Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Mahkeme Direnme Kararını Gerekçesiz Yazarsa Ne Olur?

Yerel mahkeme, Yargıtay’ın bozma kararına karşı direnip eski kararında ısrar etti, ama kararında sadece önceki kararımızda direnilmesine yazdı. Bu, gerçek bir direnme kararı sayılır mı? Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bir kararı bu soruya net bir cevap veriyor.

Pratik uyarı

Bir direnme kararının usule uygun sayılması için önceki hükme atıfla yetinilmemesi, dosyanın yeniden ve bağımsız bir gerekçeyle karara bağlanması gerekir; aksi halde karar temyizde usulden bozulabilir.

Olayın Özeti

Tarafların boşanmasına ilişkin karar kesinleştikten sonra davacı erkek, davalı kadının evlilik birliği devam ederken sadakat yükümlülüğüne aykırı davrandığını ve kürtaj yaptırdığını ileri sürerek yargılamanın yenilenmesi talebinde bulundu. Bursa 7. Aile Mahkemesi bu talebi kabul ederek kadına verilen nafaka ve tazminatların kaldırılmasına karar verdi.

Davalı kadının temyizi üzerine Yargıtay 2. Hukuk Dairesi, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle kararı esastan bozdu. Yerel mahkeme ise bozmaya uymayarak önceki kararında direndi. Direnme kararının temyizi üzerine dosya Hukuk Genel Kurulunun önüne geldi.

Hukuk Genel Kurulunun Değerlendirmesi

Hukuk Genel Kurulu, davanın esasına yani yargılamanın yenilenmesi şartlarının gerçekten oluşup oluşmadığına geçmeden önce bir ön sorunu inceledi: mahkemenin verdiği direnme kararı, usul hukuku anlamında gerçek bir direnme kararı sayılabilir miydi?

Kurul, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 297. maddesi uyarınca mahkeme kararlarında hüküm sonucunun gerekçeden bağımsız, açık ve şüpheye yer bırakmayacak şekilde yazılması gerektiğini vurguladı. Yargıtayın yerleşik içtihadına göre, bir bozma kararından sonra ilk hüküm hayatiyetini yitirdiğinden, mahkemenin önceki hükme atıf yaparak değil, yeniden ve bağımsız bir hüküm kurarak karar vermesi gerekir.

Somut olayda Bursa 7. Aile Mahkemesi, direnme kararında yalnızca önceki kararımızda direnilmesine ifadesiyle yetindi; taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları yeniden, açık ve infazda tereddüt yaratmayacak şekilde yazmadı. Hukuk Genel Kurulu bu eksikliğin, kararı usul anlamında incelenebilir bir direnme hükmü olmaktan çıkardığını belirterek, davanın esasına hiç girmeden kararı yalnızca bu usuli eksiklik nedeniyle bozdu.

Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

Bu karar, bir mahkemenin Yargıtay bozmasına direnme hakkını kullanırken, sadece direniyorum demenin yeterli olmadığını gösteriyor. Mahkeme, önceki hükme atıfla yetinemez; dosyayı yeniden değerlendirip taraflara yüklenen borç ve tanınan hakları açıkça gösteren, bağımsız ve gerekçeli yeni bir hüküm kurmak zorundadır.

Bu usuli eksiklik, davanın esasını hiç tartışılmadan bırakabilir; yani haklı olsanız bile, kararın kendisi usulsüz yazıldığı için süreç yeniden başa dönebilir. Bir direnme kararıyla karşı karşıyaysanız, kararın yalnızca direnilmesine demekle mi yetinildiğini yoksa dosya yeniden gerekçelendirilerek mi yazıldığını kontrol etmeniz, temyiz stratejinizi belirlemede önemlidir.

Gerekçeli Kararda Neler Bulunmalıdır?

Yerel mahkeme direnme kararı verdiğinde bile karar, Hukuk Muhakemeleri Kanunu m.297’deki şartlara uygun yazılmak zorundadır. Hüküm, mahkeme ve hâkimlerin adlarını, tarafların kimliklerini, iddia ve savunmaların özetini, delillerin tartışılıp değerlendirilmesini ve sabit görülen vakıalarla hukuki sebepleri içermelidir.

Hükmün sonuç kısmında ise gerekçeye ait söz tekrar edilmeden, her talep hakkında verilen hüküm ile taraflara yüklenen borç ve tanınan haklar sıra numarası altında açık ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmelidir. Bu yüzden sonuç kısmında yalnızca önceki karara atıf yapmak bu açıklık şartını karşılamayabilir.

Gerekçeli karar, tefhim edilen hüküm sonucuna da aykırı olamaz (m.298). Elinizdeki kararın bu şartlara uymadığını düşünüyorsanız, temyiz sırasında eksikliği açıkça belirtmeniz kararın usulden bozulmasına yol açabilir.

1

Direnme kararı bağımsız bir hüküm olmalı

Mahkeme, bozma sonrası önceki hükme atıfla yetinemez; taraflara yüklenen borç ve hakları yeniden, açıkça gösteren bir hüküm kurmalıdır.

2

Usuli eksiklik esası hiç tartışılmadan bozmaya yeter

Hukuk Genel Kurulu, yargılamanın yenilenmesi şartlarının oluşup oluşmadığını hiç incelemeden, yalnızca kararın yazılış şekli nedeniyle bozdu.

3

HMK m.297 gerekçe zorunluluğu getiriyor

Hüküm sonucunun gerekçeden bağımsız, açık ve tereddüt yaratmayacak şekilde yazılması usul hukukunun temel bir gereğidir.

Karar Künyesi

DaireEsas NoKarar NoTarihKonu
T.C. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu2019/6342022/90114.06.2022Yargıtay bozmasına karşı verilen direnme kararının usulüne uygun bir hüküm sayılıp sayılmayacağı

Direnme Kararı veya Yargılamanın Yenilenmesi Süreciyle mi İlgileniyorsunuz?

Durumunuzu birlikte değerlendirelim.

WhatsApp’tan yazınHemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular

  • Mahkeme yalnızca önceki kararımızda direnilmesine yazabilir mi?

    Hayır, bu kararda görüldüğü gibi bu ifade tek başına usule uygun bir direnme hükmü sayılmaz.

  • Direnme kararı usulsüz yazılırsa dava esasından mı bozulur?

    Hayır, bu durumda Yargıtay davanın esasına hiç girmeden yalnızca usuli eksiklik nedeniyle bozma yapar.

  • Bu karar hangi tür davalar için geçerlidir?

    HMK m.297’deki gerekçe zorunluluğu genel bir usul kuralı olduğundan, direnme kararı verilen her tür dava için geçerlidir.

İLGİLİ YAZILAR