Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

Başkasının Sağlık Kaydını Mahkemeye Delil Sunmak Suç mudur?

Bir davada kendinizi savunmak için elinizdeki bir yakınınızın sağlık kaydını mahkemeye sundunuz. Bu, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi suçunu oluşturur mu? Yargıtay 12. Ceza Dairesinin bir kararı bu soruya somut bir cevap veriyor.

Pratik uyarı

Bir davada delil olarak sunmak zorunda olduğunuz bir kişisel veriyi yalnızca mahkemeye iletin, üçüncü kişilerle paylaşmayın veya çoğaltmayın; bu ayrım suç oluşup oluşmadığını doğrudan etkiler.

Olayın Özeti

Bir devlet hastanesinin bilgi işlem biriminde çalışan sanık, kayınvalidesi olan katılanın hasta bilgi formunu ve röntgen filmini, katılanı yaralama iddiasıyla görülen bir davada mahkemeye delil olarak sundu. Sanık bu belgelerle, katılanın ayağındaki kırığın kendisinin darp etmesinden değil, daha önceki bir temizlik kazasından kaynaklandığını ispatlamaya çalıştı.

Yerel Asliye Ceza Mahkemesi, sanık hakkında özel hayatın gizliliğini ihlal suçundan beraat kararı verdi. Katılan vekilinin temyizi üzerine dosya Yargıtay’ın önüne geldi.

Yargıtayın Değerlendirmesi

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, öncelikle Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçu ile 136. maddesindeki verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme suçu arasındaki ayrımı netleştirdi. Kişinin özel hayatına ilişkin görüntü veya seslerin bilgisi dışında kaydedilmesi ya da ifşa edilmesi TCK 134 kapsamına girerken, kaydedilmiş kişisel verilerin başkalarına verilmesi, yayılması ya da ele geçirilmesi TCK 136 kapsamındadır.

Yargıtay, sanığın kayınvalidesine ait hasta bilgi formu ve röntgen filmini mahkemeye sunmasının, kaydedilmiş kişisel verileri ele geçirme niteliğinde olduğunu ve TCK 136/1 kapsamına girdiğini tespit etti. Ancak burada dikkat çekici bir değerlendirme yaptı: sanığın amacının katılanın kırığının kendisinden kaynaklanmadığını ispatlamak olduğunu, bu belgelerin gerektiğinde mahkemece ilgili hastaneden zaten temin edilebilecek nitelikte olduğunu belirtti.

Sanığın belgeleri üçüncü kişilerle paylaştığına veya çoğaltıp dağıttığına dair bir delil bulunmadığı, eylemin yalnızca bir savunma aracı olarak kullanıldığı gözetildi. Bu nedenle Yargıtay, sanığın hukuka aykırı hareket ettiği bilinciyle davranmadığı sonucuna vararak yerel mahkemenin beraat kararını isabetli buldu; yalnızca gerekçede kanun maddesinin açıkça gösterilmemesi nedeniyle kararı düzelterek onadı.

Türk Ceza Kanunu’nun 134. maddesindeki özel hayatın gizliliğini ihlal suçunun cezası bir yıldan üç yıla kadar hapistir; 136. maddedeki kişisel verileri hukuka aykırı verme veya ele geçirme suçunda ise ceza iki yıldan dört yıla kadar hapis olarak öngörülmüştür.

Sanığın bu belgeleri yalnızca mahkemeye delil olarak sunması ve üçüncü kişilerle paylaşmamış olması, hukuka aykırılık bilincini ortadan kaldıran bir unsur olarak değerlendirilmiştir.

Bu Karar Ne Anlama Geliyor?

Bu karar, bir yakınınıza ait sağlık verisini mahkemeye delil olarak sunmanın, kendiliğinden kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme suçunu oluşturmadığını gösteriyor. Belirleyici olan, bu verinin üçüncü kişilerle paylaşılıp paylaşılmadığı ve kullanım amacının gerçekten bir savunma aracı olup olmadığıdır.

