Yargıtay ve Danıştay karar incelemesi görseli

İzinsiz Kazı ve Kültür Varlığı Ticaretinde Delil Yasağı

Giriş ve Olayın Özeti

Türkiye’de hukuk sisteminin önemli bir parçasını oluşturan Yargıtay kararları, emsal teşkil eden içtihatlar aracılığıyla hukukun gelişimine yön vermektedir. Bu bağlamda, Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 2020/8932 E., 2021/8938 K. sayılı kararı, özellikle 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’na aykırılık suçlarında delillerin hukuka uygunluğu ve telefon dinleme kayıtlarının delil niteliği açısından kritik değerlendirmeler içermektedir.

Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen davada, sanıklardan dokuzu hakkında “define veya kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapmak” (2863 S.K. m.74/1) suçundan beraat kararı verilmiştir. Bir diğer sanık hakkında ise “izinsiz olarak kültür varlığı ticareti yapmak” (2863 S.K. m.67/2-3) suçundan beraat kararı verilmiştir. Ancak, sanık …’in dava sürecinde vefat ettiği tespit edilmiştir. Katılan vekili, verilen beraat hükümlerini temyiz ederek kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu iddia etmiştir.

Hukuki Değerlendirme ve Karar

Yargıtay 12. Ceza Dairesi, temyiz incelemesinde hükümleri üç ana başlık altında ele almıştır:

1. Sanık … Hakkındaki Hüküm

Sanık …’in yargılama devam ederken 16/10/2020 tarihinde vefat ettiği UYAP sisteminden alınan nüfus kayıt örneğiyle kesinleşmiştir. Türk Ceza Kanunu’nun 64/1. maddesi uyarınca, sanığın ölümü halinde kamu davasının düşmesine karar verilmesi zorunludur. İlk derece mahkemesinin beraat kararı yerine düşme kararı vermesi gerektiği gözetildiğinden, Yargıtay bu hükmü bu gerekçeyle BOZMUŞTUR.

2. Sanıklar Hakkındaki İzinsiz Kazı Suçu (2863 S.K. m.74/1)

Daire, sanıklar hakkında “define veya kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapmak” suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz talebini incelerken, haberleşme özgürlüğünün ulusal ve uluslararası mevzuattaki önemini vurgulamıştır. Anayasa’nın 22. maddesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin 8. maddesi ile güvence altına alınan haberleşme özgürlüğünün, gizliliğinin ihlal edilmeden iletişim kurma hakkını kapsadığı belirtilmiştir.

5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun (CMK) 135. maddesi, telekomünikasyon yoluyla iletişimin denetlenmesinin esas ve usullerini detaylı olarak belirlemiş ve bu usuller dışında elde edilen delillerin ceza muhakemesinde kullanılamayacağını hükme bağlamıştır. Bu durum, bir delil elde etme ve değerlendirme yasağı olarak kabul edilmektedir.

Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun yerleşik içtihatlarına göre, telefon dinleme kayıtları tek başlarına kesin delil niteliğinde değildir. Suçun telefonda ikrar edilmesi dahi “mahkeme dışı ikrar” olarak değerlendirilir ve tek başına mahkumiyet için yeterli değildir. Telefon konuşmalarının maddi ve destekleyici yan delillerle kuvvetlendirilmesi gerektiği vurgulanmıştır.

Bu ilkeler ışığında, sanıkların aşamalardaki savunmalarında izinsiz kazı yapmadıklarını beyan ettikleri, iletişimin tespitine ilişkin tutanak içeriklerinde kazının nerede, ne zaman ve nasıl yapıldığına dair somut görüşmelerin yer almadığı, dosyada tespit edilmiş bir kazı çukurunun veya suçüstü halinin bulunmadığı, ev aramalarında ele geçen eserlerin izinsiz kazı sonucu elde edildiğine dair kesin bir tespitin yapılamadığı belirtilmiştir. Telefon dinleme kayıtlarının tek başlarına kesin delil olmaması karşısında, sanıkların izinsiz kazı yapmadıkları yönündeki savunmalarının aksine mahkumiyetlerine yeterli kesin, net ve inandırıcı delil bulunmadığı sonucuna varılmıştır. Bu nedenle, ilk derece mahkemesinin beraat kararı ONANMIŞTIR.

3. Sanık … Hakkındaki Kültür Varlığı Ticareti Suçu (2863 S.K. m.67/2-3)

Sanık … hakkında “izinsiz olarak kültür varlığı ticareti yapmak” suçundan kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelemesinde Daire, önemli bir eksikliğe işaret etmiştir. 2863 sayılı Kanun’un 67/2-3. maddesinde düzenlenen suçların CMK’nın 135. maddesinde sayılan katalog suçlardan olmaması nedeniyle, bu suç yönünden iletişim tespit tutanaklarının hukuka uygun delil vasfı taşımadığı belirtilmiştir. Kaldı ki, içeriklerde somut olarak kültür varlığı ticareti yapıldığına dair bir görüşmenin de mevcut olmadığı vurgulanmıştır.

Ayrıca, 2863 sayılı Kanun’un 67/2. maddesinde düzenlenen “kültür varlığı ticaretine aykırılık” suçunun oluşması için gerekli olan “satışa arz edilmesi”, “satılması”, “verilmesi”, “satın alınması” ve “kabul edilmesi” eylemlerinden hiçbirinin somut olayda gerçekleşmediği tespit edilmiştir. Aynı şekilde, 67/3. maddesindeki ticaret suçunun unsurları da oluşmamıştır.

