İki Şirket Arasındaki Alacak Verecek Davasına Hangi Mahkeme Bakar?

İki Şirket Arasındaki Alacak Verecek Davasına Hangi Mahkeme Bakar?

Ticari hayatın dinamik ve rekabetçi ortamında, şirketler arasındaki mal alım satımları, hizmet sözleşmeleri ve cari hesap ilişkileri ekonominin can damarını oluşturur. Çoğu zaman karşılıklı güvene ve ticari teamüllere dayalı olarak ilerleyen bu süreçler, ne yazık ki her zaman planlandığı gibi pürüzsüz yürümez. Vadesi gelmiş faturaların ödenmemesi, teslim edilen ayıplı mallar, sözleşmeye aykırılıklar veya karşılıksız çıkan çekler nedeniyle ticari işletmenizin nakit akışı aniden tıkanabilir. Tahsil edilemeyen bir ticari alacak, sadece bilançonuzdaki bir eksiklik değil, aynı zamanda şirketinizin büyümesini ve hatta hayatta kalmasını tehdit eden ciddi bir finansal krizdir. Uzun süren telefon görüşmeleri, gönderilen ihtarnameler ve başarısız müzakereler sonucunda, alacağınızı hukuki yollardan tahsil etmek kaçınılmaz hale gelir.

Tam bu noktada, şirket yöneticilerinin ve tacirlerin aklına gelen en kritik soru şudur: “Karşı şirketi dava etmek istiyorum ama bu davayı hangi mahkemede açmalıyım?” Türkiye’deki yargı sistemi, uyuşmazlığın taraflarına ve konusuna göre özelleşmiş mahkemelerden oluşur. İki şirket arasındaki bir ticari uyuşmazlığı yanlış mahkemede açmak, davanızın aylar sonra “görevsizlik” kararıyla reddedilmesine, boş yere yargılama masrafı ödemenize ve en kötüsü alacağınıza kavuşacağınız sürenin yıllarca uzamasına neden olur. Türkyılmaz Hukuk Bürosu’na en sık yöneltilen sorulardan biri olan bu konuyu, Türk Ticaret Kanunu (TTK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) mevzuatı çerçevesinde, “Nispi Ticari Dava” kavramını merkeze alarak 2026 yılı güncel Yargıtay içtihatlarıyla tüm derinliğiyle ele alıyoruz.

Şirketler Arası Ticari Uyuşmazlıkların Temeli: Nispi Ticari Dava Nedir?

Hukuk sistemimizde bir davanın hangi mahkemede görüleceğini belirleyen en temel unsur, o davanın hukuki niteliğidir. Şirketler arasındaki alacak davalarının nerede açılacağını anlamak için öncelikle Ticaret Hukuku sistematiğindeki “Ticari Dava” kavramını netleştirmek gerekir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 4. maddesi, ticari davaları üç ana gruba ayırmıştır: Mutlak ticari davalar, nispi ticari davalar ve yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren özel davalar.

İki şirket arasındaki fatura, sözleşme veya cari hesap bakiyesinden doğan standart bir alacak verecek uyuşmazlığı kural olarak Nispi Ticari Dava statüsündedir. TTK Madde 4/1’e göre; Her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları, nispi ticari davalardır. Bu kural, davanın ticari sayılabilmesi ve ihtisas mahkemelerinde görülebilmesi için çok katı şartların aynı anda gerçekleşmesini emreder.

Nispi Ticari Davanın Kabulü İçin Gereken Şartlar

Bir alacak verecek davasının nispi ticari dava olarak kabul edilebilmesi için şu şartların bir arada bulunması kanuni bir zorunluluktur:

  • Her İki Taraf da Tacir Olmalıdır: Kanun, ticari dava nitelendirmesi için öncelikle tarafların sıfatına bakar. TTK 12/1 maddesi uyarınca bir ticari işletmeyi kendi adına işleten gerçek kişiler ile TTK 16/1 maddesi uyarınca anonim, limited ve kooperatif gibi ticaret şirketleri “tacir” sayılır. Davanın hem davacısı (alacaklı şirket) hem de davalısı (borçlu şirket) tacir sıfatını taşımalıdır.
  • Uyuşmazlık, Her İki Tarafın Ticari İşletmesiyle İlgili Olmalıdır: Tarafların sadece tacir olması yetmez; dava konusu olan işin (örneğin satılan malın, verilen hizmetin), her iki şirketin de ticari faaliyet alanı ve işletme amacıyla doğrudan bağlantılı olması gerekir. Eğer bir şirket, sırf tüketim amacıyla (ticari işletmesiyle ilgisi olmayan) bir alım yapmışsa ve karşı taraf tacir değilse, bu dava ticari dava sayılmaz.
  • Ticari İş Karinesi Tek Başına Yeterli Değildir: TTK 19/2 maddesine göre taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması kuralı, o uyuşmazlığı otomatik olarak nispi ticari dava haline getirmez. Her iki tarafın da ticari işletmesinin fiilen işin içinde olması şarttır.

