OHAL Döneminde Mambay Tarım’a Mülkiyet Hakkı İhlaline AYM Kararı
Giriş ve Olayın Özeti
Anayasa Mahkemesi (AYM) Genel Kurulu, 2018/11348 başvuru numaralı Mambay Tarım Hayvancılık ve Gıda Ürünleri Sanayi Ticaret Ltd. Şti. başvurusunda, olağanüstü hal (OHAL) döneminde alınan tedbirler kapsamında mülkiyet hakkının ihlal edildiğine karar vermiştir. Bu önemli karar, OHAL KHK’ları çerçevesinde irtifak hakkı sözleşmesinin iptal edilmesi ve taşınmaz üzerindeki bina, yapı, tesisler ile her türlü taşınır malın bedelsiz olarak Hazineye devredilmesi işlemlerinin hukuki denetimine ilişkin kritik bir emsal teşkil etmektedir.
Olayın özeti şöyledir: Niğde’nin Bor ilçesinde tarım ve hayvancılık alanında faaliyet gösteren başvurucu Şirket, mülkiyeti Hazineye ait olan bir taşınmaz üzerinde 2008 yılından itibaren irtifak hakkına sahiptir. Bu hak, 2011 yılında organik tarım ve hayvancılık yapmak amacıyla Şirkete devredilmiştir. 15 Temmuz 2016 darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen OHAL döneminde, 667 ve 670 sayılı Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) yürürlüğe girmiş ve terör örgütleriyle bağlantılı görülen kişi ve kuruluşların irtifak haklarının iptal edilebileceği ve taşınır mallarının Hazineye devredileceği düzenlenmiştir. Maliye Bakanlığı Millî Emlak Genel Müdürlüğü, Şirket ortaklarından bazılarının Fethullahçı Terör Örgütü/Paralel Devlet Yapılanması (FETÖ/PDY) ile iltisaklı olduğu gerekçesiyle Şirket lehine tesis edilen irtifak hakkının resen terkin edilmesini ve taşınır mallarına el konularak Hazineye bedelsiz devredilmesini talep etmiştir. Başvurucu Şirket, bu işlemlere karşı Ankara 2. İdare Mahkemesi’nde dava açmış, ancak mahkeme yürütmeyi durdurma talebini reddetmiş ve nihayetinde Aksaray İdare Mahkemesi, Şirket ortaklarının FETÖ/PDY ile bağlantısı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir. İstinaf başvurusu da Bölge İdare Mahkemesi tarafından reddedilerek karar kesinleşmiştir. Başvurucu, şirket ortağının bir kısmının beraat etmesi, eski ortağın hisselerini devretmesi ve şirketin yarı hissesine sahip ortağı hakkında soruşturma bulunmaması gibi argümanlarla idari işlemin keyfi ve orantısız olduğunu savunmuştur.
Hukuki Değerlendirme ve Karar
Anayasa Mahkemesi, başvuruyu Anayasa’nın 15. maddesi kapsamında, yani OHAL döneminde temel hak ve hürriyetlerin sınırlandırılması rejimine göre incelemiştir. AYM, mülkiyet hakkının Anayasa’nın 15. maddesinin ikinci fıkrasında sayılan “çekirdek haklar” arasında yer almadığını ve uluslararası hukuktan doğan yükümlülüklere de aykırılık teşkil etmediğini tespit etmiştir.
Ancak Mahkeme, OHAL döneminde alınan tedbirlerin “durumun gerektirdiği ölçüde” olması gerektiğini vurgulayarak, bu müdahalenin ölçülülük ilkesine uygunluğunu değerlendirmiştir. AYM, yapılan inceleme sonucunda başvurucunun mülkiyet hakkına yönelik müdahalenin OHAL koşullarında durumun gerektirdiği ölçüde olmadığına kanaat getirmiştir. Kararın gerekçesinde öne çıkan noktalar şunlardır:
- Başvurucu Şirket tüzel kişiliğinin terör örgütü ile iltisakı veya irtibatının yargılama makamlarınca gerektiği şekilde ortaya konulamaması.
- Şirketin eski ortağı olan K.B.’nin işlemi tesis edilmesinden yaklaşık altı ay önce hisselerini devrederek ortaklıktan ayrılmasına rağmen, bu kişinin şirket ile ilişkisinin devam ettiğine ve şirketteki etkinliğinin sürdüğüne dair herhangi bir açıklamanın yapılmaması.
