşim yerinin (merkezinin) bulunduğu yer mahkemesidir.
Sözleşmenin İfa YeriUyuşmazlık bir sözleşmeden kaynaklanıyorsa, HMK Madde 10 gereğince dava, sözleşmenin ifa edileceği (işin yapılacağı veya paranın ödeneceği) yer mahkemesinde de açılabilir.
Şubelerin İşlemleriTicari uyuşmazlık, davalı şirketin bir şubesinin işlemlerinden doğmuşsa, HMK Madde 14/1 uyarınca dava o şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir.
Tacirler Arası Yetki Sözleşmesi (En Güçlü Silah)İki şirket (tacir) arasındaki uyuşmazlıklarda HMK Madde 17 büyük bir avantaj sağlar. Tacirler, aralarında yapacakları yazılı bir sözleşmeyle (veya sözleşmenin bir maddesiyle) ortaya çıkacak alacak davaları için belirli bir ilin mahkemesini (Örn: “İstanbul Çağlayan Mahkemeleri yetkilidir”) yetkili kılabilirler. Geçerli bir yetki sözleşmesi varsa, dava ancak bu belirlenen yerde açılmalıdır.
Kendi Dosyanız İçin

Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.

Mahkemeden Önce Zorunlu Durak: Ticari Arabuluculuk Şartı

Elinizde kesilmiş e-faturalar, teslim fişleri ve mutabakat mektupları var; hemen mahkemeye gidip Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açmak istiyorsunuz. Durun! Türk Ticaret Kanunu, doğrudan mahkemeye gitmenizi kesin olarak yasaklamıştır.

TTK Madde 5/A gereğince; ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu dava şartıdır.

  • Eğer ticari alacağınızı tahsil etmek için arabulucuya gitmeden doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açarsanız, mahkeme davanızı hiçbir inceleme yapmaksızın “Dava Şartı Yokluğu” gerekçesiyle usulden reddeder.
  • Arabulucu, ticari uyuşmazlığı en fazla 6 hafta (zorunlu hallerde +2 hafta ek süreyle toplam 8 hafta) içinde sonuçlandırmak zorundadır.
  • Arabuluculukta anlaşılamaması halinde, düzenlenen “Son Tutanak” ile birlikte Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurularak alacak davası açılır.

(Eğer alacağınız için başlattığınız icra takibine borçlu şirket itiraz etmişse, takibin devamı için açacağınız İtirazın İptali davasından önce de bu zorunlu arabuluculuk sürecini işletmeniz gerektiğini unutmayın. Detaylar için İcra Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.)

İki Şirket Arasındaki Davalarda İspat: Ticari Defterlerin Önemi

İki şirket arasındaki alacak verecek davalarının (nispi ticari davaların) Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesinin en büyük özelliklerinden biri ispat kurallarının teknik yapısıdır. Tacirler arasındaki davalarda Ticari Defterler en hayati delil niteliğindedir.

HMK Madde 222 ve TTK Madde 64 uyarınca; her tacir ticari defterlerini kanuna uygun olarak tutmak, açılış ve kapanış onaylarını yaptırmak zorundadır. İki şirket arasındaki bir alacak davasında mahkeme, her iki şirketin de ticari defterlerinin incelenmesine (bilirkişi incelemesine) karar verir.

Sizin defterleriniz usulüne uygun tutulmuş ve alacaklı olduğunuzu gösteriyorsa, karşı tarafın defterleri de sizin defterlerinizi doğruluyorsa veya karşı taraf defterlerini mahkemeye ibraz etmekten kaçınıyorsa, alacağınızı kesin olarak ispat etmiş sayılırsınız. Fatura, tek başına alacağı ispatlamaz; faturaya konu malın veya hizmetin teslim edildiğinin irsaliye, kargo teslim fişi veya ticari defter kayıtlarıyla desteklenmesi şarttır.

Yargıtay ve Emsal Karar Yaklaşımı: Yüksek Mahkeme Ne Diyor?

Yüksek Yargıtay kararları, şirketler arası uyuşmazlıkların hangi mahkemede görüleceği konusundaki “nispi ticari dava” şartlarını çok net ve tavizsiz bir biçimde yorumlamaktadır:

Her İki Tarafın Ticari İşletmesi Olması ŞartıYargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2017/1454 E., 2019/9777 K. sayılı ilamında; tarafların her ikisinin de tacir olduğu ve uyuşmazlığın (kazı çalışması sırasındaki zararın) her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgili eylemlerden kaynaklandığı vurgulanarak, uyuşmazlığın ticari dava olarak mutlak surette Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
Taraflardan Birinin Tacir Olmaması DurumuYargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2019/5924 E., 2019/7143 K. sayılı kararında; bir eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında, davalılardan birinin (kamu kurumu niteliğindeki TÜBİTAK) kuruluş kanununa göre “tacir olmadığı”, bu sebeple her iki tarafın tacir olma koşulunun gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nde değil, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini belirterek görevsizlik kararını onamıştır.
Hukuki Vasıflandırmanın ÖnemiYargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2015/15-440 E. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere; işin sadece “ticari nitelikte” olması bir davayı ticari dava yapmaz. Taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işlemin diğeri için de öyle sayılması (TTK 19/2), davanın niteliğini doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesine taşımaz; nispi ticari davalar için mutlaka her iki tarafın “ticari işletmesi” zemininde bir ilişkinin ispatı zorunludur.