Görevli Mahkeme: İki Şirket Arasındaki Davaya Hangi Mahkeme Bakar?

Yukarıda saydığımız şartlar gerçekleştiğinde, yani alacak verecek ilişkisi iki şirket (tacir) arasında ve ticari işletmeleriyle ilgiliyse, bu uyuşmazlık bir ticari davadır. Türk Ticaret Kanunu’nun 5. maddesinin 1. fıkrası gereğince; aksine bir hüküm bulunmadıkça, dava olunan şeyin değerine veya tutarına bakılmaksızın tüm ticari davalara bakmakla görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir.

Asliye Ticaret Mahkemeleri, ticari uyuşmazlıkların karmaşık yapısını çözümlemek üzere kurulmuş ihtisas (uzmanlık) mahkemeleridir. Faturalar, sevk irsaliyeleri, ticari defter kayıtları, şirket bilançoları ve karmaşık sözleşme maddeleri bu mahkemelerin uzmanlık alanına girer.

Görev Kurallarının İhlali ve Görevsizlik Kararı Tehlikesi

“Ticaret mahkemesi yerine yanlışlıkla Asliye Hukuk Mahkemesi’ne dava açarsam ne olur?” sorusu sıkça sorulmaktadır. TTK 5/3 maddesi uyarınca, Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi arasındaki ilişki bir “görev ilişkisidir”.

  • HMK Madde 114/1-c gereğince, mahkemenin görevli olması kesin bir dava şartıdır.
  • Görev kuralları kamu düzenine ilişkindir. Siz davanızı yanlışlıkla Asliye Hukuk veya Tüketici Mahkemesi’ne açarsanız, karşı taraf (davalı şirket) buna itiraz etmese bile, hâkim dosya üzerinden görevli olup olmadığını yargılamanın her aşamasında kendiliğinden (re’sen) inceler.
  • Eğer uyuşmazlığın iki şirket arasındaki nispi ticari dava olduğuna kanaat getirirse, mahkeme davanın esasına (alacağın haklılığına) hiç girmeden “Görevsizlik (Dava Şartı Yokluğu)” kararı vererek davayı usulden reddeder.
  • Bu karar, şirketiniz için aylar süren bir zaman kaybına ve icra tahsilatınızın felce uğramasına yol açar.

(Not: Eğer bulunduğunuz ilçede veya ilde müstakil bir Asliye Ticaret Mahkemesi kurulmamışsa, bu ticari davalara Asliye Hukuk Mahkemeleri, “Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla” bakarlar.)

Yetkili Mahkeme Neresidir? (Dava Hangi Şehirde Açılmalıdır?)

Davanın niteliğini belirleyip Asliye Ticaret Mahkemesi’ni bulduk. Peki, dava Ankara’da mı, İstanbul’da mı yoksa İzmir’de mi açılacak? Hukukta buna “Yetki” denir. Ticari davalarda genel yetki kuralları Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) tarafından belirlenir. İki şirket arasındaki alacak davasında yetkili mahkemeyi belirlemek için birden fazla alternatif mevcuttur:

  • Genel Yetkili Mahkeme: HMK Madde 6 uyarınca genel yetkili mahkeme, davanın açıldığı tarihte davalı şirketin (borçlunun) yerleşim yerinin (merkezinin) bulunduğu yer mahkemesidir.
  • Sözleşmenin İfa Yeri: Uyuşmazlık bir sözleşmeden kaynaklanıyorsa, HMK Madde 10 gereğince dava, sözleşmenin ifa edileceği (işin yapılacağı veya paranın ödeneceği) yer mahkemesinde de açılabilir.
  • Şubelerin İşlemleri: Ticari uyuşmazlık, davalı şirketin bir şubesinin işlemlerinden doğmuşsa, HMK Madde 14/1 uyarınca dava o şubenin bulunduğu yer mahkemesinde de açılabilir.
  • Tacirler Arası Yetki Sözleşmesi (En Güçlü Silah): İki şirket (tacir) arasındaki uyuşmazlıklarda HMK Madde 17 büyük bir avantaj sağlar. Tacirler, aralarında yapacakları yazılı bir sözleşmeyle (veya sözleşmenin bir maddesiyle) ortaya çıkacak alacak davaları için belirli bir ilin mahkemesini (Örn: “İstanbul Çağlayan Mahkemeleri yetkilidir”) yetkili kılabilirler. Geçerli bir yetki sözleşmesi varsa, dava ancak bu belirlenen yerde açılmalıdır.