- Mülkiyeti kamuya geçirilen mal varlığının suçla bağlantısının bulunmadığına yönelik olarak ileri sürülen iddiaların incelenmesi imkanının tanınmaması.
- 667 sayılı KHK’nın 8. maddesinde yer alan “irtibat ve iltisak” değerlendirme kriterlerinin yeterince belirli ve öngörülebilir olmaması, idareye geniş takdir yetkisi tanıması.
- İrtifak hakkının iptali sonrasında taşınmazın üzerinde yapılan bina, yapı ve tesisler ile her türlü taşınır malın bedelsiz olarak Hazineye devredilmesinin objektif nedenlerinin yeterince irdelenmemesi.
- İrtifak hakkı sözleşmesinin iptali sonrasında, taşınmazın tahliyesi için herhangi bir geçiş süresi öngörülmemesi.
Bu gerekçelerle Anayasa Mahkemesi, Anayasa’nın 35. maddesinde güvence altına alınan mülkiyet hakkının ihlal edildiğine oyçokluğuyla karar vermiştir.
Yorum
Anayasa Mahkemesi’nin Mambay Tarım başvurusunda verdiği bu karar, OHAL dönemlerinde dahi temel hak ve özgürlüklere yapılan müdahalelerin hukuk devleti ilkesi ve ölçülülük prensipleri çerçevesinde sıkı bir denetime tabi tutulması gerektiğini bir kez daha ortaya koymuştur. Karar, özellikle şirket tüzel kişilikleri ve hissedarları üzerinden yapılan iltisak/irtibat değerlendirmelerinin somut, bireyselleştirilmiş ve yeterli gerekçelere dayanması gerektiğini vurgulamaktadır. Eski ortakların veya hissedarların durumlarının şirketin tüm varlıklarına el konulması için otomatik ve yeterli bir gerekçe oluşturmayacağının altı çizilmiştir. Bu durum, idari işlemlerin keyfiyetten uzak, hukuki belirlilik ve öngörülebilirlik ilkelerine uygun olması gerektiğini güçlendirmektedir.
AYM’nin ihlalin giderimi noktasında yeniden yargılama yapılmasını ve kanun hükmünün gözden geçirilmesi için Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne bildirimde bulunulmasını öngörmesi, yasama organı üzerinde de hukuki düzenlemelerin Anayasa’ya uygunluğu ve temel hakları koruma sorumluluğu konusunda önemli bir hatırlatma niteliğindedir. Bu karar, mülkiyet hakkının korunmasında bireyselleştirme ve orantılılık ilkelerinin vazgeçilmezliğini göstermesi açısından Türk hukuk tarihinde önemli bir yer tutmaktadır. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak, idari hukukun karmaşık alanlarında ve olağanüstü hal tedbirlerinin hukuki sonuçları konusunda müvekkillerimize kapsamlı ve güncel hukuki danışmanlık hizmeti sunmaktayız.
Karar Künyesi
- AYM Genel Kurul Kararı
- Başvuru Numarası: 2018/11348
- Karar Tarihi: 27/1/2026
- R.G. Tarih ve Sayı: 14/7/2026- 33310
- Başvurucu: Mambay Tarım Hayvancılık ve Gıda Ürünleri Sanayi Ticaret Ltd. Şti.
- Konu: Mülkiyet Hakkının İhlali (İrtifak hakkının iptali ve taşınır malların bedelsiz Hazineye devri)
Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
AYM’nin Mambay Tarım kararı ne anlama geliyor?
Anayasa Mahkemesi, OHAL döneminde KHK’lar ile mülkiyet hakkına yapılan müdahalelerin ‘durumun gerektirdiği ölçüde’ olması gerektiğini ve somut delillere dayanmayan el koyma işlemlerinin hak ihlali oluşturduğunu karara bağlamıştır.
-
Ortakların terör örgütü iltisakı tüm şirketi bağlar mı?
AYM kararına göre, bir şirketin bazı ortaklarının iltisaklı olması, tüm şirket varlıklarına bedelsiz el konulması için otomatik bir gerekçe olamaz; müdahalenin bireyselleştirilmesi ve somut gerekçelere dayanması şarttır.
-
İrtifak hakkı iptal edilen işletmeler tazminat alabilir mi?
AYM’nin bu ihlal kararı sonrası, benzer durumda olan ve mülkiyet hakkı ölçüsüz şekilde kısıtlanan işletmeler için yeniden yargılama ve oluşan zararların tazmini noktasında hukuki bir yol açılmıştır.