Yargıtay, sanığın evinde ele geçirilen üç adet sikkenin kendisine babasından ve dedesinden kaldığını beyan etmesi karşısında, bu sikkeler ve av tüfeği üzerinde üniversitelerin arkeoloji ve sanat tarihi kürsülerine mensup öğretim üyelerinden oluşan bilirkişi kuruluna inceleme yaptırılarak, mevcut durumu itibarıyla bilim, kültür, din veya güzel sanatlarla ilgisi, tasnif ve tescile tabi olup olmadığı, yani 2863 sayılı Kanun kapsamında korunması gerekli taşınır kültür varlığı olup olmadığının tespit edilmesi gerektiğini belirtmiştir. Anılan niteliği haiz olduklarının belirlenmesi halinde eylemin 2863 sayılı Kanun’un 70/1. maddesinde düzenlenen “kültür varlığını bulundurma” suçu kapsamında değerlendirilerek sanığın hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği gözetilmediği için, bu hüküm BOZULMUŞTUR.

Yorum

Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin bu kararı, ceza yargılamasında hukuka uygun delil toplama ve değerlendirme ilkelerinin vazgeçilmezliğini bir kez daha gözler önüne sermiştir. Özellikle haberleşme özgürlüğünün kutsallığı ve CMK 135. maddesinin titizlikle uygulanması gerektiği, iletişimin denetlenmesi yoluyla elde edilen delillerin tek başına mahkumiyet için yeterli sayılamayacağı vurgulanmıştır. Bu, yargılama makamlarının somut, maddi ve destekleyici delillerle hüküm kurma yükümlülüğünü pekiştirmektedir.

Karar, ayrıca 2863 sayılı Kanun’a muhalefet suçlarında delillerin niteliği ve kapsamı hakkında önemli bir yol göstericidir. İzinsiz kazı suçlarında telefon dinlemelerinin tek başına yetersizliği, bu tür suçlarda fiziki delillerin ve suçüstü hallerinin önemini artırmaktadır. Kültür varlığı ticareti suçunda ise, iletişimin denetlenmesinin ancak katalog suçlarda mümkün olduğu ve elde edilen delillerin hukuka uygunluğunun titizlikle incelenmesi gerektiği ortaya konmuştur. Dahası, el konulan eşyaların “kültür varlığı” niteliği taşıyıp taşımadığının uzman bilirkişi raporuyla belirlenmesinin, suçun vasfı ve dolayısıyla uygulanacak kanun maddesi açısından hayati öneme sahip olduğu net bir şekilde ifade edilmiştir.

Bu içtihat, bireylerin haberleşme özgürlüklerinin korunması ve adil yargılanma hakkının güvence altına alınması adına önemli bir referans noktası niteliğindedir. Hukuk bürosu olarak, bu tür karmaşık hukuki süreçlerde müvekkillerimizin haklarını korumak adına güncel içtihatları yakından takip etmekte ve müvekkillerimize en doğru hukuki danışmanlık ve temsil hizmetini sunmaktayız.

Karar Künyesi

  • Yargıtay Dairesi: 12. Ceza Dairesi
  • Esas No: 2020/8932
  • Karar No: 2021/8938
  • Karar Tarihi: 15/12/2021
  • Mahkemesi: Asliye Ceza Mahkemesi
  • Suç: 2863 sayılı Kanuna aykırılık
  • Hüküm: Sanık … hakkında verilen beraat hükmü düşme kararı verilmesi gerektiğinden BOZULDU. Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … hakkında verilen izinsiz kazı suçundan beraat hükümleri ONANDI. Sanık … hakkında verilen kültür varlığı ticareti suçundan beraat hükmü, bilirkişi incelemesi eksikliği nedeniyle BOZULDU.

Hukuki süreçleriniz hakkında profesyonel destek almak için bizimle iletişime geçebilirsiniz.

SIKÇA SORULAN SORULAR

  • Bu Yargıtay 12. Ceza Dairesi kararının konusu nedir?

    Karar, define/kültür varlığı bulmak amacıyla izinsiz kazı yapma ve kültür varlığı ticareti suçlarında telefon dinleme kayıtlarının delil değerini, 2863 sayılı Kanun kapsamında değerlendirmektedir.

  • Sanıklardan biri hakkında neden u0022düşmeu0022 kararı verilmesi gerekiyordu?

    Yargılama sırasında vefat eden sanık için TCK 64/1 uyarınca kamu davasının düşmesine karar verilmesi zorunludur; ilk derece mahkemesinin beraat kararı vermesi bu nedenle bozulmuştur.

  • İzinsiz kazı suçundaki beraat kararı neden onandı?

    Telefon dinleme kayıtları tek başına kesin delil sayılmadığından ve dosyada kazı çukuru veya somut bir suçüstü hali bulunmadığından, sanıkların mahkûmiyeti için yeterli kesin delil bulunmadığı kabul edildi.

  • Kültür varlığı ticareti suçundaki beraat kararı neden bozuldu?

    2863 sayılı Kanun’un 67/2-3 maddesi CMK 135’teki katalog suçlar arasında olmadığından telefon dinleme delili zaten hukuka aykırıydı; ancak mahkeme, ele geçen sikkelerin u0022kültür varlığıu0022 niteliği taşıyıp taşımadığını bilirkişiye tespit ettirmeden karar verdiği için eksik inceleme nedeniyle bozuldu.

  • Bu karardan çıkan pratik sonuç nedir?

    Telefon dinleme delilleri ancak CMK 135’te sayılan katalog suçlarda kullanılabilir ve tek başına yeterli değildir; el konulan eşyanın u0022kültür varlığıu0022 sayılıp sayılmayacağı mutlaka uzman bilirkişi incelemesiyle belirlenmelidir.

İLGİLİ YAZILAR