Mahkemeden Önce Zorunlu Durak: Ticari Arabuluculuk Şartı

Elinizde kesilmiş e-faturalar, teslim fişleri ve mutabakat mektupları var; hemen mahkemeye gidip Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açmak istiyorsunuz. Durun! Türk Ticaret Kanunu, doğrudan mahkemeye gitmenizi kesin olarak yasaklamıştır.

TTK Madde 5/A gereğince; ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması zorunlu dava şartıdır.

  • Eğer ticari alacağınızı tahsil etmek için arabulucuya gitmeden doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesi’nde dava açarsanız, mahkeme davanızı hiçbir inceleme yapmaksızın “Dava Şartı Yokluğu” gerekçesiyle usulden reddeder.
  • Arabulucu, ticari uyuşmazlığı en fazla 6 hafta (zorunlu hallerde +2 hafta ek süreyle toplam 8 hafta) içinde sonuçlandırmak zorundadır.
  • Arabuluculukta anlaşılamaması halinde, düzenlenen “Son Tutanak” ile birlikte Asliye Ticaret Mahkemesi’ne başvurularak alacak davası açılır.

(Eğer alacağınız için başlattığınız icra takibine borçlu şirket itiraz etmişse, takibin devamı için açacağınız İtirazın İptali davasından önce de bu zorunlu arabuluculuk sürecini işletmeniz gerektiğini unutmayın. Detaylar için İcra Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.)

İki Şirket Arasındaki Davalarda İspat: Ticari Defterlerin Önemi

İki şirket arasındaki alacak verecek davalarının (nispi ticari davaların) Asliye Ticaret Mahkemelerinde görülmesinin en büyük özelliklerinden biri ispat kurallarının teknik yapısıdır. Tacirler arasındaki davalarda Ticari Defterler en hayati delil niteliğindedir.

HMK Madde 222 ve TTK Madde 64 uyarınca; her tacir ticari defterlerini kanuna uygun olarak tutmak, açılış ve kapanış onaylarını yaptırmak zorundadır. İki şirket arasındaki bir alacak davasında mahkeme, her iki şirketin de ticari defterlerinin incelenmesine (bilirkişi incelemesine) karar verir. Sizin defterleriniz usulüne uygun tutulmuş ve alacaklı olduğunuzu gösteriyorsa, karşı tarafın defterleri de sizin defterlerinizi doğruluyorsa veya karşı taraf defterlerini mahkemeye ibraz etmekten kaçınıyorsa, alacağınızı kesin olarak ispat etmiş sayılırsınız. Fatura, tek başına alacağı ispatlamaz; faturaya konu malın veya hizmetin teslim edildiğinin irsaliye, kargo teslim fişi veya ticari defter kayıtlarıyla desteklenmesi şarttır.

Yargıtay ve Emsal Karar Yaklaşımı: Yüksek Mahkeme Ne Diyor?

Yüksek Yargıtay kararları, şirketler arası uyuşmazlıkların hangi mahkemede görüleceği konusundaki “nispi ticari dava” şartlarını çok net ve tavizsiz bir biçimde yorumlamaktadır:

  • Her İki Tarafın Ticari İşletmesi Olması Şartı: Yargıtay 4. Hukuk Dairesi’nin 2017/1454 E., 2019/9777 K. sayılı ilamında; tarafların her ikisinin de tacir olduğu ve uyuşmazlığın (kazı çalışması sırasındaki zararın) her iki tarafın ticari işletmeleriyle ilgili eylemlerden kaynaklandığı vurgulanarak, uyuşmazlığın ticari dava olarak mutlak surette Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmesi gerektiği hükme bağlanmıştır.
  • Taraflardan Birinin Tacir Olmaması Durumu: Yargıtay 20. Hukuk Dairesi’nin 2019/5924 E., 2019/7143 K. sayılı kararında; bir eser sözleşmesinden kaynaklı alacak davasında, davalılardan birinin (kamu kurumu niteliğindeki TÜBİTAK) kuruluş kanununa göre “tacir olmadığı”, bu sebeple her iki tarafın tacir olma koşulunun gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Mahkeme, uyuşmazlığın Asliye Ticaret Mahkemesi’nde değil, genel görevli Asliye Hukuk Mahkemesi’nde görülmesi gerektiğini belirterek görevsizlik kararını onamıştır.
  • Hukuki Vasıflandırmanın Önemi: Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 2015/15-440 E. sayılı kararında açıkça belirtildiği üzere; işin sadece “ticari nitelikte” olması bir davayı ticari dava yapmaz. Taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işlemin diğeri için de öyle sayılması (TTK 19/2), davanın niteliğini doğrudan Asliye Ticaret Mahkemesine taşımaz; nispi ticari davalar için mutlaka her iki tarafın “ticari işletmesi” zemininde bir ilişkinin ispatı zorunludur.

Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç

İki şirket arasındaki alacak verecek uyuşmazlıkları, şirketinizin faaliyetlerini, kârlılığını ve ticari sicilini doğrudan etkileyen hayati finansal süreçlerdir. “Şirket bize para ödemedi, hemen dava açalım” şeklindeki aceleci bir yaklaşım, ticaret hukukunun mayınlı arazisinde büyük hatalar yapmanıza neden olur.

Alacaklı şirket olarak davanızı kazanmanız ve paranızı icra yoluyla kasanıza koyabilmeniz için; davanın “Nispi Ticari Dava” niteliğinin doğru saptanması, HMK’nın kesin ve genel yetki kurallarının (veya varsa yetki sözleşmenizin) incelenerek doğru adliyedeki Asliye Ticaret Mahkemesi’nin seçilmesi, mahkemeden önce mutlaka yasal süreleri içinde zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlanması ve iddialarınızın eksiksiz ticari defterler ve faturalarla desteklenmesi şarttır. Görevsiz bir mahkemede açılacak dava veya arabuluculuk şartının atlanması, davanızın reddedilmesine, aleyhinize ağır vekâlet ücretleri hükmedilmesine ve kötü niyetli borçlu şirketin mallarını kaçırmasına fırsat tanıyacaktır.

Ticari alacaklarınızın tahsili sürecinde zamanın ve yasal prosedürlerin şirketiniz aleyhine işlemesine izin vermeyin. Şirketler arası sözleşme ihlalleri ve alacak davalarında riskleri sıfırlayarak alacağınızı en hızlı yoldan tahsil etmek için vakit kaybetmeden İletişim sayfamız üzerinden uzman ticaret hukuku ekibimizle irtibata geçin; şirketinizin finansal gücünü hukukun kalkanıyla koruma altına alalım.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • İki şirket arasındaki alacak davası hangi mahkemede açılır?

    İki şirket arasındaki ticari uyuşmazlıklarda görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi’dir. Davanın bu niteliği kazanması için her iki tarafın da tacir olması ve uyuşmazlığın ticari işletmeleriyle ilgili olması gerekir.

  • Şirketler arası dava açmadan önce arabulucuya gitmek zorunlu mu?

    Evet, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan ticari alacak davalarında dava açmadan önce arabulucuya başvurmak yasal bir zorunluluktur. Arabuluculuk sürecini tamamlamadan doğrudan mahkemeye başvurursanız davanız hiçbir inceleme yapılmadan usulden reddedilir.

  • Ticari davayı yanlış mahkemede açarsam ne olur?

    Davayı görevli olmayan bir mahkemede açmanız durumunda mahkeme görevsizlik kararı vererek davayı usulden reddeder. Bu durum yargılama sürecinin aylarca hatta yıllarca uzamasına ve şirketinizin gereksiz yargılama masrafları ödemesine neden olur.

  • Şirketler arası alacak davalarında en önemli delil nedir?

    Bu tür davalarda tarafların kanunen tutmakla yükümlü olduğu ticari defterler en kritik delil niteliğindedir. Mahkeme, alacağın varlığını ve haklılığını ispatlamak için her iki şirketin ticari defterlerini bilirkişi aracılığıyla detaylıca inceleyerek kararını verir.

  • Davayı mutlaka karşı şirketin merkezinin olduğu şehirde mi açmalıyım?

    Genel kural olarak dava borçlu şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki mahkemede açılır. Ancak taraflar arasında yazılı bir yetki sözleşmesi varsa veya uyuşmazlık sözleşmenin ifa edildiği yerle ilgiliyse dava farklı şehirlerde de açılabilir.

İLGİLİ YAZILAR