Abonelik Benim Üzerime Ama Ben Kullanmıyordum, Fatura Borcuna İtiraz Edebilir miyim?
Yıllar önce taşındığınız bir evin aboneliğini üzerinizden almayı unuttuğunuz için, hiç kullanmadığınız bir dönemin faturasıyla veya icra tebligatıyla karşılaşmış olabilirsiniz.
Elektrik, su veya doğalgaz aboneliği hâlâ sizin üzerinizde ama hizmeti siz kullanmıyorsanız, biriken fatura borcuna itiraz etmeniz mümkün. Ama “ben kullanmadım” demek tek başına bu borcu ortadan kaldırmaya yetmiyor.
Bu savunmanın neden çoğu zaman geçersiz sayıldığını, Yargıtay’ın abone kusuru ile şirketin müterafik kusuruna yaklaşımını ve rücu sürecini anlatıyoruz.
Abonelik Sözleşmelerinin Hukuki Temeli ve İptal (Fesih) Yükümlülüğü
Hukuk sistemimizde abonelik sözleşmeleri, özel hukuk alanına giren ve imzalanması ile birlikte sonuçlarını bu alanda doğuran, tüketiciye belirli bir mal veya hizmetin sürekli olarak veya düzenli aralıklarla edinmesini sağlayan hukuki işlemlerdir. Bu sözleşmelerin en temel özelliği, her iki tarafa da sürekli borç yüklemesidir. Elektrik veya su şirketi size kesintisiz hizmet sunmayı taahhüt ederken, siz de abone olarak tüketilen hizmetin bedelini zamanında ödemeyi taahhüt edersiniz.
Abonelik ilişkisi, siz fiilen o adresten taşınsanız bile, kuruma resmi bir iptal bildirimi (fesih) yapmadığınız sürece hukuken devam eder. İlgili mevzuatlar, tüketicinin belirsiz süreli veya süresi bir yılı aşan belirli süreli abonelik sözleşmesini dilediği zaman, herhangi bir cezai şart ödemeksizin ve gerekçe göstermeksizin feshetme hakkına sahip olduğunu açıkça düzenlemiştir. Aboneliklerin iptal prosedürleri ve doğurabileceği diğer hukuki ihtilaflar hakkında derinlemesine bilgi edinmek için Abonelik Hukuku sayfamızı inceleyebilirsiniz.
Taşınma, kiralama veya satış gibi nedenlerle o adresteki hizmet alma ihtiyacınız ortadan kalktığında, kuruma yapacağınız basit bir başvuru işlemiyle abonelik sözleşmesini sona erdirebilirsiniz. Bu bildirimi yaptığınız an, sözleşme nedeniyle hem kendiniz hem de karşı taraf nezdinde doğmuş tüm hak ve borçlardan arınmış olarak o hukuki ilişkiden güvenle ayrılırsınız. Ancak bu resmi bildirimi yapmazsanız, yasal sorumluluğunuz sayacın döndüğü her an devam eder.
“Ben Kullanmadım” Savunması Neden Geçersizdir? (Müteselsil Sorumluluk)
Eski evinizde kalan borçlar nedeniyle icraya verildiğinizde, dağıtım şirketine “Kira sözleşmem bitti, ben o tarihte taşınmıştım, o elektriği yeni kiracı kullandı” şeklinde yapacağınız bir itiraz, borcu sizden silmez. Çünkü borçlar hukuku ve Yargıtay uygulamaları, sözleşmeye aykırı davranan aboneyi oldukça ağır bir “birlikte sorumluluk” (müteselsil sorumluluk) mekanizması ile bağlamaktadır.
Hukuki kurallara göre; resmi sözleşme kimin adınaysa, o sözleşme üzerinden yapılan kullanımlardan (kaçak veya normal fatura borcu olması fark etmeksizin) sözleşme sahibi ile hizmeti fiilen kullanan kişi müteselsilen (zincirleme) sorumludur.
