Sulh Mahkemesi Kararlarının Kesin Olması Her Zaman Anayasaya Uygun mu?
Bir mahkeme kararının hiçbir üst mercie taşınamayacak şekilde kesin olması, her durumda Anayasa’ya uygun mu? Anayasa Mahkemesi’nin köklü bir kararı bu soruyu cevaplıyor.
Olayın Özeti
1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’un bir hükmü, düşük değerli kaçak eşya bulunduranlar hakkındaki sulh mahkemesi kararlarının kesin olduğunu, yani hiçbir kanun yoluna (temyiz dahil) tabi olmadığını öngörüyordu. Bu kural, hürriyeti bağlayıcı cezalarla (hapis cezasına kadar varan yaptırımlarla) sonuçlanabilen davalarda dahi uygulanıyordu. Bir sulh ceza mahkemesi, bu kuralın Anayasa’ya aykırı olabileceği kanısına vararak Anayasa Mahkemesi’ne itiraz başvurusunda bulundu.
Anayasa Mahkemesi Ne Dedi
Anayasa Mahkemesi, kuralı üç ayrı Anayasa maddesi çerçevesinde değerlendirdi. Hukuk devleti ilkesi bakımından, kanun yollarının kapatılmasının, kişi hürriyetini etkileyen kararlarda hukuki güvensizlik yarattığını belirtti. Hak arama hürriyeti bakımından, bir karara itiraz etmenin veya kanun yoluna başvurmanın bu hakkın doğal bir uzantısı olduğunu, bir yıla kadar hapis cezası öngören bir kararın dahi üst yargı merciine taşınamamasının savunma hakkının özüne dokunduğunu vurguladı.
Yargıtay’ın adliye mahkemelerinin son inceleme mercii olduğu ilkesi bakımından ise, hak arama hürriyetinin sınırlanabileceğini ancak bu sınırlamanın Anayasa’nın çizdiği çerçeveyi aşamayacağını, itiraz konusu kuralın hürriyeti bağlayıcı cezalar söz konusu olduğunda bu sınırı aştığını tespit etti. Bu değerlendirmeler sonucunda Anayasa Mahkemesi, ilgili hükmü Anayasa’ya aykırı bularak iptaline karar verdi.
Bu Karar Sizin İçin Ne Anlama Geliyor
Bu köklü karar, günümüzde de geçerliliğini koruyan temel bir ilkeyi ortaya koyuyor: hürriyeti bağlayıcı bir cezayla sonuçlanabilecek bir yargılamada, kanun yolunun (itiraz, istinaf veya temyiz) tamamen kapatılması Anayasal bir sorun teşkil edebilir. Bir mahkeme kararının kesin olduğu söylendiğinde, bu kesinliğin kapsamının ve gerekçesinin, hak arama hürriyeti ve hukuk devleti ilkeleri karşısında meşru olup olmadığını sorgulamak, hâlâ geçerli bir hukuki hak arayışı yöntemi.
Hürriyeti Bağlayıcı Cezada Kanun Yolu Kritik
Hapis cezasına varabilen yargılamalarda kanun yolunun tamamen kapatılması, hukuk devleti ilkesiyle çelişebiliyor.
Kanun Yolu Hak Arama Hürriyetinin Parçası
Bir karara itiraz etme veya üst mercie taşıma imkanı, Anayasal hak arama hürriyetinin doğal bir uzantısı sayılıyor.
Sınırlama Anayasal Çerçeveyi Aşamaz
Kanun koyucu kanun yolunu sınırlayabilir, ancak bu sınırlama Anayasa’nın çizdiği temel çerçeveyi aşamaz.
Karar Künyesi
| Daire | Esas No | Karar No | Tarih | Konu |
|---|---|---|---|---|
| Anayasa Mahkemesi | 1968/61 E. | 1969/23 K. | 29.04.1969 | Hürriyeti bağlayıcı ceza öngören sulh mahkemesi kararlarının kesin sayılmasının hak arama hürriyetine aykırılığı |
Kararınızın Kesin Sayılıp Sayılmadığını ve Kanun Yollarını Netleştirin
Bir kararın kesinliği her zaman tartışmasız değildir, haklarınızı öğrenin. Türkyılmaz Hukuk Bürosu olarak dava süreçlerinizde yanınızdayız.
WhatsApp’tan yazınHemen İletişime GeçinSIKÇA SORULAN SORULAR
-
Bu kararın konusu neydi?
1918 sayılı Kaçakçılığın Men ve Takibine Dair Kanun’un, sulh mahkemesi kararlarının kesin olduğunu ve temyiz edilemeyeceğini öngören hükmünün Anayasa’ya uygunluğu tartışılmıştır.
-
Hangi mahkeme itiraz başvurusunda bulunmuştu?
Mardin Sulh Ceza Mahkemesi, kendi önündeki bir davada bu kesinlik kuralının Anayasa’ya aykırı olabileceği kanısıyla AYM’ye başvurmuştur.
-
Dava konusu olay neydi?
Sif değeri düşük kaçak eşyayı bulunduran kişiler aleyhine açılan ve hürriyeti bağlayıcı cezayla sonuçlanabilecek davalarda, temyiz yolunun kapalı olması sorgulanmıştır.
-
Bu tarihi kararın günümüz için önemi nedir?
Hak arama hürriyeti ve hukuk devleti ilkelerinin, kanun yollarının kapatılmasına karşı bir denge unsuru olarak nasıl işlediğini gösteren temel bir referans kararıdır.