Bir davada kendinizi savunmak için elinizdeki bir belgeyi mahkemeye sunmanız gerekiyorsa, bu belgeyi başka kimseyle paylaşmadan doğrudan mahkemeye sunmanız önemlidir. Ancak bu, her sağlık verisi paylaşımının serbest olduğu anlamına gelmez; belge üçüncü kişilere gösterilir, çoğaltılır ya da dağıtılırsa, aynı davranış hukuka aykırı hareket etme bilinciyle yapılmış sayılabilir ve suç oluşabilir.

Kişisel Veri Suçlarında Ceza Nasıl Değişir?

Bu kararda iki farklı suç birbirinden ayrıldı. TCK m.134’e göre özel hayatın gizliliğini ihlal eden kişi bir yıldan üç yıla kadar hapisle cezalandırılır ve gizlilik görüntü ya da ses kaydıyla ihlal edilirse ceza bir kat artırılır. Kişisel verileri hukuka aykırı olarak kaydetmek ise m.135’e göre bir yıldan üç yıla kadar hapis gerektirir.

Kişisel verileri hukuka aykırı olarak başkasına vermek, yaymak veya ele geçirmek m.136’ya göre iki yıldan dört yıla kadar hapis cezası gerektirir. Verinin sağlık durumuna ilişkin olması m.135’te cezayı yarı oranında artırır. Kamu görevlisinin görev yetkisini kötüye kullanması ya da meslek ve sanatın sağladığı kolaylıktan yararlanması hâlinde de ceza yarı oranında artırılır (m.137).

Bu nedenle bir davada başkasına ait sağlık kaydını kullanmak istiyorsanız, belgeyi kendiniz elde etmek yerine mahkemenin ilgili hastaneden istemesini talep etmek daha güvenli bir yoldur. Karardaki sanık, belgeleri yalnızca savunma amacıyla sunduğu ve başkalarıyla paylaşmadığı için beraat etti.

1

TCK 134 ile TCK 136 farklı eylemleri düzenler

Kaydedilmemiş bilgi ve görüntülerin ifşası TCK 134’e, kaydedilmiş kişisel verinin ele geçirilmesi veya paylaşılması TCK 136’ya girer.

2

Mahkemeye delil sunmak tek başına suç oluşturmadı

Sanığın belgeyi üçüncü kişilerle paylaşmadan sadece savunma amacıyla mahkemeye sunması, hukuka aykırı hareket etme bilincinin bulunmadığı sonucuna götürdü.

3

Amaç ve paylaşım durumu belirleyici

Belgenin çoğaltılıp dağıtıldığına dair delil bulunmaması ve savunma amaçlı kullanım, beraat kararının temel gerekçesiydi.

Karar Künyesi

DaireEsas NoKarar NoTarihKonu
T.C. Yargıtay 12. Ceza Dairesi2017/39282018/319021.03.2018Başkasına ait sağlık verisinin mahkemeye delil olarak sunulmasının kişisel verileri hukuka aykırı ele geçirme suçu oluşturup oluşturmayacağı

Kişisel Verilerin Hukuka Aykırı Ele Geçirilmesi Suçlamasıyla mı İlgileniyorsunuz?

Durumunuzu birlikte değerlendirelim.

WhatsApp’tan yazınHemen İletişime Geçin

Sıkça Sorulan Sorular

  • Yakınıma ait sağlık kaydını mahkemeye sunmam suç mu?

    Bu kararda görüldüğü gibi, belge üçüncü kişilerle paylaşılmadan yalnızca savunma amacıyla mahkemeye sunulursa suç oluşmayabilir.

  • TCK 134 ile TCK 136 arasındaki fark nedir?

    TCK 134 kaydedilmemiş bilgi ve görüntülerin ifşasını, TCK 136 kaydedilmiş kişisel verilerin ele geçirilmesi veya paylaşılmasını düzenler.

  • Belgeyi başkalarıyla paylaşırsam durum değişir mi?

    Evet, bu kararda belirtildiği gibi belgenin çoğaltılıp dağıtılması hukuka aykırı hareket etme bilincinin varlığına işaret edebilir.

İLGİLİ YAZILAR