Bunun hukuki altyapısı şu ilkelere dayanır:
| Üçüncü Kişiye Kullanım Olanağı Tanıma | Abone, basit bir işlemle sözleşmeyi feshetme imkanı varken bunu yapmayarak, kendi aboneliği üzerinden üçüncü kişilerin (kiracının, akrabanın veya evi işgal eden birinin) hizmeti kullanmasına bilerek veya ihmalen olanak tanımış sayılır. |
| Sözleşmeye Aykırılık | Sözleşme hukukuna göre bir hakkın devredilemezliği esastır. Kendi adınıza olan sayacı fiilen başkasına kullandırmak, sözleşme hukukundan doğan yükümlülüklerinize açık bir aykırılıktır. |
| Sonuçlara Katlanma Yükümlülüğü | Kendi ihmaliyle başkasının kullanımına zemin hazırlayan abone, yasa gereği ortaya çıkan bu zararın sonuçlarına katlanmak zorundadır. |
Alacaklı konumundaki dağıtım şirketi (sağlayıcı), birikmiş fatura borcunu sorumluların tamamından (hem sizden hem de asıl kullanıcıdan) talep edebileceği gibi, dilerse bunlardan sadece birinden de isteyebilir. Şirketler genellikle tahsilatı en kolay olanı, yani adına kayıtlı malvarlığı ve resmi bir sözleşmesi bulunan sizi (aboneyi) hedef alarak icra takibi başlatır.
Ne yapılabileceğini birlikte konuşalım. Bize yazmanız yeterli.
Yargıtay ve Emsal Karar Yaklaşımı: Abonenin Kusuru ve Şirketin “Müterafik Kusuru”
Sizin adınıza olan aboneliğin başkası tarafından kullanılması ve oluşan borçlara ilişkin Yüksek Mahkeme’nin (Yargıtay) yaklaşımı son derece net ve yıllardır istikrar kazanmış durumdadır. Ancak Yargıtay, aboneyi tamamen savunmasız bırakmamakta; fahiş faiz ve zamlar konusunda şirketleri de denetleyen “müterafik kusur” (birlikte kusur) indirimini devreye sokmaktadır. Bu husus, haksız icra takiplerinde en güçlü hukuki silahımızdır.
1. Sorumluluğun Sabitliği (Abonenin Kusuru)
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun (HGK) 24/09/2003 tarihli, 27/04/2011 tarihli ve Yargıtay 3. Hukuk Dairesi’nin 22/12/2014 tarihli kararlarında altı çizildiği üzere; abonenin sözleşmeyi iptal ettirmeyerek üçüncü kişilerin kullanımına olanak tanıması tek başına sonuçlarına katlanılması gereken bir kusurdur. Bu nedenle Yargıtay, ana borç (kullanılan elektriğin/suyun/gazın kendi bedeli) yönünden abonenin itirazlarını kesin olarak reddetmektedir. Yani o tüketim bedelini ödemekle yükümlüsünüz.
2. Gecikme Zammı ve Faizlerde Şirketin Müterafik (Birlikte) Kusuru
İşte davanın seyrini değiştirecek en kritik Yargıtay içtihadı buradadır. Bir abone olarak aylar veya yıllar boyunca o sayacın faturası ödenmediği halde, dağıtım şirketi hizmeti (elektriği/suyu) kesmemiş ve borcun on binlerce liraya ulaşmasına seyirci kalmış olabilir.
Yargıtay HGK’nın 10/06/2020 tarihli (2017/3-1048 E., 2020/381 K.) ve 3. HD’nin 18/06/2015 tarihli kararlarına göre; abonenin faturaları ödememesine rağmen, hizmet sağlayıcısının ilgili mevzuat gereği hizmeti vaktinde kesmemesi şirket açısından “müterafik kusur” teşkil eder. Bu durum, ana borçtan yasal sorumluluğunuzu ortadan kaldırmaz ve asıl tüketim bedelinden beraat etmenizi sağlamaz. Ancak;
- Mahkeme, ilgili mevzuat hükümlerine göre şirketin hizmeti kesmesi gereken yasal tarihi (örneğin son ödeme tarihinden 15 gün sonrası vb.) tespit eder.
- Bu “kesilmesi gereken tarihe kadar” olan sarfiyatın gecikme zammı ve faizinden abone tam sorumlu tutulur.
- Ancak şirketin hizmeti kesmesi gerekirken kesmediği daha sonraki süreler yönünden, işleyecek fahiş gecikme zamları ve sözleşmesel faiz oranları üzerinden, hizmet sağlayıcısının müterafik kusuruna dayanılarak mahkemece “tenkis” (indirim) yapılır.
- Yapılacak bu hakkaniyet indirimi (tenkis) sonucunda, alacaklının (şirketin) isteyebileceği faiz oranı “yasal faiz” oranından aşağı olamaz, zira kanun koyucu borcun geç ödenmesi durumunda alacaklının asgari zararının yasal faiz kadar olduğunu kabul etmiştir.
