Terör örgütü üyeliğinden mahkum oldunuz ama kastınız hiç sorgulanmadı mı?
FETÖ/PDY soruşturmaları kapsamında terör örgütü üyeliğinden mahkum olduysanız ve mahkemenin sizin gerçekten niyetinizi araştırmadığını düşünüyorsanız, yalnız değilsiniz. AİHM Büyük Dairesi, tam da bu meseleyi ele alan çok önemli bir karara imza attı ve Türkiye’yi hem bu konuda hem de cezaevi koşulları yüzünden mahkum etti.
Sadece bir örgütle bağlantınızın olması yeterli değildir; o örgütün gerçek amacından haberdar olduğunuzun kanıtlanması gerekir. Mahkumiyetiniz bu unsur araştırılmadan verildiyse itiraz hakkınız olabilir.
Olayın Özeti
Şaban Yasak adlı bir Türk vatandaşı, Türk Ceza Kanunu’nun 314/2. maddesi uyarınca silahlı terör örgütü üyeliğinden mahkum edildi. Mahkumiyet, 2011-2014 yılları arasında FETÖ/PDY olarak adlandırılan yapının eğitim kanadındaki faaliyetlerine, Bank Asya’ya yaptığı para transferine ve şüpheli kişilerle telefon görüşmelerine dayanıyordu. Başvurucu bu mahkumiyete ek olarak, cezasını çektiği Çorum Cezaevi’ndeki gözaltı koşullarından da şikayetçiydi. Dava, AİHM Dairesi’nin kararının ardından Büyük Daire’ye taşındı ve orada geniş kapsamlı bir incelemeye tabi tutuldu.
AİHM Büyük Dairesi’nin Değerlendirmesi
Mahkeme, Sözleşme’nin 7. maddesindeki kanunsuz suç olmaz ilkesinin ihlal edildiğine 11’e karşı 6 oyla karar verdi. Yüksel Yalçınkaya kararından farklı olarak burada ByLock değil daha geniş bir delil grubu kullanılmıştı, ama sorun aynıydı: kasıt unsuru yeterince araştırılmamıştı.
Yerel mahkemeler, başvurucunun örgütün stratejik yapısıyla kişisel, işlevsel ya da hiyerarşik bir bağı olup olmadığını, sorumluluk düzeyini somut olarak ortaya koymadan sadece eğitim alanındaki faaliyetlerine dayanmıştı. Örgütün dini bir hareketten terör örgütüne dönüştüğünü başvurucunun ne zaman ve nasıl öğrendiği de kanıtlanmamıştı. Mahkemeye göre bu, kişisel cezai sorumluluğun temeli olan zihinsel bağlantı yani kasıt tespit edilmeden ceza verilmesi anlamına geliyordu.
Ayrıca Mahkeme, 9’a karşı 8 oyla Sözleşme’nin 3. maddesinin de ihlal edildiğine karar verdi. Çorum Cezaevi 477 kişilik kapasitesine rağmen 1.950-2.000 mahkum barındırıyordu. Başvurucu yaklaşık 14 ay boyunca yerde yatmak zorunda kaldı, sürekli gürültü ve yapay ışığa maruz kaldı, 37-47 kişiye sadece iki tuvalet ve duş düşüyordu. Bu koşulların birikimli etkisinin, özgürlükten yoksun bırakılmanın doğasında olan sıkıntının ötesine geçtiği sonucuna varıldı.
Bu Karar Ne Anlama Geliyor?
Bu karar, terörle mücadele davalarında sadece eylemin değil, kişinin o eylemi hangi bilgi ve niyetle yaptığının da ayrı ayrı ispatlanması gerektiğini net biçimde ortaya koyuyor. Eğer bir örgütle bağlantınız uzun yıllar dini, eğitimsel ya da meslekle ilgili göründüyse ve örgütün gerçek amacından haberdar olduğunuz kanıtlanmadan mahkum edildiyseniz, bu kararı emsal göstererek hukuki yollara başvurabilirsiniz.
Aynı şekilde cezaevinde aşırı kalabalık, hijyen eksikliği gibi koşullara maruz kaldıysanız, bu durumun da insanlık dışı muamele sayılabileceğini unutmayın. Böyle bir sürecin içindeyseniz, dosyanızı bir uzmanla değerlendirmeniz faydalı olacaktır.
Kasıt ayrı ayrı kanıtlanmalı
Örgüt üyeliğinden mahkumiyet için sadece eylem değil, kişinin örgütün gerçek amacını bilerek hareket ettiği de somut delillerle gösterilmeli.
