Kaçma Suçu ve İhtar Şerhinde YCGK’dan TCK 292 Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararları, Türk hukuk sistemi içerisinde emsal teşkil eden ve hukuki uygulamalara yön veren önemli içtihatlardır. Hukukun üstünlüğünü ve bireylerin temel haklarını güvence altına alan bu kararlar, karmaşık hukuki süreçlerdeki belirsizlikleri ortadan kaldırmayı hedefler. Bu bağlamda, Ceza Genel Kurulu’nun 2023/232 E., 2025/607 K. sayılı kararı, “hükümlü veya tutuklunun kaçması” suçunun (5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 292/1. maddesi) unsurlarının oluşumu ve tebligat usulüne ilişkin kritik değerlendirmeler içermektedir.
Söz konusu dava, denetimli serbestlik tedbiri altında bulunan bir sanığın, kapalı ceza infaz kurumuna iade kararına rağmen teslim olmaması üzerine “hükümlü veya tutuklunun kaçması” suçundan cezalandırılmasıyla başlamıştır. İlk hüküm sonrası yapılan temyiz ve bozma kararlarının ardından, Yerel Mahkemece yeniden ceza tayin edilmiş ve bu karar Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından onanmıştır. Ancak Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı, kararın tebligat usulü açısından usulsüz olduğunu ve suçun unsurlarının oluşmadığını belirterek itiraz yoluna başvurmuştur. Başsavcılık, infaz hâkimliği kararında “iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olma” ihtarı bulunmaması ve tebligatın usulüne uygun yapılmamasını temel itiraz gerekçesi olarak ileri sürmüştür.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Ceza Genel Kurulu, uyuşmazlığın temelini, sanığa isnat edilen “hükümlü veya tutuklunun kaçması” suçunun yasal unsurlarının oluşup oluşmadığının belirlenmesi olarak saptamıştır. Kurul, kararında öncelikle tebligat hukuku ve ceza hukukunun temel ilkelerini kapsamlı bir şekilde incelemiştir.
Tebligat Kanunu’nun 10/1. maddesine göre, tebligatın öncelikle muhatabın bilinen en son adresine yapılması esastır. Eğer bu adrese tebligat yapılamaz veya elverişli olmadığı anlaşılırsa, 10/2 ve 21/2. maddeleri uyarınca adres kayıt sistemindeki (MERNİS) adrese tebligat yapılabilir. Somut olayda, sanığın bilinen en son adresine normal tebligat yapılmadan doğrudan MERNİS adresine tebligat çıkarılması, Ceza Genel Kurulu tarafından mevzuata aykırı ve usulsüz bulunmuştur.
Bununla birlikte, Tebligat Kanunu’nun 32. maddesi ve ilgili Yönetmelik’in 53. maddesi uyarınca, usulsüz yapılan tebligatın, muhatabın tebliğe muttali olduğu (haberdar olduğu) tarihte geçerli hale geleceği kabul edilmektedir. Sanığın eşinin cezaevinde olması ve kendisinin çocuklarına bakma savunması gibi olay ve olgular birlikte değerlendirilerek, sanığın söz konusu iade kararından en geç 14.11.2014 tarihinde haberdar olduğu ve bu tarihte usulsüz tebliğin geçerli hâle geldiği sonucuna varılmıştır.
Ancak kararın en kritik noktası, Ceza Genel Kurulu’nun, ceza hukukunun evrensel ilkesi olan “kanunilik ilkesi”ne yaptığı vurgudur. Kurul, 5275 sayılı Kanun’un 105/A maddesinin sekizinci fıkrasının “kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı verilmesine rağmen iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olmayan hükümlüler hakkında TCK’nın 292 ve 293. maddelerinin uygulanacağı” yönündeki düzenlemesini ele almıştır. Kurul, infaz mevzuatının karmaşıklığı nedeniyle, sanığın teslim mercii, şekli ve zamanı ile süresinde teslim olmamasının hukuki sonuçları hakkında öngörülebilir ve anlaşılabilir bir durumla karşı karşıya olduğundan bahsetme imkânı bulunmadığına dikkat çekmiştir. Özellikle, iade kararında veya tebligat mazbatasında sanığa, “tebliğ tarihinden itibaren iki gün içinde en yakın Cumhuriyet Başsavcılığına teslim olması gerektiği” ve “süresinde teslim olmamasının hukuki sonuçları”na ilişkin açık bir ihtar şerhi bulunmamasının, sanığın “kasıtlı hareket ettiğinden” söz edilememesine yol açtığı belirtilmiştir.
Bu gerekçelerle Ceza Genel Kurulu, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı itirazını kabul ederek, sanığa isnat edilen hükümlü veya tutuklunun kaçması suçunun unsurlarının oluşmadığına karar vermiş ve Yerel Mahkeme hükmünü bozmuştur.
Yorum
Ceza Genel Kurulu’nun bu kararı, Türk Ceza Hukuku ve İnfaz Hukuku açısından son derece önemlidir. Karar, “hükümlü veya tutuklunun kaçması” suçu gibi ihmali hareketle işlenen suçlarda, bireylerin cezai sorumluluğunun doğabilmesi için yetkili makamlarca yapılan bilgilendirmenin ve tebligat usullerinin titizlikle yerine getirilmesinin vazgeçilmezliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Kanunilik ilkesinin somut bir yansıması olarak, bir kişiye ceza verilebilmesi için ilgili fiilin kanunda açıkça suç olarak tanımlanması ve kişinin bu fiilin hukuki sonuçları hakkında yeterince bilgilendirilmiş olması gerektiği vurgulanmıştır. Özellikle denetimli serbestlik gibi kişisel özgürlükleri kısıtlayan ve ağır sonuçları olabilen infaz rejimlerinde, yükümlülüklere uyulmaması halinde ortaya çıkacak cezai yaptırımların eksiksiz ve anlaşılır bir şekilde bildirilmesi, hukuki güvenlik ve öngörülebilirlik açısından hayati önem taşımaktadır. Bu karar, hukuki süreçlerdeki en küçük detayın dahi bireylerin özgürlükleri üzerindeki etkisini göstermesi bakımından emsal niteliğindedir.
Karar Künyesi
- Yargıtay: Ceza Genel Kurulu
- Esas No: 2023/232
- Karar No: 2025/607
- Karar Tarihi: 24.12.2025
- Konu: Hükümlü veya Tutuklunun Kaçması Suçu (TCK 292), Tebligat Usulü ve İhtar Şerhinin Önemi
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Hükümlü veya tutuklunun kaçması suçu hangi durumlarda oluşmaz?
Yargıtay kararına göre, kişiye kapalı ceza infaz kurumuna iade kararı tebliğ edilirken iki gün içinde teslim olması gerektiği ve teslim olmamanın sonuçları açıkça ihtar edilmemişse suçun unsurları oluşmaz.
-
Usulsüz tebligat hangi durumlarda geçerli kabul edilir?
Tebligat Kanunu madde 32 uyarınca, tebligat usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabın tebliğden haberdar olduğu (muttali olduğu) kesin olarak belirlenen tarihte tebligat geçerli sayılır.
-
Denetimli serbestlikten cezaevine iade sürecinde tebligat nasıl yapılmalıdır?
Tebligat öncelikle kişinin bilinen son adresine yapılmalıdır. Bu adrese ulaşılamaması durumunda MERNİS adresine tebligat çıkarılabilir. Doğrudan MERNİS adresine yapılan tebligatlar usulsüz kabul edilir.