Bu yazıda anılan hükümlerin tam metnine 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu‘nun resmî yayınından ulaşabilirsiniz.

Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç

İki şirket arasındaki alacak uyuşmazlığında hemen dava açalım demek yerine önce doğru mahkemenin belirlenmesi gerekiyor. Davanın nispi ticari dava niteliğinin tespiti, HMK’nın yetki kurallarına veya varsa yetki sözleşmenize göre doğru Asliye Ticaret Mahkemesinin seçilmesi önemli.

Dava açmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin süresinde tamamlanması ve iddialarınızın ticari defter ve faturalarla desteklenmesi şart; aksi halde davanız reddedilebilir.

İki şirket arasındaki uyuşmazlıkta görevli mahkeme, dava değerine değil davanın niteliğine göre belirlenir. Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesi bunu açıkça söyler: aksine hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın asliye ticaret mahkemesi tüm ticari davalara bakmakla görevlidir.

Bir davanın ticari sayılıp sayılmadığı ise 4. maddede düzenlenmiştir; her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ticari dava sayılır, ayrıca tarafların tacir olup olmadığına bakılmaksızın bu Kanunda, fikri mülkiyet mevzuatında ve bankalar ile finansal kurumlara ilişkin düzenlemelerde öngörülen hususlardan doğan davalar da ticari kabul edilir.

Bir yerde asliye ticaret mahkemesi varsa, asliye hukuk mahkemesinin görev alanındaki ticari davalar da orada görülür. Ticari alacak davası açmadan önce Türk Ticaret Kanunu’nun 5/A maddesindeki arabuluculuk şartını da unutmamak gerekir. Zorunlu arabuluculuk şartının kapsamını ayrı bir yazıda ele aldık. Ticaret Hukuku Davaları alanındaki deneyimimizle, uyuşmazlığınızın hangi mahkemede görüleceğini belirlemek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • İki şirket arasındaki alacak davası hangi mahkemede açılır?

    İki şirket arasındaki ticari uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Davanın bu niteliği kazanması için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir.

  • Şirketler arası dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

    Evet, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak yasal bir zorunluluktur. Arabuluculuk sürecini tamamlamadan doğrudan mahkemeye başvurursanız davanız hiçbir inceleme yapılmadan usulden reddedilir.

  • Ticari davayı yanlış mahkemede açarsam ne olur?

    Davayı görevli olmayan bir mahkemede açmanız durumunda mahkeme görevsizlik kararı vererek davayı usulden reddeder. Bu durum yargılama sürecinin aylarca hatta yıllarca uzamasına ve şirketinizin gereksiz yargılama masrafları ödemesine neden olur.

  • Şirketler arası alacak davalarında en önemli delil nedir?

    Bu tür davalarda tarafların kanunen tutmakla yükümlü olduğu ticari defterler en kritik delil niteliğindedir. Mahkeme, alacağın varlığını ve haklılığını ispatlamak için her iki şirketin ticari defterlerini bilirkişi aracılığıyla detaylıca inceleyerek kararını verir.

  • Davayı mutlaka karşı şirketin merkezinin olduğu şehirde mi açmalıyım?

    Genel kural olarak dava borçlu şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede açılır. Ancak taraflar arasında yazılı bir yetki sözleşmesi varsa veya uyuşmazlık sözleşmenin ifa edildiği yerle ilgiliyse dava farklı şehirlerde de açılabilir.

  • Alacak verecek davası açmadan önce icra takibi yapmak zorunlu mu?

    Zorunlu değil. Alacağınız belgeli ve likit ise doğrudan icra takibi başlatabilirsiniz, borçlu itiraz ederse itirazın kaldırılması için mahkemeye gidersiniz. Alacak tartışmalıysa doğrudan dava da açılabilir. Ancak ticari uyuşmazlıklarda dava açmadan önce arabulucuya başvurma şartını unutmamak gerekir.

  • Şirketler arası alacak davası ne kadar sürer?

    Süre mahkemenin iş yüküne, bilirkişi incelemesine ve tarafların itirazlarına göre değişir. Ticari defterler ve faturalar düzenli ise süreç kısalabilir, tarafların ödeme ve teslim konusunda çelişkili iddiaları varsa uzayabilir. Kesin bir süre söylemek doğru olmaz, dosyanız için gerçekçi bir öngörüyü delilleri görerek yapmak gerekir.

  • Fatura kestiğim şirket ödeme yapmıyorsa ilk ne yapmalıyım?

    Önce faturanın ve teslimin ispatını toparlayın: fatura, irsaliye, sözleşme, yazışmalar ve mutabakat mektubu. Ardından noter aracılığıyla ihtarname göndermek hem temerrüdü belgelemenizi hem de borçlunun ödeme yapmasını sağlayabilir. Sonuç alınmazsa icra takibi veya arabuluculuk sürecine geçebilirsiniz.

İLGİLİ YAZILAR