Zaman dilimi önemli
Bir yapının ne zaman terör örgütüne dönüştüğü ve kişinin bunu ne zaman öğrendiği ayrı ayrı incelenmeli, genel varsayımlarla mahkumiyet kurulamaz.
Cezaevi koşulları da hak ihlali sayılabilir
Aşırı kalabalık, yetersiz hijyen ve uygunsuz uyku koşullarının birikimli etkisi insanlık dışı muamele kapsamına girebilir.
Karar Künyesi
| Daire | Esas No | Karar No | Tarih | Konu |
|---|---|---|---|---|
| AİHM Büyük Dairesi | 17389/20 | Başvuru Kararı | 05.05.2026 | Terör örgütü üyeliğinde kasıt unsurunun ispatı ve cezaevi koşullarının insan haklarına uygunluğu |
Haksız Mahkumiyetinize Karşı Hukuki Destek Alın
FETÖ/PDY kapsamında verilen mahkumiyet kararlarına veya cezaevi koşullarına ilişkin haklarınızı öğrenmek için bizimle iletişime geçin.
WhatsApp’tan yazınHemen İletişime GeçinSIKÇA SORULAN SORULAR
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Büyük Daire’nin “Yasak / Türkiye” davasında, terör örgütü üyeliği suçlarında kasıt unsurunun tespiti ve cezaevi koşullarına ilişkin verdiği emsal karara dair merak edilenler:
-
AİHM Büyük Daire’nin Yasak / Türkiye kararında 7. madde ihlali verilmesinin temel gerekçesi nedir?
AİHM’e göre yerel mahkemeler, başvurucunun örgütün eğitim kanadındaki faaliyetlerini yürütürken bu yapının bir terör örgütüne dönüştüğünü bildiğini somut delillerle kanıtlamamıştır. Sanığın hiyerarşik konumu ve sorumluluk düzeyi belirlenmeden, genel mülahazalara dayanılarak mahkum edilmesi, suçun manevi unsuru olan ‘kasıt’ (mens rea) ve bireysel cezai sorumluluk ilkelerini ihlal etmiştir.
-
Yasak / Türkiye davasını meşhur Yüksel Yalçınkaya v. Türkiye kararından ayıran temel fark nedir?
Yüksel Yalçınkaya kararında mahkumiyetin merkezinde doğrudan ByLock uygulaması kullanımı yer alırken, Yasak / Türkiye davasında başvurucu Bank Asya para transferleri, eğitim faaliyetleri ve telefon görüşmeleri gibi daha geniş bir delil yelpazesine dayanılarak mahkum edilmiştir. Ancak AİHM, deliller değişse de her iki davada da ‘kasıt unsurunun yeterince tespit edilmemesi’ ortak hatasına vurgu yapmıştır.
-
Cezaevindeki hangi fiziki koşullar AİHM tarafından ‘insanlık dışı veya aşağılayıcı muamele’ sayılmıştır?
Başvurucunun kapasitesinin çok üzerinde (477 kişilik yerde yaklaşık 2.000 kişi) kalabalık bir cezaevinde tutulması, 14 ay boyunca yerde yatması, yetersiz hijyen (37-47 kişiye iki tuvalet/duş), sürekli yapay ışık ile gürültüye maruz kalması ve sınırlı açık hava egzersiz imkanı Sözleşme’nin 3. maddesi kapsamında ihlal gerekçesi kabul edilmiştir.
-
AİHM’e göre bir örgütün terör niteliği kazanmasında ‘zaman dilimi’ faktörü neden önemlidir?
AİHM, uzun yıllar boyunca dini veya eğitimsel bir hareket olarak algılanan yapıların yasal kimlikten terör örgütüne dönüşme sürecinde, bireylerin bu radikalleşmeyi ve şiddet içeren amaçları net olarak bilip bilmediklerinin araştırılmasını şart koşar. Dönüşüm öncesi yasal dönemdeki hiyerarşik bağların doğrudan terör kastı olarak yorumlanamayacağını belirtir.
-
Yasak / Türkiye kararının Türk ceza yargılamaları ve infaz hukuku üzerindeki olası etkisi ne olacaktır?
Bu karar, terör yargılamalarında kolektif suçluluk veya varsayımlar yerine, her sanığın niyet ve kastının somut vakalarla bireysel olarak incelenmesi zorunluluğunu tescillemiştir. İnfaz hukuku açısından ise cezaevlerindeki fiziki ve hijyenik koşulların, kapasite aşımı sorunlarının uluslararası standartlara uygun şekilde iyileştirilmesi gerekliliğini yasal bir ödev olarak ortaya koymaktadır.