Özetle; binlerce liralık astronomik faiz ve gecikme zammı eklenmiş bir borçla karşılaşırsanız, şirket görevlilerinin ihmalini mahkeme önünde kanıtlayarak bu borcun sadece ana para ve yasal faiz seviyesine indirilmesini sağlayabilirsiniz.
Görevli Mahkeme, Tüketici Hakem Heyeti ve “Rücu” Süreci
Borç faturasıyla veya icra takibiyle karşılaştığınızda süreci profesyonel bir hukuki sıralama ile yürütmeniz büyük önem taşır. “Nasıl olsa haklıyım” diyerek icra tebligatlarını görmezden gelmek, maaşınıza ve banka hesaplarınıza haciz konulmasıyla sonuçlanacaktır.
1. Tüketici Hakem Heyetine Başvuru: Sağlayıcı şirketin meskenler için sunduğu hizmetleri konu alan abonelik sözleşmeleri “tüketici işlemi” niteliğindedir. İtiraz edeceğiniz borç tutarı, 2026 yılı için belirlenen parasal sınırların altındaysa (bu sınır her yıl Vergi Usul Kanunu yeniden değerleme oranına göre artırılır), uyuşmazlığın çözümü için Tüketici Hakem Heyetine başvurmanız kanuni bir zorunluluktur.
Heyet kararları tarafları bağlar ve mahkeme ilamı niteliğinde icra edilir. Borç bu sınırın üzerindeyse, arabuluculuk sürecinin ardından Tüketici Mahkemelerinde “Menfi Tespit (Borçlu Olunmadığının Tespiti)” davası açılması gerekir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu kararlarına göre, ortada yazılı bir abonelik sözleşmesi bulunmasa dahi, hizmeti satın alan (fiili kullanıcı) tüketici, hizmeti sunan ise satıcı sıfatını taşıdığından bu uyuşmazlıkların çözüm yeri kesin olarak Tüketici Mahkemeleridir.
2. Şirkete Karşı Açılacak Dava (İndirim/Tenkis): Mahkemede veya Hakem Heyetinde öncelikli amacımız borcu tamamen sıfırlamak değil; Yargıtay kararlarında belirtildiği üzere “müterafik kusur” ilkesini işleterek haksız yere şişirilmiş cezaları, gecikme zamlarını ve faizleri iptal ettirerek ödenecek meblağı yasal sınırlarına (ana para + yasal faiz) çekmektir. Şirketler bu tür davalarda sözleşmedeki ağır hükümleri ileri sürse de, haksız şart teşkil eden maddeler mahkemeler nezdinde tüketici lehine yorumlanacaktır.
3. Asıl Kullanıcıya (Kiracıya) Karşı “Rücu” Davası: Şirketle olan ilişkinizi çözüp borcu ödedikten sonraki en önemli adım budur. Hukuk sistemi, sizin haksız yere ödediğiniz bedeli “sebepsiz zenginleşen” asıl kullanıcıdan geri almanıza olanak tanır. Elektriği, suyu veya gazı fiilen kullanan eski kiracınıza veya taşınmazı kullanan şahsa karşı Asliye Hukuk Mahkemelerinde Rücu (Geri Alma) davası açılır.
Bu davada; kira sözleşmeniz, o dönemde o adreste oturmadığınıza dair ikametgah belgeleriniz ve kuruma yaptığınız ödeme dekontları en güçlü delillerinizdir. Adalet, sizin şirkete karşı sorumlu olmanızı emretse de, günün sonunda faturanın bedelini hizmeti bilfiil tüketen kişiye ödetecektir.
Avukat Değerlendirmesi ve Sonuç
Bir yeri terk etmiş olsanız bile abonelik üzerinizdeyse, o hattaki tüketimden kullanıcıyla birlikte sorumlu tutulabilirsiniz. Ben kullanmadım demek tek başına icra takibini durdurmuyor.
Abonelik sizin adınıza kayıtlıysa, sağlayıcıya karşı sözleşmenin tarafı sizsiniz ve fatura borcundan kural olarak siz sorumlusunuz. Kullanmadığınız yönündeki savunma, sağlayıcıyla aranızdaki ilişkiyi değiştirmez; ancak taşınmazı fiilen kullanan kişiye rücu hakkınızı saklı tutar. Bu nedenle iki iş birlikte yapılmalıdır.
Birincisi, taşınmazdan ayrıldığınız ya da kullanımın başkasına geçtiği tarihte aboneliği usulüne uygun biçimde sona erdirmektir; 6502 sayılı Kanun’un 52. maddesi fesih bildiriminin kâğıt üzerinde veya kalıcı veri saklayıcısıyla yapılmasını yeterli sayar ve Yönetmeliğin 24. maddesi talebin en geç yedi gün içinde yerine getirilmesini zorunlu tutar.
İkincisi, kullanımın kime ait olduğunu belgelemektir: kira sözleşmesi, tahliye tutanağı, adres değişikliği kaydı ve endeks okuma tarihleri bu noktada belirleyicidir. Fesih bildiriminden sonraki döneme ait faturalar bakımından ise bedel talep edilemeyeceği kuralı doğrudan lehinize işler. Kiracının kaçak kullanımında ev sahibinin durumunu ayrı bir yazıda ele aldık. Abonelik Hukuku alanındaki deneyimimizle, adınıza çıkan faturalara itiraz ve rücu sürecinizi yürütmek için iletişim sayfamızdan bize ulaşabilirsiniz.
SIKÇA SORULAN SORULAR
-
Aboneliği iptal ettirmeden taşınırsam ne gibi hukuki risklerle karşılaşırım?
Taşındığınız halde aboneliği iptal ettirmezseniz, sizden sonraki kişilerin yaptığı tüm harcamalardan ve kaçak kullanımlardan yasal olarak sorumlu tutulursunuz. Dağıtım şirketleri borcun tahsili için genellikle tahsilatı en kolay olan resmi sözleşme sahibini hedef alarak icra takibi başlatır ve bu durum banka hesaplarınıza haciz konulmasına yol açabilir.
-
Başkasına ait olan elektrik veya su borcu için bana icra takibi gelebilir mi?
Evet, abonelik sözleşmesi hala sizin üzerinizeyse hizmeti fiilen kimin kullandığına bakılmaksızın borçtan müteselsilen sorumlu sayılırsınız. ‘O adreste ben oturmuyordum’ savunması tek başına dağıtım şirketine karşı borcu silmez, çünkü sözleşmeyi feshetmeyerek başkasının kullanımına olanak tanımış kabul edilirsiniz.
-
Abonelik borcundaki fahiş faiz ve gecikme zamlarını düşürmek mümkün mü?
Yargıtay içtihatlarına göre dağıtım şirketinin borç ödenmediği halde hizmeti vaktinde kesmemesi ‘müterafik kusur’ sayılır ve bu durum fahiş faizlerin indirilmesini sağlar. Uzman bir avukat aracılığıyla açılacak dava ile borcun sadece ana para ve yasal faiz seviyesine çekilmesi, haksız yere şişirilmiş cezaların iptal edilmesi mümkündür.
-
Ödemek zorunda kaldığım başkasına ait fatura borcunu geri alabilir miyim?
Şirkete ödeme yaptıktan sonra ‘rücu davası’ açarak, parayı asıl kullanıcıdan (örneğin eski kiracınızdan) yasal faiziyle birlikte geri isteyebilirsiniz. Asliye Hukuk Mahkemelerinde açılacak bu davada kira sözleşmesi ve ikametgah kayıtları gibi delillerle sebepsiz zenginleşen taraftan maddi kaybınızı telafi edebilirsiniz.
-
Eski abonelik borçlarına itiraz etmek için hangi kuruma başvurmam gerekir?
Borç miktarı 2026 yılı için belirlenen yasal sınırların altındaysa Tüketici Hakem Heyetine, bu sınırın üzerindeyse Tüketici Mahkemelerine başvurmanız gerekir. Yazılı sözleşme olmasa bile hizmeti satın alan kişi tüketici sıfatı taşıdığından, uyuşmazlıkların çözüm yeri kesinlikle tüketici yargı mercileridir.
-
Eski evimin abonelik kaydını nasıl kapattırırım?
Elektrik, su veya doğalgaz şirketine abonelik kapatma talebini yazılı olarak iletin. Şirket son sayaç okumasını yapar ve aboneliği sonlandırır. Başvuru tarihini ve kapanış belgesini saklayın, çünkü sonradan gelen fatura veya icra takibinde bu belge sizin savunmanızın temelidir.
-
Kullanmadığım abonelik için icra takibi gelirse ne kadar sürem var?
Ödeme emrinin tebliğinden itibaren yedi gün içinde icra dairesine itiraz etmeniz gerekir. Süreyi kaçırırsanız takip kesinleşebilir. İtirazda hizmeti kullanmadığınızı ve varsa aboneliği kapattığınızı gösteren belgeleri sunmak sonraki aşamada güçlü bir delil oluşturur.




